28.04.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

            ANKARA, 28/04(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 27 Nisan 2006 tarihli  haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda  sunulmaktadır:

 

            ABD BASINI:

           

            Amerika'nın Sesi Radyosu: "Claudia Roth: PKK  Koşulsuz Silah Bırakmalı": "Almanya'ya döndükten sonra  gezisinin bilançosunu çıkaran Claudia Roth, Alman  siyasetçiler arasında Türkiye uzmanı olarak tanınıyor.  Yaklaşık 25 yıldır Türkiye'deki politik arenayı ve  gelişmeleri yakından takip eden Roth, Türkiye'ye yaptığı  bu son ziyaret sırasında başta Diyarbakır olmak üzere  Güneydoğu Anadolu'ya öncelik verdi. Türkiye ziyareti  sonrasında izlenimlerini değerlendiren Roth, ülkede  milliyetçi bir havanın hakim olduğunu ve farklı kesimler  tarafından bu akımın körüklendiğini ifade ediyor. Roth, 'Türkiye'deki atmosferle bağlantılı ciddi şekilde endişe   duyuyorum' diyor. Almanya'da Yeşillerin en önemli ismi  olan Claudia Roth, son iki yıl içinde Türkiye'nin AB  üyeliğine destek verdi. Bu tavır değişikliğini Türkiye'de  yapılan reformlarla izah eden politikacı, ülkede yeniden  artan terör eylemlerinin Türkiye'nin AB yolculuğunu  zorlaştıran bir boyut aldığını ve AB içinde Türkiye'nin  üyeliğine karşı olanların da bunu kullandığını belirtiyor  ve terörü tırmandıran PKK'nın bir an önce ateşkes ilan  ederek, silahları bırakmasını talep ediyor. Türkiye'nin şu  an önemli bir dönüm noktasında bulunduğunu anlatan Roth, bu  aşamada Avrupa'ya büyük sorumluluk düştüğünü de söylüyor.  Özellikle Almanya'nın, Türkiye'nin AB'ye giriş sürecini  desteklemesinin şart olduğu üzerinde duran Roth, aksinin  Türkiye'deki milliyetçi hareketi daha da canlandıracağını  savunuyor. Roth, 'Avrupa daha fazla çaba sarf etmek ve  inandırıcı olmak zorundadır. Bu alanda hepimizin Türkiye  için, 'siz Müslümansınız bize ait değilsiniz' şeklinde bir  yaklaşıma değil, desteğe ve dayanışma tabanlı eleştirilere  ihtiyacı var' diyor. Claudia Roth, eski Başbakan Gerhard  Schröder döneminde Türkiye'ye verilen desteğin şimdiki  Angela Merkel hükümetinde azaldığını, hatta bazı açıklamaların  yıkıcı içerikli olduğunu savunuyor ve eleştirilerini  iktidardaki Birlik Partilerinin liderlerine yöneltiyor."  (Cem Dalaman, 27/04)

 

            AVUSTURYA BASINI:

 

            Der Standard: "AB... Yeni Katılım Engelleri Yok": "AB  ülkeleri, Hırvatistan ve Türkiye ile ele alınacak katılım  müzakere tarzına dair belirsizliğe son verdi. Aslında,  müzakerelerin 'Adalet ve İnsan Hakları' başlığında ele  alınması gerekirken, ikinci sıradaki 'Eğitim ve Kültür'  başlığında ele alınmasıyla siyasi kriterlerin artık dile  getirilip getirilmeyeceği söz konusu olmuştu. Bu talepleri  Fransa, Yunanistan ve Kıbrıs dile getirmişti. İspanya,  İngiltere ve Finlandiya ise yeni engellerin çıkarılmasına  karşı çıktı ve bunda başarılı oldu. Şubat ayında AB  temsilcileri, toplam 35 başlığın ilki olan 'Bilim ve  Araştırma' başlığının müzakere edilmesine yeşil ışık yaktı.  AB eski Komiseri Franz Fischler, Brüksel'de gazetecilerle  yaptığı görüşmede, henüz bir müzakere başlığının açılamamış  olmasını 'çok üzücü' bulduğunu dile getirdi. 'Her ülkeyi  kendi koşullarına göre değerlendirme' ilkesinin her ülke  için geçerli olması gerektiğini ifade etti. Hırvatistan  sorumlusu Fischler, 'Hırvatistan gibi bir ülke için böylesi  bir çiftler buz pateni yarışması bir felaket olurdu.' dedi.  Bunun anlamıysa, Hırvatistan'ın, tıpkı Türkiye gibi 2014   yılından önce AB'ye katılamayacağı oluyor." (26/04)

 

