01.06.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ANKARA, 01/06(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 31 Mayıs 2006 tarihli haber  ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda sunulmaktadır:

 

            ALMANYA BASINI:

 

            Süddeutsche Zeitung: "AB Türkiye ile Diyaloga Başlıyor":  "AB içerisinde üyelik görüşmelerinin yapılış şekli konusunda  varlığını sürdüren uzlaşmazlığa rağmen Ankara, somut  müzakerelerin yaz tatili öncesinde başlatılmasını  bekleyebilir. Bu tarihe kadar herhangi bir üye ülkeden itiraz  yapılmaması durumunda, AB Dışişleri Bakanları 12 Haziran  tarihinde en azından 'Araştırma ve Geliştirme' faslının  müzakerelerine başlanmasını karar bağlayacaklar. Bu, sayısı  30'u geçen ve müzakereleri teşkil eden fasıllar arasında en  az sorunlu olanı olarak kabul ediliyor. AB bütün  müzakerelerin on yıl devam edeceğini hesaplıyor. Gerçi  'Araştırma ve Geliştirme' faslının serbest bırakılması uzun  zamandır beklenen müzakerelerin başlaması anlamına geliyor,  fakat diğer fasılların açılmasını engelleyen ihtilafı ortadan  kaldırmıyor. Bu ihtilafta, hukuk devleti olmak, özgürlükler,  eşit haklara sahip olmak ve azınlıkların korunması gibi  'Kopenhag Kriterleri'nin', Fransa'nın başını çektiği bazı  ülkelerin talep ettiği gibi, bütün fasıllarda otomatikman  denetlenip denetlenmemesi söz konusu. Diğer bir olasılık  ise bu kriterlerin, tıpkı önceki katılım müzakerelerinde  olduğu gibi yalnızca somut bir ihtilaf yaşanması durumunda  müzakere edilmesi. Burada azınlık hakları bir örnek teşkil  ediyor. Bu ihtilaf çözüme kavuşturulmadığı sürece herhangi  başka bir müzakere fasılı açılmayacak, zira bu durumda AB  içerisinde bir uzlaşıya ihtiyaç duyulacak."  (Martin Winter, 31/05)

            Frankfurter Allgemeine Zeitung: "Merkel, Türkiye  Politikasını Savunuyor": "Şansölye, izlediği Türkiye  politikasına, partisi saflarından yöneltilen eleştirileri  geri çevirerek, geçen hafta Almanya ziyareti sırasında  Türkiye Başbakanı Erdoğan'a CDU Genel Başkanı olarak,  'Türkiye'ye imtiyazlı ortaklık verilmesinden yana olduğunu',  ancak Şansölye olarak, 'mevcut anlaşmalara uyacağını' açık  ve net bir şekilde izah ettiğini söyledi. Merkel, Kassel'de gerçekleştirilen bir bölgesel konferansta yaptığı konuşmada,  'Katılım müzakereleri bu nedenle devam ettirilecektir.'  dedi. Çok sayıda CDU üyesi, Merkel'in şimdi kullandığı  sözlerin Federal Parlamento seçimleri öncesi  söylediklerinden farklı olduğunu belirtti. Müzakerelerin  sonunda yalnızca Türkiye'nin Kopenhag Kriterleri'ni yerine  getirmiş olup olmamasına değil, aynı zamanda AB'nin  böylesine büyük bir ülkeyi üye kabul edecek güçte olup  olmayacağına da bakılacağını söyleyen Merkel, 'Bu soruya  evet cevabı verilemeyeceği görüşündeyim.' dedi."  (Majid Satar, 31/05)

 

            AVUSTURYA BASINI:

 

            Der Standard: "Plassnik: Türkiye ile Müzakerlere Yakın  Bir Zamanda Başlanması İhtimal Dahilinde": "AB Dönem Başkanı  Avusturya'nın Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik, Türkiye ile  somut müzakerelerin yakında başlamasını ihtimal dahilinde  görüyor. Dışişleri Bakanı, AB Dışişleri Bakanları  toplantısında, 'İlk başlığı yakında görüşmeye açacağımız  konusunda iyimserim.' şeklinde konuştu. Son olarak, AB  parlamenterleri bunun için 12 Haziran'daki Dışişleri  Bakanları toplantısını tarih olarak telaffuz etmişti.  Plassnik, 12 Haziran tarihinde Türkiye Dışişleri Bakanı  Abdullah Gül ile bir araya geleceğini duyurdu.  Türkiye'deki siyasi reformlar konusundaki güncel sorunlarla  ilgili sorular üzerine Plassnik, AB'nin, Türkiye'yi Avrupa  standartlarına ve değerlerine ulaşma yolunda yaşanan  problemleri bertaraf etmek için destekleyeceğinin altını  çizdi. Dışişleri Bakanı, 'Bu, ortaklığı ilerletmek için  sarfettiğimiz çaba konusundaki cesaretin kırılması  anlamına gelmemelidir.' dedi." (30/05)

 

            İNGİLTERE BASINI:

 

