Güneydoğu Avrupa Ülkeleri Zirvesi

    Güneydoğu Avrupa Ülkeleri Zirvesi, Romanya'nın ev sahipliğinde 12 Şubat 2000 tarihinde Bükreş'te yapılmıştır. Ev sahibi ülkenin yanısıra Arnavutluk, Bulgaristan, Makedonya, Türkiye ve Yunanistan'ın da katıldığı Zirve'de Türkiye'yi Başbakan Bülent ECEVİT'in başkanlığında, Dışişleri Bakanı İsmail CEM'in de katıldığı bir heyet temsil etmiştir.

    Balkanlarda yeni bir sürecin başlangıcını oluşturan bu Zirve'ye, mevcut koşulların elvermemesi nedeniyle Yugoslavya Federal Cumhuriyeti davet edilmemiş, ancak yeri boş bırakılarak bayrağı masaya konulmuştur. Katılan ülkelerin liderleri, zirve vesilesiyle ikili görüşmeler yapma fırsatını da bulmuşlardır. Başbakan ECEVİT ile Yunanistan Başbakanı SİMİTİS arasında yapılan görüşmelere Dışişleri Bakanları CEM ile PAPANDREU da katılmışlardır.

    Zirve'nin en önemli sonucu, hiç kuşkusuz, ilk taslağını Türkiye'nin hazırladığı ve Aralık 1999'da tarafların Dışişleri Bakanları'nca parafe edilen Güneydoğu Avrupa'da İyi Komşuluk İlişkileri, Güvenlik, İstikrar ve İşbirliği Şartı'nın Devlet ve Hükümet Başkanları tarafından imzalanmış olmasıdır.

    Kısaca Şart diye anılan bu belge, 1934 Balkan Paktı'nın ardından bölge ülkeleri arasında imzalanan ilk siyasi belge olma niteliğini taşımaktadır. Siyasal danışmadan ticarete, kültürel bağlardan terörizmle mücadeleye kadar çeşitli alanlarda işbirliğini öngören Şart, bu alanlarda kolektif işbirliğinin çerçevesini ortaya koymaktadır.

    Öneme haiz ikinci bir metin ise Bükreş Deklarasyonu'dur. Zirve sonunda taraflarca kabul edilen Deklarasyon, bölgedeki belli başlı sorunları tanımlamakta ve çeşitli uluslararası kuruluşlarla yapılacak işbirliğinin esaslarını çizmektedir.

    Örneğin, Kosova ile ilgili paragrafta, Kosova'da tüm vatandaşlarla etnik ve dini toplulukların haklarının eşit ve tam olarak tanındığını belirtmekte, çok etnili bir toplum oluşturulması yönünde yerel liderler ile Kosova'daki uluslararası sivil ve askeri mevcudiyetlerin temsilcilerine çağrıda bulunulmaktadır.

    Bölge ülkelerinin ulusal öncelikleri, Avrupa kurumları ve NATO ile entegrasyonudur. Batı ise bu tercihi desteklemekle beraber, bölge ülkelerinin kendi aralarında işbirliği yapabildiklerini ve sorunların üstesinden gelebildiklerini görmek istemektedir. Bu bağlamda, tamamen özgün bir Balkan inisiyatifi olarak kurulan bu yegane işbirliği platformunun kurumsallaşmasına resmiyet kazandıran Şart, önemli bir adım teşkil etmektedir.

    Başarıya ulaşılabilmesi için bölge ülkelerinin çabalarını; demokratik kurumların oluşturulması, piyasa ekonomisi için uygun ortamın yaratılması, yolsuzluk, örgütlü suçlar ve terörizm ile mücadele gibi konular üzerinde yoğunlaştırmaları gerekmektedir.

    Ayrıca, Kosova'da demokratik bir toplumun oluşturulması yönünde olumlu adımların atılmaya devam edilmesi, Bosna Hersek'te ise, Dayton Anlaşması'nın tam olarak uygulanmasındaki zorlukların aşılabilmesi için Bosna Hersek'te yaşayan halklara önemli görevler düşmektedir. Balkan ülkelerinin ortak demokratik değerler, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve temel özgürlüklere saygı ilkeleri etrafında birleşmeleri gerekmektedir, zira bölge ülkelerinin ortak bir kaderi olduğunu akıldan çıkarmamak doğru olacaktır.

    Güneydoğu Avrupa Ülkeleri, imzaladıkları Şart ile tarih boyunca kaynayan Balkanların 21'nci yüzyıldaki yönünü dayanışma, işbirliği, entegrasyon ve küreselleşme sürecinde yer almak olarak belirlemişlerdir. Ancak, sonuca varılması, şüphesiz Balkan ülkelerinin gayretlerine bağlıdır.

    Bu çerçevede, Türkiye ile Yunanistan arasında başlayan ve devam etmekte olan diyalog süreci, bölge açısından da büyük önem taşımaktadır.