            Wiener Zeitung: "AB'nin Türkiye ile Müzakereler  Konusundaki İhtilafı Çözüme Kavuştu": "AB ülkeleri,  Türkiye ve Hırvatistan ile giriş müzakerelerinin şartları  konusunda haftalardan beri süren ihtilafı çözüme kavuşturdular.  AB Dönem Başkanı Avusturya'nın bir sözcüsünün yaptığı bir  açıklamaya göre, AB'den her iki ülkeye de 'eğitim ve kültür'  konusundaki ikinci fasıla ilişkin müzakere pozisyonlarını  sunmaları için çağrı yapılacak. Buna göre, bazı ülkeler  tarafından talep edilen, 'siyasi kriterlerin' dikkate  alınması ibaresi metinde yer almayacak. AB büyükelçileri bu  konuda ayrıca görüşmelerde bulunacaklar. İngiltere, İspanya  ve Finlandiya, Kopenhag Kriterleri'nin müzakerelerin daha  ikinci faslında dikkate alınmasını, üye ülkeler açısından  ek bir engel olarak değerlendirdiklerinden, buna şiddetle  karşı çıkmışlardı. Zaten sonradan ayrı bir fasılda görüşülecek  olan bazı kriterlerin şimdiden ele alınması talebi, Fransa,  Yunanistan ve Kıbrıs'tan gelmişti. AB ülkeleri giriş  müzakerelerine oybirliğiyle karar vermek zorunda." (27/04)

 

            AZERBAYCAN BASINI:

 

            Halk Cephesi: "ABD ve Yunanistan Ankara'nın Çabalarını  Destekliyor: Türkiye, AB'ye Girmeli": "ABD Dışişleri Bakanı  Condoleezza Rice ile Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora  Bakoyanni, Atina'da düzenledikleri ortak basın toplantısında,  ABD ve Yunanistan'ın, Türkiye'nin AB'ye girme çabalarını  desteklediğini bildirdiler. Rice, 'Türkiye'nin AB'ye girmesi  gerektiğini düşünüyoruz. Avrupa ülkesi olan Türkiye'nin Avrupa perspektifleri olmalı. Bununla birlikte daha yapılacak çok  iş var. Bunlardan biri de Kıbrıs sorunu. Türkiye'nin ve  Kıbrıs'ın bu konuda siyasi irade sergileyeceğine eminiz.  Kıbrıs, Türkiye'nin Avrupa'ya doğru ilerlemesine engel  oluşturmamalı' dedi." (27/04)

 

            MISIR BASINI:

 

            El Ahrar: "Washington, Türk Ordusu'nun Siyasetteki  Rolünün Kısıtlanmasını Destekliyor": "ABD, AB'nin,  Türkiye'nin üyeliğinin koşullarından biri olarak Türk  Ordusu'nun siyasetteki rolünün kısıtlanması için koyduğu  kriteri desteklediğini açıkladı. ABD Dışişleri Bakanlığı  Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Matt  Bryza, Washington'da Yabancı Muhabirler Merkezinde yaptığı  açıklamada, demokratik ve AB üyesi olmaya çalışan bir ülke  olarak Türkiye'nin, ordunun siyasetteki rolünün sınırlandırması  dahil AB'nin koyduğu kriterlere bağlı kalması gerektiğini  vurguladı. Bakan Yardımcısı, ABD'nin ayrıca, Türkiye'nin  özellikle sosyal alanda gerçekleştirdiği reformlardan sonra  AB'ye katılımını kuvvetle desteklediğini belirtirken, daha  önünde yapacağı çok şeylerin olduğuna da işaret etti."  (27/04)

 

            YUNANİSTAN BASINI:

 

            To Vima: "ABD'nin Değişmez Taktiği, Türkiye'yi  Desteklemek": "Kıbrıs Hükümeti, ABD Dışişleri Bakanı  Condoleezza Rice'ın Atina'daki açıklamalarını Türkiye'nin  AB'ye katılım sürecini kolaylaştırmaya yönelik değişmez  politikasına atfederek, bölünmüş bir Kıbrıs'ın AB'ye katılımı  karşılığında bir önceki hükümetin bu süreci engellememe  yükümlüğünü üstlenip üstlenmediğini cevaplamasını istedi.  ABD'nin, Türkiye'nin AB'ye katılımı çabalarını kolaylaştırılması  yönündeki politikası biliniyor ve Rice'ın da bu politika  çerçevesi içinde hareket ettiğini açıklayan Hükümet Sözcüsü  Yorgos Lillikas, 'Türkiye'nin AB'de engelsiz olarak yürümesi  için Birlik karşısındaki yükümlülüklerine karşılık vermesi  gerektiğini' söyledi. Lillikas, hükümetin 'kimseye tutamadığı yükümlülükler ve sözler vermediğini' açıklığa kavuşturdu ve  Türkiye'nin AB'ye katılım sürecinde ayak oyunlarına engel  olmayacakları, bedel olarak da bölünmüş bir Kıbrıs'ın AB'ye  katılımına ilişkin yükümlülüğü üstlenip üstlenmediklerini   cevaplamaları için seleflerine meydan okudu."  (A. Hatzikiriakos, 27/04)

 

            Net TV: "Değişik Açıdan Bakış":

 

            "(…) 

 

            KOTTAKİS: Son zamanlarda Türk basınında hayal kırıklığını   gösteren yazılar var. Yunanistan Dışişleri Bakanı olduğunuza  çok memnun olmuşlardı, ama artık 'Dora güvercindi, şahin oldu'  şeklinde yazılar görüyorum. Bu kritiği hangi duygularla   karşılıyorsunuz?

