ANKARA, 10/11(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 09
Kasım 2004 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen
haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ABD BASINI:
AP'nin (09/11) "Finlandiya
ve Bulgaristan, Türkiye'nin AB Üyeliğine Sıcak Bakıyor, Ama İhtiyatı da
Elden Bırakmıyor" başlığı altında ve Matti Huuhtanen imzasıyla yer
verdiği bir haberde, Finlandiya ve Bulgaristan'ın, AB'nin Türkiye ile
üyelik görüşmelerine başlama olasılığına sıcak baktıklarını ifade
etmekle birlikte Türkiye'nin, 25 üyeli Birliğe girmeden önce tüm üyelik
kriterlerini yerine getirmesi gerektiğine vurgu yapan açıklamalarda
bulundukları belirtilmektedir. Bulgaristan Cumhurbaşkanı Georgi
Parvanov'un ziyareti sırasında düzenlenen bir ortak basın toplantısında
konuşan Finlandiya Cumhurbaşkanı Tarja Halonen'in, ülkesinin,
"Türkiye'nin AB'yle yakınlaşması konusundaki olumlu tavrını"
sürdürdüğünü söylediği ve "son aylarda Türkiye'nin bu konuda bu denli
ilerlemesi çok güzel." dediği, Parvanov'un, AB ile kendi üyelik
görüşmelerini bu yıl tamamlayıp 2007'de Birliğe katılmayı uman
Bulgaristan'ın sınır komşusu Türkiye'nin de, AB'ye girmesinden yana
olduğunu belirttiği ifade edilen haberde, Parvanov'un, "Bizim için
Avrupalı bir kapı komşusuna sahip olmak çok önemli... Tüm diğer ülkeler
gibi Türkiye de önünde uzanan zorlu yolu katetmek, müzakereleri bölüm
bölüm tamamlamak ve Birlik tarafından öngörülen tüm kriter ve
gereklilikleri yerine getirmek zorundadır." şeklindeki ifadesine yer
verilmektedir.
ALMANYA BASINI:
Junge Welt gazetesinin
internet sayfasında (09/11) "Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni Tanımalı"
başlığı altında ve Christiane Sternberg imzasıyla AKEL Basın Sözcüsü
Andros Kyprianou ile yapılan bir mülakata yer verilmektedir. Mülakatta
şu ifadeler yer almaktadır:
"SORU: 17 Aralık tarihinde
gerçekleştirilecek AB hükümet liderleri zirvesinde AB'nin Türkiye ile
üyelik müzakerelerine başlayıp başlamayacağı kararlaştırılacak. Öyle
görünüyor ki Kıbrıs buna pek sevinmiyor.
KYPRIANOU: Bizim bu konudaki
tutumumuz gayet açık. Eğer Türkiye, Kopenhag ve Maastricht
Kriterleri'ni yerine getirirse, müzakere tarihi verilmeli. Ancak
Türkiye için özel şartlar olmamalı. AB bariz olan birkaç soruyu
cevaplamalı: 40 bin yabancı askerin AB üyesi bir ülkede
konuşlandırılması doğru mu? Birlik ile üyelik müzakerelerine başlamak
isterken AB üyesi olan bir ülkeyi tanımamak doğru mu? Türkiye'nin AB
ile üyelik müzakerelerine başlaması hepimizin yararına olacaktır.
Çünkü ülke böylelikle daha demokratik olacak. Ancak bu statüye
ulaşabilmek için de var olan şartları kabul etmek zorunda.
SORU: Bu şartlar tam olarak
neler?
KYPRIANOU: Biz, AB
zirvesinde hangi şartların var olması gerektiğini tartıştık. Bu
şartlardan birini de Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanıması
oluşturuyor..."
AVUSTURYA BASINI:
Der Standard gazetesinde
(09/11) "AB Parlamentosu Türkiye Konusunda Oylama Yapıyor" başlığı
altında ve Eva Linsinger imzasıyla yayımlanan bir haberde, AB Komisyonu
konusundaki güç denemesinde başarılı olan Avrupa Parlamentosu'nun, iki
komiserin değiştirilmesi anlamına gelen bu başarının verdiği coşkuyla
Türkiye sorununda da kendini göstermek istediği belirtilmektedir.
