ANKARA, 17/08(BYE)---
Yabancı basın-yayın organlarında 16 Ağustos 2004 tarihinde yayımlanan,
Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara
değinilmektedir:
ALMANYA BASINI:
Die Welt
gazetesinde (14/08) "Ekonomi Önceliğe Sahip" başlığı altında ve Martin
Halusa imzasıyla AB Komiseri Günther Verhugen ile yapılan mülakata yer
verilmektedir. Mülakatın Türkiye ile ilgili bölümünde şu ifadeler yer
almaktadır:
"SORU: Ekim sonuna
kadar Avrupa Birliği'nin genişlemesi konusunda yetkili olacaksınız.
Sizin alanınıza Türkiye konusu da giriyor. Ankara ile AB'ye üyelik
müzakerelerine başlanmalı mı?
VERHEUGEN: Bugün bunu kimse
söyleyemez. Karara ilişkin durum, Prodi Komisyonu'nun ekim ayında bir
rapor ve bir tavsiye sunacak olmasıdır. Avrupa Birliği Konseyi buna dayanarak
bir karar verecek. Bu yüzden bu konuda henüz bir beyanatta bulunulamaz.
Çünkü Komisyon'un raporu henüz taslak olarak bile hazır değil.
SORU: Fakat AB
Parlamenteri Elmar Brok (CDU) ...
VERHEUGEN: Bu
bağlamda, AB Parlamentosu Dışişleri Komisyonu Başkanı Elmar Brok'un
iddiasını da düzeltmem gerekiyor. Brok, bu rapor için siyasi bir
direktif olduğunu ve benim de, sadece olumlu bir cevap çıkacak şekilde
rapor hazırlanması talimatını verdiğimi söylüyor. Bunu açıkça reddetmem
gerekiyor: Mesai arkadaşlarıma talimatım, adil, geniş kapsamlı ve
objektif bir rapor hazırlamaları şeklindedir. Fazladan hiçbir şeyin
eklenmemesi ya da dışarıda bırakılmamasıdır. Sadece Türkiye'de kağıt üzerindeki
yasayı ve anayasal gelişmeyi değil, toplumsal gerçeği de ortaya koyan
bir rapor. Bu rapor tamamlandıktan sonra bir hükme varacağız."
Bild gazetesinde
(14/08) "Schröder, Türkiye'nin AB Üyeliğini Hesaba Katıyor" başlığı
altında yayımlanan bir haberde, Almanya Başbakanı Gerhard Schröder'in
(SPD), Bulgaristan'a yaptığı bir ziyaret sırasında, Türkiye ile üyelik
müzakerelerine desteğini tekrarlayarak, "Türkiye'yi AB'ye yaklaştırarak
yeni ve cesur bir adım atabiliriz." dediği belirtilmektedir. Ekim
ayında AB Komisyonu'nun Türkiye ile müzakerelerden yana görüş
bildirmesi için çaba harcayacağını söyleyen Başbakan Schröder'in, bunun
gerçekleşmesi için de haklı nedenlere dayalı ümidi olduğunu belirttiği
kaydedilen haberde, Schröder'in, üye devletlere çağrıda bulunarak,
Türkiye'nin müzakerelere başlanması için gereken kriterleri yerine
getirmesi halinde sözlerini tutmalarını istediği ifade edilmektedir.
AVUSTURYA
BASINI:
Neue Kronen
Zeitung'da (14/08) "Yunanistan Başbakanı Türkiye'nin AB'ye Katılımından
Yana" başlığı altında ve Christian Hauenstein imzasıyla yayımlanan bir
yazıda, Türkiye'nin AB'ye katılımı konusunda Avrupa çapında yapılan tartışmada,
Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'in ısrarla Müslüman ülkenin
yanında yer aldığı belirtilmektedir. Başbakan Karamanlis'in,
Almanya'daki "Bild" gazetesinin kendisiyle yaptığı mülakatta, "Aramızdaki
ilişkiler pek güllük gülistanlık sayılmaz." diye söze başladıktan sonra,
buna rağmen "Türkiye'nin katılımını desteklemek doğru bir davranış."
