09.06.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

          ANKARA, 09/06(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 8 Haziran 2006 tarihli  haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda  sunulmaktadır:

 

            ABD BASINI:

 

            Amerika'nın Sesi Radyosu: "TÜSİAD'ın Washington  Temsilcisi Abdullah Akyüz Türkiye'deki Son Siyasi ve Ekonomik  Gelişmeleri Değerlendirdi":

           

            "(...)

 

            SORU: Siz hükümetin AB üyeliği konusundaki kararlılığında  yavaşlama görüyor musunuz?

 

            AKYÜZ: Evet, maalesef görüyoruz. Hükümet gerçekten bu alanda da yıllardır yapılamayan şeyleri yaptı, adımları attı ama adeta öyle bir görüntü var ki, sanki bir heyecan kaybolması var.

 

            SORU: Ben önceki gün yayımlanan The Financial Times gazetesinin makalesine dikkati çekmek istiyorum. Bu makalede, gelecek hafta AB-Türkiye görüşmeleri için AB tarafından hazırlanan taslak bir raporda, insan hakları, Kıbrıs sorunu ve reformların uygulanması konusunda yetersiz kalındığının belirtildiği yazıyor.

 

            AKYÜZ: Bazı AB yetkilileri Türkiye'nin yavaşladığı konusunda çeşitli uyarılarda bulunuyorlar. Biz umuyoruz ki, müzakerelerin de başlamasıyla Türk hükümeti tekrar önceki hızı yakalar ve AB konularına daha fazla zaman ayırır.  (...)" (Barış Ornarlı, TÜSİAD'ın Washington Temsilcisi  Abdullah Akyüz ile yapılan mülakat, 08/06)

 

            AVUSTURYA BASINI:

 

            Der Standard: "AB Diplomatları Hırvatistan ile Müzakerelere Yeşil Işık Yaktı": "AB diplomatları, Brüksel'de Hırvatistan ile somut müzakerelere geçilmesine yeşil ışık yaktı. Avusturya Dönem Başkanlığı'ndan bir sözcünün bildirdiğine göre, 25 AB ülkesinin, toplam 35 başlıktan ilki olan 'Bilim ve Araştırma' başlığının başlatılması konusunda fazla tartışma yaşanmaksızın mutabakat sağlandı. Asıl müzakerelerin Hırvatistan gibi pazartesi günü başlatılması öngörülen Türkiye hakkında ise diplomatlar görüş alış verişinde bulunmayı sürdürüyor. Diplomatlardan edinilen bilgilere göre Kıbrıs, AB'nin toplam 25 AB ülkesinin  Ankara'ya yönelik ortak tutumunu ortaya koyduğu Eylül 2005  tarihli açıklamanın derinleştirilmesinde ısrar ediyor.  Açıklamada, AB, Türkiye'den üyelik süreci çerçevesinde  Kıbrıs'ı diplomatik açıdan tanımasını talep etmişti. Ayrıca  AB, Türkiye'den daha bu yıl içerisinde denetlenecek olan  Gümrük Birliği Ek Protokolü'nün uygulamaya konmasını  talep ediyor." (08/06)

 

            İNGİLTERE BASINI:

 

