24.04.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ANKARA, 24/04(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 21-24 Nisan 2006 tarihli  haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda sunulmaktadır:

 

            ALMANYA BASINI:

 

            Die Welt: "Stoiber'in Uluslararası Sahneye Geri Dönüşü": "Bavyera Eyaleti Başbakanı Edmund Stoiber, Almanya'nın AB'ye ödediği aidatların azaltılmasını, AB politikasının başlıca konusu yapacak. Yılın ikinci yarısında AB dönem başkanlığını üstlenecek olması nedeniyle Finlandiya'yı ziyaret eden Stoiber, yaptığı konuşmayla, Berlin Hükümeti'nde görev almayarak Bavyera'ya dönmesinin ardından çıkan parti içi tartışmalar sonrasında, uluslararası sahneye geri dönüş yaptı. Stoiber, Helsinki'de yeniden Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkarak, Türkiye'nin üyeliğinin Birliği zorlayacağını söyledi." ( 21/04)

 

            AVUSTURYA BASINI:

 

            Der Standard: "Türkiye, Üyelik Şansını Yok Ediyor": "Geçenlerde Joschka Fischer Viyana'ya geldi ve Türkiye'nin AB'ye katılımına karşı olanlara ya da buna şüpheyle bakanlara, neden hiçbir şey bilmediklerini ve Türkiye'nin, Avrupa'nın İslam ile olan ilişkilerinde stratejik önemini neden anlayamadıklarını açıkladı. Bu konu üzerinde tartışılabilir, ama şu anda buna gerek kalmadığı görülüyor, çünkü Türkiye katılım şansını kendiliğinden kaybetmek üzere. Brüksel'deki Komisyon temsilcileri Türk diplomatlarla uslu uslu teknik müzakere fasılları üzerinde çalışırken, Türk ordusu Kürt asilere ya da teröristlere 'öldürücü Darbeyi' indirmek için, ülkenin güneydoğusuna 350.000 asker ile ağır askeri araç yığıyor. PKK anlaşılan, Kürt sorununu AB ile müzakerelerde yeniden gündeme getirmek için eylemlerini yoğunlaştırıyor. Türk Hükümeti tarafından taahhüt edilen, Kürt politikasına ilişkin reformların, yerel makamlar tarafından isteksizce uygulandığı gerçeğinin de bunda payı olsa gerek. Ancak duruma tamamen objektif bakıldığında Türkiye, çözüme kavuşmamış büyük bir azınlık sorunu olan ve içinde geniş çaplı savaşçı eylemlerin gerçekleştirildiği bir ülke. Bu, Avrupa Birliği'ne 10 yıla kadar katılımı da (katılım taraftarlarının belirledikleri tahmini süre) kesinlikle ihtimal dışı bırakıyor. Birincisi tamamen pratik nedenlerden dolayı; Türk ordusunun 'öldürücü darbe' deyimi, böyle ayaklanmaların hiç bir zaman tamamıyla bastırılamayacağı gerçeğini unutturmuyor. İkincisi, Türkiye bu tutumuyla açıkça hem Kuzey Irak ile bir sınır sorunu, hem de topraklarının güvenliği konusunda bir sorunu olduğu sinyalini veriyor. AB'ye katılımın Türkiye'deki reform güçlerine hız kazandıracağı yolunda uzun uzun argümanlar gösterilebilir. Bu hala da geçerli. Ancak Türk devletinin Kürtler ile sorunu (daha doğrusu bu konuda kendi yarattığı sorun), aşırı milliyetçilik mentalitesinin bir ürünü. Bu değişmediği sürece -ki bu oldukça uzun sürecektir- AB Türkiye'nin katılımını kaldıramaz." (Hans Rauscher, 22/04)

