ANKARA, 17/04(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki
ilişkilere değinen 14-16 Nisan 2006 tarihli haber ve yorumlardan
yapılan alıntılar aşağıda sunulmaktadır:
ABD BASINI:
AP: "Brüksel'de Binlerce Kişi, AB'den, Kürtlere
Daha Fazla Haklar Vermesi için Türkiye'ye Baskı Yapmasını İstedi":
"Binlerce Kürt, AB'den, Türkiye'deki Kürtlerin özerkliğini
desteklemesi ve gerginliği azaltması için Ankara'yı daha fazla
sıkıştırması talebiyle bir protesto yürüyüşündeydi. Belçika medyası,
Belçika ve Almanya'dan 5.000 kadar göstericinin yürüyüşe katıldığını
bildirdi, ancak polis, bu rakamı doğrulamadı. AB, geçen ay Türkiye'nin
güneydoğusunda Kürt protestocularla güvenlik kuvvetleri arasındaki
çatışmalardan endişe duyduğunu açıklamıştı. Türkiye ile geçen yıl
üyelik müzakerelerini başlatan 25 üyeli AB, Ankara'yı, sürekli olarak
Kürt azınlığa daha fazla hak tanımaya davet ediyor." (15/04)
Newsweek: "Geriye Doğru Kayış": "Cesur reformları
Türkiye'yi Avrupa'nın eşiğine taşıyan açık sözlü Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'a ne oldu? Türk Ordusu'nun siyasetteki boğucu hakimiyetini
azaltan ve yarı totaliter bir yasal sistemi elden geçiren oydu. (...)
Geçen yıl Erdoğan, AB üyelik müzakerelerine başlamak için AB'nin talep
ettiği bedel olarak Türk limanlarını ve havaalanlarını Kıbrıs Rum gemi
ve uçaklarına açmayı kabul ettiğinde yurtiçinde milliyetçilere meydan
okumuştu. Şimdi bundan caydı. Erdoğan hoşgörü ve insan hakları sözleri
ederek iktidara gelmişti. Şimdiyse kendisini yeren karikatüristleri
sürekli dava ediyor. Yurtiçinde ve yurtdışında Erdoğan ve Adalet ve
Kalkınma Partisi (AKP), demode milliyetçiliğe doğru kaymaya başladı.
Bunun, Ankara'nın AB girişiminin yanı sıra Türkiye'nin dünyadaki yeri
için de potansiyel dramatik etkileri olabilir. (...) Uzun süredir
ABD'ye dost ve Avrupa'ya katılmaya hevesli olan özellikle genç Türkler
şimdi, ABD'nin bölgedeki politikasını ve AB'nin müdahalelerini
eleştiren partilere kayıyor gibiler. Kürtlerin çoğunlukta bulunduğu
Güneydoğu'da dört çocuk dahil 15 protestocunun ölümüyle sonuçlanan son
isyanlar bir dönüm noktası oldu. Erdoğan'ın gerçekleştirdiği (AB'nin
güçlü baskısıyla desteklenen) devrimci reformlar Türkiye'nin
Kürtlerine, kendi dillerine eğitim ve yayın hakkı dahil olmak üzere
nesillerdir sahip olduklarından daha fazla hak tanıdı. (...) Kürtlere
karşı alınacak sıkı bir tedbir, Türkiye'nin AB girişimi için ölüm
fermanı anlamına gelecektir. Ancak artan sayıda Türk buna aldırmıyor
gibi görünüyor. Aslında çoğu, Kürtlerin tehlikeli milliyetçi
isteklerini cesaretlendirdiği için AB'yi suçluyor. Kıbrıs da ayrı bir
parlama noktası. Avrupa'ya girmek için Türkler, AB'nin de Kuzey
Kıbrıs'taki limanları açacağı anlayışıyla geçen yıl Türk limanlarını
Kıbrıs'a açmayı kabul ettiler. Şimdiyse AB'nin Genişlemeden Sorumlu
Komiseri Olli Rehn, hayır diyor. Ekim ayındaki ilerleme raporundan önce
Türkiye'nin limanlarını açması gerekecek ya da bütün süreç 'tren
kazasına' uğrayacak. Sorun şu; Türkler Kıbrıs konusunda geri adım
atmamaya öyle kararlı ki, Ankara şimdiden AB müzakerelerini askıya
almayı düşünüyor. Maalesef Türkiye'nin tam da bunu yapmasını isteyen
Avrupalılar az değil. Almanya Başbakanı Angela Merkel Türkiye'nin
üyeliğine selefi Gerhard Schröder kadar dostça yaklaşmıyor. Bir
zamanlar gayretle destek veren Yunanistan soğuk durmaya başladı.
