13.04.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

            ANKARA, 13/04(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 12 Nisan 2006 tarihli haber  ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda sunulmaktadır:

 

            ABD BASINI:

 

            AP: "Dışişleri Bakanı Gül AB Eleştirilerine Karşılık Olarak Reformlara Hız Vereceklerini Söyledi": "Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, yaptığı bir açıklamada, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği için kritik önem taşıyan reformları gerçekleştirmeye kararlı olduğunu ve hükümetinin kısa bir sürede çeşitli reform paketlerinin onaylanmasına hız vereceğini söyledi. Gül'ün bu açıklamaları, Avrupa Birliği'nin son dönemde ülkedeki reform sürecinin katılım müzakerelerinin başlama kararının alındığı geçen ekim ayından bu yana yavaşladığı yönündeki eleştirilerine bir karşılık olduğu şeklinde yorumlanabilir. Gül, sivil makamlara askeri harcamaların incelenmesi konusunda daha büyük yetkiler tanıyacak yasalarla, şeffaflığı, hesap verilebilirliği ve toplumdaki etik değerleri yükseltecek yasaların en kısa sürede parlamentodan geçirileceğini belirtti. Gül şöyle konuştu: 'Reform sürecini devam ettirmeye kararlıyız. Bunlar mümkün olan en kısa sürede gerçekleştirilecektir.' Gül, hükümetin reform sürecini sürdüreceğini söyledi. Dışişleri bakanı, 'Türkiye'nin yönelimi daha fazla demokrasiye, daha fazla insan hakları ve özgürlüklere doğrudur. Bunlar Türkiye'yi daha da güçlendirecektir.' dedi." (Suzan Fraser, 12/04)

 

            ALMANYA BASINI:

 

            Berliner Zeitung: "Tanrı Tanımazlar, Museviler ve Hıristiyanlar Gerçek Bir Türk Olabilirler mi?": "Türk milliyetçiliği Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana devlet ideolojisinin ruhunu teşkil ediyor. Bu milliyetçilik şimdi ülkenin demokratikleşmesi ve Avrupa üyeliği önünde bir engel mi teşkil ediyor? Bu tür soruların yanıtını haftalık Tempo dergisinin yaptırdığı ve şimdi kamuoyuna açıklanan bir anket veriyor. Ankete katılanların yüzde 63'ü ülkelerinin AB'ye üye olmasından yana görüş bildirdiler ve böylece daha önceleri yapılan araştırmaları teyit etmiş oldular. Ancak aynı zamanda deneklerin sadece yüzde 37'si AB'nin Türkiye'yi küçük devletlere bölme gayretinde olmadığını belirtirken, yüzde 50'den fazlasıysa Avrupalıların bölücü niyette olduklarından emin. Fakat Türkiye'deki insanlar yalnızca AB hakkındaki görüşleri konusunda değil, aynı zamanda kendi ulusları konusunda da kafaları karışık bir izlenim veriyor. 'Türklük ne anlama gelmektedir?' şeklinde yöneltilen bir soruya, ankete katılanların yüzde 70'i kültürel olarak tarafsız nitelikteki 'Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak' yanıtını verirken, söz konusu 'Türklükle neyin bağdaşmayacağı' yönündeki soruya deneklerin yüzde 45'i tanrı tanımazlık (ateizm) derken, yüzde 38'i Hıristiyanlık ve Musevilik yanıtını verdi. Türkiye'nin kültürel bağlamda hangi görünüme sahip olduğu ve kültür hususunda nelerin yapılması gerektiği konularında sahip olunan görüşler de bir o kadar tezatlık arz ediyor. Örneğin, deneklerin yaklaşık yüzde 90'ı şu cümleyi teyit ediyor: 'Ülkemizde farklı kültürlerden insanlar yaşamaktadır ve Türkiye, kültürel bir mozaiktir.' Buna rağmen deneklerin yüzde 84'ü Türkiye'de Türk kültürünün mutlak önceliğe sahip olması gerektiğini söylüyor. 'Peki bu şimdi ne demek?' diye soranlar olabilir. Fakat belki de çözüm o kadar da zor değildir. Zira buradaki bütün tezatlıklar resmi politikanın bir parçası: Devlet AB üyeliği istiyor, fakat aynı zamanda aşırı özgürlük kaygısı taşıyor ve AB'yi abartmakla suçluyor. Türkiye'nin kültürel zenginliğiyle övünen devlet, diğer yandan kültürel çoğulculukla geçinemiyor. Vatandaşlar da aynı şekilde bölünmüş durumda: İnsan hakları, demokrasi ve Avrupa'ya açılma talebinde bulunurken aynı zamanda otoriter devletin çizdiği ruhani rotadan da şaşmak istemiyorlar." (Günter Seufert, 12/04)