dediği ve katılımın tarihinin Türkiye'nin kendi çabasına bağlı
olduğunu sözlerine eklediği kaydedilen yazıda, Karamanlis'in, "Aslında
söz konusu olan, Türkiye'nin Avrupa'ya dahil olup Avrupa'nın
değerlerini kabul etmek isteyip istememesi. Şimdiki hükümetin bu yönde
büyük çaba sarfettiğini sanıyorum." şeklinde konuştuğu ifade
edilmektedir. "Türkiye'nin zaten yüzyıllardan beri Avrupa'yla iç içe olduğuna"
değinen Başbakan Karamanlis'in, "İşte bu yüzden benim Avrupa anlayışıma
göre Türkiye bu topluluğun bir parçasıdır." dediği belirtilen yazıda,
Türkiye'nin Müslüman bir ülke oluşunu bir sorun olarak görmeyen
Karamanlis'in, "Modern Avrupa'da çeşitli inançların yeri olduğunu
düşünüyorum. Avrupalılaşmış bir Türkiye'nin AB üyesi olmasının tüm
Avrupa ulusları için bir kazanç teşkil edeceğine inanıyorum, tabii özellikle
de Türkler için." şeklindeki ifadesi aktarılmaktadır.
AZERBAYCAN
BASINI:
Yeni Müsavat
gazetesinde (16/08) "Schröder Türkiye için Çalışıyor" başlığı altında
ve Gönül imzasıyla yayımlanan bir haberde, Almanya Başbakanı Gerhard
Schröder'in yaptığı bir açıklamada, "Türkiye'nin AB'ye yakınlaşması
hususunda biz de cesur adımlar atmalıyız. Türkiye'ye verdiğimiz sözü
tutmalıyız." dediği belirtilmektedir. Schröder'in, Ankara'nın
reformları sürdürmesi için, bu ülkeye müzakere tarihi verilmesi
gerektiğini, kendisinin de bunun için elinden gelen her şeyi yapacağını
ifade ederek, "Türkiye'nin üyeliği AB için daha iyi bir gelecek anlamına
geliyor. Bu ülkenin Birliğe katılması, tüm dünyaya örnek teşkil
edebilecek bir barış ve düzen ortamı oluşturabilir." dediği kaydedilen
haberde, Başbakan Schröder'in, ekimde açıklanacak olan AB raporunun
Türkiye'nin lehine olacağını düşündüğünü vurguladığı ifade edilmektedir.
Haberde, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'in de Türkiye'nin AB
üyeliğinden yana olduklarını ifade ederek, Türkiye'nin AB için bir
kazanç olacağını belirttiği kaydedilmektedir.
İNGİLTERE
BASINI:
BBC'nin Türkçe
yayınında (16/08) "Serdar Denktaş: Kıbrıs Türk Tarafına Karşı Sempati
Halen Var, Ama Bir İşe Yaramıyor" başlığı altında ve KKTC Dışişleri
Bakanı Serdar Denktaş ile yapılan mülakata yer verilmektedir. Kıbrıs
konusunun ele alındığı mülakatta, "Aralık ayında AB Türkiye'ye üyelik müzakerelerine
başlama tarihi verip vermeyeceğine karar verecek. Bu süreçte Kıbrıs
meselesi Türkiye'nin önüne getirilir mi? Bu konuda sizin ne tür
endişeleriniz var?" şeklindeki bir soruya, Denktaş'ın, "Şimdi işin
gerçeğine bakarsak, Kıbrıs sorunu Türkiye'nin AB ile ilgili konularının
önüne artık getirilemez. Bu anlamda Türkiye üzerine düşeni yaptı,
Kıbrıs da üstüne düşeni yapmıştır; dolayısıyla tarih alsa bile müzakere
sürecinde Kıbrıs konusu gündeme gelmemeli. Teoride böyle. Ancak,
pratikte getirirler mi getirmezle mi, Rum tarafının çıkaracağı
zorlukları aşmak için bu konuda bizden taviz isterler mi diye bir soru
yöneltilirse bu beklentimiz var. Rum, bunu yapacaktır." cevabını
verdiği, "Nasıl bir taviz olur, yani ne diyecekler?" sorusuna ise, Denktaş'ın,
"Veto edemezler, yani o kadar gücü yoktur Rum tarafının, öyle bir veto
noktasına gelmez iş, ancak "chapterların" (bölüm) görüşülmesinde
gecikmeler sağlayabilir. Türkiye'ye sorun çıkarabilir. Tanınmayla
ilgili bir chapter da, taban yasaları geçebilir, ama uygulamada
filanca yerde eksiklikleri vardır demesi halinde hiçbir şekilde o
chapter geçemez. Dolayısıyla Türkiye'ye zaman açısından büyük sorun çıkarabilir.