Atina'nın yeni Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni bu ayın başında
'Türkiye'nin AB süreci kesin bir yol' değildir diye uyardı. Brüksel'de
soğuk karşılanan Erdoğan enerjisini Türkiye'nin İslam dünyasıyla
bağlarını geliştirmeye odakladı. Erdoğan, ne pahasına olursa olsun,
Türkiye'yi modernleştirme çabasından vazgeçmeyecek ve ülkeyi AB
üyeliğine hazırlamak da bu çabanın bir parçası ve parsası. Aslında
Avrupa'ya katılmak AKP'nin, devletin daha baskıcı aygıtını sökme
çabalarına karşı olan ordudaki şahinlere karşı elindeki en iyi
savunması. Yine de, Erdoğan tehlikeli bir oyun oynuyor. Belki liberal
ekonominin gerektirdikleriyle ilerici politikayı ve demode
milliyetçiliği dengeleyebilir. Ancak hem yurtiçinde hem Avrupa'da
başarısız olduğunu görmek isteyen çok sayıda düşmanı var." (Owen
Matthews, 24/04)
ALMANYA BASINI:
Almanya'nın Sesi Radyosu: "AB, Türkiye Konusunda
Görüş Birliği Arayışında": "AB, Türkiye konusunda görüş birliği
sağlamaya çalışıyor. Müzakerelerin başlatılması konusunda
anlaşmazlıkların yaşandığı Brüksel'de, görüşmelere Paskalya tatili
sonrası devam edilmesi bekleniyor. Dönem Başkanı Avusturya'nın sözcüsü
Nikola Johannes Donig, Türkiye ile müzakerelerin başlatılması konusunda
çözüm ortaya çıkmadığını ve Avusturya'nın, Türkiye'ye, müzakereleri
konu alacak bir mektup göndereceğini bildirdi." (15/04)
AVUSTURYA BASINI:
Die Presse: "AB: Ankara'nın Reformları Yeterli
Değil": "Türk Hükümeti AB'ye katılım konusundaki çabalarını güçlendirdi
ve yeni reformların yapılacağını açıkladı. Ancak AB diplomatları
planlanan yasa değişikliklerinin yeterli olmadığı görüşünde. Devlet
makamlarına eleştiriye hapis cezası getiren Ceza Yasası'nın 301.
Maddesi'ne dokunulmayacak. Reformlar ayrıca yolsuzlukla mücadeleyi
güçlendirmek için kamu denetçisi tayin edilmesini de öngörüyor. Öte
yandan askeri giderler de bundan sonra daha iyi kontrol edilecek."
(14/04)
KIBRIS RUM BASINI:
Simerini: "Aynı Şeylerde Israr Ediyorlar...
Ankara, Baskı Taktiğiyle Çıkar Umarak, Kıbrıs Sorunundaki ve AB'deki
Gelişmeleri Çıkmaza Sürüklüyor": "Ankara'nın, Kıbrıs sorununda yeni
müzakereler için zemin hazırlığının başlamasından başka her şeye hizmet
eden tezlerini yenilemek suretiyle, çıkmazı idameye devam etmekte
olduğu savunuldu. Türkiye'nin taktiğinde, Avrupa'ya karşı
yükümlülükleriyle Kıbrıs sorunundaki olası hareketleri bağdaştırmaktaki
ısrarının yer aldığı kaydedildi. Bilgi sahibi kaynaklara göre, bu sahne
içerisinde Atina ve Lefkoşa, Avrupalı ortakları ve BM Güvenlik Konseyi
daimi üyelerini, Türkiye'nin üyelik sürecine ve bu çerçeve içerisine
koymaya çalıştıklarına ilişkin tezleri hakkında, bilgilendirmeye
yönelik diplomatik seferberliklerine devam ediyorlar. Ankara'da,
Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan'dan sonra Cumhurbaşkanı Ahmet Sezer
de, Türkiye'nin, AB üyelik sürecinde yapmak zorunda olduklarını hayata
geçirmek için, Kıbrıslı Türklerin sözde izolasyonlarının kaldırılması
gibi karşılıklar talep ettiği sözde eylem planını çıkmazın aşılmasının
tek yolu olarak ortaya koyuyor." (14/04)
-
-
ESKİ SAYILAR