02.06.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ANKARA, (BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB  arasındaki ilişkilere değinen 01 Haziran 2006 tarihli  haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda sunulmaktadır:

 

            ABD BASINI:

 

            The New York Times: "Türkiye'de Şiddet Sapağı": Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, geçen hafta yaptığı açıklamada, Türkiye'de son dönemde yaşanan şiddetin, 'eski darbe günlerine'  ve askeri yönetime geri dönüşün bir habercisi olmadığını  belirtti. Umarız haklıdır. Son yıllarda, laik anayasa ile  birçok Türk'ün muhafazakar Müslüman güdüleri arasındaki  ihtilaf konusunda Türkiye'de bir çok tartışma yaşanıyor.  Son dönemde bu ihtilaflar, bazı sıkıntılı virajlar aldı.  (…) Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan muhafazakar bir  Müslümandır, fakat Türkiye'yi, Avrupa Birliği ile üyelik  görüşmelerine başlama ehliyetine sahip kılan Batı yanlısı  reformları da yaptı. Reform süreci sırasında, Erdoğan  Türkiye'nin kutuplaşma meselesini çözmek için en iyi yolun  daha fazla demokrasi olduğunu vurguladı. Haklıydı ve şimdi,  onun bu görüşünü şiddetle tekrar ortaya atmasının zamanıdır. Washington, askeri müdahaleye sıfır tolerans gösterileceği  mesajını iletmek için Türkiye'nin generalleriyle uzun zamandır  var olan bağlarını kullanarak Türk demokrasisinin gelişmesine yardım edebilir. Türkiye, İran, Irak ve Suriye ile komşudur,  İsrail'in bir müttefikidir, NATO üyesidir ve Avrupa Birliği'nin aday ülkesidir. Dünya, Türkiye'nin daha az demokratik olmasına katlanamaz." (30/05)

 

            ALMANYA BASINI:

 

            Financial Times Deutschland: "Kıbrıs, Türkiye Reformlarının  Daha Sıkı Denetlenmesinden Yana": "Kıbrıs Dışişleri Bakanı Yorgo  Yakovu, üye adayı Türkiye'nin AB reformlarının titizlikle  denetlenmesini talep etti. Yakovu, Finlandiya Dönem  Başkanlığı'ndan, Türkiye'nin AB yolunda kaydettiği ilerlemelerin denetlenmesi işini sadece AB Komisyonu'na bırakmaması ricasında bulunacağını söyledi. Berlin'de Almanya Federal Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ile görüşen Rum Bakanın sözleri, reform eksikliklerine yeterince işaret etmeyen Brüksel'deki AB makamına  duyulan derin güvensizliği yansıtıyor. Komisyon, AB'ye üye  devletler adına Ankara'yla, ilk faslın görüşülmesine haziran  ortasında kutlamalar eşliğinde başlanması öngörülen katılım  müzakerelerini hazırlıyor. Komisyon'un ekime kadar özellikle  Türkiye'nin Kıbrıs'la ilgili yükümlülüklerine bağlı kalıp  kalmadığını incelemesi gerekiyor. AB Dönem Başkanlığı'nı  temmuz ayında Finlandiya üstleniyor." (01/06)

 

            YUNANİSTAN BASINI:

 

            Elefterotipia: "Türkiye ile Körebe": "Hükümet, Türkiye'nin AB sürecinin devam edip etmeyeceğine diğer 24 ortakla birlikte karar vermeye davet edileceği önümüzdeki ekim ayına, güvenceyle muhtemelen karşılıklarla da) ulaşabileceği yolu arıyor. Hükümet  ve diplomatik çevreler, önümüzdeki ekim ayında Atina'nın  Ankara'ya karşı tutumunda, net hedefinin ve açık taktiğinin  bulunmadığını tespit ediyorlar. Ekim ayında Ankara, Gümrük  Birliği Protokolü'nün Kıbrıs'a uygulanması da dahil, AB'ye  karşı yükümlülüklerinin uygulanmasında ilerleme kaydedip  kaydetmediği hususunda değerlendirilecek. Yunan Hükümeti temel tezin, Türkiye'nin yükümlülüklerini yerine getirmesi  olmaya devam ettiğinde ısrar ediyor. Ancak diplomatik çevreler, bu tezde herhangi bir değişikliğin tamamen Türkiye'ye bağlı  olduğunu vurguluyor. Çünkü Türkiye, protokolün Kıbrıs'a da  uygulanmasına ilişkin istekliliğinden ve Atina ile Lefkoşa'nın  daha 'ılımlı' tutumunu garanti etmek için karşılık verme  niyetinden ötürü değerlendirilecek." (Kira Adam, 01/06)

 

            To Vima: "Sayın Hristodulos, Türkiye'nin Avrupa Perspektifi için...": "Atina Başpiskoposu Sayın Hristodulos, Dünya Kiliseleri Konseyi merkezinin bulunduğu Cenevre'de yaptığı mülakatta, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliği için önşart olarak AB  müktesebatına uyum sağlaması gereğinden söz etti. Buna paralel  olarak, Hristodulos, 'Hem Ermenilere, hem de Pontuslu Ortodoks kardeşlerimize karşı yapılan soykırımın, çağdaş Türkiye'nin vatandaşlarıyla ilgili sayılmaması gerekir. Aynı şekilde, Yahudilere karşı yapılan soykırımın suçu da çağdaş Almanlara  yüklenmemeli. Geçmişteki cinayetlerin çağdaş halklara  yüklenmesi yanlıştır.' dedi." (01/06) 

 

 

ESKİ SAYILAR