20.04.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ANKARA, 20/04(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 19 Nisan 2006 tarihli  haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda sunulmaktadır:

 

            ABD BASINI:

 

            Amerika'nın Sesi Radyosu: "Dan Fried: Türkiye'nin AB'ye Alınması Olumlu Etki Yapar": "Amerika Dışişleri Bakanı'nın Avrupa ve Avrasya'dan Sorumlu Bakan Yardımcısı Dan Fried, Avrupa'da, Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkan seçmen kitleleri olduğunu hatırlattı ve şöyle devam etti: 'Bunun örneklerini Fransa ve Hollanda'da yapılan referandumlarda gördük. Amerikan Hükümetinin görüşü, Türkiye'nin, Avrupa Birliği'nin diğer bütün adayları gibi aynı standartlara tabi tutulması. Türkiye'nin özel bir muamele görmemesi gerektiği gibi, bu ülkenin üyeliğiyle ilgili standartların da yükseltilmemesi gerek.' Üyelik sürecinin zor olacağını vurgulayan Dışişleri Bakan Yardımcısı Fried, istenen sonuca ulaşılması durumunda, yaratacağı etkinin önemine de şöyle dikkat çekiyor: 'Bu elbette zor olacak ama laik, demokratik ve aynı zamanda Müslüman bir nüfusa sahip Türkiye'nin, Avrupa Birliği'ne alınmasının yaratacağı etkiyi düşünebiliyor musunuz? Ilımlı, demokratik, siyasi bir çizgi izleyen ve İslam'ı benimseyen, aynı zamanda demokrasiye bağlı bir ülkenin Avrupa Birliği'ne alınmasının Müslüman dünyasında da olumlu yankıları olacak.' Fried, Türkiye'nin, Avrupa Birliği üyeliğiyle ilgili kötü senaryolardan kaygılanmak yerine, iyi senaryoların düşünülmesi gerektiğini belirtti." (Melek Çağlar, 19/04)

 

            İNGİLTERE BASINI:

 

            Reuter: "Hasımları Türkiye'yi Dış Politikasını İslamlaştırmakla Suçluyor": "ABD Kongre üyesi Robert Wexler geçen hafta Ankara ziyaretinde sözünü sakınmadan açıklamalarda bulunarak, Türkiye'nin şubat ayında Filistinli militan İslami örgüt Hamas'ın liderlerini ağırlama kararını kınadı. Wexler, Türkiye'nin iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) üyelerinin ve Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin de bulunduğu bir toplantıda, 'Bu davetle düşmanlarınız desteklendi ve dostlarınızın ise gururu kırıldı.' dedi. Olay üzerinden yaklaşık iki hafta geçmesinin ardından açıklamalarda bulunan Wexler, İsrail ve ABD'yi öfkelendiren, AB ve pek çok Türk diplomatı dehşete düşüren ve AKP'nin, Türkiye'nin dış politikasını İslami çizgilere uygun olarak yeniden biçimlendirmek istediğine dair şüphe uyandıran ziyaretin sürmekte olan yankılarına dikkat çekti. Analistler, Erdoğan'ın bugünlerde, Avrupa ülkelerinden ziyade diğer Müslüman ülkelere daha sık ziyarette bulunduğunu belirtiyorlar. Bazıları ise Erdoğan'ın Müslüman dünyayla artan ilişkilerinin, AB içinde Türkiye karşıtı ülkeler bulunmasının bir sonucu olduğunu düşünüyor. Türkiye, AB bloğunu, özellikle de zorlu Kıbrıs meselesinde kendisine adil davranmamakla suçluyor. İngilizce yayımlanan The New Anatolian gazetesinden Ayhan Şimşek, 'AKP, AB süreci içinde güven kaybettikçe bu durum Orta Doğu'yla daha güçlü bir ilişki kurulmasına ve bu bölgeye ilgi duyulmasına neden oluyor.' dedi. Analistler, Erdoğan'ın, Türkiye'nin kanunlarını ve kurumlarını modernleştirmek ve yabancı sermayeyi iyileşen ekonomisine kazandırmak için AB'ye ihtiyaç duyduğunu ancak bunu içtenlikle istemediğini belirtiyorlar. Erdoğan Türkiye'yi Batı ve Müslüman dünyası arasında bir köprü olarak resmetmek ve bu sayede 'medeniyetler çatışmasını' engellemek istiyor." (Gareth Jones, 19/04)

