06.09.2005

 GÜNLÜK  

Anasayfa

e-posta


 

ANKARA, 06/09(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 05 Eylül 2005 tarihli  haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda  sunulmaktadır: 

ALMANYA BASINI:

Die Welt: "Türkiye'den Bozuk Sesler", "Türk Hükümeti AB tartışmasında katılım müzakerelerinin başlatılmasını destekleyenleri bile endişeye sevk edecek şekilde üslubunu sertleştirdi. Ankara artık koyduğu şartlar yerine getirilmediği takdirde geri çekilme tehdidinde dahi bulunuyor. Böylece son ortak bağ da koparılıyor. Bu kadar direniş gösterilmesi, bugüne kadar Türkiye'nin isteklerini koşulsuz bir şekilde destekleyen Şansölye Schröder ve Dışişleri Bakanı Fischer'i de tepkisiz bırakmayacaktır. Schröder ile Fischer Erdoğan'a taleplerini ve kabalıklarını bir yana bırakması yönünde tavsiyede bulunsalar iyi olur. (Manfred Pantförder, 05/09)

Frankfurter Allgemeine Zeitung: "Gül'ün Tehdidi", "Şarklı diplomatlar, düşüncelerini üslup itibarıyla mükemmel ve ihtiyatlı, ancak aynı zamanda anlamlı bir şekilde ifade etme sanatını geliştirmişlerdir. Türk Dışişleri Bakanı Gül daha ziyade bu gruba dahil değil. Gül'ün sözleri kaba bir tehdittir ve pek çok kişi tam da bu üslubun devam etmesini arzu etmektedir. Gül bu şekilde konuşan tek Türk diplomatı değildir. Geçmişte de böylesi ifadelere başvurulmuştur. Ancak bunlar, Türkiye'nin tam üyeliği için en az inandırıcı olan 'argümanlar'dır." (Wolfgang Günter Lerch, 05/09)

Süddeutsche Zeitung: "AB Ankara'ya Sert Çıkıyor", "Türk Hükümeti, üyelik müzakereleri güvencesi verilmesine rağmen Avrupa Birliği'ne karşı olan yükümlülüklerini yerine getirmemekte direniyor. Anlaşılan Türkler, Fransız ve Kıbrıslıların, Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti'ni tanıması yönündeki baskılarından tahrik edilmiş gözüküyorlar. Bu talebi Ankara, haziran ayında yaptığı bir açıklamayla reddetmişti ve AB bunu şimdi 'üzülerek' geri çevirmek istiyor." (Alexander Hagelüken, 05/09)

Frankfurter Allgemeine Sonntagszeitung: "Türkiye Güvenliğimiz İçin Merkezi Önemdedir", "Fischer: 'Türkiye'ye, Adenauer şansölye olduğundan beri vaatlerde bulunduk. Şimdi Türkiye'nin suratına kapıyı çarpmak, çok büyük bir sorumsuzluk olurdu. Angela Merkel'in yapmaya çalıştığı gibi, reddetmenin her türlüsü Türkiye'de sadece şiddetli tepki almakla kalmaz, aynı zamanda da tüm Arap-İslam dünyasında geri çevirme olarak algılanırdı. Türkiye'nin kapsamlı bir şekilde modernize edilmesi ve Batıya demir atması, Avrupa'nın Arap dünyası ve İran'la kesiştiği noktadaki güvenliğimiz için merkezi önemdedir.'" (Eckart Lohse/Markus Webner, 05/09)

Süddeutsche Zeitung: "Avrupa Dürüstlüğünü Kaybetmek Üzere", "Türkiye, ne tarihi ne de coğrafi veya kültürel açıdan Avrupa'nın bir parçası. AB üyesi bir Türkiye'nin İslamcılığa karşı bir kale olacağı şeklinde ifade edilen ve yıpranmış olan argüman ise spekülasyondan ibarettir. Türklere, uzun bir süre alacak müzakerelerin sonunda muhtemelen tam üyeliğin verilmeyeceğini söylemek dürüstlük olacaktır. Ancak AB liderleri bu dürüstlüğü ortaya koymaktan çekiniyorlar." (Alexander Hagelüken, 05/09)

Der Spiegel: "Bunun Bedelini Çok Pahalı Öderiz", "Joschka Fischer: 'İster İran, Irak isterse Suudi Arabistan olsun, Orta Doğu'nun komşusu olan İslam devletlerdeki durumun zor oluşu ve Cihad terörizminin giderek artması, Türkiye'yi mümkün olabildiğince sıkı bir şekilde kendimize bağlamamızı vazgeçilmez kılıyor. Bundan vazgeçilecek olursa ve herşey tuz buz olursa, bunun bedelini çok pahalı öderiz.'" (StefanAust/Konstantin von Hammerstein/Ralf Beste, 05/09)

