Balkanlar, çeşitli kültürlerin birbiriyle iç içe geçtiği ve pek çok etnik grubun bir arada yaşadığı stratejik bir bölgedir. Avrupa ve Asya arasındaki enerji, ulaşım ve iletişim koridorlarının bölgeden geçmesi Balkanların önemini arttırmaktadır. Geçtiğimiz dönem içinde yaşanan insani trajediler, bölgenin istikrarının başta Avrupa olmak üzere geniş bir coğrafyayı etkileme potansiyeli taşıması gibi unsurlar, uluslararası toplumun bölgeye ilgisini canlı tutmaktadır.
Eski Yugoslavya Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanmasıyla Balkan coğrafyasında siyasi harita değişmeye başlamış, bunun son halkasını, Karadağ halkının geçtiğimiz ay gerçekleştirilen referandumda Sırbistan'dan ayrılma yönündeki kararı ve takiben 3 Haziran 2006 tarihinde Karadağ'ın bağımsızlık ilanı oluşturmuştur.
Anılan referandum, Sırbistan ve Karadağ Birliği'ni oluşturan Anlaşma'ya uygun bir şekilde ve gözlemciler tarafından da tespit edildiği üzere uluslararası toplumun çizdiği çerçevede gerçekleştirilmiştir. Referandumu takip eden günlerde başta Sırbistan yetkilileri olmak üzere, konuyla ilgili tüm uluslararası aktörlerin kamuoyuna verdikleri mesajlar olumlu bir ton içermiştir.
Bölgedeki gelişmeleri yakından takip eden Türkiye, Karadağ halkının ve devletinin verdiği karar sonrasında da, bölgesel istikrarın devamına atfettiği önemin altını çizerek Karadağ'ın bağımsızlığını tanıyan yedinci ülke olmuştur. Karadağ referandumu sonrasında, Balkanlarda bir gerginlik çıkacağı yönündeki beklentilerin önüne geçilmesi bakımından ilgili tüm tarafların pozitif yaklaşımları önem taşımaktadır. Bölgesel istikrarın ve barışın bozulmamasına önem veren ve ayrıca bölge ülkelerinin Avrupa-Transatlantik kurumlarıyla ilişkilerinin pekiştirilmesine güçlü destek sağlamış bir ülke olan Türkiye de, Balkan ülkelerinin işbirliği zemininde ilişkilerini pekiştirmelerine değer vermektedir.
Bu zeminin güçlendirilmesini sağlayacak unsurlar arasında, Balkan ülkelerinin Avrupa perspektiflerinin korunması ilk sırada gelmektedir.
Balkanlar açısından böylesine önemli bir dönemde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 12-14 Haziran 2006 tarihlerinde Hırvatistan ve Makedonya'ya gerçekleştirdiği ziyaretler, bölgesel konularla ilgili görüşlerimizin en üst düzeyde aktarılması bakımından önem taşımıştır.
Türkiye'nin Avrupa'yla bağlantısında önemli bir bölge olan Balkanlarla yoğun siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilerimiz mevcuttur. Ortak tarihten ve insani ilişkilerden güç alan ilişkilerimizin itici gücünü Türkiye'deki Balkan kökenli vatandaşlarımız ve Balkan ülkelerindeki soydaş ve akraba topluluklarımız oluşturmaktadır.
Bölgedeki barışın işbirliği dinamiğiyle tesis edileceğini düşünen Türkiye, ilişkilerin pekiştirilebilmesini teminen ikili ve çok taraflı platformlarda etkin çaba göstermektedir.
Bu çabalarımız önümüzdeki dönemde de artarak devam edecektir. Türkiye, ayrıca bölgede barış ve istikrarın tesis edilmesi amacıyla yürütülen faaliyetlere destek vermektedir.
Bu anlayışımız doğrultusunda Türkiye, Bosna Hersek'te ve Makedonya'da görev yapan barışı koruma birliklerine iştirak etmekte, GDAÜ ve KEİ gibi bölgesel platformlar zemininde yürütülen faaliyetlerde de aktif bir rol oynamaktadır.
Türkiye, geniş Avrasya coğrafyasının merkezinde bulunan bölgesel bir güç olarak bölgesinde ve ötesinde istikrar tesis etmeye, yakın çevresinde işbirliği kuşağı oluşturmaya çaba göstermektedir.
Bu bağlamda Balkan ülkeleriyle pozitif bir gündem zemininde işbirliğinin pekiştirilmesi temel amacımız olmaya devam edecektir.