16.07.2003

   

Anasayfa

e-posta


 

     ANKARA, 16/07(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  15-16 Temmuz 2003 tarihlerinde yayımlanan Türkiye-AB  ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara  değinilmektedir: 

            ALMANYA BASINI: 

            Almanya'nın Sesi Radyosu'nun Türkçe yayınında (15/07)  "Rum Parlamentosu AB Üyeliğini Onayladı" başlığıyla yayımlanan  haberde, Rum Parlamentosu'nun AB üyeliğini onaylamasının  ardından "Kıbrıs'ta şimdi ne olacak?" sorusuna yanıt  aranmaktadır. Haberde, Deutsche Welle'den Rainer Sollich'in  konuyla ilgili şu görüşlerine yer verilmektedir: "Kıbrıslı  Rumların, kesinleşen AB üyeliğini Türklere karşı kazanılmış  bir zafer gibi kutlaması, eski yaraları deşeceği gibi,  uzlaşma yollarını iyice tıkayacaktır. Rum tarafının diplomatik  alanda elde ettiği bu başarıyı Türk toplumu ile barışma ve  onunla birlik içinde Avrupa'nın bir parçası olma yolunda yeni  bir fırsat olarak değerlendirmesi daha akılcı bir tutum olur.  Türk tarafının ise, Rumların AB üyeliğini, artık geriye dönüş  imkanı bulunmadığından, kendileri için bir tehdit unsuru gibi değerlendirmekten vazgeçmesinde yarar var... Sonuçta sık sık  gündeme getirilen Kuzey Kıbrıs'ın Türkiye'ye ilhakı tehdidinin  gerçekçi olmadığı ve böyle bir seçeneği AB üyeliği ile  kıyaslamanın tutarsızlığı kabul edilmelidir... Türkiye'ye  AB üyeliği için gerçekten güvenebileceği bir perspektif  sunulduğunda, Kuzey Kıbrıs'ın AB üyeliği konusu da  kendiliğinden hallolacaktır."

            Nürnberger Nachrichten gazetesinin internet sayfasında  (15/07) "AB Korkmaya Mı Başladı?" başlığı altında ve Thomas  Seibert imzasıyla yer alan bir yorumda, AB'nin Genişlemeden  Sorumlu Yüksek Komiseri Gunther Verheugen'in, Türkiye'nin  AB üyeliği hedefinden vazgeçtiği ve onun yerine üyelik  statüsünün altında özel bir AB-Türkiye ortaklığını savunmaya  başladığı ileri sürülmektedir. Bunların, Hürriyet gazetesi  tarafından kamuoyuna duyurulan, Verheugen'in kısa süre önce  gazetecilere yaptığı açıklamalarla gündeme geldiği belirtilen  yorumda, Avrupalıların, korkmaya başladığı ve sonunda  Türkiye'yi AB'ye almak zorunda kalmamak için bahane  aradıkları ve bu görüşün, Ankara ve İstanbul'da sıkça  duyulduğu öne sürülmektedir. Türklerin Avrupalıların verdiği  güvencelerin doğruluğuna yönelik kronik şüphelerinin,  Verheugen'in tavrıyla daha da arttığı ifade edilen yorumda,  Türklerin, reform üstüne reform yaparken birden, Ankara'nın  gerçekten de Kopenhag Kriterleri'ni yerine getirebileceği  olasılığı gözönüne alındığında, Avrupalıların ne kadar  rahatsız olduğunun farkına vardıkları kaydedilmektedir.  Verheugen'in, Berlin'de gazetecilerle yaptığı bir görüşmede,  kendi açısından, Ankara'yı tam üyeliğe almak yerine, "ideal"  olanın AB ve Türkiye arasında özel bir ortaklık kurulması  ve tercihinin Türkiye'nin tam üyeliğinin dışında "başka bir  çözüm" olduğunu belirttiği kaydedilen yorumda, Verheugen'in,  Türkiye'nin AB adaylığı konusunda, "sonunda gerçekleşeceğine  inanmıyorum" diyerek, Türkiye'nin de bunu bildiğini, ancak  Brüksel'den bir AB perspektifi istediğini, çünkü aksi  takdirde Ankara'da bekleyen reformların gerçekleşemeyeceğine  olan inancı dile getirdiği vurgulanmaktadır. Yorumda,  "Türkiye'nin üyelik hedefini sorguladığı, Verheugen  tarafından inkar edilmiş olsa da şimdi Türkiye'de sert bir  şekilde eleştiriliyor. Verheugen'in kısa süre önce diğer  Avrupalıları, Türkiye'yle ilişkilerde dürüst olmamakla  suçlarken, şimdi kendisinin bu suçlamayla yüz yüze kalması  gerektiği belirtiliyor" denilmektedir.  

