ABD BASINI:
Amerika'nın Sesi Radyosu: "TÜSİAD'ın
Washington Temsilcisi Abdullah Akyüz Türkiye'deki Son Siyasi ve
Ekonomik Gelişmeleri Değerlendirdi":
"(...)
SORU: Siz hükümetin AB
üyeliği konusundaki kararlılığında yavaşlama görüyor musunuz?
AKYÜZ: Evet, maalesef
görüyoruz. Hükümet gerçekten bu alanda da yıllardır yapılamayan şeyleri
yaptı, adımları attı ama adeta öyle bir görüntü var ki, sanki bir
heyecan kaybolması var.
SORU: Ben önceki gün
yayımlanan The Financial Times gazetesinin makalesine dikkati çekmek
istiyorum. Bu makalede, gelecek hafta AB-Türkiye görüşmeleri için AB
tarafından hazırlanan taslak bir raporda, insan hakları, Kıbrıs sorunu
ve reformların uygulanması konusunda yetersiz kalındığının belirtildiği
yazıyor.
AKYÜZ: Bazı AB yetkilileri
Türkiye'nin yavaşladığı konusunda çeşitli uyarılarda bulunuyorlar. Biz
umuyoruz ki, müzakerelerin de başlamasıyla Türk hükümeti tekrar önceki
hızı yakalar ve AB konularına daha fazla zaman ayırır. (...)" (Barış
Ornarlı, TÜSİAD'ın Washington Temsilcisi Abdullah Akyüz ile yapılan
mülakat, 08/06)
AVUSTURYA BASINI:
Der Standard: "AB
Diplomatları Hırvatistan ile Müzakerelere Yeşil Işık Yaktı": "AB
diplomatları, Brüksel'de Hırvatistan ile somut müzakerelere geçilmesine
yeşil ışık yaktı. Avusturya Dönem Başkanlığı'ndan bir sözcünün
bildirdiğine göre, 25 AB ülkesinin, toplam 35 başlıktan ilki olan 'Bilim
ve Araştırma' başlığının başlatılması konusunda fazla tartışma
yaşanmaksızın mutabakat sağlandı. Asıl müzakerelerin Hırvatistan gibi
pazartesi günü başlatılması öngörülen Türkiye hakkında ise diplomatlar
görüş alış verişinde bulunmayı sürdürüyor. Diplomatlardan edinilen
bilgilere göre Kıbrıs, AB'nin toplam 25 AB ülkesinin Ankara'ya yönelik
ortak tutumunu ortaya koyduğu Eylül 2005 tarihli açıklamanın
derinleştirilmesinde ısrar ediyor. Açıklamada, AB, Türkiye'den üyelik
süreci çerçevesinde Kıbrıs'ı diplomatik açıdan tanımasını talep
etmişti. Ayrıca AB, Türkiye'den daha bu yıl içerisinde denetlenecek
olan Gümrük Birliği Ek Protokolü'nün uygulamaya konmasını talep
ediyor." (08/06)
İNGİLTERE BASINI:
Financial Times: "Ankara'nın
AB Umutlarındaki Artan Karamsarlık": "Türkiye'nin Avrupa Birliği ile
üyelik müzakerelerinde ilk bölümün gelecek hafta açılacak olması iyi
haber. Bu başlık, nispeten çekişme yaşanmayan bir alanı, bilim ve
araştırma konusunu kapsayacak. Kötü haber ise, AB'nin 25 üyesinin
nihayet müzakerelere başlanması kararı almasından sonra bu noktaya
sekiz ayda gelinmesi. Çoğu daha zorlu olan diğer 34 başlıkta da bu
hızla gidilirse tüm sürecin tamamlanması 20 yılı aşkın bir zaman
alacak. Türkiye ekonomik ve siyasi gerginlik dönemlerinden birini
yaşıyor. Ancak Türkiye'nin uzun vadeli AB üyelik stratejisinin akıbeti
ve bunun siyasi istikrarı nasıl etkileyebileceğiyle ilgili endişeler