            The Financial Tımes: "Rusya'ya İkiyüzlü Bir Yaklaşım":  "Eğer bir Avrupalıysanız, Rusya hakkında yapabileceğiniz ve söyleyebileceğiniz pek çok şey olabilir ama yapamayacağınız  tek şey Rusya'ya aldırmamaktır. ABD'nin Rusya'ya yönelik  politikasının mevcut çizgilerde devam etmesi halinde bu,  önümüzdeki yıllarda Batı'yla olan ilişkileri bozacak bir  krizle sonuçlanabilir. (…) Avrupa'nın Rusya'ya yönelik  politikasını oluştururken karşı karşıya kaldığı temel  sorunlardan biri kavramsal. Avrupa'nın tutumları, Rusya'nın  genellikle AB üyesi ülkeler tarafından izlenen ulusal ve  uluslararası davranış kurallarını kabul etmesi gerektiği  düşüncesine dayanıyor. Rusya sık sık bu kuralları  izlemekten uzak olduğundan, sert bir Avrupa yaklaşımı haklı  görünüyor. Avrupa'nın komşularına yönelik bu yaklaşımı,  Türkiye örneğinde görüldüğü gibi oldukça başarılı. Ancak  Avrupa, Türkiye'nin son yıllardaki yılankavi ilerlemesi  konusunda Rusya'ya gösterdiğinden çok daha fazla sabır ve  nezaket gösterdi. Söz konusu Rusya olunca, Avrupa'nın  yaklaşımı iki aşikar kusurdan muzdarip. Birincisi,  Türkiye'den farklı olarak Rusya'ya, AB kurallarına uyması  karşılığında herhangi bir AB üyeliği ihtimali sunulmuyor.  Yine Türkiye'den farklı olarak Rusya'nın NATO üyesi olması  da mümkün değil. Dolayısıyla güvenlik alanında Rusya'dan,  karşılığında ciddi bir Batı yardımı olmaksızın büyük  tavizlerde bulunması isteniyor. İkincisi, bugün AB  modelinin dünyadaki tek model olmaması."  (Anatol Lieven, 31/05)

 

            KIBRIS RUM BASINI:

 

            Haravgi: "Türkiye'ye Çok Yönlü ABD Koruması": "Türk  gazetesi Cumhuriyet, haklı bir şekilde, 'Bryza'dan Çok  Yönlü Destek' şeklindeki gösterişli bir başlık altında  ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı'nın demecini  sunuyor. ABD üst düzey yetkilisi, demecinde AB ve Kıbrıs  Cumhuriyeti karşısında üstlendiği yükümlülükleri hayata  geçirmeyi reddine ilişkin olarak Türkiye'ye bir kez daha  tam destek veriyor. ABD'nin tek endişesi, Türkiye'nin  Avrupa sürecinin tökezlemeden nasıl ilerleyeceği üzerine  odaklanmaktadır. ABD, Türkiye'nin imzasına saygı duyup  duymaması ve üstlendiği yükümlülüklerini yerine getirip  getirmemesiyle hiç ilgilenmiyor. Türkiye, oyunlarla ve  yükümlülüklerini uygulamamakla AB'ye üye olamaz ve  düzenli bir üyelik sürecine de sahip olamaz. Türkiye'nin  çıkarları, AB ve Kıbrıs karşısındaki yükümlülüklerinin  ifasını gerektiriyor. ABD, Ankara'yı Avrupalılaşması ve  Kıbrıs sorununun çözümüne katkı yapması konularında ikna  etmeye çalışması halinde, Türkiye, Kıbrıs ve AB için  gerçekten faydalı olacaktır." (Kostakis Konstantinu, 31/05)

 

            YUNANİSTAN BASINI:

 

            İmerisia: "Kıbrıs Sorunu mu Kabahatli?": "Atina Kıbrıs  sorunundan kurtulduğunda, Türkiye ile ilgili sorunların  biteceği görüşü yıllardan beri işlenen bir mittir. Önemli  gelişmeler öncesi daha şiddetli şekilde tekrar gündeme  geliyor. Şimdi Türkiye'nin Avrupa sürecinin  değerlendirmesinde geldiği gibi. AB-Türkiye ilişkileri  için AB içinde hiçbir baskıya dayanamayan Kıbrıs  Cumhurbaşkanı'nın ve Lefkoşa'nın, bu kez nasıl  davranacağına ilişkin bazılarının heyecanlarının, geçmişte  olduğu gibi bugün de farkına varılıyor. 1974'ten bugüne  kadar Lefkoşa, önemli konularda Atina ile birlikte karar  vermektedir. Asıl konu ise, bu kez iki hükümetin ne  yapacağıdır. Türkiye'nin üyelik sürecini kayıtsız şartsız  desteklemeye devam mı edecekler yoksa en azını mı  isteyecekler, başka bir ifadeyle, yükümlülüklerini  uygulamasını mı isteyecekler? Atina ve Lefkoşa, saldırgan  bir komşuyu yatıştırma çabasıyla, varını yoğunu  Türkiye'nin AB sürecine yatırdı. Ancak bu politikanın  idaresi, korkarak ve savunarak yapılırsa sonuçsuz  kalacaktır." (Kostas Venizelos, 31/05)

 
ESKİ SAYILAR