04.02.2004

   

Anasayfa

e-posta


 

 

            ANKARA, 04/02(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  2-3 Şubat 2005 tarihlerinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

 

            ALMANYA BASINI: 

            Die Tageszeitung'da (03/02) "EKD Başkanı Piskopos Huber:  Türkiye Kiliseleri Engelliyor" başlığı altında ve DPA'ya atfen  yayımlanan bir haberde, Protestan Kiliseler Birliği (EKD)  Konsey Başkanı Piskopos Wolfgang Huber'in, Türkiye'deki  Hristiyan kiliselerinin önündeki engellerin kaldırılmasını  istediği belirtilmektedir. Haberde, Huber'in, bunun kiliseler  açısından, AB'nin Türkiye ile üyelik müzakereleri için bir  sınav olacağını belirterek, Türkiye'deki kiliselerin "hala  yoğun bir şekilde" engellendiğini söylediği kaydedilmektedir.

 

            İNGİLTERE BASINI:  

            BBC'nin Türkçe yayınında (03/02) "Fransa Meclis Başkanı  Ankara'ya Üç Günlük Ziyarette Bulunuyor" başlığı altında ve  Sabetay Varol imzasıyla yer verilen bir haberde, Fransa  Meclis Başkanı Jean-Louis Debre'nin Türkiye ziyareti ele  alınmakta ve bu ziyaretin, Fransız politikacıların Avrupa  Anayasası referandumuna etkisi olur kaygısıyla Türkiye ile  resmi temaslardan kaçındığı bir döneme rastladığına dikkat  çekildiği belirtilmektedir. Beş kişilik Parlamento heyetinin  ziyaretinin, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği meselesinin   Fransa'da yoğun biçimde tartışıldığı sırada cereyan ettiği  belirtilen haberde, 17 Aralık Avrupa Birliği Zirvesi'nden  sonra bu polemiğin yatışacağının düşünüldüğü ve şimdiye kadar   gözlenenin bunun tam tersi olduğu ve ilkbaharda düzenlenecek   Avrupa Anayasası referandumuna kadar da aynı şekilde devam  edeceğinin söylenebileceği ileri sürülmektedir. Başta  Cumhurbaşkanı Chirac olmak üzere Fransız yetkililerin, bu  kritik dönem süresince mümkün mertebe Ankara ile fazla yakın  gözükmemeye dikkat ettikleri, daha doğrusu ikili temasların  Paris ya da Ankara'da değil de uluslararası toplantılarda  gerçekleştiği ifade edilen haberde, son olarak Başbakan Recep  Tayyip Erdoğan'ın, 17 Aralık öncesi özel bir ziyaret için  Fransa'nın başkentine geldiği, o tarihte Ekonomi Bakanı olan,  ama parti liderliğine seçileceği ve Bakanlığı bırakacağı o   tarihte belli olan Sarkozy ile görüşebildiği ve bu görüşmenin  bile medya projektörlerin uzağında yapıldığı kaydedilmektedir.  Haberde, Meclis Başkanı Jean-Louis Debre'nin, politik yaşamda Cumhurbaşkanı Chirac'a en yakın üç dört isimden biri olduğu,  aynı zamanda, sağ politik şahsiyetler arasında, Türkiye'nin  Avrupa Birliği üyeliğini destekleyen az sayıda isim arasında  yer aldığı ve Parti Genel Başkanı Sarkozy ile birçok konuda  sık sık çelişkiye düştüğünün de kimse için sır olmadığına  dikkat çekilmektedir.

 

            RUSYA BASINI: 

            Nezavisimaya Gazeta'nın NG-Religi adlı ekinde (02/02)  "Vatikan AB'yi Hata Yapmaması Konusunda Uyarıyor" başlığı  altında ve İtalyan tarihçi-gazeteci Francesco Sartori  imzasıyla yayımlanan bir yazıda, Türkiye'nin AB'nin kapısını  çaldığı ve bunda başarılı da olduğu, AB Komisyonu'nun bu  devletin Birliğe katılması için müzakerelerin başlatılması  konusunda onay verdiği belirtilmektedir. 17 Aralık'ta  Brüksel'de bir araya gelen AB devlet ve hükümet başkanlarının, müzakerelerin Ekim 2005'te başlatılmasını kabul ettikleri,  ancak Türkiye'nin AB ile bütünleşme perspektifi kıtanın birçok  ülkesinde sıcak tartışmalara yol açtığı ve Avrupalıların hala  Türkleri Araplardan daha tehlikeli bir "Müslüman tehdit" olarak  gördükleri öne sürülen yazıda, henüz Papa'nın bu konuda görüşünü belirtmemiş olmasına rağmen, Roma Katolik Kilisesi'nin,  Türkiye'nin AB'ye katılması konusunda olumsuz tavır takındığı  ve Papa'nın güvendiği şahıslardan Kardinal Josef Ratzinger'in,  Fransa'da yayımlanan Le Figaro gazetesine verdiği mülakatta  "Avrupa coğrafi değil, kültürel bir kıtadır. Kıtamızın kökeni Hristiyanlığın derinlerine iniyor. Bu bakımdan Türkiye, Avrupa  için daima yabancı ve düşman bir bölge olmuştur" dediği ifade edilmektedir. Ratzinger'in, İtalya'nın Velletri kentinde  yaptığı konuşmada ise, görüşlerini daha da belirgin bir şekilde   ifade ederek, "Tarihi ve kültürel bakımdan Türkiye'nin Avrupa  ile ortak şeyleri çok az. Bu nedenle bu ülkeyi AB'ye kabul  etmek büyük bir hata olur" dediği belirtilen yazıda, diğer  kardinallerin, örneğin Vatikan Dışişleri eski Bakanı Jean-Louis  Tauran ve Kardinal Camillo Ruini'nin de buna benzer açıklamalarda bulundukları kaydedilmekte ve Tauran'ın, Türkiye'nin "Coğrafya,   din ve kültür açısından Avrupa'ya yabancı" olduğunu vurguladığı  ve bu iki kardinalin, AB'ye, Türkiye'yi değil, Ukrayna ve  Moldova gibi ülkeleri kabul etmesi tavsiyesinde bulunduklarına  işaret edilmektedir.

 

 

  

                 

 
ESKİ SAYILAR