Bütün bunları ortadan kaldırmak için de bizim üstümüze yine baskılar
gelebilir. Bizim yapmamız gereken, böylesi baskılara dayanabilecek
ekonomik gücü ve psikolojik gücü şimdiden kendi içimizde yaratmamız."
şeklinde cevapladığı kaydedilmektedir.
İTALYA BASINI:
Il Giornale
gazetesinde (14/08) "Türkiye'nin AB Üyeliğine Berlin ve Atina'dan Çifte
Evet" başlığı altında ve Salvo Mazzolini imzasıyla yayımlanan bir
yorumda, Türkiye'nin AB'ye girişinden yana olan ülkelerin sayısının
arttığı belirtilmektedir. Alman Şansölyesi Schröder ve Yunan Başbakan
Karamanlis gibi ağırlığı olan iki liderin daha, ülkelerinin Ankara'nın
Avrupa ailesine katılma talebini destekleyeceğini ifade ettikleri ve bunun,
Türkiye'nin AB üyesi olabilmek için katetmesi gereken ve halen de
oldukça uzun olan yol üzerindeki birçok engeli ortadan kaldıran bir
destek olduğuna işaret edilen yorumda, Almanya'nın, Türkiye'nin
Avrupa'ya girmesiyle otomatikman Avrupalı ve dolayısıyla da er ya da
geç Alman vatandaşlarıyla aynı haklara sahip olacak olan yaklaşık 2
milyon 300 bin Türk işçisini ağırlayan bir ülke konumunda olduğu,
Yunanistan'ın ise, Ege'de Türk kıyılarına daha yakın olan adalar
konusunda geçmişte yaşanan uyuşmazlıklar nedeniyle, Türkiye'nin tarihi
düşmanı sayıldığı, şimdilerde ise gerek Berlin, gerekse Atina'nın
Türkiye'ye Avrupa'nın kapılarının açılmasından yana olduklarını
açıklamalarının önemli bir dönüm noktasını oluşturduğu vurgulanmaktadır.
Yorumda, Türkiye'nin AB'ye girişinin, Avrupa'nın, Batı dünyası ile
İslam alemi arasında git gide sertleşen gerilimi yatıştırmanın önsözü
niteliğindeki "İslam ile diyalogunun" yeni temeller üzerinde
başlatmasına müsaade edebileceği ifade edilmektedir.