            Die Presse: "Türkiye'de Hala Sistematik Bir Şekilde İşkence Yapılıyor": "Türkiye şu sıralar sanki Ankara'nın AB'ye katılımına karşı çıkanların eline koz vermeye çalışıyor. Hükümet tarafından geçenlerde kararlaştırılan yeni Terörle Mücadele Yasası, geçtiğimiz yıllardaki reform paketleri sayesinde kaydedilen ilerlemeyi yok ediyor. Yasadaki hükümlerin sertleştirilmesi, Ankara'nın AB çabaları açısından çok kötü bir zamana rastladı. AB ülkeleri şu sıralar hararetli bir şekilde 'siyasi kriterlerin' giriş müzakerelerinin başlangıcında dikkate alınması gerekip gerekmediğini tartışıyor. Yunanistan, Kıbrıs ve Fransa bu görüşü desteklerken, İngiltere, İspanya ve Finlandiya şiddetle karşı çıkıyor. AB diplomatları uzun zamandan beri Türkiye'deki reform hevesinin felce uğramasından yakınıyor." (Helmar Dumbs,  21/04)

 

            FRANSA BASINI:

           

            AFP: "Türkiye AB'yi Oyunun Kurallarını Değiştirmekle Suçladı": "Üst düzey bir Türk Diplomat, bazı AB ülkelerini, AB'ye üyelik müzakerelerinde Türkiye'ye yeni şartlar dayatmaya çalışmakla suçladı. Türkiye'nin AB'ye adaylığı çerçevesinde alınan tedbirlerin koordinasyonunu sağlamakla görevli bir organ olan AB Genel Sekreterliği'nin Başkanı Oğuz Demiralp, birçok AB ülkesinin müzakerelerde eğitimle ilgili başlığın açılmasına yeni öncelikli şartlar ilave etmeye çalışmalarından yakındı. Anadolu Ajansı'nın haberine göre, Oğuz Demiralp, 'Oyun başladıktan sonra kurallar değiştirilmez.' dedi. Demiralp sözlerini, 'Üye ülkelerde rüzgarın estiği yönde oyunun kurallarını değiştirmek kabul edilemez, çünkü bunun bütün sürece olumsuz etkisi olabilir.' şeklinde sürdürdü."  (21/04)

 

            KIBRIS RUM BASINI:

 

            Haravgi: "Konumunu Daha da Güçleştiriyor": "Türkiye'nin AB ve Kıbrıs karşısındaki yükümlülüklerinden kaçınması, Ankara'nın arzuladığının tam aksi bir sonuç doğurmaktadır. Bunlar, Türkiye'nin, AB'ye tam üye olması için gerek hukuki gerekse de siyasi adımları atmakta ne ölçüde kararlı olduğu konusunda kuşkuyu artırıyor. Türkiye, üyelik müzakerelerine başlamasından birkaç ay sonra AB karşısında üstlendiği yükümlülüklerin hayata geçirilmesinde isteksizliğini gösterdi. Bu gözden kaçmamıştır ve halihazırda bunun bedelini ödemektedir. Türk basınına göre AB, Türk şirketlerini, AB ülkelerindeki kamu ihalelerine katılma hakkından mahrum ederek Ankara'ya ilk cezayı vermeye hazırlanıyor. Bunlara paralel olarak Ankara, uslanması gerektiğini anlamayı reddediyor. Bu konulardan biri de liman ve havaalanlarının Kıbrıs'a açılmasıdır. Zaman kazanmak için konunun hakemliğe götürülmesi yönündeki çabanın, onu yükümlülüklerinden kurtarması söz konusu değildir. Başaracağı tek şey, AB üyeliğine karşı çıkanların argümanlarını güçlendirmektir ki bu, Türkiye'yi daha zor bir konuma sokacak." (Lenia Stilianu, 21/04)

 

            ULUSLARARASI ARAP BASINI:

 

