ABD BASINI:
The Washington Times:
"Ekonomik Ağlar": "Üst düzey bir Yunanlı yetkili ülkesinin ekonomik
diplomasisini, cücelerin, Güliver'in dünyayı mahvetmesini engelleme
çabalarına benzetti. Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri
Theodore Skylalakis, Woodrow Wilson Uluslararası Öğrenci Merkezi'nde (Woodrow
Wilson International Center for Scholars) yaptığı konuşmada, ekonomik
diplomasinin pek çok uluslararası çatışmanın çözüme kavuşturulmasında
uzun vadeli bir çözüm olduğunu, zira ticari ilişkilerin, 'kişileri,
örgütleri, bölgeleri ve ülkeleri birbirine bağlayan ağlara benzediğini'
söyledi. Ekonomik diplomasiye Yunanistan'ın Türkiye ile ilişkisini
örnek gösteren Skylakakis, ülkesinin bir zamanlar Türkiye'nin hasmı
olduğunu, ancak Atina'nın şimdi Ankara'nın Avrupa Birliği'ne üyelik
girişiminin en büyük destekçisi olduğunu söyledi. Skylakakis,
'Yunanistan, Türkiye'nin adaylığının teşvik edilmesi ve desteklenmesi
yönünde cesur bir karar almıştır. Türkiye'nin Avrupa'ya katılım için
gerekli reformları yerine getirmesi halinde hem her iki ülkenin hem de
tüm bölgenin siyaset, ekonomi ve güvenliğe ilişkin faydalar
sağlayacağına inanıyoruz.' dedi." (James Morrison, 09/06)
ALMANYA BASINI:
Frankfurter Allgemeine
Zeitung: "Avrupa'nın Temel Mesajını Her Köy Mezarlığında Bulmanız
Mümkündür":
"(…)
SORU: Farklı muamele
uygulamasını savunan birisi olarak Arnavutluk ve diğer Batı Balkan
ülkeleri ve özellikle Ukrayna için Avrupa komşuluk politikasının
gündeme gelmesi gerekmez mi?
SCHÜSSEL: Evet böyle bir şey
zaten söz konusu. Bunun için Komisyonda ilk kez özel bir birim
oluşturduk. Üyeliğe istekli ülkelere siz üye olamazsınız demek
anlamsız, ancak diğer yandan üyeliğe karşı güçlü bir alternatifimiz de
yok. Ukrayna, Kafkasya ülkeleri, Türkiye ve Mağrip ülkeleri için
ortaklık ilişkileri geliştirilmesi önemlidir. Bu, adı üyelik olmasa da
bir nevi üyelik statüsüne kadar ulaşan çok kapsamlı ortaklık ilişkileri
şeklinde olabilir. Bu tür komşuluk politikası şekillerinin acilen
geliştirilmesi gerekir.
SORU: Farklı uygulama,
Türkiye ile günün birinde anlaşmazlık yaşanması tehlikesini önlemek
için bir araç olabilir mi? Fransa'da en azından Türkiye'nin üyeliği
konusunda bir halk oylaması öngörülmektedir.
SCHÜSSEL: Böyle
anlaşmazlığın olduğunu düşünmüyorum ve istemiyorum. Şimdi Türkiye ile
fasıl fasıl, konu konu işbirliği şeklini belirleyeceğiz. Bazı hususlar
başlangıçtan beri belirlenmiş bulunuyor: Demokrasi, insan hakları,
hukuk devleti ilkelerine ilişkin konuların masaya yatırılması gerekir.
Bu kriterlerin yerine getirilip getirilmemiş olması belirleyici
olacaktır. Ekonomi alanında kısa bir süre içinde mutabakat sağlanması
mümkündür. İstihdam piyasası alanında kesinlikle üyelikten farklı
olarak süreklilik arz eden başka düzenlemeler belirlenecektir.
