Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu’nun Türkiye’yi ziyareti

    Evangelos AVEROF’un, dönemin Dışişleri Bakanı Feridun Cemal ERKıN’in davetlisi olarak Türkiye’ye gelmesinin ardından 38 yıl sonra bir Yunan Dışişleri Bakanının Türkiye’yi ilk kez ziyaret etmesi iki ülke ilişkileri açısından, kuşkusuz tarihi bir olaydır.

    19 Ocak tarihinde soğuk bir kış akşamı başkente inen Yorgo PAPANDREU, sıcak bir şekilde karşılandı ve ertesi gün temaslarına Anıtkabir’ ziyaretle başladı.

    ÖCALAN krizinden sonra kopma noktasına gelen Türk-Yunan ilişkileri, yeni bir döneme girmiştir. Bu noktaya ulaşılmasında, Türkiye’nin Yunanistan’a yönelik son yıllardaki açılımlarına nihayet farklı bir açıdan bakma olgunluğunu ve cesaretini gösteren Yunanistan Dışişleri Bakanı PAPANDREU’nun şahsi katkılarının rolü bulunmaktadır.

    Ankara’da esasen mevcut olan yapıcı iradenin son zamanlarda Atina’da da yankı bulmasıyla iki ülke arasında işbirliği alanları belirlenmiş; turizm, ticaret, çevre, kültür, örgütlü suç, uyuşturucu kaçakçılığı, yasadışı göç ve terörizm konuları ile bunlara daha sonra bölgesel işbirliği konusunun da eklenmesiyle 6 çalışma grubu oluşturulmuştur.

    Ayrıca, iki ülkeyi kısa aralıklarla sarsan depremlerin açığa vurduğu halklar arasındaki yakın duygular temelinde politika oluşturulması, artık demokrasinin de bir gereği olarak su yüzüne çıkmış, Dışişleri Bakanlıkları yürüttükleri çalışmalarda gerekli kamuoyu desteğini elde etmişlerdir.

    Ortak komisyonların çalışmalarının ardından iki ülkeyi birbirlerine yakınlaştırmaya yönelik somut konular içeren dokuz anlaşma imza aşamasına getirilmiş ve dört tanesi iki ülke Dışişleri Bakanları tarafından 19 Ocak 2000 tarihinde Ankara’da imzalanmıştır.

    Bunlardan ilki, güvenlik anlaşması olarak da anılmakta ve iki ülke arasında terörizm, örgütlü suç, uyuşturucu kaçakçılığı ve yasadışı göçle mücadele konularından oluşmaktadır.

    Anlaşma, iki komşu ülkenin, güvenlik sorunlarının üstesinden gelmek amacıyla bilgi alış verişini de içeren etkin bir işbirliğini öngörmektedir.

    ımzalanan ikinci anlaşma ise turizm anlaşması. Her yıl turist akımına uğrayan ve büyük turizm potansiyeline sahip Türkiye ve Yunanistan, bu alanda işbirliği ile paket seyahat gibi ortak proje üzerine çalışmayı kabul etmişlerdir. Bölgeye ilgi duyan turistlere daha geniş ve daha ilgi çekici bir portföy sunulmasındaki hedef, Türkiye ve Yunanistan’a gelen turist sayısını ve elde edilen turizm gelirlerini arttırmaktır.

    İçüncü anlaşmayı, yatırımların karşılıklı teşviki ve korunması konusunda işbirliğine ilişkin anlaşma oluşturmakta.

    Bu anlaşma çerçevesinde, Türkiye ve Yunanistan, teknoloji ve sermaye dolaşımını kolaylaştırma çalışmalarıyla iki ülkenin gelişme ve ekonomik kalkınma süreçlerine olumlu yönde katkıda bulunacaklar.

    Yorgo PAPANDREU’nun beraberinde gelen çok sayıda işadamının ziyarete katılmasındaki en büyük neden de bu anlaşma.

    ımzalanan dördüncü anlaşma ise çevre korunması konusunda işbirliğine ilişkin mutabakat muhtırası. Bu anlaşmanın amacı, hedeflenen gelişme ve ekonomik kalkınmanın sürdürülebilir kılınması ve bu esnada çevresel faktörlere gereken ilginin gösterilmesi.

    ımzalanan anlaşmalara ilişkin gelişmelerin anlaşma öncesi kurulan komitelerce takip edilmesi ve anlaşmaların gelişmeler yönünde gözden geçirilmesi de kararlaştırılmıştır. Son altı ay zarfında gerçekten önemli adımlar atılmıştır. Başlatılan diyalog ilk meyvelerini vermiştir.

    ısmail CEM’in Şubat ayında Atina’yı iade-i ziyaretinde de diğer beş ya da altı anlaşmanın imzalanması planlanmaktadır.

    Ayrıca, PAPANDREU, Atina’ya geri dönerken Yunanistan Başbakanı Costas SıMıTıS’e Başbakanımız Bülent ECEVıT’in Türkiye’ye davetini de beraberinde götürmektedir. Barış, istikrar ve huzuru amaçlayan, iki ülkenin ve toplumun hayat standartlarını yükseltmeyi hedefleyen çalışmalar yapıcı olmuştur. Yeni bir çerçeve çizilmiş, yeni beklentiler doğmuştur. Görüş ayrılıkları tabii ki olacaktır ve olması da gayet doğaldır.

    Ancak, yapılmaya devam edilmesi gereken, anlaşma ve işbirliğinin sağlanabileceği alanların tespit edilmesinin devam ettirilmesidir. ıki ülke ilişkilerinde bugün varılan ortam, daha ileri adımların atılması, çatışma sözcüğünün artık ikili ilişkiler sözlüğünden çıkartılması için müsait görünmekte; bu da zorlu da olsa geleceğe yönelik çalışmalar için ümit vaadetmektedir.