            AVUSTURYA BASINI:  

            Die Presse gazetesinin internet sayfasında (14/07)  "Enflasyon Şampiyonluğundan Ekonomi Kaplanlığına" başlığı  altında ve Jan Keetman imzasıyla yer alan bir yazıda,  Adalet ve Kalkınma Partisi'nin, Türkiye'nin ekonomik  durumu konusundaki çalışmaları ele alınmaktadır. Büyük  seçim zaferinden yaklaşık sekiz ay sonra ılımlı İslamcı  AKP'nin, büyüme hızıyla Avrupa'nın çok önünde olan bir  ülkeyi yönettiği belirtilen yazıda, ekonomik kalkınmanın,  enflasyon oranının alışılmışın dışında düşüşüyle bağlantılı  olduğundan bu kadar sağlam bir izlenim bıraktığı  vurgulanmakta, Erdoğan hükümetinin, tasarruf sağladığı,  reformlar gerçekleştirdiği, popülerliğini kaybetmiş  özelleştirmelerle uğraştığı ve ekonomik koşulların bunun  için uygun olduğu ifade edilmekte, ancak en önemli sorunun  ise, "Türkiye AB üyeliğine hazır olmak için ne yapıyor?"  konusu olduğuna dikkat çekilmektedir. Yazıda, ekonomi  uzmanlarının bu soruya cevabının, herşeyin birden olmayacağı,  çünkü önceki hükümetlerin yaptığı dev borç yığınının Türk  devletinin tepesinde "Demokles'in kılıcı" gibi durduğu  ifade edilmektedir. Türk ekonomisinin, Avrupa treninin  arkadaki vagonları görüş menziline girmeden bir süre daha  baskı altında olacağı ifade edilen yazıda, AB yolunda bir  diğer büyük engeli de Türk tarımının oluşturduğuna işaret  edilmektedir. Yazıda şöyle denilmektedir: "Türkiye'nin AB  üyeliğinin getireceği ekonomik sorunların yanı sıra Brüksel  için önemli taraflar da var. Yıllardır aşağı inen bir kaplan  durumundaki Türk ekonomisi eğer ortam biraz müsaitse büyük  bir sıçrama yapma yeteneğine sahip. Gerçi şimdiye kadar bu  periyotlar hep kısa sürdü ve düşüşle sonuçlandı. Ancak  şimdilerde görülen sağlam ekonomik politika, özellikle  Avrupa'nın kazançlı çıkacağı uzun süreli güçlü bir büyümeye  neden olabilir. Bu gelişme, Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği  konusunda gerçekçi bir fırsat doğurur. Hala istikrarsız olan  Balkanlar'da Avrupa'ya yönelmiş güneydoğudaki bir büyüme  bölgesi, Brüksel açısından jeopolitik olarak da istenen bir  şey olurdu. Türkiye'nin bu zamana kadar Avrupa karşısında  ekonomik olarak fazla ilerleme sağlayamaması, özellikle  özelleştirme, bankaların denetimi, banka ve medya arasındaki  rekabet gibi ülkede zaman zaman ortaya çıkan yolsuzluklardan  kaynaklanıyordu... Türkiye'nin üyeliğiyle AB sınırlarının  kriz bölgeleri olan Yakın ve Orta Doğu'ya yakınlaşacağı  düşüncesi Avrupalı siyasetçileri bazen rahatsız etse de,  bu aynı zamanda AB'nin ekonomik nüfuzunun bu yönde artacağı  anlamına da geliyor. Buna rağmen Türkiye'nin AB'ye ekonomik  olarak yakınlaşması, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli  olmayan, zaman ve düşünce gerektiren zor bir görev."  

            FRANSA BASINI: 

            AFP'nin (16/07) "İtalya, Kıbrıs Konusunda Türkiye'nin  Yardım Etmesini İstedi" başlığı altında yer verdiği bir  haberde, İtalya Dışişleri Bakanı Franco Frattini'nin  yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği'ne üyelik kriterlerini  yerine getirme çabalarına destek verme karşılığında,  Kıbrıs'ın bölünmüşlüğü meselesine çözüm bulmak için  Türkiye'nin "yardımını" talep ettiği bildirilmektedir.  Haberde, "İtalya'nın, Türkiye'nin 2004 yılına kadar  kriterleri yakalayacağını taahhüt ettiğini" ifade ettiği  belirtilen Frattini'nin, "Reform sürecinde cesaret vermek  ve teşvik etmekten yanayız" dediği ve ayrıntıya girmediği kaydedilmektedir. 

            YUNANİSTAN BASINI: 

            Yunanistan Radyo-TV Kurumu'nun (ERT) internet  sayfasında (15/07) "Kıbrıs AB'ye Üyelik Anlaşmasını  Onayladı" başlığı altında yer alan bir haberde, Rum  Parlamentosu'nun, Kıbrıs'ın Avrupa Birliği üyelik  anlaşmasını onayladığı ve Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos'un  yaptığı konuşmada, "Bugün, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin  bağımsızlığından sonra belki de en önemli ve tarihi bir  gündür" ifadesine yer verilmektedir. Haberde,  Sosyaldemokratlar Hareketi EDEK Başkanı Yannakis Omiru'nun  ise konuşmasında, Türkiye'nin, "bir yandan Avrupa'da bir  gelecek isterken diğer yandan Avrupa ülkesinin bir  parçasını işgal edemeyeceğini anlamasının zamanının  geldiğini" vurguladığı kaydedilmektedir.

