24.01.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ANKARA, 24/01(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 20-23 Ocak 2006 tarihleri  arasındaki haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda  sunulmaktadır:

 

            ABD BASINI:

 

            Amerika'nın Sesi Radyosu: "AB Anayasası'nı Canlandırma Çabası": "Avrupa Anayasası'nın kabulünün gecikmesi, Türkiye ile üyelik görüşmelerini olumsuz etkileyecek. Andrew Duff ve Johannes Voggenhuber tarafından hazırlanan ve Avrupa Parlamentosu'nda kabul edilen bir raporda, Anayasa onaylanmazsa, Birliğin genişleme sürecinin Bulgaristan ve Romanya'dan sonra duracağı belirtiliyor. Fransa ve Hollanda'da düzenlenen referandumlar sonrasında buzdolabına kaldırılan Avrupa Anayasası'nı canlandırma çabaları sürüyor. AB'nin çeşitli kanatlarından gelen 'anayasasız olmaz' mesajlarına Avrupa Parlamentosu da katıldı. Referandumlardan çıkan 'hayır'lar sonrasında benimsenen değerlendirme sürecine ilişkin olarak hazırlanan raporda, Avrupa Anayasası'nın yürürlüğe girmemesi halinde yeni bir genişleme hamlesinde bulunmanın mümkün olmayacağı görüşü savunuldu. Raporda, Avrupa Anayasası'nın devreye girmemesi durumunda, Bulgaristan ve Romanya'nın 2007'de ya da 2008'de Birlik'e katılımlarının ardından genişlemeye kapının kapatılması gerektiği görüşü işleniyor. Buna gerekçe olarak ise, yeni bir genişlemenin mevcut Nice Anlaşması kurallarıyla gerçekleştirilemeyeceği gösteriliyor. Bu yaklaşım, şu an aday ülke konumunda bulunan Türkiye, Hırvatistan ve Makedonya'yı yakından ilgilendiriyor. Ancak olası bir genişlemede diğer adayları geride bırakarak, AB'ye ilk sırada katılmasına kesin gözüyle bakılan Hırvatistan, diğer ülkelerden biraz daha fazla endişelenmek durumunda. Normal şartlarda Avrupa Anayasası'nın 2009'da yürürlüğe girmesi öngörülüyor. Türkiye'nin olası katılımı için öngörülen en iyimser tahminler ise 2014'ü işaret ediyor. Dolayısıyla gerek Ankara, gerekse Brüksel o tarihe kadar birçok unsurun değişebileceği görüşüne sahip."  (Güven Özalp, 20/01)

 

            BELÇİKA BASINI:

 

            Le Soir: "Avrupa için Kant Yolu":

 

            "SORU: İki konu, 2005 yılında çok duygusal tepkilere neden oldu: Avrupa Anayasası projesi ve Türkiye'nin üyelik başvurusu. Söyleşiye bu son konudan başlayalım. Kitabınızda, Türklere kimlik nedeniyle AB yolunu kapatmanın 'Avrupa'nın felsefesine ters düştüğünü' söylüyorsunuz, neden?

 

            FERRY: Avrupa düşüncesi bir toprak düşüncesi değildir. Felsefi oluşumuna göre Avrupa'nın kesin olarak belirlenmiş sınırları yok. Özellikle arzusu, tekelinde olmayan kültürel mirasları gelecek kuşaklara aktarmaktır. 'Kimliği', temelde diğer kimliklere açılmaktır. Böyle bir durumda, bu mantığa ihanet etmeden 'Avrupalı olmayan' adayların önüne engel konulması yönünde Avrupa'nın coğrafi ve hatta tarihi özelliklerinden söz edilemez.

 

            SORU: Yani Türkiye'nin üyeliği konusunda soru yanlış soruldu?

 

            FERRY: Doğru. Özellikle Türkiye'nin 'Müslüman' olmasından veya 'Asya'da bulunmasından söz edildiği zaman. Türk kimliği uzun bir tartışmadır, ancak doğru bir tartışma değildir. Çünkü söylediğim gibi, Birliğin siyasal sınırları, Avrupa'nın coğrafi veya tarihi sınırları değildir. Neredeyse kökten dinciliğe varan kimlik kanılarının, üyelik kriterleri konusunda Birliğin felsefesini bilen kişilerce Ankara'nın önüne çıkartılmış olması şaşırtıcıdır. Bu kriterler Kopenhag'da açıklandı ve Brüksel Laeken Zirvesi'nde kesinleşti ve bunlar arasında kimliğe dair bir kriter yok. Adaylardan ne isteniyor? Birlik müktesebatını benimsemek ve piyasa sistemine geçmek. Yani gerçekçi denebilecek bir işlev kriteri. Ancak bundan önce siyasal kriter var. Demokratik hukuk devleti ilkelerinin, 'çoğulculuk, hoşgörü, adalet ve dayanışma' değerlerinin benimsenmesi. Birliğin üyelerinden özellikle ne istediği gayet belirgin: 'İnsan onuru ve haklarına saygı, özgürlük, demokrasi, eşitlik, hukuk devleti.'

 

            SORU: Çok sayıda gözlemci için bu son kriter Ankara açısından sorun yaratıyor.

