14.04.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

          ANKARA, 14/04(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 13 Nisan 2006 tarihli haber  ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda sunulmaktadır:

 

            ABD BASINI:

 

            AP: "Kamuoyu Araştırması... Yunan Halkı Daha Güçlü Bir AB'yi Destekliyor Ancak Avronun Fiyatları Olumsuz Etkilediğini Üşünüyor": “Sonuçları dün yayımlanan bir kamuoyu araştırmasına göre, Yunanlar, Birliğe katılmalarından çeyrek yüzyıl sonra hala AB'yi seviyorlar ama iş güvenliği ve yüksek fiyatlar konusunda şüphe içinde olmaya devam ediyorlar. Yunanların çoğu yüksek fiyatları, 2002'de euroya geçilmesine bağlıyor ve Fransa'nın en çok sevdikleri AB ülkesi olduğunu söylüyorlar. Araştırma 28 Şubat-12 Mart tarihleri ve 1000 Yunan yetişkin arasında, özel araştırma şirketi TNS Icap tarafından, Avrupa Komisyonu'nun Yunanistan temsilciliği için yapıldı.Yunanistan AB'ye 1 Ocak 1981'de katıldı ve araştırma sonuçlarına göre Yunanların yüzde 81'i AB üyeliğinin ülkeye fayda sağladığını söyledi. Bu arada Yunanların çoğunluğu güçlü kurumları destekliyor. Yüzde 88'i ortak bir savunma politikasını  destekliyor, yüzde 78'i birleşik bir dış politikadan yana ve yüzde 70'i bir AB anayasasına ihtiyaç olduğunu düşünüyor. Bulgaristan ve Türkiye gibi komşuları da içine alacak AB genişlemesine geniş çapta destek verilirken, pek çokları aynı zamanda bu sürecin güvenlik ve iş olanaklarına yönelik tehdidi artırmasından korkuyor. Yunanların yüzde 47'si Fransa'yı, yüzde 37'si İtalya'yı ve yüzde 33'ü Almanya'yı, Yunanistan'ın en yakın müttefiki olarak görüyorlar.” (Derek Gatopoulos, 13/04)

 

            The Washington Institute: "Türkiye'nin Gözle Görülür Bir Şekilde Batı'dan Uzaklaşmasını    Önlemek" : İran'ın nükleer programı, Washington'un Orta Doğu'daki gelişmelere Türkiye'nin Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Hükümetinden daha farklı bir bakış açısıyla baktığı bir başka konu. Kasım 2002'de iktidara geldiği tarihten bu yana AKP liderleri Şam ile uzlaşma sağlamaya çalıştılar ve İran ile diyalogu geliştirdiler. AKP, Mart 2006'da Ankara'da Hamas'ın liderlerini memnuniyetle karşıladı. Orta Doğu'daki Batı politikalarının geleneksel bir kalesi olan Türkiye'nin, onlarca yıldan beri Türkiye'ye zarar veren -Suriye, Kürdistan İşçi Partisi (PKK) teröristlerine güvenli bir sığınak sağladı ve İran, PKK'yı ve radikal İslamcı teröristleri destekledi- Batı karşıtı unsurlarla sıkı bağlar geliştirmeye çalışması şaşırtıcı. Neden Türk halkı bu politikalara tepki göstermiyor?... Türkiye'deki Batı karşıtı duygular, Avrupa Birliği ile yaşanan sorunlarla daha da kötüleşti. Türkiye'nin AB müzakereleri 10 yıl sürecek olmasına ve kesin üyelik vaadinde bulunulmamasına rağmen, AB'de Türkiye'ye muhalefet giderek artıyor. Paris gibi başkentlerde, eleştirmenler, ülkeyi 'Avrupalı olmayan' şeklinde tanımlayarak, Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkıyorlar. Türkler bu argümanı, Türkiye'nin coğrafyasına değil nüfusunun çoğunluğunun Müslüman olmasına bir gönderme olarak algılıyor.Türkiye'ye, diğer AB adayı ülkelerden farklı davranıldığına dair önemli bir örnek olarak, AB'nin, Türkiye-AB üyelik müzakerelerindeki 35 fasıldan ilki olan 'Eğitim ve Kültür' faslında, insan haklarına göndermede bulunmak amacıyla Türkiye'nin hararetli Kürt sorununa işaret edilen Fransız planını kabul etmesi gösterilebilir. Bu bölümde, Birliğe daha önce katılan üye ülkeler açısından eğitim ve kültür konularına teknik bir yaklaşımda bulunulurken, Ankara'dan, daha önceki AB'ye aday ülkelereden istenildiğinden daha çok şey talep edilerek, Türkiye açısından politik bir yaklaşım geliştiriliyor... Türkiye'nin AB Sürecini İlerletmek: Washington, Avrupalı liderlere, Ankara'nın üyeliğinin nüfus, enerji ve stratejik endişeler gibi konular üzerindeki artan önemini vurgulamak için kapalı kapılar ardındaki diplomasiye devam etmelidir. Washington aynı zamanda, Avrupa istihbarat organlarıyla, yasa koyucularla ve polis güçleriyle, PKK'nın Avrupa'daki yapılarına karşı devam eden işbirliği çalışmalarının semeresini alabilir. Bu adım, hem Türkiye-AB ilişkilerinde krizin artmasını engelleyecek hem de Amerika'nın Türkiye'deki duruşunu güçlendirecektir. (Soner Çağaptay, 12/04)