artmakta olan baskının bir parçası. Üst düzey bir Türk yetkili,
'Türkiye AB ilişkileri fırtınalı denizlere doğru ilerliyor. AB'nin
Türkiye'ye yönelik tutumu daha da kötüye gidiyor. Ankara'da, bazı AB
üyelerinin Türkiye'nin üyeliğini tamamen kaldırmasa da, belirsiz bir
tarihe ertelemeye çalışacaklarından şüphe duyuluyor.' dedi. Brüksel'in
geleneksel bakış açısı, AB üyeliği ihtimalinin, yakın komşuları arasında
kulübe katılmanın gereklerini yerine getirmek adına demokratik ve
ekonomik reform sürecinin temellerini kurarak, istikrarın artırılmasının
bir aracı olduğu şeklindedir. Bu şimdiye kadar kesinlikle Türkiye için
de geçerliydi. Ancak tehlike şu ki, AB seçmenleri, yeni üyelerin kabul
edilmesi konusunda giderek daha da tereddütle hareket etmeye
başladıkları için, istikrar ihraç etmek yerine komşularını
istikrarsızlığa sürükleyecekler. AB müzakere süreciyle ilgili
belirsizlikler, Türkiye'nin etnik ve dini azınlıklara yönelik insan
hakları alanlarında hızlı bir ilerleme kaydedememesi ve Kıbrıs'ta çözüme
yönelik herhangi bir ilerleme olmaması durumunu daha da zora sokuyor.
Gelecek yıl seçimlerin yapılacak olması nedeniyle, hem hükümette hem de
muhalefette milliyetçi eğilimler daha ağırlıklı bir hal almaya başladı.
AB ile önümüzdeki hafta açılabilecek olan ikinci başlık (eğitim ve
kültür) hazır değil, zira Fransa bu başlıkta azınlıkların dil haklarının
korunmasının yer almasında ısrar ediyor. Ankara'da ise bu durum, daha
önce hiç bir AB adayına uygulanmayan özel koşulların Türkiye'ye
dayatıldığı kasıtlı bir girişim olarak görülüyor. Tüm sorunlar arasında
en zorlu olanı ise Kıbrıs meselesi. Yıl sonundan önce, müzakerelerin bu
sorun yüzünden tamamen durması gibi ciddi bir tehlike var.
Müzakerelerin resmen askıya alınması ihtimal dahilinde değil, ama
fiilen kilitlenebilir. Öte yandan, Türkiye'de üyelik ihtimaliyle
ilgili olarak karamsarlık artıyor." (Quentin Peel, 08/06)
Reuters: "Ali Babacan: AB
Üyeliği Konusunda Zorluklar Bekleniyor": "Devlet Bakanı ve AB
Başmüzakerecisi Ali Babacan yaptığı açıklamada, Türkiye'nin reform
sürecine yönelik Brüksel'de artan eleştiriler nedeniyle; Ankara'nın,
AB'ye katılım konusunda yaşanabilecek potansiyel gecikmelere hazırlıklı
olması gerektiğini söyledi. Babacan düzenlediği basın toplantısında,
'Türk ekonomisi yurt içi ve dışındaki gelişmelere karşı kendini
toparlayabilen bir yapıdadır, ancak AB konusunda yaşanabilecek, olağan
sorunlara ve gecikmelere hazırlıklı olunmalıdır' ifadesini kullandı.
Babacan, 'İniş ve çıkışları olan bir yolda ilerleyeceğiz. Bu süre bazen
yavaşlayacak, bazen de hızlanacaktır, hatta zaman zaman bazı gecikmeler
olacaktır.' dedi. Türkiye AB'ye katılım ümidiyle son yıllarda geniş
kapsamlı bir reform sürecinden geçiyor. Ancak Brüksel bu tarihten
itibaren reform hızında bir yavaşlama olmasından rahatsızlık duyuyor."