İstihdam piyasasının kesinlikle tam olarak hiçbir zaman açılmaması,
Avusturya iş piyasasını denetleme ve düzenleme hakkımızı saklı
tutuyoruz. Zira bu konuda halkımıza ve ortaklarımıza verilmiş sözümüz
var. Diğer alanlardaysa ne gibi sonuçların ortaya çıkacağını görmek
için evvela müzakerelerin yürütülmesi gerekir. Hem yol, hem de
hedefinin ucu açıktır. Konu çok kapsamlı. Türkler bunu böyle istediler
ve aldılar. Ortaya çıkacak sonuç müzakere sürecine bağlıdır." (Klaus-Dieter
Frankenberger, Reinhard Olt, AB Dönem Başkanı Avusturya Başbakanı
Wolfgang Schüssel ile yapılan mülakat, 09/06)
AVUSTURYA BASINI:
Wiener Zeitung:
"Müzakerelere Başlama İşareti": "Hırvatistan ve Türkiye ile somut giriş
müzakerelerine başlanacak. 35 faslın ilkinin, sorun çıkmadan
tamamlanması bekleniyor, çünkü 'bilim ve araştırma' tartışmalı bir konu
değil. AB büyükelçileri, Hırvatistan için sembolik bir adım atma
konusunda hemen görüş birliğine varmalarına karşın, Türkiye ile
müzakerelere başlama konusunda uzun uzun tartıştılar. Diplomatik
çevreler, Kıbrıs'ın, görüşmelerin bundan sonraki gidişatına ilişkin
sıkı kurallar konulmasını istediğini bildiriyor. Türkiye resmen 3 Ekim
2005'te başlayan müzakerelerin ön şartı olarak, Gümrük Birliği'ni,
aralarında Kıbrıs'ın da bulunduğu yeni AB üyelerini içine alacak
şekilde genişletmişti. AB o zamandan beri söz konusu Ankara
Protokolü'nün uygulamaya geçirilmesini bekliyor. Bu husus, AB dışişleri
bakanlarının geçen yılın eylül ayında yaptıkları bir açıklamada da
önemle istendi. Genişleme Komiseri Olli Rehn, AB Komisyonu'nun
sonbahardaki İnceleme Raporu'na kadar bu şartın yerine getirilmemesi
halinde, Türkiye ile giriş müzakerelerinin durdurulabileceği
ihtimaline değindi. Ankara'daki hükümet prensip olarak bir sorunla
karşı karşıya. Türkiye gerçi protokolü imzaladı, ama aynı zamanda da
Kıbrıs'ı devletler hukuku açısından tanımayacağını vurguladı."
(Wolfgang Tucek, 09/06)
FRANSA BASINI:
AFP: "Türkiye'nin Üyeliği...
25'ler Müzakerelerin Başlatılması Konusunda Görüş Ayrılığında": "AB
Dönem Başkanı Avusturya'dan edinilen bilgilere göre, AB'ye üye 25
ülkenin temsilcileri, Türkiye'nin üyelik müzakerelerinde daha aktif bir
safhaya geçilmesinde mutabakata varamadılar. Temsilciler, üyelik
müzakerelerinin 35 başlığından ilki olan 'bilim ve araştırma' bölümünün
başlatılmasına karar veremediler. Avusturya Dönem Başkanlığı Sözcüsü
Nikola Donig, 'Başkanlık, oy birliği ile ortak bir tavır tespit
edilememesinden müteessirdir.' dedi. Avrupa Dışişleri Bakanları,
Lüksemburg'da pazartesi günü yapacakları toplantıda, bu konuda bir
mutabakata varmayı yeniden deneyecekler. Bundan sonra Türk
yetkililerle, bu müzakereler hakkında bir toplantı yapılacak.