            Elefterotipia gazetesinde (15/07) "Ege'deki Uçuşlar  İçin Moratoryum Süresinin Uzatılması Önerisi" başlığı  altında ve Aris Abatzis imzasıyla yayımlanan bir yorumda,  Bilgi Üniversitesi'nin davetlisi olarak İstanbul'da bulunan  Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'nun Türkiye ziyareti  ele alınmaktadır. Papandreu'nun, Dışişleri Bakanı Abdullah  Gül ile yaptığı görüşmede, Türk-Yunan ilişkileri, Kıbrıs,  Ege'deki askeri uçuşların kısıtlanması ve kıta sahanlığı  gibi konulara değindiği belirtilen yorumda, Papandreu'nun,  görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, "Türk hükümeti ile  TBMM tarafından AB yolunda atılan adımları olumlu" olarak  nitelendirdiği ve bu iki kurumun, "ilerlemenin gerekli  olduğuna inandığını ve sorunlara çözüm aradığını"  vurguladığı ifade edilmektedir. Yorumda, Türkiye'nin  Avrupa yöneliminden de söz eden Papandreu'nun, "Türkiye'ye  evet demeliyiz, çünkü hedef, bütün bölgenin gelişmesi ve  bir değerler toplumu oluşmasıdır" dediği aktarılmaktadır. 

            ABD BASINI: 

            Los Angeles Times gazetesinin internet sayfasında  (15/07) "Türkiye'nin Ret Oyu Sonuç Verdi" başlığı altında  ve CIA Ulusal İstihbarat Konseyi Eski Başkan Yardımcısı  ve "Siyasi İslamın Geleceği" adlı kitabın yazarı Graham  E. Fuller imzasıyla yer alan bir makalede, Türkiye'nin,  Irak'a karşı savaşta Amerika Birleşik Devletleri'ne  yardım etmeyi reddetmesi ve bunun sonuçları ele alınmaktadır.  Türklerin, kararlarının bazı olumlu getirileri olduğunu  farkettikleri ve Washington'u reddetmiş olmanın verdiği  huzursuzluktan sıyrılıp çok daha rahatladıkları belirtilen  makalede, bu kararın, Türkiye'nin güçlü bir AB adayı olarak  Avrupa'daki itibarını arttırdığı, çünkü Ankara'nın  gerçekten de ABD çıkarlarının bir maşasından ibaret  olmadığını gösterdiği ifade edilmektedir. Türkiye'de hızla  artan Amerikan karşıtlığının, Türk solu ile Türk sağı  arasında eşi görülmedik gayriresmi bir ittifaka yol açmış  bulunduğu ileri sürülen makalede, bu grupların, ABD'ye  düşmanlık etrafında birleştiği ve AB'ye üyeliği, Türk  egemenliğinden verilecek bir ödün olarak gördükleri  kaydedilmekte, tuhaf olanın ise, AB üyelik girişiminin baş  destekçilerinin İslamcılar olduğu vurgulanmaktadır.  Washington'un, Türkiye'de, "Türk ulusal çıkarlarına karşı  düşmanca niyetler besleyen küstah bir haydut olarak  algılandığı" ifade edilen makalede, Ankara'nın, gelecekte  yola, Washington ile mi, yoksa gelişmekte olan AB koalisyonu  ve kontrolden çıktığını düşündükleri ABD gücü karşısında  aktif bir biçimde denge oluşturma arayışındaki Rusya, Çin  ve Hindistan gibi diğer büyük bölge güçleri ile mi devam  edeceğini tartıştığı kaydedilmektedir. 

            İRAN BASINI: 

            Tahran Radyosu'nun Türkçe yayınında (16/07)  "Yunanistan Dışişleri Bakanı'nın Türkiye Ziyareti"  başlığı altında yer verilen bir haberde, Yunanistan  Dışişleri Bakanı Papandreu'nun Türkiye ziyareti konu  edilmektedir. Yunanistan Dışişleri Bakanı Papandreu'nun,  Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile görüşmesinde Kıbrıs  konusu ve Ege sorunu çerçevesinde Türk-Yunan ilişkilerinin  ele alındığı belirtilen haberde, Yunanistan Dışişleri  Bakanı'nın, Atina'nın Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecini  desteklediğini vurguladığı ifade edilmektedir. 1999  yılındaki Helsinki toplantısında Yunanistan'ın, Türkiye'nin  AB'ye üyelik müzakerelerini destekleyip Ankara ile Atina  arasındaki ilişkilerin normalleşmesine sebep olduğu,  Yunanistan'ın Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecini  destekleyerek, ikili ilişkileri daha da geliştirmeye  çalıştığı kaydedilmektedir.          

 


           

ESKI SAYILAR