Parlamento Başkanı Josep Borrell'in, "Doğrudan seçilen tek AB örgütü
olarak görüşümüzü bildirme hakkına sahibiz." dediği ifade edilen
haberde, aslında Avrupa Parlamentosu'nda Türkiye ile giriş
müzakerelerinin sona ermesinden sonra yani yaklaşık 2014 yılında oylama
yapılmasının öngörüldüğü, ama Parlamento'nun Türkiye oylamasını şimdi
yaptığı kaydedilmektedir. 2 Aralık'ta planlanan oylamanın tarihinin
kasıtlı olarak devlet ve hükümet başkanlarının 17 Aralık'ta Türkiye ile
giriş müzakerelerine başlama kararı alacakları AB zirvesi öncesine
rastlatıldığı ve bu tarihin, Avrupa Parlamentosu'ndaki oylamanın
heyecan yaratmasını sağladığı belirtilen haberde, Parlamento
oylamasının hukuki herhangi bir neticesi olmayacağı, çünkü bunun hiç
bir anlaşmada öngörülmediği, devlet ve hükümet başkanlarının
Parlamento'nun vereceği sinyali titizlikle izleyecekleri
vurgulanmaktadır. Sosyal demokratların Parlamento Genel Sekreteri
Hannes Swoboda'nın, "Devlet başkanları böylesine hassas bir konuda
Parlamento'nun aksine bir karar almamaya çalışacaklardır." dediği
belirtilen haberde, Parlamento'daki en büyük grubu oluşturan Avrupa
Halk Partisi'nin (EVP) kesinlikle katılıma karşı bir çizgi izlediği ve
muhafazakarların Grup Başkanı Hans-Gert Pöttering'in Alman CDU'nun
çizgisinde gittiği ve "İnsan haklarının durumu, örneğin işkence
gözönünde bulundurulduğunda, Türkiye ile giriş müzakerelerine başlamak
için çok erken." dediği ifade edilmektedir.
İNGİLTERE BASINI:
Financial Times gazetesinin
internet sayfasında (09/11) "Fransa Türkiye'nin AB'ye Üyelik
Müzakerelerinde Geri Çekilme Seçeneği İstedi" başlığı altında ve Daniel
Dombey-John O'Doherty-Vincent Boland imzalarıyla yer alan bir yazıda,
Fransa'nın, Türkiye'nin AB üyeliği müzakerelerinin başarısız olması
halinde geri çekilme seçeneği olarak bir "özel ortaklık" tanımlaması
konusunda diğer AB üyesi ülkelere baskı yaptığı belirtilmektedir.
Üyelik müzakerelerinin başlangıcında, AB'nin 17 Aralık'ta alınacak
nihai kararına böyle bir maddenin dahil edilmesinin, 40 yıldır üye olma
çabası içerisinde bulunan Türkiye'yi çok öfkelendireceği ifade edilen
yazıda, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, Avrupa Komisyonu
yetkililerine, Türkiye'nin 17 Aralık'ta, sürecin başlaması konusunda
kesin bir tarihin yanı sıra net bir karar beklediğini söylediği, ancak
Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın, Türkiye'nin AB üyeliğinin
kaçınılmaz olmadığını, Ankara ile daha yakın ilişkiler kurulmasının bir
alternatif olduğunu açıkça ifade etmesi konusunda ülkesinde yoğun bir
baskı altında bulunduğu kaydedilmektedir. Chirac'ın geçen hafta,
"Birkaç yıl içinde, Türkiye'nin aldığı yolun, kendisine Avrupa
değerlerinin tamamına katılma imkanını vermediğinin görülmesi
şeklindeki bir diğer varsayım da hafife alınamaz. Bu durumda, Avrupa
ile Türkiye arasında, bir ayrılık olmaması için, üyelik söz konusu
olmaksızın, yeterince güçlü bir bağ oluşturmanın yolunu bulmak
gerekecektir." dediği belirtilen yazıda, Avrupa Komisyonu'nun, Türkiye
ile üyelik müzakerelerine başlanması konusundaki son tavsiyesinin
nispeten dokunulmadan kalmasını ve Avrupalı liderlerin aralık ayında
kendilerini görüşmeler için bir tarih belirlemekle sınırlandıracaklarını
umduğu kaydedilmektedir.
