ANKARA, 08/06(BYE)---
Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 7 Haziran 2006
tarihli haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda sunulmaktadır:
ALMANYA
BASINI:
Frankfurter
Allgemeine Zeitung: "Genişleme Konusunda Yeni Bir Uzlaşma": "AB,
genişleme konusunda yeni bir uzlaşma sağlamak zorundadır. Bu uzlaşma,
iki temel ilke üzerinde olmalı; bir yandan barış, özgürlük ve refah
bölgesinin genişlemesini mümkün kılarken, diğer yandan AB'nin dahili ve
harici iş yapabilirlik kabiliyetinin güvence altına alınmasını
sağlamalıdır. 'Eurobarometer' tarafından gerçekleştirilen son anket
sonuçlarına göre, Avrupalıların yüzde 55'lik bir çoğunluğu genişlemeyi
olumlu değerlendirirken, birçok kişi genişlemenin kapsamını ve hızını
sorguluyor. Son zamanlarda çok sayıda politikacı Avrupa'nın "nihai
sınırları"nın belirlenmesini talep ediyor. AB Anlaşması'nda, demokrasi
ve insan hakları değerlerine saygılı olan her Avrupa ülkesinin AB'ye
üyelik başvurusunda bulunabileceği ifade ediliyor. Bu, her Avrupa
ülkesinin üyelik başvurusunda bulunabileceği ve AB'nin bütün başvuruları
kabul etmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Güneydoğu Avrupa'daki süreç
devam ediyor. Türkiye'deki hırslı reformlar, Gümrük Birliği üyeliği
aracılığıyla daha da kolaylaşıyor. Batı Balkan ülkeleri,
istikrarlaştırma ve ortaklık anlaşmaları aracılığıyla muhtemel bir
üyeliğe hazırlanıyorlar. Romanya ve Bulgaristan'ın üyelikleri
sonrasındaki bir sonraki genişleme seneler alacağı için, ilk aşamada,
uzak bir gelecekteki teorik üye kabul etme kapasitesine değil, şu anki
AB'nin iş yapabilirlik kabiliyetinin iyileştirilmesine konsantre
olmalıyız. Şimdiki katılım ülkeleri üyeliğe doğru hızlı bir tren gibi
ilerlemiyor, AB yolu boyunca yavaş yavaş yol alıyorlar. Bu ülkeler
nezdinde tuttukları yolun hiçbir yere varmayacağı yönünde bir izlenim
yaratırsak, kendi şartlarımıza zarar vermiş ve stratejik çıkarlarımıza
aykırı hareket etmiş oluruz." (Olli Rehn, 07/06)
AVUSTURYA
BASINI:
Kronen Zeitung:
"Türkiye ile AB Müzakereleri Başlar Başlamaz Başarısızlığa mı Uğradı?":
"AB yakında büyük endişelere rağmen, Türkiye'ye vaat edilen giriş
müzakerelerine başlayacak. Ancak AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri
Olli Rehn'in deyimiyle, yıl sonunda 'tren duvara çarpabilir'. Bunun iki
nedeni var: 1. Türkiye'nin yıl sonuna kadar AB ile arasındaki gümrük
birliğini 10 yeni AB üyesini de içine alacak şekilde genişletmesi
gerekiyor. Bu, Kıbrıs Rumlarına kapıların açılması anlamına geliyor.
Türk Hükümeti, özellikle de Kıbrıs (Rum) Hükümeti'ni Kıbrıs Türk
kesimine yapılacak AB yardımını bloke etmekle suçladığı için, iç
politikada böyle bir adım atmaktan çekiniyor. AB her iki ülkeyi de
mantıklı olmaya çağırıyor, ancak Ankara'nın Gümrük Birliği'ni uygulamaya
geçirmemesi halinde, giriş müzakerelerine devam etme imkanı görmüyor. 2.
