26.07.2005

   

Anasayfa

e-posta


 

ANKARA, 26/07(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  25 Temmuz 2005 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

 

            AVUSTURYA BASINI:

 

            Kurier gazetesinin (25/07) "Tam Üyeliğe Alternatif Zorlaması" başlığı altında Andraes Weiss imzasıyla yayımladığı haberde şöyle denilmektedir: “Türkiye ile 3 Ekim'de başlayacak üyelik müzakereleri, bir tarafta genişlemeden endişe duyan halk, diğer tarafta tam üyeliği gözeten müzakerelerin başlaması, ancak ucunun açık olması konusunda görüş birliğine varan devlet ve hükümet başkanları olmak üzere AB'yi ikiye böldü.             Dışişleri Bakanı Ursula Plasnik, tam üyelik amacının yanı sıra üyeliğe alternatif oluşturacak bir seçenek bulmaya çalışacak ve AB'nin kriterlerinin özellikle vurgulanması yolunda çaba sarf edecek. Dışişleri Bakanları Konseyinin 3 Ekim'den önce yapacağı rutin dışı bir toplantı bunu başarabilir.AB, 2004 yılı Aralık ayında Türkiye ile ilgili görüşmelerin başlaması kararı almıştı. Amaç tam üyelikti. Avusturya'nın baskısı ile müzakere sonucu ucu olacak şekilde kayda geçirilmişti.O günden bugüne geçen zaman içinde Türkiye'nin AB'ye tam üyelik amacı nedeniyle hem Fransa'da hem de Hollanda'da Avrupa Anayasası reddedildi. Bunun böyle olduğunu AB politikacıları da kabul ediyor ve -Günter Verheugen gibi- müzakerelerin ucunun açık olacağından, ancak müzakerelerden birdenbire dönülemeyeceğinden söz ediyorlardı. Ancak görüşmeler için esas olan çerçevenin ne olacağı hususu hala belli değil. AB Dışişleri Bakanları bunu en geç 3 Ekim'de oy birliği ile belirlemek zorundalar.“

 

            İNGİLTERE BASINI:

 

            AP'nin (25/07) "Türkiye Ek Protokolü İmzalıyor" başlığı altında yer verdiği haberde, bir AB diplomatının  Türkiye'nin ekim ayında katılım müzakerelerine başlayabilmesi için son koşul olan Avrupa Birliği'nin yeni 10 üyesiyle ilişkilerini genişleten protokolü imzalayacağını ifade ettiği nakledilmektedir. Üst düzey diplomatın Türkiye'nin resmen tanımadığı Kıbrıs yönetimini de gümrük birliğine dahil eden anlaşmanın Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İngiltere Başbakanı Tony Blair ile Londra'da görüşeceği gün Brüksel'de büyükelçiler tarafından imzalanacağını açıkladığı kaydedilen haberde, diplomatın, açıklamasında, Türkiye'nin söz konusu imzanın AB'ye geçen sene katılan Kıbrıs'ın diplomatik açıdan tanınması anlamına gelmediğini ifade eden bir siyasi deklarasyonda bulunup bulunmayacağının belirsizliğini koruduğunu söylediği de ifade edilmektedir. Haberde, diplomatın, ayrıca AB'nin, Ankara'nın Kıbrıs'ı müzakereler öncesi resmen tanımasını bir koşul olarak öne sürmediğini vurguladığı da aktarılmaktadır.

 

            KIBRIS RUM BASINI:

 

            Haravgi gazetesinin (23/07) "Türkiye Uysun" başlığı altında Kostakis Konstantinu imzasıyla yayımladığı yorumda, Kıbrıs ve Yunanistan'ın baştan beri, Türkiye'nin AB süreci ve AB üyelik perspektifi lehinde tavır takındığı ifade edilmekte, “Politikada, duygusal olarak değil, siyasi kriterlerle hareket edilmelidir. Olayları siyasi açıdan analiz ederek ve ileriye bakarak, AB ilke ve kanunlarına saygı gösteren ve onlar temelinde hareket eden Avrupai bir Türkiye'nin, Kıbrıs ve Yunanistan dahil herkesin çıkarına olacağına hiç kuşku yoktur. Sonuç olarak mesele, Türkiye'nin, AB ilke ve kanunlarına aynı zamanda taleplerine tamamen uymasıdır. Bu, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin temel talebidir. Kıbrıs Cumhuriyeti her açıdan haklı olarak, Ankara'nın, AB kararlarından kaynaklanan ve üstlendiği yükümlülüklere uymasını talep etmektedir.” denilmektedir.

 

            YUNANİSTAN BASINI:

 

            Kosmos Tu Ependiti gazetesinin (23/97) "Müzakerelere Protokol Girdi" başlığı altında Hrisitna Pulidu imzasıyla yayımladığı haber-yorumda, Fransa, Hollanda ve Avusturya, toplumlarının Türk korkusu nedeniyle AB Başkanlığı'nın genişleme işlemlerinin hızlandırılmasına ilişkin baskılarına karşı çıktıkları, Almanya'da ise yükselişte olan Hristiyan-demokratların her fırsatta Türkiye'ye "imtiyazlı ortaklık" statüsünün verilmesini ve katılım beklentisinin iptal edilmesini ifade ettikleri kaydedilmekte, Türkiye'nin üyeliği aleyhine oluşan havayı hissederek katılım işlemlerini belirten çerçevenin AB Bakanlar Konseyi tarafından onaylanmasını ve Gümrük Birliği Protokolü'nü bundan sonra imzalamayı arzuladığı belirtilmektedir. Haber-yorumda şu ifadeler yer almaktadır: “Avusturya, Kıbrıs, Fransa ve Yunanistan bu şartın kabul edilemez olduğunu bildiriyorlar. Son AB Dışişleri Bakanlar Komisyonu toplantısından anlaşıldığı gibi, AB'nin İngiltere Başkanlığı Ankara ile;

            1) Protokolün imza tarihini,

            2) Türk liderliğinin, Kıbrıs Cumhuriyetini tanımama hakkının mahfuz olduğunu belirten ekin protokole konmasını arzu ettiği metnin pazarlığını yapıyor.

            Başkanlık böyle bir durumun oluşturacağı tepkileri bildiğinden, Ankara'dan;

            a) Bu bildiriyi hiç ifade etmemesini,

            b) Veya protokol eki olarak vermemesini, ancak daha sonra hükümetin açıklayıcı bildirisi olarak sunmasını

            c) 'Türkiye'nin, Güney Kıbrıs'taki Kıbrıs Rum Yönetimi'ne ilişkin görüşlerinin mahfuz kaldığını' not etmesi veya basit olarak "Kıbrıs Rumlarının bütün adayı temsil etmediklerini" açıklamasını, talep ediyor.

            Ancak, böyle bir gelişme Türk liderliğine önemli iç problemler yaratıyor, zira Gümrük Birliği Genişleme Protokolü'nün imzalanması, otomatik olarak Kıbrıs Cumhuriyeti'nin dolaylı tanınması manasına geliyor.” 

 

 
ESKİ SAYILAR