ANKARA, 11/08(BYE)---
Yabancı basın-yayın organlarında 10 Ağustos 2005 tarihinde yayımlanan
Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara
değinilmektedir:
ABD BASINI:
AP'nin (10/08) "Tarihi
Ermeni Kilisesinin Restorasyonu Türk-Ermeni Uzlaşısı İçin Bir Umut"
başlığı altında Selcan Hacaoğlu'nun bildirdiği haberde, Türkiye'nin
Avrupa Birliği'nin Türk liderlere yaptığı azınlıklara uygulanan
muamelenin iyileştirilmesi yönündeki yoğun baskının neticesinde
Akdamar'ın bin yıllık kilisesinin restorasyonuna başladığı
bildirilmektedir. Haberde, "Avrupa Birliği, geçtiğimiz yıl Türkiye'ye
Akdamar'ı UNESCO'nun Dünya Kültürel Mirası listesine kaydetmeyi
düşünmesini önermişti. AB ayrıca, Türkiye'ye kapalı bulunan Ermenistan
sınırını yeniden açması ve komşusuyla diplomatik ilişkileri yeniden
kurması yönünde baskı yapıyor. Türkiye, Ermenistan ile ilişkileri
geliştirme konusunda ihtiyatlı adımlar atıyor. Erdoğan'ın lideri
bulunduğu partinin bir üyesi, bu yılın ilk aylarında Ermenistan'ın
başkentini ziyaret etmişti. Ancak, ilişkiler bir asır önce meydana
gelen etnik kökenli kan dökülmesinden kaynaklanan husumet dolayısıyla
hala son derece soğuk durumda." denilmektedir.
İNGİLTERE
BASINI:
Financial Times gazetesinin
internet sayfasında (10/08) "Brüksel, Türkiye'nin AB Müzakereleri
Takvimi Konusundaki Endişelerini Gidermeye Çalışıyor" başlığı altında
ve Raphael Minder imzasıyla yayımlanan bir haberde, AB'nin genişlemeden
sorumlu Komisyon üyesi Olli Rehn'in, Ankara'nın Fransa'nın
müzakereleri veto etmeye hazırlandığına ilişkin endişelerini giderme
çabası çerçevesinde, Türkiye'nin AB ile üyelik müzakerelerine
planlandığı gibi 3 Ekim'de başlayacağından "oldukça emin" olduğunu
söylediği nakledilmektedir. Hamburg'da yaptığı bir konuşmada Rehn'in
"Avrupa'nın istikrarlı, demokratik ve daha gönençli bir Türkiye'ye
ihtiyacı var. Bu bizim stratejik çıkarımızadır ve müzakereler bu amacı
gerçekleştirmenin en hayati aracıdır. Yolculuk da hedef kadar
önemlidir." dediği kaydedilen haberde, Brüksel'in geçen aralık
ayındaki AB liderleri zirvesinde varılan sonuçların, bir AB gümrük
birliği tartışmasını ve Kıbrıs'ın tanınması meselesini açıkça
birbirinden ayırdığını ve Kıbrıs meselesinin BM görüşmeleri
çerçevesinde ele alınması gerektiğini vurguladığı da ifade
edilmektedir.
REUTERS'in (10/08) "Farzedelim,
Türkiye AB Girişimi Konusunda Fransızların Tehdidini Tartıyor" başlığı
altında Gareth Jones'un bildirdiği haberde, uzun zamandan beri
beklenen Türkiye'nin AB'ye üyelik müzakerelerinin başlamasına tam
sekiz hafta kala Ankara'da "Ya Fransa ayak direrse?" sorusunun sık sık
akıllara geldiği ve bir kriz korkusunu da körüklediği ifade
edilmektedir. "Ya Fransa Başbakanı Dominique de Villepin, Türkiye'nin
müzakerelerin 3 Ekim'de başlamasından önce Kıbrıs'ı tanıması
gerektiğini söylediğinde gerçekten bunu kastettiyse? Ya, belki de Kıbrıs
ve diğer Türkiye'ye şüpheyle bakan AB ülkeleri tarafından desteklenen
Fransa müzakereleri veto ederse?" şeklindeki sorulara da yer verilen
haberde, AB'nin dönem başkanlığını yapan İngiltere ve Avrupa Komisyonu,
Türkiye'nin müzakerelerin başlaması için gerekli olan herşeyi yerine
getirdiğini kaydettiği, ancak endişelerin giderek arttığı
belirtilmektedir.