(Zerrin Elçi, 08/06)
KIBRIS RUM BASINI:
Fileleftheros: "Türkiye
AB'den Uzaklaşıyor": "Türkiye'nin derin devletinin, Türkiye'yi
Avrupa'dan uzaklaştırma yolunu seçeceği kesindir. Türkiye'yi AB dışında
isteyen iç güçlerin günden güne güçlendikleri görülüyor. Askerler,
Türkiye'nin herhangi bir zamanda AB'ye eşit üye olması durumunda,
egemenliklerini kaybedecekleri ve askeri kamplarını dağıtmak zorunda
kalacaklarını çok iyi biliyorlar. Tabiatıyla bunu istemiyorlar. İşte bu
yüzden, komşumuzun askeri rejimi, yakın geçmişte Erdoğan'ın Avrupa
tutkusunu tamamlamasını engellemek için faaliyete geçti. Bunu, Erdoğan'ı
bir taraftan Avrupa karşısında retçi davranışlar sergilemek zorunda
bırakırken, aynı zamanda İslamcı yapısını öne çıkardığı için Türkiye'yi
AB'den onun uzaklaştırdığı yönünde suçlamalarda bulunarak yaptı. Aslında
Erdoğan'ın ülkenin Cumhurbaşkanlığına çıkmasını engellemek için her yola
başvuruyorlar. Bu şekilde, ülkenin laik yapısını koruyacaklarına
inanıyorlar. Erdoğan hükümeti, tüm bu laik, Kemalist ve aşırı
milliyetçilerin iç baskıları altında sıkışmış olarak hareketsiz duruyor
ve gümrük birliğini Kıbrıs'a genişletme ve Yunanistan ile ilişkiler
konularındaki uzlaşmazlığını sürdürerek, AB ile kopacak olan krizi pasif
bir şekilde bekliyor. Her gün, Avrupalılardan, öyle bir gelişmeyi
önleyici hareketlerde bulunmaması durumunda aniden ortaya çıkabilecek
bir kesinti uyarılarını duyuyor. Türkiye'nin üyelik sürecinin kesilmesi
olayının, politikalarını bu ülkenin elbet Avrupalılaşacağı ve Avrupa
çatısı altında sorunların çözüleceği umuduna dayandıran Yunanistan ve
Kıbrıs için ayrı önemi var." (Dr. Nikias Livadas, 08/06)
YUNANİSTAN BASINI:
Eleftheros Tipos:
"AB-Türkiye": "Lüksemburg'da görüşülecek olan AB'nin Genel İşler
Konseyi'nin Türkiye ile ilgili metni, Ankara'nın Avrupa'ya yönelik
amaçlarını gerçekleştirmesinden ne kadar uzakta olduğunu gösteriyor.
AB'nin raporunda, reformlar yönündeki ritimlerin hızlarının azalmış
olduğu, dini özgürlüğün olmadığı, azınlıkların baskı altında oldukları,
ordunun ülkenin siyasi hayatına yoğun bir şekilde müdahale etmekte
olduğu tespit ediliyor. Yunanistan'ı doğrudan ilgilendiren konulara
gelince, Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması, dini azınlıkların ve
mülklerinin korunması talep edilecek. '25'lerin ortak teziyle ilgili
metin Türkiye'nin AB yönünde Kıbrıs için üstlenmiş olduğu
yükümlülüklere ilişkin kararları, Gümrük Birliği'nin uygulanması,
Ankara'nın Lefkoşa ile ilişkilerini düzene sokması ve Türkiye'nin
Kıbrıs sorununun çözümlenmesi yönünde faal bir şekilde çaba sarf etmesi
gibi kararları da içerecek. AB'nin bu tezi, ilk bakışta, reformların
ilerlemekte olduğunu ve Türkiye'nin AB üyesi olma hedefinin 'geçici bir
arzu olmadığını' bildirmeye özen gösteren Erdoğan'ı zor durumda
bırakıyor. Ancak, metne daha dikkatli bakıldığında, AB'nin ordunun
rolünün sınırlanması yönündeki baskısının, bu aşamada Kemalist askeri
kurulu düzen ile sürtüşmekte olan Türkiye Başbakanı'na destek
oluşturduğu belli oluyor."
-