¥ Karen FOGG
Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilcisi
Helsinki AB Konseyi, yeni binyılda Avrupa'nın biçimi ve görevi için derin önem taşıyan bazı kararlar aldı. Genişleme konusunda, daha içerici yeni yaklaşım, Türkiye'yi kapsamakta ve aday ülkelere, üyelik kriterlerinin yerine getirilmesi ve AB politikasının her sektöründe müzakereler için hazır olduklarının gösterilmesi için kendi tempolarını belirlemede daha fazla sorumluluk vermektedir.
Avrupa Birliği'ni 25-30 üyeli genişlemiş halinde daha yönetilebilir kılmak için gerekli kurumsal reformlar konusunda kesin bir takvim belirlendi. Aynı zamanda, Helsinki zirvesi, NATO'yu tamamlayıcı nitelikte fakat ondan bağımsız olacak yeni bir AB savunma ve güvenlik politikasının temellerini atan hayati kararlar aldı.
Eskiden alternatif stratejiler olarak görülen AB'nin "genişletilmesi" ve "derinleştirilmesi " bundan böyle bir arada yürüyecek, birbirlerini karşılıklı olarak takviye edecektir. Önümüzdeki on yıllık dönemde ortaya çıkacak olan AB, Türkiye'nin kendisiyle Ankara Anlaşması'nı imzalamış olduğu Altılar Avrupası'ndan ve hatta Gümrük Birliği'nin AB'sinden çok farklı bir yapıda olacaktır. AB hızla ilerlemektedir ve tüm aktif adaylarca dikkatle izlenmesi gerekecektir. Türkiye'nin şimdi yapması gereken, AB tarafından bugüne kadar kabul edilmiş politikalar, uygulamalar ve standartlar bütünü demek olan "müktesebat" hakkında her şeyi öğrenmekten ibaret değildir. Ayrıca, egemenliğin daha fazla paylaşılması ve yeni politikaların şekillendirilmesi konusunda AB içindeki düşünme sürecine de girmesi gerekecektir.
Diğer aday ülkeler gibi, Türk hükümeti, ülkenin Kopenhag kriterlerine uyumlu hale getirilmesine yönelik ekonomik, yasal ve kurumsal reformları kapsayan bir ulusal program hazırlamaya başlayacaktır. Siyasi kriterler ile ilgili reformların öncelikleri ve sırası hakkında daha şimdiden sağlıklı bir tartışma vardır. Ayrıca, ekonomik kriterler ile bağlantılı temel sorunların pek çoğu, IMF ile birlikte hazırlanmış olan makroekonomik istikrar programı çerçevesinde çözülecektir. Şimdi çok daha fazla dikkat gösterilmesi gereken konu "müktesebat" konusudur, endüstriyel kirlilik ve çalışma güvenliği, kamu alımları ve bankaların denetimi, tüketicinin korunması ve gıda güvenliği standartları, bölgesel politika ve endüstriyel ilişkiler gibi çok çeşitli konulara ilişkin AB politikasının otuz farklı başlığı. Liste uzundur, konular tekniktir, fakat bütün bunlar açık bir ekonomi temelinde sürdürülebilir ekonomik büyümenin sağlanması ve yaşama standartlarının geliştirilmesi ile bağlantılıdır. Bu itibarla, AB "müktesebatı" Türkiye'nin yurt içi reform gündemi için doğal bir referans noktası olmalıdır.
Türkiye'nin AB katılım sürecine dahil edilmesinin ülkede yarattığı sevinç, reform gündemini ileriye götürmede hükümete yardım edecektir. Hükümet, Kopenhag kriterlerini karşılamak amacıyla gerçekçi ve ayrıntılı bir strateji hazırlayabilmek ve daha sonra bu stratejinin uygulanmasını izleyebilmek için güçlü bir planlama ve koordinasyon kapasitesine sahip olmalıdır. Diğer aday ülkelerin bu konudaki deneyimleri çok yararlı olabilir. Müktesebat ile ilgili politika reformları konusunda profesyonel uzmanlık geliştirmek ve toplumsal bilgilenmeyi, tartışmayı ve uzlaşmayı teşvik etmek için sivil toplumun da oynayacağı önemli bir rol vardır.
Avrupa Komisyonu'nun Ankara'daki Temsilciliği, Türkiye'nin 10 ilindeki yerel bilgi büroları ile birlikte AB'ye ilişkin bilgilendirme kampanyasında doküman ve ilişki noktalarını sağlamak, uzmanlık kaynaklarına yönlendirme yapmak, kimi kez AB de neyin yapılıp neyin yapılanmayacağına dair doğru olmayan söylentileri düzeltmek için tüm gayretimizle yardımcı olmaya çalışacağız.
AB-Türkiye ilişkilerinin bu yeni aşamasının heyecan verici olmasını umuyor, yeni Milenyumda hepinize mükemmel bir başlangıç diliyoruz.
¥ GİNCEL HABER Dergisi, Sayı: 5
* * *