YUNANİSTAN
BASINI:
Ta Nea
gazetesinde (14/08) "Olimpiyatlar Nedeniyle Dış Konular Rafa Kaldırıldı"
başlığı altında ve İrini Karanasopulou imzasıyla yayımlanan bir yorumda,
Olimpiyat Oyunları organizasyonu ve Yunanistan'a etkileri ele
alınmaktadır. Karamanlis hükümetinin Olimpiyat Oyunları nedeniyle hüküm
süren sevinç ortamından ve seçmenlerin aynı nedenden kaynaklanan "esnekliğinden"
dolayı, askıda duran bazı konuları ve sorunları bir kenara bırakmak
tehlikesiyle karşı karşıya gelebileceği belirtilen yorumda, hükümetin
bu yöndeki tavrının, etkisini pek de önemsememiş olduğu yeni AB
Komisyonu üyeleri arasında yetkilerin paylaşılması konusunda belli
ettiği ve AB Komisyonu Başkanı Barosso'nun Karamanlis ile aynı siyasi
gruba ait olmasına ve iki Başbakan arasındaki şahsi ilişkilere rağmen,
Yunanistan'a ve Yunanlı Komiser Stavros Dimas'a en önemsiz görevlerden
birinin verildiği -AB'nin öncelik tanıdığı konular dışında olan çevre
konularından yetkili komiser oldu- kaydedilmekte, hükümetin aynı tavrı
belirtilere göre dış politikada da Türk-Yunan ilişkilerinde takındığı
ve Karamanlis'in Başbakan Tayyip Erdoğan ile şahsi ilişkilerine güvendiği
ve aralık ayındaki AB zirvesinden önce değerlendirilmeyecek olan
Türkiye'nin AB ile üyelik müzakerelerine başlaması talebine "evet"
demekte acele ettiği ifade edilmektedir. Yorumda, "Türkiye'nin Avrupa
yöneliminin Yunanistan'ın yararına olacağı konusunda kimsenin itirazı
yok ancak Atina'nın evet demekte acele etmesinin iki dezavantajı vardı
ve de hala vardır: Birincisi, Helsinki'de kazandıklarını rafa
kaldırarak ikili ilişkilerde ve Ege'de karşılıklar elde etmek
marjlarını yok etti ikincisi de, Türkiye'nin AB üyeliğini büyük bir
sıcaklıkla desteklemekte olan özellikle Amerikalılardan ve bazı AB
üyesi ortaklarımızdan karşılıklar sağlamak fırsatını kaybetti...
Olimpiyat Oyunlarının parıltıları söner sönmez sorunlar yine yüzeye
çıkacak Atina da, Türkiye'nin, aralık ayına kadar Türk-Yunan
konularında ve Ege'de ne yapmak niyetinde olduğunu bir şekilde
öğrenmeye çalışacak. Sadece bu şekilde Türkiye'nin üyelik
müzakerelerine başlamak talebine 'evet' demesini doğru yönde bir
hareket olarak gösterebilecek." denilmektedir.
Kosmos tu
Ependiti gazetesinde (14/08) "Ordu Unutmaz..." başlığı altında ve
Hristina Pulidu imzasıyla yayımlanan bir yorumda, Türk Silahlı
Kuvvetleri'nin son zamanlarda Erdoğan hükümetinin karşısında bir
taraftan beyaz bayrak kaldırmış olarak, öte yandan da ellerinde kılıçla
hazır durumda bulundukları, başka bir ifadeyle, askeri kurulu düzenin
AB Komisyonu'nun Türkiye'nin üyelik müzakerelerine başlamasıyla ilgili
kararını beklediği, ancak ordunun müdahale etmeye hazır olduğu yönünde
de net uyarılarda bulunduğu belirtilmektedir. AB Dönem Başkanı Hollanda
(Hükümet Politikası için Hollanda Bilim Heyeti) adına hazırlanan bir
raporda, Türkiye'nin Avrupa yöneliminin "ordunun sistemin koruyucusu rolünü
üstlenmiş olması nedeniyle" ilerleyemediği görüşünün yer aldığı ifade
edilen yorumda, raportörlere göre, yapılması gerekli olan değişiklikler
çerçevesinde ordunun siyasi sistem üzerindeki etkisinin sınırlanmasıyla,
funtamentalizmin artmasına yol açılmayacağı, çünkü halkın devletin laik
karakterini savunduğu kaydedilmektedir. AB Dönem Başkanlığı'nın, erkenden
devlet ile ordu arasındaki ilişkilerindeki hatların net bir şekilde
çizilmesinin gerekli olduğu mesajını gönderdiği, ancak "derin devlete"
ait mekanizmaların tepki göstermesine yol açtığı ifade edilen yorumda,
Devlet Bahçeli'nin (MHP) aşırı sağcı partisinin, -başkanının talimatı
üzerine- 313 generale bir mektubun içeriği ve Yüksek Askeri Şura
toplantısı çerçevesinde ordudaki terfilere değinilmektedir.
-
-
-
ESKİ SAYILAR