 

            AP: "Polonya Dışişleri Bakanı Ülkesinin Türkiye'nin AB Üyeliğine Desteğini Dile Getirdi": “Polonya Dışişleri Bakanı Stefan Meller bugün yaptığı açıklamada, çoğunluğu Müslüman olan bir ülkenin üyelik için önceki adaylarla aynı şartlara tabi olması gerektiğini ifade ederek, Polonya'nın Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılım emeline yönelik desteğini yineledi. Dışişleri Bakanı Stefan Meller, buna karşılık Türkiye'nin de AB'nin üyelik şartlarını tam olarak yerine getirmesi gerektiğini söyledi.           Anadolu Ajansı'nın bildirdiğine göre, Polonya Dışişleri Bakanı Meller, Abdullah Gül ile yaptığı ortak basın toplantısında, 'Türkiye katılım için üyelik kriterlerini tam ve eksiksiz bir şekilde yerine getirmelidir.' dedi.AB'ye üye bazı ülkeler, fakir ve çoğunluğu Müslüman olan 70 milyon nüfuslu bir ülkeye tam üyelik statüsünün verilmesi fikrine karşı çıkıyorlar.Polonya 2004 yılında AB'ye üye oldu. Türkiye ile katılım müzakerelerinin ise 10 yıl veya daha fazla sürmesi bekleniyor. Bugün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya gelen Meller'in yarın İstanbul'da olması bekleniyor.” (13/04)

 

            ALMANYA BASINI:

 

            Frankfurter Rundschau: "Türkiye AB'ye Yeni Reform Sözü Veriyor": Türk Hükümeti yeni reformlar yapmak istiyor. Ankara bu yolla, Türkiye'de AB katılım müzakerelerinin başlamasının ardından reform yorgunluğu yaşanıyor yönündeki izlenime karşı çıkmak istiyor. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül çarşamba günü Ankara'da yaptığı açıklamada diğer reformların yanı sıra siyasilere ve Sayıştay'a savunma harcamalarının denetimi konusunda daha fazla yetki verilmesinin planlandığını söyledi. Türk ordusu şu ana kadar geniş ölçüde kendi sorumluluğunda olan bir savunma bütçesine sahipti. Sivillerin askeri mahkemelere çıkarılması da hükümetin planlarına göre kısıtlanacak. Gül, gayrimüslim cemaatlerin sahip oldukları hakların genişletileceğini ilan etti. Ankara Hükümeti böylece, AB'nin Türkiye'de Hristiyan cemaatlere ayrımcılık yapıldığı yönündeki eleştirilerine tepki veriyor. Dışişleri Bakanının ifadelerine göre 'Türklüğe hakaret' suçunu cezaya tabi tutan ve birçok yazar ve yayıncıya karşı açılan davalarda başvurulan TCK'nın tartışmalı 301. maddesi Türkiye tarafından değiştirilmiyor. Avrupa Birliği bu ve benzeri cezai hükümleri düşünce özgürlüğüne kısıtlamalar getirdiği için eleştirmişti. Meclisin yeni reform paketini haziran ayında onaylaması planlanıyor. (Gerd Höhler, 13/04)

 

            Süddeutsche Zeitung: "Elinin Tersiyle Uzak Tutarak": “Federal Almanya Hükümeti'nin İnsan Hakları Sorumlusu Günter Nooke, 'Türkiye şu an AB olgunluğunda değil' demekte haklı. Ankara Hükümeti bile kendisinin Avrupa için zinde olduğunu hissedecek kadar ölçüyü kaçırmıyor. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül çarşamba günü, AB'nin felce uğrayan reform gayreti konusunda defalarca yakınmasının ardından yeni bir reform paketi açıkladı. Türkiye'nin demokratik olarak ilerleme katetme yarışı henüz sona ermiş değil. Bu ülkenin AB olgunluğuna yakınlaşması bile bir on yıl sürecek. Bu nedenle CDU'lu siyasetçi Nooke'nin yaptığı gibi, Ankara'nın şu an katılım şartlarını yerine getirmediğinin vurgulanması anlamsız. Tam da Türkiye'deki insan hakları savunucularının Avrupa'nın güçlü eline ihtiyaç duyduklarını, insan hakları savunucusu olarak Nooke'nin aslında herkesten daha iyi bilmesi gerekirdi. Elinin tersiyle Türkiye'yi her halükarda Brüksel'den uzak tutmak isteyen hiç kimse Boğaz'daki gayretli demokrasiye yardım etmiş olmaz. O zaman kamuoyunun önünde töre cinayetlerini teşhir edenler yalnız bırakılmış, yolsuzluk skandallarını gün yüzüne çıkaran gazeteciler ve eşit kültürel haklar için mücadele veren Kürtler arkadan bıçaklamış olur. Bu grupların hepsi yakın geçmişte Brüksel'in demokrasi ve insan hakları için kendilerinin de çaba harcadığı reformları talep ettiğini söyleyebiliyorlar. Türkiye için AB seçeneğinin kaybolması durumunda, içerideki reformların yanlılarının ihtiyaç duydukları, dışarıdan gelen baskı da kaybolur. Onların cesaretlendirilmesi, genel bir tavırla heveslerinin kırılmasından daha önemlidir.” (Christiane Schlötzer, 13/04)