 

            FERRY: Doğru. Ankara ile üyelik müzakerelerine başlanmasını destekliyordum, yani AB'nin resmi görüşünü kabul ediyordum. Ancak bu, söz konusu ülkenin AB'ye üyeliğini şartsız kabulleniyorum demek değil. Bunları söylemek kelimelerle oynamak anlamına gelmez. Türkiye'nin Kopenhag Kriterleri'ni yerine getirmesi gerekir." (William Bourton imzasıyla filozof Jean-Marc Ferry ile yapılan mülakat, 23/01)

 

            FRANSA BASINI:

 

            AFP: "Türk Adaleti Orhan Pamuk'u Yargılamaktan Vazgeçti, Hükümetin Üzerindeki Yük Hafifledi": "Orhan Pamuk'un avukatı Haluk İnanıcı, 53 yaşındaki Pamuk'u yargılamakla sorumlu İstanbul'daki bir ağır ceza mahkemesinin, davayı düşürme kararı aldığını bildirdi. Brüksel bu kararı memnuniyetle karşıladı. AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, davanın Türkiye için 'bir test' niteliğinde olduğunu ileri sürmüştü. Olli Rehn, Türk adaletinin aldığı kararı memnuniyetle karşıladı ve Brüksel'de yayımladığı bildiride, 'Bu, Orhan Pamuk için güzel bir haber olduğu kadar Türkiye'deki ifade özgürlüğü için de güzel bir gelişmedir.'  dedi." (Burak Akıncı, 23/01)

 

            İNGİLTERE BASINI:

 

            The Times: "Türkiye İfade Özgürlüğü Davasında Kendini Akladı": "Türkiye'nin en ünlü yazarı Orhan Pamuk hakkında açılan dava, Türk Hükümeti'nin, ülkenin ifade özgürlüğüne olan bağlılığı hakkında soru işaretleri doğuran davayı desteklemeyi reddetmesi üzerine ortadan kalkmış görünüyor. CNN Türk Televizyonu'nun haberine göre, Pamuk'u 'Türklüğü alenen aşağıladığı' gerekçesiyle yargılayan İstanbul'daki mahkeme, Adalet Bakanlığı'nın davanın devamı için onay vermemesi üzerine davayı düşürecek. Davanın düşmesi, Türkiye'nin, ülkeyi AB standartlarına getirmek için sarf ettiği gayretlerin arkasında durduğunu ispatlaması için Avrupa Birliği'nin baskısına maruz kalan Türk Hükümeti'ni rahatlatacak. AB bu hafta Türkiye'nin adalet sistemini gözden geçirmeye başlıyor. Pamuk'un ünü, yazar hakkında açılan davayı, bir dizi ifade özgürlüğü davasının en ünlüsü haline getirdi. Bu konuda verilecek bir hüküm, fakir ve büyük çoğunluğu Müslüman olan ülkenin Avrupa Birliği'ne katılmasına karşı çıkanların elini güçlendirecekti." (Steve Bryant, 23/01)

 

            JAPONYA BASINI:

 

            Mainichi Shimbun: "Avrupa Parlamentosu: AB Genişlemesini Durduralım... Türkiye'nin Üyeliği Ne Olacak?": "Avrupa Anayasası'nın rafa kaldırılmasının, Avrupa'nın genişlemesine ciddi etkileri olmaya başladı. 19 Ocak'ta Avrupa Parlamentosu'nda 'Anayasa yürürlüğe girmediği sürece, genişlemenin durdurulması gerekir' ifadesini içeren tasarı kabul edildi. Almanya ve Fransa hükümetleri de son günlerde buna paralel mesajlar veriyor. Balkan ülkeleri ve Türkiye'nin üyeliğinin gerçekleşmemesi ihtimali dile getiriliyor. Avrupa Anayasası, AB genişlemesine hazırlık amacıyla hazırlanmış, geçen yıl Fransa ve Hollanda'da düzenlenen referandumlarda reddedilmişti. Yürürlüğe girmesi için tüm AB ülkelerinin onayı gerekiyor. (...) Fransa İçişleri Bakanı Sarkozy, 12 Ocak'ta, 'AB, yapısal bir reform yapmadığı sürece, genişlemesi durdurulmalıdır.' diye belirtti ve üyelik görüşmelerinin yürütüldüğü Hırvatistan, Türkiye ve Makedonya'nın üyeliğini reddetti. Almanya Dışişleri Bakan Yardımcısı 17 Ocak'ta, 'Anayasa'nın yürürlüğe girmemesi durumunda; Bulgaristan, Romanya'nın katılımıyla AB üyelik kapısı kapatılmalıdır.' yönünde açıklamada bulundu. AB Dönem Başkanı Avusturya, haziran ayına kadar görüşmelerin yinelenmesi çağrısında bulunuyor, ancak ülkeler arasındaki düşünce farklılığı oldukça dikkat çekiyor." (Naoki Fukuhara, 21/01)

 

            SUUDİ ARABİSTAN BASINI:

           

            Cidde Radyosu: "Erdoğan, Türkiye'de Reformların Yavaş İlerlediği Suçlamalarını Reddetti": "Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, AB üye ülkelerinin büyükelçilerine hitaben yaptığı konuşmada, Türkiye'nin AB üyeliğine girmesiyle ilgili siyasi reformları yerine getirmeye ve uygulamaya çalıştığını söylerken, reformların yavaş ilerlediğine dair söylentileri reddetti. Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'deki siyasi reformların güya yavaş ilerlediğine dair bazı endişelerin bulunduğunu, buna karşın Türkiye'nin azminin de artmakta olduğunu söyledi." (21/01)

 

 
ESKİ SAYILAR