 

            AVUSTURYA BASINI:

 

            Die Presse: "AB'ye Katılımlara Fren": "Hollanda AB'nin genişlemesi konusunda var gücüyle frene basıyor. Dışişleri Bakanı Bernard Bot, Lahey'deki Parlamento'ya yazdığı bir raporda, Batı Balkan ülkelerinin şimdiye kadarki adaylardan daha sıkı bir giriş sürecinden geçmeleri gerektiğini belirtti. Türkiye ile giriş müzakerelerinde bir pat durumu oluşmasına yol açan, bütün siyasi kriterlerin (hukukun üstünlüğü ve azınlık hakları gibi) müzakerelerde göz önünde bulundurulması arzusunun, Makedonya yahut Bosna Hersek için bir kural haline gelmesi isteniyor. Hollanda Hükümeti böylece, yalnız hukuk devleti olma yolundaki reformları tümüyle gerçekleştirmiş olan ülkelerin giriş müzakerelerini sonuçlandırabilmeleri için baskıyı artırıyor. Lahey, bunun Romanya ve Bulgaristan konusunda edinilen tecrübelerden alınmış bir ders olduğunu ileri sürüyor." (Wolfgang Böhm, 12/04)

 

            KIBRIS RUM BASINI:

 

            Politis: "Gül'ün Yeni Paketi... AB Uğruna Siyasi Reformlar İlan Ediyor": "AB Başmüzakerecisi Ali Babacan'ın yeni siyasetlerin neyle ilgili olacağına açıklık getirmeksizin ifşa ettiği üzere Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ileriki günlerde yeni siyasi reformlar paketi bildirecek. Kıbrıs sorununun, AB üyelik sürecini uzatacak konulardan biri olduğunu da kabul etti. Siyasi analizcilerin, Kürt sorunu ve ülkede milliyetçi atmosferin artması nedeniyle Erdoğan hükümetinin sıkıntılı olduğu olgusuyla, önemli ve esaslı düzenlemelerin ne ölçüde söz konusu olabileceği yönündeki çekincelerine rağmen, Bakanlar Kurulu, dünkü oturumunda düzenlemeler paketine ilişkin karar aldı. Ancak Ali Babacan'a göre, Türk Hükümeti reformları genişletmeye hazırlanıyor ve bildiriyi, Türkiye Dışişleri Bakanı yapacak. AB Başmüzakerecisi şöyle konuştu: 'Belki bugün veya çok yakın bir zamanda, yeni siyasi reformlar dalgasıyla Avrupa sürecimizde ivme kazanacağız.' TÜSİAD'ın düzenlediği, 'AB ile Müzakere Süreci' konulu seminerde konuşan Ali Babacan, halihazırda önemli adımlar atıldığını dile getirerek siyasi reformlara ilişkin çalışma sürecinin altını çizdi. Ancak Türk yetkili, Türkiye'nin teknik konulara ilişkin AB ile müzakerelerinin kısa bir sürede tamamlanacağı, ancak siyasi konuların süreci uzatacağı değerlendirmesinde bulundu. Ali Babacan'a göre, Türkiye'yi zorlayacak siyasi konular, AB kamuoyunun hazırlanması, özellikle de Kıbrıs sorunu gibi konulardır." (Annan Andreu, 12/04)

 

 

 

 

 

 
ESKİ SAYILAR