JAPON BASINI:
Mainichi Shimbun
gazetesinin (09/08) "Fransa, AB'nin Türkiye ile Yapacağı Üyelik
Müzakerelerinin Ertelenmesini Talep Ediyor" başlığı altında Yoshinori
Fukushima/Naoki Higuchi imzalarıyla yayımlanan haberde, Fransa'nın,
AB'nin Türkiye ile 3 Ekim'de başlayacağı üyelik müzakerelerinin
ertelenmesini talep etmesinin Türkiye'nin tepkisine neden olduğu
bildirilmekte, erteleme isteminin görünen sebebinin, Türkiye'nin
zıtlaşma içerisinde bulunduğu AB'nin yeni üyesi Kıbrıs'ı tanımaması
olarak görüldüğü ifade edilmektedir. Haberde, "Ancak Londra'daki terör
eylemlerinden sonra, 'Avrupa ile İslam' ilişkisi dikkat çekmeye devam
ederken, Avrupa kamuoyunun bir kısmında Türkiye'nin üyeliğinden endişe
duyar bir hava belirdi… Gümrük Birliği genişlemesi, üyeliğe engel
oluşturacak Kıbrıs'ı tanıma sorununu dolaylı olarak çözme amacındaki AB
ve Türkiye'nin ortak uzlaşı planıydı. Fakat imza sonrası ek açıklama
neticesinde Türkiye ile gergin ilişki içerisindeki Yunanistan tepkisini
artırdı ve sonuç olarak Fransa Dışişleri Bakanı'ndan da, "Ciddi bir
sorun" şeklinde destek verir nitelikte bir açıklama geldi."
denilmektedir.
KIBRIS RUM BASINI:
Kıbrıs Haber Ajansı'nın
(KİPE) internet sayfasında (10/08) "Rehn: BM, Kıbrıs Sorununa Çözüm
Bulma Çabalarını Sürdürmeli" başlığıyla yer alan haberde, AB
Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn'in BM'nin, Kıbrıs
sorununa kapsamlı bir çözüm bulunması yönündeki çabalarını
sürdürmesini istediği bildirilmektedir. Haberde, Ankara'nın Kıbrıs
Cumhuriyeti'ni tanımasının önemli olduğunu, Türkiye'nin AB'ye üyelik
müzakerelerinin de planlandığı gibi 3 Ekim'de başlayacağına inandığını
belirttiği kaydedilen Rehn'in Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Türkiye tarafından
tanınmasının önemini vurguladığı ve "BM'nin Kıbrıs'ta bir çözüm
amacıyla müzakereleri başlatmak için daha aktif olmasını, tüm AB üyesi
ülkelerin, özellikle Güvenlik Konseyi'nin daimi üyelerinin de bu
başlangıca katılmalarını istiyorum" dediği aktarılmaktadır.