Müzakerelerin karşısındaki ikinci engel, AB'nin Türkiye'deki demokrasi
ve insan hakları durumuna ilişkin son derece eleştirici raporu. AB,
Türkiye'den, son zamanlarda yavaşlayan reformlar konusunda daha fazla
çaba harcamasını istiyor. Olli Rehn, 'Sürece yeniden hız kazandırmak
gerekiyor' diyor." (Kurt Seinitz, 07/06)
Oberösterreichische Nachrichten: "Türkiye'nin Reformları Konusundaki
Trajik Rapor": "Avusturya Dönem Başkanlığı altında Ankara ile somut
müzakerelerin başlangıcına bir hafta kala, AB'nin raporu, Türkiye'nin
durumu hakkında karanlık bir tablo çiziyor. AB raporundaki eğilim,
'Reformların temposu yavaşladı' yönünde. Mesela, ordunun hala tümüyle
sivil kontrol altına alınamadığı ve Kürt bölgesindeki durumun daha da
kötüleştiği belirtiliyor. İşkence ve kötü muamele konusundaki raporların
yanı sıra, barışçıl yollardan görüşlerini ifade etmeye çalıştıklarından
dolayı vatandaşlara karşı açılan çok sayıdaki soruşturmanın endişe
verici boyutlarda olduğu ifade ediliyor. Ayrıca raporda, inanç özgürlüğü
alanında da somut bir ilerlemenin olmadığı belirtiliyor. Bu durumdan da
özellikle gayrimüslimler etkileniyor. Türkiye özellikle Kıbrıs
sorunundan dolayı üyelik müzakerelerinin sürdürülmesini riske ediyor.
Ekim 2005'te Ankara'ya, 2006 yılı sonuna kadar Kıbrıs gemi ve uçaklarına
Türk liman ve havaalanlarını açması konusunda süre verilmişti. Ankara bu
konuda direnmeyi sürdürdüğü takdirde, AB ile müzakereler askıya
alınacaktır." (07/06)
AZERBAYCAN
BASINI:
Şark:
"Türkiye'nin AB Yolu Uzuyor": "Türkiye'nin AB üyeliği konusu, yeniden
Ankara'nın siyasi gündeminde. Son dönemlerde Türkiye'deki gelişmeler,
Avrupa'da, Ankara'nın AB üyeliği konusunda bazı endişelere neden oldu.
Brüksel, Türkiye'nin AB'ye girmek için gereken şartlara uymadığını
özellikle vurguluyor. AB, entegrasyon çerçevesinde öngörülen reformları
geciktirdiği için Türkiye'yi eleştiriyor. Ankara, AB üyeliği ile ilgili
müzakere sürecinin başlamasına bir hafta kala, Batı'nın sert
suçlamalarıyla karşı karşıya kaldı. AB, Ankara'yı, üyelik konusundaki
tüm teşebbüsleri kaybetmekle suçluyor. Türkiye-AB Karma Parlamento
Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk'in açıklamasına göre, Ankara'nın
davranışlarında açık bir şekilde pasiflik seziliyor. Türkiye'nin üyeliği
ile ilgili müzakerelerin 3 Ekim 2005 tarihinde başladığını belirtmek
gerekir. Türkiye, entegrasyon yolunda, AB belgelerinde yer alan 35 madde
ile ilgili teknik müzakereler yapacak. İlk toplantı, 12 Haziran'da
Lüksemburg'da olacak. Ankara, müzakereleri, Avrupa'ya entegrasyon
yolunda önemli görüyor. Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu
Başkanı Elmar Brok'un hazırladığı raporda, reform sürecinin geciktiği
belirtilen Türkiye'den, AB çerçevesinde gereken tüm şartları yerine
getirmesi isteniyor. Raporda, hükümetin, reform sürecinden çok ülke içi
siyasi süreçlerle, yani 2007 yılında yapılacak parlamento ve
Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgilendiği belirtiliyor." (07/06)
RUSYA BASINI:
Regnum: "Ankara
AB'ye Üye Olma Konusunda Hevesini Kaybetti": "'Svoboda' (Özgürlük)
radyosu, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost
Lagendijk'in, Ankara'nın Avrupa Birliği'ne üye olma hevesinin
kırıldığını söylediğini aktardı. Avrupa Birliği'ne göre Türkiye, başta
insan hakları ve din özgürlüğü olmak üzere görüşme sürecinde öngörülen
yükümlülükleri yerine getirmiyor. Hükümet, Cumhurbaşkanı ve parlamento
seçimlerine hazırlanmakla ilgilenerek reformları frenliyor. Türk
yönetimi, AB'ye entegrasyon konusunun her kabine oturumunda
görüşüldüğünü iddia ediyor. Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül,
'Türkiye'de, demokratik değişiklikleri zorlaştıran birçok tabu yıkıldı.
