Köklü tarihi, kültürel ve geleneksel bağlara sahip bulunduğu Orta Doğu'da barışın tesisinin tüm dünyanın istikrarı ve gönenci açısından önem arzettiğine inanan Türkiye, Filistin-İsrail sorununa kalıcı ve kapsamlı bir çözüm bulunmasını arzu etmekte ve bu amaca ulaşmak için diyaloğun tek geçerli araç olduğunu savunmaktadır.
Türkiye, Orta Doğu'da barışın sağlanması yönündeki çabaların daima kuvvetli bir destekleyicisi olmuştur. Bu anlayış doğrultusunda, İsrail ve Filistin tarafı ile temaslarımız sürmektedir.
Son olarak, Cumhurbaşkanımız, İsrail Cumhurbaşkanı Moshe Katsav ve Filistin Ulusal Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas'ın davetine icabetle, 6-8 Haziran 2006 tarihlerinde İsrail ve Filistin'i ziyaret etmiştir.
Cumhurbaşkanımız, İsrail ziyareti kapsamında, İsrail Cumhurbaşkanı Moshe Katsav, Başbakan Ehud Olmert, Başbakan Yardımcısı Shimon Peres, Dışişleri Bakanı Tzippi Livni ve ana muhalefet lideri Benyamin Netanyahu ile görüşmüş ve İsrail Meclisi Knesset'e hitap etmiştir.
Cumhurbaşkanımız, Knesset'te yaptığı konuşmada, İsrail'in komşularıyla kalıcı bir barış kurması için Türkiye'nin elinden geldiği ölçüde yardımcı olmaya hazır olduğunu, İsrail ve Filistin'in dostluk ve güvenini sağlayabilmiş olma ayrıcalığını taşıyan ülkemizin bu ayrıcalığı bir sorumluluk olarak gördüğünü ve İsrail Başbakanı Olmert'in en kısa zamanda Filistin Ulusal Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas ile görüşmelere başlamasını umduğunu ifade etmiştir.
Türkiye'nin Orta Doğu Barış Süreci'ni her zaman desteklediğini ve kalıcı barışın karşılıklı görüşmeler yoluyla tesis edilebileceğine inandığını, barış sürecinde yol haritası temelinde yan yana iki devlet doğrultusunda ilerleme sağlanması için her iki tarafla eşgüdüm içinde yapıcı katkılarını sürdürmeye kararlı olduğunu belirten Cumhurbaşkanımızın konuşmasının Knesset'te ayakta alkışlanması, gerek verilen mesajların doğru algılandığını göstermesi, gerek ülkemize verilen önemi simgelemesi açısından anlamlıdır.
İsrail Cumhurbaşkanı Katsav'ın onuruna verdiği yemekte ikili ilişkilere değinen Cumhurbaşkanımız, Türkiye ile İsrail arasında tarihin sınavından geçmiş sağlam ve çok yönlü ilişkiler bulunduğunu, ilişkilerimizin hızla gelişmesinde tarihsel dostluk ve ortak yararların yanısıra, iki ülkenin demokratik deneyimleri çerçevesinde paylaştıkları evrensel değerlerin belirleyici rol oynadığını vurgulamıştır.
Cumhurbaşkanımız, İsrail'deki temaslarının ardından 8 Haziran'da Filistin'e geçerek Filistin Ulusal Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas ile görüşmüştür. Görüşmede, Filistin-İsrail uyuşmazlığına ilişkin son gelişmeler kapsamlı bir şekilde değerlendirilmiş, Filistin'in içinde bulunduğu koşullar ele alınmış ve Türkiye-Filistin ilişkilerinin daha da geliştirmesi yönündeki kararlılık yinelenmiştir.
Cumhurbaşkanımız, görüşme sonrasında yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Filistin halkının sıkıntılarının hafifletilmesi için elinden gelen çabayı göstermeyi sürdüreceğini, barış sürecindeki belirsizlikten, bölgede süren çatışma ortamından ve Filistin halkının yaşam koşullarının kötüleşmesinden kaygı duyduğunu ve Filistin'deki tüm siyasal grupların gerçekçi bir yaklaşımla, birlik içinde davranmasının yararına inandığını ifade etmiştir.
Cumhurbaşkanımız, Türkiye'nin, İsrail ile uluslararası
tanınmış sınırlarda, yanyana, barış ve güvenlik içinde yaşayacak Bağımsız Filistin Devleti'nin kurulmasını dilediğini de sözlerine eklemiştir.
İsrail ve Filistin'e Türkiye'den yapılan bu en üst düzey ziyaret, Türkiye'nin bölgedeki önemini kuvvetli biçimde vurgulayan bir gelişme olmasının ötesinde, Orta Doğu'da atmosferi daima pozitif yönde etkileme gücüne sahip, nadir ülkelerden biri olduğunu da bir kez daha göstermiştir.