Müzakerelerin her başlığının
başlatılmasıyla ilgili
olarak her karar, üye devletlerin oy birliği ile alınacak. Diplomatik
kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Türkiye ile üyelik
müzakerelerinin en aktif bölümünün başlatılmasının önünü kesen Kıbrıs
idi. Kıbrıs heyetinin teklif ettiği metinde, 'Bütün üye devletlerin
tanınması, üyelik sürecinin elzem bir parçasıdır. Netice itibariyle
AB, Türkiye ile bütün üye devletler arasındaki ilişkilerin en kısa
zamanda normalleşmesine önem verdiğini vurgular' deniliyordu." (10/06)
Le Figaro: "Türkiye ile
Müzakereler, Kıbrıs'ın Engeliyle Karşı Karşıya": "Türkiye ile
Lüksemburg'da somut olarak başlayacak olan müzakerelerin bir kez daha
Kıbrıs engeliyle karşı karşıya gelmesi bekleniyor. 25'lerin dışişleri
bakanları Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanıması konusunda ısrarlı
davranan Kıbrıslı yetkilileri henüz ikna etmeyi başaramadılar.
Kıbrıs'ın Türkiye ile müzakereleri engellemesinin ardından AB Dönem
Başkanı Avusturya, konunun yarın Lüksemburg'da dışişleri bakanları
düzeyinde tekrar ele alınmasına karar verdi. Bu gelişmeler
doğrultusunda Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, 25'lerin ortak bir
karara varamamaları durumunda Lüksemburg'a gitmeyeceğini açıkladı.
Kıbrıs haricinde tüm AB üyeleri Türkiye ile müzakereler çerçevesinde
'bilim ve araştırma' isimli ilk konu başlığının ele alınmasına yeşil
ışık yaktılar. Bu başlık, AB nezdindeki en kolay ve ayrıntısız mevzuat
olarak nitelendiriliyor. İngiliz bir diplomat 'Türkiye ile müzakereler
Birliğe üye olan son 10 ülke ile olduğundan daha yavaş ilerliyor.'
yorumunu yaptı. İtalyan bir diplomat ise, 'İlk konu başlığının müzakere
edilip sonuca bağlanması Türkiye'ye güç, kuvvet ve azim
kazandıracaktır.' dedi." (Alexandrine Bouilhet, 10/06)
İSPANYA BASINI:
El Pais: "Romanya Başbakanı
Tariceanu: Türkiye ve AB Ortak Geleceğe Sahip":
"SORU: Türkiye'yle müzakere
konusunda Romanya'nın tutumu nedir?
POPESCU: Türkiye ile
müzakerelerin başlamasını memnuniyetle karşıladım ve Avrupa projesinde
Türkiye'yi teşvik ediyoruz. AB ve Türkiye'nin geleceği aynı ilke ve
demokratik değerler üzerinde yükselen ortak bir geleceğe sahip.
Avrupa'ya entegrasyon sürecinde Türkiye'nin başarısı, AB'nin de önemli
başarısı olacaktır. Romanya olarak katılım sürecindeki tecrübelerimizi
Türkiye ile paylaşmaya ve ikili ilişkilerde destek olmaya hazırız." (Guillermo
Altares, Romanya Başbakanı Calin Popescu-Tariceanu ile yapılan mülakat,
09/06)
İNGİLTERE BASINI:
The Guardian: "Kıbrıs,
Türkiye'nin AB Katılım Müzakerelerine Başlamasını Veto Etti":
"Nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan Türkiye'nin dünyanın en büyük
ticaret bloğu AB'ye katılımı konusundaki müzakereleri, daha önce
kararlaştırılmış olmasına rağmen, Kıbrıs'ın önlemesiyle dün akşam çökme
tehlikesine girdi. Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile resmi
müzakerelerin pazartesi günü başlamasını öngören uzlaşı belgesinin
perşembe günü geç saatlerde imzalanmasının ardından Kıbrıs
Cumhuriyeti, müzakere edilecek 35 'başlık' içinde en tartışmasız olan
bilim ve araştırma faslında anlaşmaya varılmasını engelledi. AB
büyükelçileri arasında, çıkmaza girilmesini önlemek amacıyla yapılan
görüşmeler devam ederken, üst düzey bir Avrupalı diplomat, '25 AB