 

            BAKOYANNİ: Bakınız ben Yunanistan Dışişleri Bakanıyım ve   Yunan dış siyasetinin ilkelerine hizmet ediyorum. Çoğu kez   Yunanistan'ın Türkiye'nin AB üyeliği hakkındaki görüşünün   sabit olduğunu açıkladım. Bu kadar net bir şekilde bu görüşe   katılan ülkelerin sayısı fazla değil, ama aynı anda Türkiye'yi   AB üyeliğine götürecek yolun, uzun ve zor olduğunu da söyledim   ve tabii ki, Türkiye siyasetini adapte etmeli, iç hukukunda ve davranışında yapılması gereken değişiklikleri başarmalı ki   bunlar AB kazanımları ile uyum içinde olsun. Beliren zorluklara   saygı gösteriyorum. Bir ülke için değişiklikler yapmak her  zaman kolay değil ve büyük bir olasılıkla ülke içerisinde bu  değişiklikler çok büyük olarak görülüyor. Ama Türk halkının   kazançlı çıkacağına inanıyorum. Bizim sabit bir siyasetimiz  var, iki büyük partinin siyaseti ve bunu vurguluyorum, çünkü   çok önemli. Yunan halkı buna inanıyor ve biz bu inanışı ifade   ediyoruz. Bundan sonra yolda ne belireceğine bakacağız.   Tekrarlıyorum: Bu yol kolay değil, zorlukları ve gerilimleri   olan bir yol ama iyimser bir insanım ve umuyorum ki, bütün bu   çaba meyve verecek.

 

            KOTTAKİS: Siz iyimser bir insansınız ama Genişlemeden   Sorumlu Komiser Olli Rehn, kısa zaman önce bir tren  çarpışmasından korktuğunu açıkladı. Ekim ayına kadar komşumuz  AB ile Gümrük Birliği Protokolü'nü imzalamalı.

 

            BAKOYANNİ: Önkoşullardan bir tanesi de bu. Türkiye bu   sorumluluğu üstlendi. Çok kere tekrarladım, Avrupa'da bu   lüksümüz yok. Zaten büyük zorluklar var AB'de. 25 ülkenin   25 değişik siyaseti var. Bu ülkelerin bir arada bulunması   kolay değil. Her zaman bir adım ileri iki geri, iki ileri   bir geri falan gidiyor, ama bir yerde yolunu ve dengesini   buluyor. Avrupa'nın siyasetini herhangi üyeliğe aday ya da   üye devletin ihtiyaçlarına göre adapte etmeye çalışmak kolay   değil. Bazı ilkeler var ve üyeliğe aday ülke bunları kabul   etmeli; eğer Avrupa ailesinin bir ferdi olmayı gerçekten   istiyorsa. Bu önkoşullardan bir tanesi, Türkiye'nin Ankara   Protokolü'ne atmış olduğu imzaya saygı göstermesi, yani  yerine getirmesidir. Bu müzakere edilecek, pazarlanacak bir  şey değil, alınmış olan bir karar ve yerine getirilmeli. Ne  olacağını göreceğiz, ama kimsenin tercihleri arasında bir  tren çarpışması yer almıyor. Karar olarak var olan şey,  üyeliğe aday ülkelerin zaman içerisinde kademeli olarak  AB'nin sunduğu bütün kriterleri yerine getirmesidir. Bu  üyeliğe aday bütün ülkeler için geçerli. Son aşamaya gelmiş  Bulgaristan ve Romanya için geçerli. Yunanistan, 1 Ocak 2007  tarihine bağlı kalmamız ve ertelemelerin olmaması gerektiğine  inanıyor. Bu Batı Balkan ülkeleri için geçerli ve onlara  belirli bir mesaj yolluyoruz: 'AB geleceğiniz var, siz Balkan  gençleri yarın sabah birleşmiş Avrupa'da yaşayabilirsiniz,  ancak her ülkenin üstlenmesi gereken sorumluluklarla  birlikte.'" (Manolis Kottakis imzasıyla Yunanistan Dışişleri  Bakanı Dora Bakoyanni ile yapılan mülakat, 27/04)

 

 

 

 

 

 
ESKİ SAYILAR