            El Kuds El Arabi: "Türkiye'deki Ilımlı İslam, AB ve Filistin'e Dair": "Bazıları, Türkiye'nin AB'ye girmesi durumunda bunun, Filistin davasına destek oluşturan bir etken ve Avrupa'da Filistinlilerin haklarını savunacak ek bir ses olabileceğini düşünüyor. Ancak hala Türkiye'nin AB üyeliğine engel oluşturan pürüzler bulunuyor. Bu pürüzlerin en önemlisi, ordunun Türk toplumu ve Türk siyaseti üzerinde süren güçlü nüfuzu olabilir. Bu etken, ılımlı bir İslami eğilime sahip Türk Hükümeti'nin AB'ye girme uğraşlarını aksatabilir. Batı Avrupa'daki durumun tersine Türk ordusu siyasete müdahale ediyor. Hatta son yıllarda üç siyasi darbe gerçekleştirdi ki, bunların en önemlisi İslamcıların artan nüfuzunun sınırlandırılmasına yönelikti. Ancak Avrupa ölçütlerinde böyle bir gelişme kabul edilir bir gelişme olmadığı gibi hoşgörüyle yaklaşılması da mümkün değil. Türkiye'nin AB'ye girebilmesi için Birlik, ordu ile hükümet arasındaki ilişkilerin kesin olarak düzenlenmesinde ısrar ediyor. (...) Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül düzenlediği bir basın toplantısında, 'Reform sürecini sürdürmeye kararlıyız' açıklamasını yaptı. Bununla birlikte, bu reformların Türkiye'yi AB üyeliğine ne denli yaklaştırdığı sorusu kalıyor. Bu soru hem AB hem de Türkiye içinde hala tartışılıyor. Ancak Türkiye'nin devlet olarak yasama alanında sağladığı ilerleme beğeniyle karşılanıyor. Gerçekten AB'nin artık Türkiye'ye, kendisini Avrupa kulübüne alma konusunda ciddi olduğu yönünde bir mesaj vermesi gerekir. Yine AB'nin Türkiye'deki reformcu ve liberal kesimleri destekleme sorumluluğu var. Türkiye ister AB'ye tam üye olarak alınsın, ister ayrıcalıklı ortak olarak alınsın bu konu Avrupa'da farklı devletler ve siyasi partiler arasında tartışmalara yol açıyor. Özetle, Türkiye'nin uğraşlarının boşa çıkarılması İslami köktenciliğe yarar." (Filistinli yazar Dr. Esad Abdurrahman, 22/04)

 

            YUNANİSTAN BASINI:

 

            Kathimerini: "Hilalin Batışı": "Son zamanlarda uluslararası basında, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a karşı yayınlar çoğalıyor. Bu yayınlarda, Erdoğan, reform programından ve AB yolundan uzaklaşıyor gibi gösteriliyor. Geçen ayın sonunda, 'hilalin batışını' tarif eden İngiliz 'Economist' dergisi (ki aslında Türk dostluğunu çok kez göstermiştir), Türk Başbakanın son dönem politikasını kınadı. İslamcı Erdoğan'ın 'geriye gidiş eğilimlerini' sergileme sırası geçtiğimiz hafta Amerikan 'Newsweek' dergisindeydi (o da Türk karşıtı değildir). Tüm Avrupa başkentlerine ve AB'ye şiddetli baskılar yaparak Ankara ile katılım müzakerelerinin başlamasına öncülük eden Washington'daki, 'Türkiye nereye gidiyor?' rahatsızlığı açıkça belli. Aslında Ankara-AB ilişkileri ölü noktada bulunuyor. Sebep de, 25'lerin Türkiye ile müzakere edecekleri eğitim ve kültür başlıklarına belirli siyasi konuların da dahil edilmesini talep eden Fransa'nın tutumudur. Türkiye, AB'ye karşı yükümlülüğüne rağmen liman ve hava alanlarını Kıbrıs gemi ve uçaklarına açmayı reddetmekte ısrar ediyor. Bu noktada uzlaşmazlık, oldukça fazla kişinin Kıbrıs konusunda 'geri adım atmaktansa' müzakerelerin ertelenmesini desteklemesine kadar vardı. Atina, Ankara'nın niyetleri hususunda da aynı derecede kuşkulu. Ne yazık ki Türkiye'nin AB yönelimini desteklediğini tekrarlayan ve Ankara'yı zor durumda bırakacak veya ek rahatsızlıklar yaratacak herhangi bir görüş ileri sürmekten kaçınan Atina'nın da, sorunları giderecek alternatif planları olmadığı görülüyor. Fransa'nın, Türkiye'nin AB ile katılım müzakerelerine baştan siyasi kriterlerin konması talebini, Yunan tarafının mecburen ve neredeyse isteksizce desteklemesi tipiktir." (Kostis Fafutis, 22-23/04) 

 

 
ESKİ SAYILAR