 

            KIBRIS RUM BASINI:

 

            Fileleftheros: "Korku ve Kaygı Senaryoları": "Avrupa-Türk ilişkileriyle ilgili senaryolar şekillendirilen bir dönemden geçiyoruz. Aşikar bir şekilde açıklandığı üzere, derin bir krize yol açacak Türkiye-AB çatışması tehlikesini içeren senaryolar, iki tarafın da mevcut kaygılarını artırıyor. Aday ülkenin üstlendiği yükümlülükleri uygulamaktan kaçması durumunda AB'nin karşısına uygulayabileceği belli başlı seçenekler çıkıyor. Sistemleştirildiği görülen ve Hürriyet gazetesinde yayımlanan üç alternatif çözümle ilgili senaryolar, artık üyelik sürecinin sonlanması kaygısı derecesine kadar yükseldi. İlk senaryo, müzakereleri askıya almaktır (Bunun olabilmesi için 25 ülkenin 16'sının onayı gerekmektedir). İkinci seçenek, AB'nin Gümrük Birliği, ulaşım ve malların serbest dolaşımı konularıyla ilgili müzakereleri başlatmamasıdır. Üçüncüsü ise konunun AB Adalet Divanı'na götürülmesidir. Söz konusu seçeneklerin ya bir AB-Türkiye çatışmasına ya da uzun süreli bir AB-Türkiye kavgasına götüreceği açıktır. Kuşkusuz, hem çatışma hem de Avrupa-Türk ilişkilerinin ötesinde Kıbrıs ve Yunan-Türk ilişkilerini etkileyecek olan bir kriz, istenen bir şey değildir." (19/04)

 

            YUNANİSTAN BASINI:

 

            Ethnos: "AB-Türkiye Müzakereleri Dondu": "Müzakere konusu olan teknik karakterli her bölümün siyasi boyutlu olup olmamasına ilişkin AB üye-devletleri arasındaki anlaşmazlıktan sonra, Türkiye'nin katılım müzakereleri başlamadan dondu. Müzakerelerdeki söz konusu bloke, Fransa'nın diğer bazı ülkelerle birlikte, Türkiye ile müzakere edilecek eğitim ve kültür başlığının teknik bölümlerinin şekillenmesine ilişkin 25'lerin ortak görüşüne, azınlık haklarının, kadın haklarının, azınlık dillerinin korunması vb. belirli siyasi konuların dahil edilmesini istemesiyle bu ayın başında gerçekleşti. Yunanistan ve Kıbrıs'ın zorunlu olarak desteklediği bu Fransız talebi, AB'nin diğer ülkelerle katılım müzakerelerinde uyguladığı taktiğe aykırıdır. AB, diğer ülkelerle siyasi konuların görüşülmesini, daha sonraya yani insan hakları vb. içeren özel bölümlerin (Kopenhag Siyasi Kriterleri'nin) görüşülmesi sırasına bıraktı. İngiltere, İspanya ve Finlandiya bu fikre kesinlikle karşı. Bu ülkeler, Fransız talebini, katılım müzakerelerinde uygulanan, herkes tarafından kabul edilen ve bilinen prosedürde yenilik olarak niteleyerek Türkiye'yi tatmin etmeyecek gayriresmi dahili başka bir belgede bile her tür ifadeyi reddediyorlar. Aynı ülkeler, Fransa'nın bu davranışının, Türkiye'nin katılımını mümkün olduğu kadar geciktirmeye ilişkin arzusunu ortaya koyduğunu düşünüyorlar." (Yorgos Daratos, 19/04)

 

 

 
ESKİ SAYILAR