ANKARA, 07/06(BYE)---
Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 5-6 Haziran
2006 tarihli haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda
sunulmaktadır:
ALMANYA
BASINI:
Frankfurter
Allgemeine Zeitung: "Berlin ve Ankara, İlişkileri Geliştirmek İstiyor":
"Dışişleri Bakanları Steinmeier ve Gül, Ankara'da ekonomik ve kültürel
ilişkilerin geliştirilmesini görüştüler. Steinmeier, Ankara'da, bu yaz
içinde iki ülke arasındaki kültürel ve ekonomik alışverişin
güçlendirilmesi ve görülür bir hale getirilmesi amacıyla bir konsept
sunulacağını söyledi. Bir diğer konu ise, Türkiye ile ekonomik
ilişkilerin geliştirilmesiydi. Türkiye'de 2170 Alman şirketi yatırım
yapmış bulunuyor. Steinmeier, her başlıkla ilgili AB'ye katılım
müzakerelerinin başlatılması öncesinde yapılan tarama sürecini de
olumlu diye niteledi. Türkiye Dışişleri Bakanı Gül, Almanya ile Türkiye
arasındaki ikili ilişkileri 'çok yüksek değerde ve olağanüstü
nitelikte' diye tanımladı. Steinmeier'e, Almanya'daki Türk kökenli
toplumun entegrasyonuna katkıda bulunması arzusunu ilettiğini söyleyen
Gül, Türklerin AB üyeliğine verdikleri destek için Alman Bakana
teşekkür ederek, bu desteğin müzakere sürecinde de devam edeceğinden
emin olduğunu belirtti. (...)" (Rainer Hermann, 03/06)
Frankfurter
Rundschau: "Steinmeier, Kıbrıs için Çözümde Israr Ediyor": "Federal
Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, Türk Hükümeti'ni,
Kıbrıs ile yaşanan Gümrük Birliği ihtilafında çark etmemesi halinde, AB
ile katılım müzakerelerinin başarısızlıkla sonuçlanabileceği konusunda
uyardı. Ankara'da Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile buluşan Steinmeier,
'Almanya gelecek yıl dönem başkanlığını üstlenmeden önce, Türkiye,
Gümrük Birliği'ni tam olarak uygulamaya koymalıdır.' diye ikaz etti.
Türkiye, 1996'da o dönemde 15 AB devletiyle yapılan Gümrük Birliği
Anlaşması'nı Kıbrıs'ı kapsayacak şekilde genişletmeye direniyor.
Ankara'daki heyetten alınan bilgilere göre, Steinmeier, Gül ile
görüşmesinde, 'Türkiye'nin aralık ayında başlatılan katılım
müzakerelerinin daha bu yıl içinde ertelenmesi riskine girdiğini'
söylemiş." (Gerd Höhler, 03/06)
AVUSTURYA
BASINI:
Salzburger
Nachrichten: "Schönborn Türkiye'yi Eleştiriyor": "Viyana Başpiskoposu
Kardinal Christoph Schönborn, İslamı dolaylı yoldan eleştirdi. İslamı
'Avrupa'da birlikte yaşamak istediğimiz ve yaşamak zorunda olduğumuz
milyonları kapsayan bir gerçek' olarak tanımlayan Schönborn, Suudi
Arabistan, Yemen ya da Türkiye gibi İslam ülkelerinde yaşayan
Hıristiyanlar için de Avrupa'daki Müslümanlar için geçerli olan
şartların mevcut olup olmadığı konusunun tartışılmasını istedi.
Schönborn, 'karşılıklı din özgürlüğü maddesinin' AB'nin Türkiye için
öngördüğü katılım kriterleri listesinde yer almamasından duyduğu
üzüntüyü dile getirdi." (06/06)
Der Standard:
"Türkiye 'AB Televizyonu' Kurmak İstiyor": "Türklerin AB üyeliği
heyecanlarının azalması üzerine, Ankara'daki hükümet, bir 'AB
Televizyonu' kurmayı planlıyor. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, böyle
bir kanalla halkın AB hakkında daha iyi bilgilendirilmesinin
amaçlandığını açıkladı. Buna göre, televizyon yayınının başlaması için
Türk devlet kurumu TRT ile görüşmeler yürütülüyor. Gül, bu planın
yakında hayata geçebileceğini duyurdu. Kamuoyu araştırmalarına göre,
Türklerin AB üyeliğine desteği iki yıl içerisinde yüzde 75'ten yüzde
65'e gerilemiş durumda. Birçok Türk, Avrupa'nın, Türkiye'yi AB'ye kabul
etmek istemediği ve ülkelerinden sürekli tavizler talep ettiği
görüşünde. AB, önceki sonbaharda Türkiye ile resmen üyelik
müzakerelerine başladı, ancak aylardır Ankara'nın reform hızında
yavaşlama olduğundan şikayet ediyor. Gül, bu iddiayı geri çevirerek,
hükümetin, yaz tatiline girmeden Meclis'ten yeni bir reform paketini
geçireceğini açıkladı. AB reformlarının başlamasından itibaren
çıkarılan dokuzuncu pakette, Hıristiyan azınlığa yönelik iyileştirmeler
içeren bir yasa mevcut. Bir diğer yasa değişikliğiyle de, Sayıştay'ın
askeri harcamalar üzerindeki denetiminin derinleştirilmesi
amaçlanmaktadır." (06/06)
FRANSA BASINI:
AFP: "AB, Üyelik
Müzakerelerinin Birinci Başlığını Açmaya Hazır": "AB Dönem
Başkanlığı'nı yürüten Avusturya, Avrupa Birliği'nin, Türkiye ve
Hırvatistan'ın üyelik müzakerelerinin 35 başlığından ilkini bugün
açmasının beklendiğini açıkladı. AB dışişleri bakanları ile Türk ve
Hırvat mevkidaşları, bu iki ülkeyle müzakerelerin resmen başlamasından
sekiz ay sonra bilim ve araştırma ile ilgili başlığı açmak üzere bugün
Lüksemburg'da bir araya gelecekler. Ekim ayının sonundan bu yana
Komisyon, Avrupa kurallarının tümünü ve iki adayın hazırlık durumunun
değerlendirmesini iki aday ile dikkatle incelemeye başladı. 35 başlığın
her biri üzerinde Brüksel müzakerelerin başlamasını ya da başlamamasını
tavsiye edebilir. Her halükarda 35 başlığın her biri üzerinde
müzakerelerin başlaması 25'lerin ortak bir kararını gerektirmektedir.