Frankfurter Rundschau: "Türkiye Başlama Çizgisinde", "Nasıl ki Türkiye katılım sürecinde Avrupa Birliği değerler topluluğuna gerçekten katılmak istediğini ve bunu gerçekleştirebileceğini samimi bir şekilde ortaya koymak zorundaysa, Avrupa Birliği de kendi imkanlarını ve sınırlarını açık bir şekilde göz önünde bulundurmalıdır. Bunu eğer AB yapmazsa, vatandaşlar Türkiye referandumlarında onun adına yapacaklardır. Sonunda ortaya, müzakerelerin Türkiye ile AB arasında özel bir ilişki kurulmasına yönlendirilmesinin neden olabileceği bütün olumsuzluklardan daha büyük bir stratejik felaket çıkabilecektir." (Martin Winter, 05/09)

AVUSTURYA BASINI:

Kurier: "Türkiye Konusunda Güvenli, Öncelikle de Dürüst Taraftanız"

SORU: İmtiyazlı ortaklık Avusturya'nın görüşü doğrultusunda mı?

SCHUSSEL: Bütün şartların yerine getirilmesi halinde katılım opsiyonu ihtimal dışı bırakılmamalı. Ama bu gerçekleşemezse bir seçeneğe ihtiyaç olacaktır. Başka seçenekler üzerine kafa yormak akıllıca bir tutum olur." (Margaretha Kopeinig, Avusturya Başbakanı Wolfgang Schüssel ile mülakat, 05/09)

FRANSA BASINI:

 AFP: "De Villepin, Müzakerelerin Başlamasına Yönelik Şartları Yineledi": "Fransa Başbakanı Dominique de Villepin dün yaptığı açıklamada, Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecinin, Kıbrıs'ın tanınması konusunda Ankara'dan istenen garantiler elde edilir edilmez başlayabileceği hususunda 'olumlu' olduğunu bildirdi. De Villepin, dün akşam yayınlanan bir radyo programında, Benimistediğim şey, Türkiye'nin, en güçlü ve en çabuk şekilde Kıbrıs'ın tanınması yoluna girmesidir. AB'ye üyelik sürecine giren her devletin, Avrupa'nın tümüyle sakin bir ilişkiye sahip olması bana göre gereklidir, bizim Türklerden istediğimiz bu niyettir' dedi." (05/09)

İNGİLTERE BASINI:

Financial Times: "AB Türkiye'ye Verdiği Sözü Tutmalı" "Avrupa Birliği, fikir ayrılıkları ve itişip kakışmalar arasında, Türkiye ile katılım müzakerelerinin bir ay içerisinde başlamasına onay verecek gibi görünüyor. AB, bu yaz Fransa ve Hollanda'da yapılan anayasa referandumlarında felce uğratılmış olsa da, üye ülkelerin çoğu, geçen aralık ayında yapılan zirvede Türkiye'ye verilen sözün yerine getirilmesinden kaçınılmasının Birliğe daha da zarar vereceğini anlamış görünüyor. "(Başmakale, 05/09)

Financial Times: "Avrupa'nın Neden Merkel Zaferine İhtiyacı Var", "Merkel'in zaferi AB'nin dış politikasına da tesir edecektir. Merkel ile FDP'den üst düzey bir siyasetçi ve dışişleri bakanı olması büyük bir olasılık olan Wolfgang Gerhard sadık atlantikçiler. Ancak esas değişiklik üslupta olacaktır: ABD önderliğinde Irak'ın işgalini takip eden zehirli diplomasinin ardından transatlantik diyalog daha yapıcı olacaktır. Anlaşmazlıkların önemli bir kısmı devam edecek; ancak Merkel'in Türkiye'nin AB üyeliğine muhalefeti muhtemelen yeni bir anlaşmazlık ortaya çıkaracaktır." (05/09)

İTALYA BASINI:

La Repubblica: "Avrupa Bize Şaka Yapmasın! Türkiye Köprüleri Atmaya Hazır"

SORU: Sayın Başbakan, Avrupa Türkiye'ye verdiği sözleri tutacak mı?