LÜBNAN BASINI:
Suriye yanlısı As Safir
gazetesinin (06/08) "Kıbrıs... Acaba Avrupa, Erdoğan'ı Kasıtlı Olarak
Mı Sıkıştırıyor?" başlığı ve Muhammed Nureddin imzasıyla yer verdiği
makalede, Türkiye-Avrupa ilişkilerinin mecrasının yeniden değiştiği
ifade edilmekte, Fransa ve Hollanda'da Avrupa Anayasası'nın
reddedilmesinin bir yandan da Türkiye'nin katılımının reddedilmesi
anlamına geldiği değerlendirmesi yapılmaktadır. Türk sürecine muhalefet
edenlerin başını Fransa'nın çektiğine işaret edilen makalede, Fransa,
Avusturya, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi'nin Türkiye'ye karşı
sürdürdüğü olumsuz tutumun, Ankara ile Brüksel arasında gerilimli bir
dönemin habercisi olduğuna dikkat çekilmektedir. Türkiye'nin Erdoğan
döneminde Avrupa'ya elini uzattığı, Kıbrıs'ta, Rumların reddettiği
Kofi Annan planını desteklediği, hassas olmasına rağmen Gümrük
Protokolünü imzaladığı bildirilen makalede, "Ancak Erdoğan'ın verdiği
tavizlerin Türk kriterlerine göre bir sınır var. Ana muhalefet lideri,
Kıbrıs konusunun Meclis'te görüşülmesi için şimdiden kendisine meydan
okuyor. Erdoğan'ın esnekliği, Kürt meselesinde olduğu gibi Kıbrıs
meselesinde de son bulabilir. AB'nin Kıbrıs adasında tarihi gerçekleri
-öncelikle Münih ve Zürih anlaşmaları- gözardı etmesi, 'hata'dan
ziyade, daha önce tasavvur edilip kararlaştırılmış bir tercih ya da
yönelime daha yakın görünmektedir. Türkiye ile üyelik müzakerelerine
başlanmasına bazı Avrupa ülkelerinin muhalefet etmesi, bu ülkelerin
kaygı duyduğu endişeleri artırmaktan başka bir şey yapmayacaktır. Ki
bu endişeler, Türkiye ve yaşlı kıtada fanatik akımların tırmanmasını
kapsamaktadır. Görünen o ki bu yaşlı kıta, İslam dünyası ile iletişim
halinde olmaktan acizdir. Buna karşın katil Ariel Şaron'a olan aşkıyla
kendini genç göstermeye çalışmaktadır." denilmektedir.
YUNANİSTAN BASINI:
Vradini gazetesinin (10/08)
"Kıbrıs ve Avrupa" başlığı altında yer verdiği başmakalede, Fransa ve
Hollanda'dan sonra Danimarka'nın da, Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti gibi
AB üyesi bir devleti tanımayı reddettiği, bu nedenle AB'ye katılım
müzakerelerinin başlayamayacağını ifade etme sırasının geldiği
belirtilmekte, "Bu gelişmeler ilk bakışta Yunan ve Kıbrıs Rumlarının
menfaatlerine müspet gibi görünüyorsa da, Kıbrıs meselesinin veya
Türk-Yunan anlaşmazlıklarının çözümü için, AB çerçevesine dahil
edilmiyorlar. Avrupa ülkeleri Kıbrıs ile aniden ilgilenmediler, az veya
çok, büyük nispette Türkiye'nin katılımına karşı çıkan seçmenlerinin
tepkilerine cevap verdiler. Avrupa ülkeleri, konuya ilişkin olarak açık
konuşmalılar, yani Türkiye'nin AB'ye girişini istemedikleri dile
getirmeliler, bunun yerine bir kez daha Kıbrıs ve Yunanistan'ın
arkasına gizlenmeye ve bunlar tarafından 'bir veto' koparmaya gayret
ediyorlar. Fransa Cumhurbaşkanı Chirac'ın, Kıbrıs Rumları'ndan
kendisini hayal kırıklığına uğratmamalarını istediği, 'not'u bu yönde
hareket ediyor." denilmektedir.
Apoyevmatini gazetesinin
(10/08) "Coğrafyayı ... Şimdi mi Öğrendiler?" başlığı altında verdiği
Makis Delipetros imzasıyla yayımlanan yorumda, AB üyesi ülkelerin
liderlerinin teker teker Türkiye'nin "arkadaşlar grubuna" üye olmasını
istemediklerini açıkladıkları ifade edilmekte ve şöyle denilmektedir:
"Türk yanlısı duyguları olan biri değilim, fakat daha dürüst bir tutum
tercih ediyorum. Resmi mantığın hayali roller oynaması artık son
bulmalı. Türkiye, gelecekte nelerle karşılaşacağını bilseydi, daha
güvenilir ve daha netice verici bir politika uygulayacaktı. Bunları,
Danimarka Başbakanı Rasmussen'in açıklaması vesilesiyle söylüyorum.
Rasmussen, 'AB'nin dış sınırlarının Suriye ve Irak'a kadar uzanacağını
düşünemem' dedi. Sınırlar dün mü oraya kadar uzandı?"
-
-
ESKİ SAYILAR