21.04.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ANKARA, 21/04(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 20 Nisan 2006 tarihli haber  ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda sunulmaktadır: 

           

            AVUSTURYA BASINI:

 

            Der Standard: "Avrupa ile Şark Arasında Köprü Değil":  "Türkiye'nin AB'ye katılım ihtimalini konu alan yeni bir  kitabın yazarlarının vardığı sonuç, Türkiye'nin ne Şark ile  Avrupa arasında 'köprü' olmaya, ne de Avrupa'nın 'ön karakolu'  olmaya elverişli olduğu şeklinde. Viyana'da tanıtımı yapılan,  'Türkiye'nin AB'ye katılımına güvenlik politikası ve stratejik  açılardan yaklaşım' isimli ince kitap, öncelikle katılım  taraftarlarını kızdıracak. Aralarında Türkiye'deki eski  Savunma Ataşesi Helge Lerider'in de bulunduğu beş yazar,  aday ülkenin Birliğe alınması konusunda ısrarla uyarıda  bulunuyor. Yazarlardan biri olan Savunma Bakanlığı mensubu  Erich Reiter, Birliğin Türkiye'nin katılımı halinde, Irak  ile İran'daki ihtilaf merkezlerine iyice yakınlaşacağı,  ülkenin bölgede Avrupa'nın stratejik çıkarlarını korumak  yerine, yalnız kendi stratejik hedeflerini izleyeceğini  belirterek, uyarıyor. Güvenlik uzmanı Reiter kitabın  tanıtımında, AB'nin askeri açıdan Türkiye'den zaten kazanç sağlamayacağını, ayrıca ülkenin Müslüman dünyası ile iyi  ilişkiler kurmaya da katkısı olmayacağını, çünkü laik   Türkiye'nin Müslüman dünyasında pek itibarı olmadığını  ifade etti." (20/04)

 

            KIBRIS RUM BASINI:

 

            Haravgi: "Hükümet, Olası Türk Girişimlerini Göğüslemeye  Hazır": "Sözcü Yorgos Lillikas, hükümetin ve genel olarak  AB'nin 25 üyesinin, Türkiye'nin AB'ye karşı sorumluluklarını   hayata geçirmesi gerektiği görüşünde olduğunu söyledi. Lillikas,  'Kıbrıs Cumhuriyeti'nin, Gümrük Birliği Protokolü'ne uymama  konusunda Türkiye'nin yapacağı her türlü hareketi göğüslemeye  hazır olduğunu' söyledi. Türkiye'nin, Gümrük Birliği'ni hayata  geçirme yükümlülüğünü baltalamak hedefiyle uluslararası  kurumlara başvurmak niyetinde olduğuna ilişkin bilgileri  yorumlaması istenen Lillikas, 'Türkiye'nin bu tür düşünceleri  hakkında resmi olarak herhangi bilgiye sahip değiliz. Hükümet,  bir dizi senaryoya veya Türkiye ile başka ülkelerin olası   hareketlerine karşı hazırdır ve bizim tarafımızdan alınacak  önlemler ve gösterilecek tepkiler de ona göre olacaktır.' dedi.   Lillikas sözlerine şöyle devam etti: 'Türkiye'nin, AB'ye üyelik   sürecinde ilerleyebilmesi için Avrupa müktesebatının tamamını   olduğu gibi hayata geçirmek ve uygulamak zorunluluğu ve net   taahhüdü vardır. 25 üyenin Türkiye'nin deklarasyonuna karşı   mektuplarında kaydettikleri üzere bu, AB'nin tutumudur ve biz   Türkiye'nin taahhütlerini uygulaması ve yerine getirmesi   konusunda ısrarlıyız.'" (20/04)

 

