ANKARA, 04/02(BYE)---
Yabancı basın-yayın organlarında 2-3 Şubat 2005 tarihlerinde yayımlanan
Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara
değinilmektedir:
ALMANYA BASINI:
Die Tageszeitung'da (03/02)
"EKD Başkanı Piskopos Huber: Türkiye Kiliseleri Engelliyor" başlığı
altında ve DPA'ya atfen yayımlanan bir haberde, Protestan Kiliseler
Birliği (EKD) Konsey Başkanı Piskopos Wolfgang Huber'in, Türkiye'deki Hristiyan
kiliselerinin önündeki engellerin kaldırılmasını istediği
belirtilmektedir. Haberde, Huber'in, bunun kiliseler açısından, AB'nin
Türkiye ile üyelik müzakereleri için bir sınav olacağını belirterek,
Türkiye'deki kiliselerin "hala yoğun bir şekilde" engellendiğini
söylediği kaydedilmektedir.
İNGİLTERE BASINI:
BBC'nin Türkçe yayınında
(03/02) "Fransa Meclis Başkanı Ankara'ya Üç Günlük Ziyarette Bulunuyor"
başlığı altında ve Sabetay Varol imzasıyla yer verilen bir haberde,
Fransa Meclis Başkanı Jean-Louis Debre'nin Türkiye ziyareti ele
alınmakta ve bu ziyaretin, Fransız politikacıların Avrupa Anayasası
referandumuna etkisi olur kaygısıyla Türkiye ile resmi temaslardan
kaçındığı bir döneme rastladığına dikkat çekildiği belirtilmektedir.
Beş kişilik Parlamento heyetinin ziyaretinin, Türkiye'nin Avrupa
Birliği üyeliği meselesinin Fransa'da yoğun biçimde tartışıldığı
sırada cereyan ettiği belirtilen haberde, 17 Aralık Avrupa Birliği
Zirvesi'nden sonra bu polemiğin yatışacağının düşünüldüğü ve şimdiye
kadar gözlenenin bunun tam tersi olduğu ve ilkbaharda düzenlenecek
Avrupa Anayasası referandumuna kadar da aynı şekilde devam edeceğinin
söylenebileceği ileri sürülmektedir. Başta Cumhurbaşkanı Chirac olmak
üzere Fransız yetkililerin, bu kritik dönem süresince mümkün mertebe
Ankara ile fazla yakın gözükmemeye dikkat ettikleri, daha doğrusu ikili
temasların Paris ya da Ankara'da değil de uluslararası toplantılarda
gerçekleştiği ifade edilen haberde, son olarak Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın, 17 Aralık öncesi özel bir ziyaret için Fransa'nın
başkentine geldiği, o tarihte Ekonomi Bakanı olan, ama parti
liderliğine seçileceği ve Bakanlığı bırakacağı o tarihte belli olan
Sarkozy ile görüşebildiği ve bu görüşmenin bile medya projektörlerin
uzağında yapıldığı kaydedilmektedir. Haberde, Meclis Başkanı Jean-Louis
Debre'nin, politik yaşamda Cumhurbaşkanı Chirac'a en yakın üç dört
isimden biri olduğu, aynı zamanda, sağ politik şahsiyetler arasında,
Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini destekleyen az sayıda isim
arasında yer aldığı ve Parti Genel Başkanı Sarkozy ile birçok konuda
sık sık çelişkiye düştüğünün de kimse için sır olmadığına dikkat
çekilmektedir.
RUSYA BASINI:
Nezavisimaya Gazeta'nın NG-Religi
adlı ekinde (02/02) "Vatikan AB'yi Hata Yapmaması Konusunda Uyarıyor"
başlığı altında ve İtalyan tarihçi-gazeteci Francesco Sartori
imzasıyla yayımlanan bir yazıda, Türkiye'nin AB'nin kapısını çaldığı
ve bunda başarılı da olduğu, AB Komisyonu'nun bu devletin Birliğe
katılması için müzakerelerin başlatılması konusunda onay verdiği
belirtilmektedir. 17 Aralık'ta Brüksel'de bir araya gelen AB devlet ve
hükümet başkanlarının, müzakerelerin Ekim 2005'te başlatılmasını kabul
ettikleri, ancak Türkiye'nin AB ile bütünleşme perspektifi kıtanın
birçok ülkesinde sıcak tartışmalara yol açtığı ve Avrupalıların hala
Türkleri Araplardan daha tehlikeli bir "Müslüman tehdit" olarak
gördükleri öne sürülen yazıda, henüz Papa'nın bu konuda görüşünü
belirtmemiş olmasına rağmen, Roma Katolik Kilisesi'nin, Türkiye'nin
AB'ye katılması konusunda olumsuz tavır takındığı ve Papa'nın güvendiği
şahıslardan Kardinal Josef Ratzinger'in, Fransa'da yayımlanan Le Figaro
gazetesine verdiği mülakatta "Avrupa coğrafi değil, kültürel bir
kıtadır. Kıtamızın kökeni Hristiyanlığın derinlerine iniyor. Bu bakımdan
Türkiye, Avrupa için daima yabancı ve düşman bir bölge olmuştur" dediği
ifade edilmektedir. Ratzinger'in, İtalya'nın Velletri kentinde yaptığı
konuşmada ise, görüşlerini daha da belirgin bir şekilde ifade ederek,
"Tarihi ve kültürel bakımdan Türkiye'nin Avrupa ile ortak şeyleri çok
az. Bu nedenle bu ülkeyi AB'ye kabul etmek büyük bir hata olur" dediği
belirtilen yazıda, diğer kardinallerin, örneğin Vatikan Dışişleri eski
Bakanı Jean-Louis Tauran ve Kardinal Camillo Ruini'nin de buna benzer
açıklamalarda bulundukları kaydedilmekte ve Tauran'ın, Türkiye'nin
"Coğrafya, din ve kültür açısından Avrupa'ya yabancı" olduğunu
vurguladığı ve bu iki kardinalin, AB'ye, Türkiye'yi değil, Ukrayna ve Moldova
gibi ülkeleri kabul etmesi tavsiyesinde bulunduklarına işaret
edilmektedir.
-
-
ESKİ SAYILAR