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olması konusundaki tutumumuz gayet
nettir: Reformlar devam ettirilecek' diye konuştu." (06/06)
KIBRIS RUM
BASINI:
Fileleftheros:
"Geriye Doğru Türk Adımları...": "Gelişmeler daha yoğun bir hal aldı.
Giderek artan bir şekilde, birçok Türk, Türkiye-AB arasındaki
balayının, bir 'zoraki evliliğe' dönüşme eğilimi olduğunu görüyor. 2004
ve 2005 yılındaki gelişmeler, içerisine girilen önemli bir dönemin
beklentisinden ibaretti. Bu süreçte AB'nin, Türklere somut bir şey ifade
edip etmediği kuşkuludur. Birçoğu için, Avrupa, daha iyi bir Türkiye
için 'görünmez' bir umudu temsil ediyor. Bugün, belli başlı olgular bu
sürecin doğasını değiştiriyor. Birçok Türk, askerlerin, 'Türkiye'nin
kulübe girmek için ödeyecekleri, girdikten sonra kazanacağından daha
fazladır.' şeklindeki propagandası ile geri çekiliyor. Böylece, -diğer
unsurların yanında- şu an için birçok Türk'ün gözünde hiçbir şey ifade
etmeyen AB, uzun süreli bir reform süreci istediği için, askerlerin
karşı saldırısında zemin kazanıyor. Diğer yandan, AB liderliği, Türk
liderliği ile samimi bir şekilde konuşmuyor: Giderek artan bir şekilde,
Türkiye'nin 17 Aralık 2004'te şekillenip 3 Ekim 2005'te resmileştiği
üzere doğuya yönelik genişlemeye ilişkin teşebbüsün kalitesi birçok
Avrupalı lideri düşündürüyor. Fransa ve Hollanda'daki AB Anayasa
taslağı serüveninin ilk kurbanları olan Bulgaristan- Romanya'nın
katılımına ilişkin soru işaretleri, Türkiye ile kriz ve Hırvatistan da
kaos oldu. Bu durumlarda, açık uzlaşmalar, metinler üzerinde yapılacak
çifte tahlillerden daha iyidir. Belirsizlik ve karışıklık yerine, açık
ve samimi bir uzlaşma, çok daha fazla tercih edilir. Bu belirsizlik
atmosferini sadece bulanık sularda balık avlayanlar ve şu an için Türk
askerler uygun görürler. Sadece onlar Erdoğan ve AB arasındaki samimiyet
boşluğundan yararlanıyorlar ve Avrupa Türk ilişkilerindeki soru
işaretlerini oluşturan toplumsal eğilimlerden prim yapıyorlar. Türk
fenomeninden haberi olmayan belli başlı AB üst düzey yetkilileri,
yanlış tabloya oynuyorlar." (OPEK (Kıbrıs Sosyal Reform Derneği)
Başkanı Larkos Larku, 07/06)
YUNANİSTAN
BASINI:
Eleftheros Tipos:
"Düşük Beklentiler": "Son yıllardaki Türk-Yunan yakınlaşması ve
Atina'nın, Ankara'nın Avrupa perspektifini desteklemesi, birçok kişide,
Yunanistan-Türkiye ilişkilerinin düzelmesinin olağanüstü arttığı yeni
bir periyoda girildiği izlenimini uyandırdı. Türkiye, hem iç dengesiyle
hem de bölgesel bir süper güç zihniyetiyle bağdaşan nedenlerden dolayı,