Bu karar alınır alınmaz, gerçek anlamda, adaylar için yasalarını tüm
alanlarda Birliğin müktesebatıyla uyumlu hale getirme zorunluluğu
taşıyan müzakereler aşaması başlar." (06/06)
AFP: "Erdoğan:
Türkiye Reform Hızını Kaybetmedi": "Türkiye Başbakanı Recep Tayyip
Erdoğan, hükümetini suçlayan AB'ye muhtemel katılım için gerekli olan
reformların hızını düşürdüğü eleştirilerini, Birliğe katılım hedefinin
'geçici bir heves' olmadığını belirterek reddetti. AKP'nin Meclis
grubunda yaptığı açıklamada Erdoğan, 'AB'ye üyelik süreci aynı
kararlılıkla devam ediyor, endişelenecek bir şey yok.' dedi. Erdoğan,
'Hedefimiz (AB'ye üyelik) ne geçici bir hevestir ne de dönemsel bir
stratejidir' diye vurguladı. Erdoğan, 'müzakerelerin fiili
başlangıcının' AB ile gelecek pazartesi açılmasını beklediğini belirtti
ve 'Türkiye için yeni bir başlangıç' olduğunu ileri sürdü. Türkiye ve
AB, 10 yıl sürecek katılım müzakerelerine resmi olarak ekim ayında
başladılar. Bu müzakereler 35 bölümden oluşuyor. Her bölüm için
görüşmelerin başlatılması için 25 üyenin oybirliği gerekiyor. Ancak
İslamcı-muhafazakar hükümet uzun zamandır reform hızını yavaşlatmakla ve
2007 yılı Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler çerçevesinde iç sorunlara
yoğunlaşmakla suçlanıyor." (06/06)
İNGİLTERE
BASINI:
Financial Times:
"Kritik Rapor Ankara'nın AB Hayallerine Gölge Düşürüyor": "AB içinde
yayımlanan bir belgede, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılma
macerasının bu yıl, Ankara'nın insan hakları sicili konusunda yaşanan
endişeler ve Kıbrıs konusunda yaşanan gerilimler nedeniyle son
bulabileceği belirtiliyor. Önümüzdeki hafta AB ile Türkiye arasında
yapılacak önemli müzakereler konusunda sert açıklamaların yer aldığı
taslak raporda, Ankara'nın reformları yerine getirmek için çok az çaba
sarfettiği ve ordunun nüfuzunu azaltmada, ayrıca ifade ve din
özgürlüğünü korumada başarısız olduğu belirtiliyor. Raporda,
'Değişiklik hızı geçen sene yavaşladı. İvedi bir şekilde hem
yürürlükteki kanunları uygulamak, hem de başka yasama girişimlerinde
bulunmak gerekmektedir. AB üye ülkelerindeki uygulamayla paralel
olarak, ordu üzerinde tam bir sivil kontrol sağlamak için daha çok çaba
sarfetmek gerekmektedir' diye vurgulanıyor. Taslakta, 'işkence ve kötü
muamele haberleri' ayrıca 'şiddet içermeyen ifade özgürlüğünü kullanan
şahıslara karşı açılmış ve askıda olan pek çok dava' konularında
endişeler dile getiriliyor ve 'Din özgürlüğü alanında, Müslüman olmayan
dini azınlıkların karşı karşıya kaldıkları güçlükleri ele alma
açısından, henüz somut bir ilerleme kaydedilemiyor' şeklinde
belirtiliyor. AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, Kıbrıs
konusunda yaşanan çıkmazın, bu yıl Türkiye'nin üyeliği konusunda
yapılacak müzakerelerde bir 'tren kazasına' yol açabileceğine dair
uyardı. AB, önümüzdeki pazartesi Türkiye ile müzakerelerinde 35
müzakere bölümünün ilkini başlatacak ancak Ankara ile Lefkoşa
arasındaki gerilim, müzakerelerin her bölümünde güçlük çıkarma
tehlikesi taşımaktadır. AB üye ülkeleri arasında genel olarak
genişleme, özellikle de Türkiye'nin siyasi gidişatı konusunda yaşanan
huzursuzluk artarken, Kıbrıs konusunda yaşanan çıkmazın, tüm müzakere
sürecini sonlandırabileceğine dair bir risk de söz konusu." (Daniel