ERDOĞAN: Ülkem müzakerelerin başlaması için kendisinden talep edilen tüm hazırlıkları tamamlamıştır. Eminim ki geçen 17 Aralık tarihinde Brüksel'de bizi ele alanlar, verdikleri sözlerde duracaktır. Benim bu konuda herhangi bir kuşku beslememem de bu sebeptendir. (…)

SORU: Size tam üyelik yerine "imtiyazlı ortaklık" seçeneği sunulursa, bunu kabul eder misiniz?

ERDOĞAN: Kesinlikle "hayır". Bu tip bir anlayış devletler arası ciddiyete yakışmaz. AB mevzuatına uzak her türlü teklif bizim açımızdan kabul edilemez olacaktır. (Marco Ansaldo, Başbakan Recep Tayip Erdoğan ile yapılan mülakat, 04/09)

KIBRIS RUM BASINI:

Fileleftheros: "AB'deki Türk Tavizleri Ve Lefkoşa", "Türkiye, Avrupa yolunu seçtiği sürece, katılmak istediği yeni çevrenin kanunlarına uymak zorundadır. Bunu anlamalıdır. Bu yüzden de AB'nin, Ankara'ya, belirlenmiş çerçeve içinde hareket etmesi gerektiğini açıkça ifade etmesi gerekmektedir. Aynısını Atina ve Lefkoşa'nın da yapması gerekmektedir. Aksi takdirde Türkiye, üyelik yönünde ilerleyemeyecektir. Türkiye'nin çok fazla seçeneğe sahip olmadığı ortadadır. Türkiye ikilemlerle karşı karşıyadır ve sürekli olarak sınavlar vermesi gerekecektir." (05/09)

YUNANİSTAN BASINI:

Ta Nea: "Yürünmesi Zor Geçit": "Atina çok doğru olarak kendine hakim davranıyor ve uzlaşma niyeti göstererek, karşı çıkma bayrağını kaldırmıyor. Lefkoşa'nın da, vetodan ve tehditlerden uzak bir tutum göstermesi gerekir. Ankara'nın, ateşli bir şekilde girmek arzusunda olduğu Avrupa ailesinin 25 üyesi arasında tanınmış üye olarak Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bulunmasını kabul etmemesine ilişkin ısrarı, mantığa aykırıdır. Komşu ülke bu zor yolda, kendi stratejik çıkarlarından dolayı ve bundan karlı çıkacağını düşünerek katılımını samimi olarak destekleyen Yunanistan'a gereksinimi olduğunu anlamalıdır. Erdoğan, "milliyetçi canavar düdüklerinden" kaçınabileceğini, AB'nin çalışma tarzını ifade eden uzlaşma ve mantık yolunu seçebileceğini kanıtlamak zorundadır. Ancak o zaman Karamanlis'in desteğine hak kazanacaktır." (Athanasios Ellis, 03/09)

Vradini: "Türkiye ve AB": "Halihazırda Erdoğan Ankara'nın mesajını gönderdi ve 'bazı ülkeleri' suçlayarak, müzakereleri iç sebeplerden dolayı kullandıklarını ve Ankara'nın başka geri adım atmayacağını ifade etti. Maalesef bu Türk "kabadayılılığının" bazı dayanakları var: Birincisi İngiltere'nin (ve ABD'nin)desteği, ikincisi ise Avrupalıların Türkiye'nin AB'ye bağlanmasını (veya ne şekilde) isteyip istemediklerine dair 'saklambaç'tır. Nihayet Avrupalılar ne arzu ettiklerini açıklasınlar. Zor Türk-Yunan ilişkilerine dayanarak başkalarının yılanı deliğinden çıkarmasına gayret etmesinler." (Başmakale, 03/0)

Elefteros Tipos: "İki Toplantıdan On Sonuç", "Müzakereler yolunun sonunda tam katılım yerine Türkiye-AB imtiyazlı ortaklık ilişkisinin biçimlenmesi beklentisi AB-Türkiye görüşmelerinin gündeminde her gün daha da öne çıkıyor. Almanya'nın Hristiyan-demokrat muhalefeti, bir sonraki muhtemel hükümeti ve Avusturya Başbakanı her fırsatta, Ankara'yı rahatsız eden bu tür alternatif bir çözüm talep ediyorlar. Kıbrıs meselesi artık AB için Atina ve Lefkoşa'nın baskıları nedeniyle uğraşmak zorunda olduğu bir bela oluşturmuyor. Aksine, AB-Türkiye müzakerelerinin uç noktasını ve bu koşullarda Fransa dış politikasının doruk konusunu teşkil ediyor." (04/09)

 

 
ESKİ SAYILAR