kendisini Avrupa ihtirasının tamamlanmasıyla çatışmaya götüren bu
siyasetine rağmen, Yunanistan'la gerçekten iyi komşuluk ilişkileri için
önemli olan adımları atmaya istekli görünmüyor. Ege'deki son olaydan
sonra Ankara'nın -Bakoyanni'nin Türkiye ziyareti ve Gül ile görüşmesi
çerçevesinde-, 'Beyaz Fırtına' tatbikatının bazı temel aktivitelerini
bir sonraki haftaya ertelemeye karar vermesi olumludur. Bununla
birlikte, bu olumlu mesajın bizi, iki ülkeyi ilgilendiren konularda bir
ilerlemeye yaklaşıldığı sonucuna götürmemesi gerekir. Türkiye, böyle bir
ilerleme için şimdilik hazır olmadığını göstermiştir. Bunun yanı sıra
Türkiye, Avrupa perspektifini doğrudan etkilemesi muhtemel olan
Türk-Yunan ilişkilerinde bir geriye dönüşü de arzu etmemektedir."
(07/06)
To Vima: "Türk
'Dikeni' için Avrupa Birliği'nde Diplomatik Maraton": "AB'de, Türkiye
yönünde ortak Avrupa tezlerinin biçimlenmesi amacıyla dünden itibaren
yoğun müzakereler haftasına başlandı. Bu ortak tezler, hem gelecek
pazartesi günü Lüksemburg'daki AB-Türkiye Ortaklık Konseyi, hem de 15
gün sonra Brüksel'de yapılacak '25'lerin zirve toplantısı vesilesiyle
biçimleniyor. AB üyesi ülkelerin diplomatik kurmaylıklarında son
zamanlarda hakim olan görüşe göre, Türkiye şimdilik AB üyesi olmayı
başarması için konulan şartları ve ön şartları yerine getirebilecek
konumda değil. Daha ayrıntılı olarak, gerek AB Komisyonu, gerekse
Bakanlar Kurulu'nda herkes Türkiye'nin AB ile üyelik müzakerelerinin
başladığı 2005 yılının ekim ayından önce var olan demokratikleşme ve
reformlar yönündeki dinamizmin, artık yok olduğundan emin. Bunun da,
Silahlı Kuvvetlerin siyasi hayattaki rolü konusundan başlayarak,
Türkiye'ye net bir şekilde vurgulanması bekleniyor. Brüksel,
Türkiye'deki siyasi gelişmelerden askerlerin uzak tutulması, AB'ye
kabulü konusunun tartışılmasına geçilmesi için olmazsa olmaz sayıyor.
Ancak, buna paralel olarak, 'Türkiye' adını taşıyan sorunun nasıl ele
alınacağı konusu için AB içinde bu aşamada görüş farklılıklarının var
olduğu açıktır. Bir yandan, İngiltere gibi ülkeler, '25'lerin 'çıtayı
fazla yükseğe yerleştirmemelerinin' ve Avrupa perspektifi kapısının açık
bırakılmasının gerekli olduğuna inanıyorlar. Öte yandan da Fransa gibi
ülkeler, Türkiye'nin Avrupa'ya doğru yolunun hiç kolay olmayacağının
herkes tarafından ilk baştan anlaşılmasının gerekli olduğu yönünde bir
değerlendirme yaparak, Türkiye yönünde yüksek tonlar taktiğinin
uygulanması konusunda ısrar ediyorlar." (M. Spinthurakis, 07/06)
-
ESKİ SAYILAR