Reuter'in (09/11) "Hollanda,
Türkiye'nin AB ile Üyelik Müzakerelerinde Denetim Mekanizmaları Olmasını
İstiyor" başlığı altında yer verdiği bir haberde, Hollanda
Hükümeti'nin, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılma isteğine ihtiyatlı
bir şekilde destek verdiği, ancak Birliğin Ankara'nın reform yolundan
sapması halinde ne olacağını açıkça belirtmesi gerektiğini söylediği
belirtilmektedir. Hollanda kamuoyunun Türkiye'nin AB'ye katılımına
karşı çıkmasına rağmen Hollanda Hükümeti'nin, Birliğin dönem
başkanlığını yapan merkez-sağ koalisyon içerisindeki meseleye ilişkin
fikir ayrılıklarının üzerinde durmamaya çalıştığı ifade edilen haberde,
ancak birkaç büyük parti liderinin Türkiye'nin AB üyeliğine hazır olup
olmadığı konusundaki endişelerini ifade ettiği Hollanda
Parlamentosu'nun, hükümet politikasına ilişkin daha net bir açıklama
talep ettiği kaydedilmektedir. Hollanda Dışişleri Bakanı Bernard Bot ve
Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakan Atzo Nikolai'nin, parlamentoya
sundukları bir mektupta, "Hükümet, Komisyon'un tavsiyesi doğrultusunda
Avrupa Konseyi'nin olumlu bir karar alabileceği fikrine prensipte
katılmaktadır." şeklinde bir ifadeye yer verdiği kaydedilen haberde,
mektupta, Hollanda'nın, Türk işçilerin Birliğe akışına ilişkin
endişelerine değinilmesini ve fakir Müslüman ülkelerin katılımı
halinde borçların artacağı endişesi göz önüne alınarak AB maliyesi
üzerindeki taleplerinin karşılanmasını istediğinin belirtildiği
vurgulanmaktadır.
KIBRIS RUM BASINI:
Kıbrıs Haber Ajansı'nın
(KİPE) internet sayfasında (08/11) "Kıbrıs Meclis Başkanı'nın
Türkiye'ye Veto Uygulanması Konusunda Açıklaması" başlığı altında yer
alan bir haberde, Kıbrıs Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas'ın,
Kıbrıs'ın, Türkiye'ye AB ile üyelik müzakere tarihinin verilip
verilmeyeceğinin görüşüleceği Avrupa Konseyi'nde veto hakkını kullanıp
kullanmayacağı ile ilgili kararını, 17 Aralık'tan kısa bir zaman önce
vereceğini belirttiği ifade edilmektedir. Kıbrıs Savunma Bakanı
Kyriakos Mavronikolas'ın Ege'deki Türk tahriklerini değerlendirmesinde,
Türkiye'nin hala Avrupa standartlarında bir ülke olarak
görülemeyeceğini belirttiği kaydedilen haberde, Türkiye'de askerlerin
veya siyasilerin egemen olduğu konusunda henüz kimsenin bir şey
söyleyemeyeceğini ifade eden Mavronikolas'ın, "Biz son derece iyi
hazırlanmış olmalıyız. Çünkü koşullar beklediğimizden çok farklı
olabilir." dediği aktarılmaktadır.
YUNANİSTAN BASINI:
Ethnos gazetesinde (08/11)
"Şantajcı Taktik ve Hedefler" başlığı altında ve A. Likavgis imzasıyla
yayımlanan bir yorumda, Başbakan Erdoğan'ın Kıbrıs'tan Türk
askerlerinin çekilmeyeceğini açıklamasının ardından, Türkiye'nin Ege'de
hava ve denizde tahriklere başlamasının kuşkusuz tesadüfi olmadığı
belirtilmektedir. AB'nin Türkiye için alacağı önemli karar arifesinde
yapılan bu tahriklerin her açıdan anlamsız görülebileceği, çünkü her
şeyden önce, Türkiye'nin takındığı bu tutumun ülkenin AB yönelimi ile
bağdaşmadığı ifade edilen yorumda, "Ankara'nın bunu bilmemesi mümkün
değildir. Dolayısıyla Ankara'nın bu şekilde davranarak Atina ve AB'ye
mesajlar vermek istediği açıktır: 1. Atina'ya vermek istediği mesaj:
Türkiye ile AB arasında üyelik müzakereleri sürecinin başlamasıyla, Ege
sorunları kapanmıyor, tam aksine sorunlar o zaman başlıyor ve Türkiye
ister AB üyesi olsun ister olmasın bu sorunlara çözüm bulunmalıdır. 2.
AB'ye ve özellikle AB'yi yönlendiren merkezlere vermek istediği mesaj:
Aralık ayında Türk talebine olumsuz cevap verilmesi halinde, Ege'de
durum daha da kötü olacaktır. Oluşacak komplike durumdan da
beklenmedik gelişmeler kaydedilebilir." denilmektedir.
-
-
ESKİ SAYILAR