Dombey, 06/06)
Reuters: "Kıbrıs,
AB'nin Türkiye'ye Yönelik Eleştirilerini Sertleştirme Çabasında":
"Kıbrıs, Türkiye'nin eleştirildiği bir AB raporuna, Ankara ile
yürütülen katılım müzakerelerinin bu yıl içinde kesilebileceği şeklinde
tehditkar bir maddeyi ekletmeye çalışıyor, ancak İngiltere ve Avrupa
Komisyonu buna direniyor. Gelecek hafta Lüksemburg'da dışişleri
bakanları seviyesinde Türkiye ile yapılacak toplantıda sunulmak üzere
hazırlanan taslak raporda, Ankara'nın reform sürecindeki yavaşlama;
insan hakları, azınlık hakları, dini özgürlükler ve ordu üzerindeki
sivil denetime ilişkin aksaklıklar eleştiriliyor. Reuters'in ulaşmayı
başardığı taslak raporda, 'Değişim süreci son yılda yavaşlamıştır.
İnsan hakları ihlallerinde düşüş yaşanmakla birlikte ihlaller halen
devam etmektedir ve halen yürürlükte olan ilgili yasaların acilen
tatbik edilmesi ve belirli bazı alanlarda yeni yasaların çıkartılması
gerekmektedir. İfade özgürlüğüne ilişkin olarak ciddi kaygılar
sürmektedir. Dini azınlıkların özgürlükleri konusunda ise bir ilerleme
kaydedilmemiştir. Ordu üzerinde tam bir sivil denetimin sağlanmasına
yönelik daha fazla çabaya ihtiyaç vardır; ordudan yapılan açıklamalar
sadece askeri konulara ilişkin olmalıdır' deniliyor. Diplomatlar,
Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e, gelecek hafta pazartesi günü
yapılacak dışişleri bakanları toplantısında, AB'nin sabrının taştığı
yönünde bir mesajla karşı karşıya kalabileceğinin söylendiğini
belirtiyorlar. Ancak bir diplomat, Kıbrıs'ın kabul ettirmeye çalıştığı
tavrın, dışişleri bakanları toplantısını tehlikeye sokabileceği
uyarısını yapıyor. Taslak rapor, Lefkoşa'nın, müzakerelerin devam
etmesi ve Türkiye'nin limanlarını ve havaalanlarını Kıbrıs bandıralı
gemilere ve uçaklara açması yükümlülüğü arasında doğrudan bir bağlantı
kurmaya çalıştığını ortaya koyuyor. Türkiye, bu yükümlülüğünü ancak
AB, Kuzey Kıbrıs'a uygulanan ekonomik tecridi kaldırma sözünü tutar ve
doğrudan ticarete izin verirse yerine getireceğini söylüyor." (Paul
Taylor, 06/06)
YUNANİSTAN
BASINI:
Ethnos:
"Türkiye'nin AB Yönelimi Kuşkulu":
"SORU:
Türkiye'nin katılım yönelimi için öngörünüz nedir?
ANASTASOPULOS: Bu
dönemde, Türkiye'nin katılım yöneliminin sonucu için öngörüde bulunacak
çok kimsenin bulunduğunu sanmıyorum. ABD'nin güçlü baskısıyla, AB dönem
başkanı İngiltere, toprağının büyük bölümü başka kıtada bulunan ve
birkaç yılda AB'nin en kalabalık nüfusuna sahip olacak bir ülke ile
müzakerelerin başlamasını empoze etmeyi zorla başardı. Bu şekilde
Avrupa'nın sınırları nereye varacak? Türkiye'nin katılımı AB'nin
bütünlüğünü ve çehresini ne kadar etkileyecek? 2013 yılına kadar bütçe
beklentileri konusunda birkaç milyon avro için verilen mücadelelerin
intibaları halen taze iken, bu çok yüksek bedeli kim üstlenecek?
Türkiye içinde, karşı gelen güçlerle, gerçekleşen mücadele bağlamında,
kuşkulu olmak ve Merkel (daha muhalefette iken) ile Sarkozy'nin öne
sürdükleri özel ilişki sonucunu olanaksız görmemek gerekir. Bu genel
ölçüme, 'Kıbrıs'ın tanınması ve Yunanistan ile iyi komşuluk
ilişkileri' konularında Türkiye'nin karşılaştığı problemlerin de
eklenmesi gerekir." (Y. Sarantakos, Yunanistan'ın UNESCO Büyükelçisi
Yorgos Anastasopulos ile yapılan mülakat, 04/06)
-
ESKİ SAYILAR