            Fileleftheros: "İmtiyazlı Ortaklığı Önleme": "Top,  Türkiye'nin dar alanındadır. Ankara için sınav zamanı  yaklaşıyor ve önünde çok seçenek olmadığı görülüyor. Türkiye,  ekimde sunulacak ilerleme raporunun öncesinde kendisini bir  strateji ikileminin içerisinde bulacak. Ya engebeli pistte  kararlılıkla çıkıp ilerleyecek ya da kaderine razı olup AB  ile bir imtiyazlı ortaklık çeşidini isteyecek. Erdoğan  hükümetinin göğüsleyeceği tek şey sadece Gümrük Birliği Ek  Protokolü'nü uygulamak değil, aynı zamanda en az ek protokol  kadar önemli olan bir dizi kriteri uygulamaktır. Ankara, sabit  politikalar ve milliyetçi mantıklarını aynı şekilde sürdürerek,  sırtını sonsuza kadar Anglo-Amerikan desteğine ve bazı Avrupa   Komisyonu üst düzey yetkililerinin içteki oyunlarına  dayayamayacağını biliyor. Bugünkü verilerin temelinde,  Türkiye-AB imtiyazlı ortaklığının ileriye götürülmesi olasılığı  AB içerisinde zemin kazanıyor. Türkiye'nin yükümlülüklerini  uygulamaksızın özde hemen hemen bütün faydalarından yararlanacağı  bir Türkiye-AB ilişkisi senaryosunu Atina ve Lefkoşa faydalı  görmüyor. Yunanistan ve Kıbrıs, Türkiye'nin tam üyeliğini  Avrupalı modellerine azar azar uyum sağlayacağı tek yol olarak gördüklerinden onun tam üyeliğini tercih ediyorlar. Türkiye,  sadece bu yolla Avrupai mantık ile kuşatılabilir ve  maksimalizmden uzaklaşabilir. Yunanistan ve Kıbrıs bir  dizi nedenden ve özellikle de Türkiye'nin ancak bu şekilde  Kıbrıs sorununu çözebileceği ve Yunan-Türk gerginliğini  giderebileceğinden dolayı Türkiye'nin AB sürecini destekliyor.  Ancak bu, Türkiye'nin -eğer öyle bir olasılık varsa- imtiyazlı  ortaklık ilişkisi senaryosunun önlenmesinin, AB karşısında  üstlendiği yükümlülükleri uygulamamasından geçtiği anlamına  gelmiyor." (Kostas Venizelos, 20/04)

 

            ULUSLARARASI ARAP BASINI:

 

            El Zaman: "Orta Doğu'daki Olası Sorun: Kürtler": "Tahran  son dönemde iki komşu ülke Türkiye ve Suriye'yi ortak sorun  olan Kürt sorununa birlikte eğilmeye çağırdı. Ne yazık ki bu  konuda getirilebilecek öneriler ve çözümler doğal kaynakların  yanı sıra milyonlarca insanı barındıran bölgelerde o bölgelere  özgü sorunlar doğuracaktır. İran'ın önerisi Kürtlere karşı  Türkiye ile güç birliği yapılmasıdır. Bu önerinin daha geniş  çaplı çatışmalara yol açacağı kesin. Ancak, Irak sınırları   içerisindeki Kürtlerin kapsam dışı olacağı vurgulanıyor.  Iraklı Kürtlerin kapsam dışı tutulması onların sayısından  ileri gelmiyor. Tersine bu Kürtlere karşı girişilecek bir  saldırının milyonlarca Kürdün yakın ülkelere yığılmasına  neden olacağı biliniyor. Amerika ve Avrupa'nın yaklaşımlarında  Irak tecrübesinden yola çıkılarak bulunmuş gevşek bir dengenin  varlığından söz edenler var. İşte burada ABD'nin Türkiye'ye  karşı çifte standart uyguladığı görülüyor. (…) Kürtlere yönelik  herhangi bir büyük askeri operasyon karşısında Türkiye'nin  takınacağı tutum Türkiye'nin AB üyeliğiyle ilgili gelişmelere  bağlı olacaktır. Çünkü Türkiye mevcut koşullarda İslam'a,  özellikle de İslam'ın daha köktenci dallarına bağlılığını  sürdürerek AB'ye giremez. (…)" (Eonis Dimitridz, 20/04)

 

 
ESKİ SAYILAR