 

            AVUSTURYA BASINI:

 

            Kurier: "Türkiye Hırvatistan'ı Frenliyor": “AB'nin Türkiye'nin katılımını frenleme çabaları, aday ülke Hırvatistan'ı da etkiledi. Birlik geçen yılın ekim ayında her iki ülke ile giriş müzakerelerine başlama işareti vermişti. AB ülkeleri Ankara karşısında nasıl davranacaklarına bir türlü karar veremediklerinden, müzakerelerin başlaması gecikiyor.          Şu sıralar iki ülkenin yasalarının AB hükümlerine uyumu gözden geçiriliyor. Bu aşamadan sonra asıl müzakerelere başlanacak. Gerçi resmi açıdan AB'nin Hırvatistan ve Türkiye ile görüşmelere aynı anda başlamasını gerektirecek bir şart yok. Gerçekse tabii bundan farklı. AB'ye 2009'da katılmayı planlayan Zagrep'in yol haritası endişe verecek şekilde tehlikeye girdi. 25 AB büyükelçisinin çarşamba günü Brüksel'de yaptığı toplantıda Türkiye konusunda bir ilerleme kaydedilemedi. Önümüzdeki hafta görüşmelere devam edilecek. Fransa ve Kıbrıs 35 faslın her birinde, Türkiye'deki siyasi durumun ve temel hakların da göz önünde bulundurulmasını istiyor. Katılımın süratle gerçekleşmesini isteyen İngiltere, İspanya ve Finlandiya ise buna karşı çıkıyor.” (13/04)

 

            İNGİLTERE BASINI:

 

            Reuters: "Türkiye'nin AB Sorunları Kıbrıs İçin Kötüye İşaret": Türkiye, limanlarını ve havaalanlarını Kıbrıs gemi ve uçaklarına açmayı reddetmesi konusunda, Avrupa Birliği ile çatışmaya giden bir yolda bulunuyor. Bu ihtilaf, Kıbrıs ile ilgili çözümleri ve Yunanistan ile ilişkileri tehlikeye sokuyor. AB, ekim ayında, Ankara ile katılım müzakereleri konusunda bir ilerleme raporu yayımlayacak. Brüksel'in, limanların ve havaalanlarının açılması taleplerine Türkiye'nin riayet etmemesi halinde rapor, başlamasından bir yıl sonra görüşmelerin askıya alınmasını tavsiye edebilir... Analistler, AB'nin geri kalanının, büyük Müslüman ülkenin katılımını yakında görmeye hevesli olmadığını ve ertelemeye gidebilmesi için baskıda bulunabileceğini belirtiyorlar… Önümüzdeki birkaç ayda beklenen tek gelişme, yasadışı göçten gıda güvenliğine kadar bazı konuları ele alacak ortak teknik komitenin kurulmasına ilişkin anlaşmayla ilgili bulunuyor. Bazı analistler, AB yanlısı hükümeti 2007 yılındaki seçimlerle karşı karşıya olan Türkiye'nin, sonunda AB'ye girmenin bunca çabaya değmeyeceğine karar verebileceği uyarısında bulunuyorlar.” (Dina Kyriakidou, 13/04)

 

            YUNANİSTAN BASINI:

 

            Ta Nea: "Ankara Çark Ediyor, Atina Endişe Ediyor": “Türkiye'nin AB yöneliminden görünen uzaklaşması ve Erdoğan Hükümetinin milliyetçi tonlara dönmesi (bilhassa Kürt sorununda belli olan), Dışişleri Bakanlığında endişe ve kuşku yaratıyor. Dora Bakoyanni'nin, Türk saldırganlığını (açıklama ve Ege'de faaliyetler seviyesinde) ülkenin bazı iç güçlerine bağlayan ve Avrupa yanlısı güçlerin üstün gelmesini dileyen son konumlanması, bu endişenin sonucudur. AB ortakları ve Brüksel, Ankara ile Kürtler arasında ilan edilmemiş bu savaşı dikkatle izliyorlar, çünkü sadece birkaç gün önce, İstanbul'da (başarılı olsaydı) hakim ve savcıların ölümüyle sonuçlanabilecek bir bombalı saldırı engellendi. ABD, mart sonundan beri Güneydoğu Türkiye için seyahat talimatı ilan etmiş bulunuyor, bu arada da gerillaların ve askerlerin saldırı ve karşı saldırıları günden güne artıyor.” (İrini Karanasopulu, 13/04)

 

 

 

 

 

 

 
ESKİ SAYILAR