20.07.2004

   

Anasayfa

e-posta


 

           ANKARA, 20/07(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  19 Temmuz 2004 tarihinde yayımlanan ve Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

 

            FRANSA BASINI: 

            Liberation gazetesinin internet sayfasında (19/07)  "Türkiye... Uyuşabilir" başlığı altında ve Gerard Dupuy  imzasıyla yer alan bir yazıda şöyle denilmektedir: "Türkiye'nin  Avrupalı olup olmadığına verilecek yanıt olsa olsa negatif  olabilir. Ne Bizans, ne de kendisinden sonra gelen Osmanlı  İmparatorluğu modern Avrupa'yı şekillendiren tarihi deneyler  örneğini paylaştı. Kaldı ki, bilinçli olarak Avrupa karşıtı  ve etnik lakabıyla 'Türklerin Babası' olarak bilinen bir  diktatörün zorlaması bile hiçbir şeyi değiştirmedi. Ne var ki,  somut bir şekilde sorulan ve 'Türkiye Avrupalı kurumlara  entegre olmalı mıdır?' şeklindeki soruya, otomatik olarak  'hayır' şeklinde yanıt vermeyi de empoze etmiyor. Türkiye  ile AB'nin şu andaki yapıları arasındaki tarihi dini farklılık,  bir reddi haklı gösteremez. Birlik, olası yeni hak  sahiplerinden bir vaftiz belgesi istediği takdirde, kendi  kendisini radikal bir biçimde inkar etmiş olacaktır. Hiç kuşku  yok ki, Batı Hristiyanlığı olmaksızın, Avrupa da, en azından  tanındığı şekliyle var olmayacaktır. Avrupa ve Türkiye arasında  sorun yaratan konu, İslam ya da Hristiyanlık değil, sosyal ve  kurumsal bağlarla ilgilidir. Türkiye, tanımını dini terimlerle ilişkilendirmeyi aştığında ve dolayısıyla kendisine  halifelikten kalma fiili devlet dinini Sünni İslam olarak kabul  etmekten vazgeçmeyi başardığı an, Avrupa Birliği'ndeki yerini  tam olarak alacaktır. İslam'ın demokrasi ve laiklik ile  uyuşmadığını düşünmeyi haklı gösterecek hiçbir neden yoktur."

            AFP'nin (19/07) "Erdoğan Paris'te Türkiye'nin AB  Üyeliğini Görüşecek" başlığı altında yer verdiği bir haberde,  Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Fransa ziyareti ele alınmakta  ve Erdoğan'ın, ziyareti sırasında biraraya geleceği Fransız  yetkililer ile Türkiye'nin AB'ye girmesi konusunu  görüşmesi  beklendiği kaydedilmektedir. Uzmanların görüşüne göre,  Fransa'da kamuoyunun, Türkiye'nin üyeliğine pek sıcak bakmadığı  ve bu konuda endişe duyduğu belirtilen haberde, Uluslararası  ve Stratejik İlişkiler Enstitüsü'nde (IRIS) araştırmacı olan  Didier Billon'un, "Bu ziyaret, Türkiye'nin AB'ye adaylığının  tartışma konusu olduğu karmaşık ve gergin bir döneme rastladı"  dediği, Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nde (IFRI)   araştırmacı olan Eddy Fougier'in ise Türkiye'nin birliğe   adaylığını "hassas bir konu" olarak nitelendirdiği ve Fransız   hükümetinin konu ile ilgili halihazırdaki tavrı ile kamuoyunun   tavrının paralel olmadığını ifade ettiğine işaret edilmektedir.  Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, 29 Haziran'da  İstanbul'daki NATO Zirvesi sırasında, Türkiye'nin, AB'ye doğru  "geri dönüşü olmayan bir yolda" ilerlediğini ve eğer   kriterleri tamamladığına kanaat getirilirse Birliğe   girebileceğini söylediği hatırlatılan haberde, Fougier'in,  "Son yapılan kamuoyu yoklamaları Fransızların büyük bir  çoğunluğunun Türkiye'nin üyeliğine karşı olduğunu gözler önüne  seriyor. Bazıları İslam'dan, milliyetçiler ise göçmenlerden  korkuyorlar." dediği aktarılmakta ve Paris Politik Araştırmalar  Enstitüsü Profesörlerinden Dominique Reynie'nin, Fransa'nın  korktuğu unsurun kesinlikle İslam dini olduğunu, Türkiye'nin  80 yıldır laik bir yapıya sahip olduğunun ve örneği görülmemiş  bir Müslüman ülke olduğunun da altını önemle çizdiği  kaydedilmektedir.

 

            YUNANİSTAN BASINI: 

            Elefterotipia gazetesinde (19/07) "Erdoğan'ın 'Kültürler  Arası' Buluşması" başlığı altında ve Mihalis Moronis imzasıyla  yayımlanan bir yorumda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, kızı  Esra'nın düğününe siyasi boyut vermekle net bir şekilde  Türkiye'nin AB üyeliği hedefine hizmet etmek istediği  belirtilmektedir. Düğünü "kültürler arası buluşma" olarak  nitelendiren Erdoğan'ın, ABD Başkanı George Bush'un  "Türkiye'nin AB üyeliğinin, kültürler arası çatışmanın tarihin  geçici bir masalını oluşturduğunu ortaya koyabileceği"   şeklindeki sözlerini doğrulamak istediği belirtilen yorumda,  aynı zamanda Erdoğan'ın, -Financial Times gazetesinin  Türkiye'nin AB üyesi olmasını talep ederken belirttiği gibi-  "İslam ile Batı arasında çatışmanın yoğunlaştığı bir dönemde,  Türkiye'nin, Müslüman bir demokrasinin, laik bir  cumhuriyetçiliğin ve kalkınmış bir ekonominin parlak  meşalesini oluşturmak yeteneğine sahip olduğu" konusunda ülke  içindeki rakiplerini ikna etmek istediği ifade edilmektedir.  Türkiye'de iç çekişmeler ve sistem tartışmalarına yer verilen  yorumda, iktidar merkezleri arasındaki yoğun sürtüşme nedeniyle   oluşan sahnenin, Erdoğan'ın reformlarına rağmen Türkiye'nin  hasta siyasi sisteminin esiri olmaya devam ettiğini net bir  şekilde ortaya koyduğu, Türkiye'nin değişmesi için sadece  reformların  yapılmasının yeterli olmadığı, mentalitenin de  değişmesinin gerekli olduğunun belli olduğu ve bu durumun da,  Türkiye'nin AB üyeliğine ilişkin kesin kararın aralık ayında  alınamayacağı görüşünü savunanların argümanlarını güçlendirdiği vurgulanmaktadır. Yorumda, Türkiye'nin tam bir AB üyesi olması  için uzun yılların geçmesinin gerekeceği ve o zamana kadar da  kimsenin, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinin nasıl şekilleneceği  konusunda tahminde bulunamayacağı ifade edilmektedir.

 

 

  

 

ESKİ SAYILAR