            Financial Times: "Ankara'nın AB Umutlarındaki Artan Karamsarlık": "Türkiye'nin Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerinde ilk bölümün gelecek hafta açılacak olması  iyi haber. Bu başlık, nispeten çekişme yaşanmayan bir alanı,  bilim ve araştırma konusunu kapsayacak. Kötü haber ise,  AB'nin 25 üyesinin nihayet müzakerelere başlanması kararı  almasından sonra bu noktaya sekiz ayda gelinmesi. Çoğu daha  zorlu olan diğer 34 başlıkta da bu hızla gidilirse tüm  sürecin tamamlanması 20 yılı aşkın bir zaman alacak. Türkiye  ekonomik ve siyasi gerginlik dönemlerinden birini yaşıyor.  Ancak Türkiye'nin uzun vadeli AB üyelik stratejisinin  akıbeti ve bunun siyasi istikrarı nasıl etkileyebileceğiyle  ilgili endişeler artmakta olan baskının bir parçası. Üst  düzey bir Türk yetkili, 'Türkiye AB ilişkileri fırtınalı  denizlere doğru ilerliyor. AB'nin Türkiye'ye yönelik tutumu  daha da kötüye gidiyor. Ankara'da, bazı AB üyelerinin  Türkiye'nin üyeliğini tamamen kaldırmasa da, belirsiz bir  tarihe ertelemeye çalışacaklarından şüphe duyuluyor.' dedi. Brüksel'in geleneksel bakış açısı, AB üyeliği ihtimalinin, yakın komşuları arasında kulübe katılmanın gereklerini  yerine getirmek adına demokratik ve ekonomik reform sürecinin temellerini kurarak, istikrarın artırılmasının bir aracı olduğu şeklindedir. Bu şimdiye kadar kesinlikle Türkiye için de geçerliydi. Ancak tehlike şu ki, AB seçmenleri, yeni üyelerin kabul edilmesi konusunda giderek daha da tereddütle hareket etmeye başladıkları için, istikrar ihraç etmek yerine komşularını istikrarsızlığa sürükleyecekler. AB müzakere süreciyle ilgili belirsizlikler, Türkiye'nin etnik ve dini azınlıklara yönelik insan hakları alanlarında hızlı bir ilerleme kaydedememesi ve Kıbrıs'ta çözüme yönelik herhangi bir ilerleme olmaması durumunu daha da zora sokuyor. Gelecek yıl seçimlerin yapılacak olması nedeniyle, hem hükümette hem de muhalefette milliyetçi eğilimler daha ağırlıklı bir hal almaya başladı. AB ile önümüzdeki hafta açılabilecek olan ikinci başlık (eğitim ve kültür) hazır değil, zira Fransa bu başlıkta azınlıkların dil haklarının korunmasının yer almasında ısrar ediyor. Ankara'da ise bu durum, daha önce hiç bir AB adayına uygulanmayan özel koşulların Türkiye'ye dayatıldığı kasıtlı bir girişim olarak görülüyor. Tüm  sorunlar arasında en zorlu olanı ise Kıbrıs meselesi. Yıl  sonundan önce, müzakerelerin bu sorun yüzünden tamamen  durması gibi ciddi bir tehlike var. Müzakerelerin resmen  askıya alınması ihtimal dahilinde değil, ama fiilen  kilitlenebilir. Öte yandan, Türkiye'de üyelik ihtimaliyle  ilgili olarak karamsarlık artıyor." (Quentin Peel, 08/06)

            Reuters: "Ali Babacan: AB Üyeliği Konusunda Zorluklar Bekleniyor": "Devlet Bakanı ve AB Başmüzakerecisi Ali Babacan yaptığı açıklamada, Türkiye'nin reform sürecine yönelik Brüksel'de artan eleştiriler nedeniyle; Ankara'nın, AB'ye katılım konusunda yaşanabilecek potansiyel gecikmelere hazırlıklı olması gerektiğini söyledi. Babacan düzenlediği basın toplantısında, 'Türk ekonomisi yurt içi ve dışındaki gelişmelere karşı kendini toparlayabilen bir yapıdadır, ancak AB konusunda yaşanabilecek, olağan sorunlara ve gecikmelere hazırlıklı olunmalıdır' ifadesini kullandı. Babacan, 'İniş ve çıkışları olan bir yolda ilerleyeceğiz. Bu süre bazen yavaşlayacak, bazen de hızlanacaktır, hatta zaman zaman bazı gecikmeler olacaktır.' dedi. Türkiye AB'ye katılım ümidiyle son yıllarda geniş kapsamlı bir reform sürecinden geçiyor. Ancak Brüksel bu tarihten itibaren reform hızında bir yavaşlama olmasından rahatsızlık duyuyor." (Zerrin Elçi, 08/06)

 

            KIBRIS RUM BASINI:

 

            Fileleftheros: "Türkiye AB'den Uzaklaşıyor": "Türkiye'nin derin devletinin, Türkiye'yi Avrupa'dan uzaklaştırma yolunu seçeceği kesindir. Türkiye'yi AB dışında isteyen iç güçlerin günden güne güçlendikleri görülüyor. Askerler, Türkiye'nin herhangi bir zamanda AB'ye eşit üye olması durumunda, egemenliklerini kaybedecekleri ve askeri kamplarını dağıtmak zorunda kalacaklarını çok iyi biliyorlar. Tabiatıyla bunu istemiyorlar. İşte bu yüzden, komşumuzun askeri rejimi, yakın geçmişte Erdoğan'ın Avrupa tutkusunu tamamlamasını engellemek için faaliyete geçti. Bunu, Erdoğan'ı bir taraftan Avrupa karşısında retçi davranışlar sergilemek zorunda bırakırken, aynı zamanda İslamcı yapısını öne çıkardığı için Türkiye'yi AB'den onun uzaklaştırdığı yönünde suçlamalarda bulunarak yaptı. Aslında Erdoğan'ın ülkenin Cumhurbaşkanlığına çıkmasını engellemek için her yola başvuruyorlar. Bu şekilde, ülkenin laik yapısını koruyacaklarına inanıyorlar. Erdoğan hükümeti, tüm bu laik, Kemalist ve aşırı milliyetçilerin iç baskıları altında sıkışmış olarak hareketsiz duruyor ve gümrük birliğini Kıbrıs'a genişletme ve Yunanistan ile ilişkiler konularındaki uzlaşmazlığını sürdürerek, AB ile kopacak olan krizi pasif bir şekilde bekliyor. Her gün, Avrupalılardan, öyle bir gelişmeyi önleyici hareketlerde bulunmaması durumunda aniden ortaya çıkabilecek bir kesinti uyarılarını duyuyor. Türkiye'nin üyelik sürecinin kesilmesi olayının, politikalarını bu ülkenin elbet Avrupalılaşacağı ve Avrupa çatısı altında sorunların çözüleceği umuduna dayandıran Yunanistan ve Kıbrıs için ayrı önemi var." (Dr. Nikias Livadas, 08/06)

 

            YUNANİSTAN BASINI:

 

            Eleftheros Tipos: "AB-Türkiye": "Lüksemburg'da görüşülecek olan AB'nin Genel İşler Konseyi'nin Türkiye ile ilgili metni, Ankara'nın Avrupa'ya yönelik amaçlarını gerçekleştirmesinden ne kadar uzakta olduğunu gösteriyor. AB'nin raporunda, reformlar yönündeki ritimlerin hızlarının azalmış olduğu, dini özgürlüğün olmadığı, azınlıkların baskı altında oldukları, ordunun ülkenin siyasi hayatına yoğun bir şekilde müdahale etmekte olduğu tespit ediliyor. Yunanistan'ı doğrudan ilgilendiren konulara gelince, Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması, dini azınlıkların ve mülklerinin  korunması talep edilecek. '25'lerin ortak teziyle ilgili  metin Türkiye'nin AB yönünde Kıbrıs için üstlenmiş olduğu  yükümlülüklere ilişkin kararları, Gümrük Birliği'nin  uygulanması, Ankara'nın Lefkoşa ile ilişkilerini düzene  sokması ve Türkiye'nin Kıbrıs sorununun çözümlenmesi yönünde  faal bir şekilde çaba sarf etmesi gibi kararları da içerecek.  AB'nin bu tezi, ilk bakışta, reformların ilerlemekte olduğunu  ve Türkiye'nin AB üyesi olma hedefinin 'geçici bir arzu  olmadığını' bildirmeye özen gösteren Erdoğan'ı zor durumda  bırakıyor. Ancak, metne daha dikkatli bakıldığında, AB'nin  ordunun rolünün sınırlanması yönündeki baskısının, bu aşamada  Kemalist askeri kurulu düzen ile sürtüşmekte olan Türkiye  Başbakanı'na destek oluşturduğu belli oluyor."

 

 

 

 

  

 

 

 

 

 

ESKİ SAYILAR