dışişleri bakanının birlikte bir anlaşmaya varmayı başaramadıklarını
söylemeleri ve kapının yüzüne kapanması, Lüksemburg'a gelecek Abdullah
Gül için bütünüyle aşağılayıcı olur.' dedi. Kendisine; Türkiye'nin
istikrarı ve insan haklarına, dinsel özgürlüğe ve yargının
bağımsızlığına olan desteği konuları ile birlikte ülkesinin reform
programının kabul edilemez bir biçimde yavaşladığı söylenecek olan
Abdullah Gül, halihazırda Lüksemburg'a gitmeyebileceğini ve
müzakerelerin askıya alınabileceğini söyledi. AB dışişleri bakanları
pazartesi günü çıkmazı aşmaya çalışacaklar. İngiltere de dahil bazı AB
hükümetlerinin Türkiye'ye müzakerelerin başlaması için verdikleri
ödünleri geri çekmelerini amaçlayan siyasi manevralarda bulunan Kıbrıs,
Ankara'nın Gümrük Birliği Anlaşması'na olan bağlılığını gösteren daha
kesin teminatlar talep ediyor. (…)" (David Gow, 10/06)
Reuters: "Türkiye, Katılım
Müzakerelerini Konusunda AB'yi Bekliyor": "Türkiye Cumhuriyeti
Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Türkiye'nin pazartesi
günü alacağı Avrupa Birliği yetkilileriyle bir araya gelip gelmeme
kararının; AB bakanlarının, Ankara ile ilk detaylı katılım
müzakeresinin sona erip ermemesine dair varacakları karara bağlı olduğu
ifade edildi. Halihazırda Brüksel'in, reform süreci bağlamında yavaş
adım attığı yönünde yoğun baskısı altında bulunan Türkiye, pazartesi
günü itibariyle Lüksemburg'da 'AB ile müzakere fasıllarının birincisi
ve en kolayını' tamamlamış olmayı arzu ediyor. Türkiye Cumhuriyeti
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül basın konferansı sırasında yaptığı
açıklamada, 'AB Ortaklık Konseyi toplantısının sonucuna göre pazartesi
günü Bakanlar Kurulu toplantısında Lüksemburg'a gidip gitmeme kararı
alacağız.' dedi. AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn
Brüksel'de Reuters'e yaptığı açıklamada, ne iyimser ne de kötümser
olduğunu ifade etti." (Daren Butler, 10/06)
İRAN BASINI:
Tahran Radyosu: "Daniel
Fried: Türkiye'nin, Gümrük Birliği Anlaşmasını Kıbrıs Rum Kesimini
Kapsayacak Şekilde Genişletmesi Gerek": "Amerika'nın Avrupa ve
Avrasya'dan Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Daniel Fried,
Türkiye'nin AB üyelik amacını gerçekleştirmek için Gümrük Birliği
Anlaşması'nı Kıbrıs Rum Kesimini kapsayacak şekilde genişletme
yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiğini söyledi. Kıbrıs Rum Kesimi
adına lobi yapmak için Washington'a gelen Rumlar tarafından bu yıl
17'ncisi düzenlenen Uluslararası Kıbrıs Konferansı'nda konuşan Fried,
'Türkiye Transatlantik ailenin kilit bir üyesidir. AB'ye üyelik
yoluyla Avrupa'ya sağlam bir şekilde demir atmış bir Türkiye,
Amerika'nın ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin de çıkarınadır. Bu ortak amacı
elde etmek için Türkiye Kıbrıs bandıralı gemi ve uçaklara limanlarını
açarak, AB ile Gümrük Birliği anlaşmasını Kıbrıs Cumhuriyeti'ni de
kapsayacak şekilde genişletme yükümlülüğünü yerine getirmelidir. Bu
Türkiye'nin özgür iradesi ile AB çerçevesinde üzerine aldığı bir
yükümlülüktür' diyerek, 'Eğer Ankara AB üyelik sürecini yolunda
tutacaksa, bu yükümlülüğü yerine getirmelidir' uyarısında bulundu."
(10/06)
KIBRIS RUM BASINI:
Fileleftheros: "Türkiye'nin
İkilemleri": "Ankara, AB-Türkiye Ortaklık Konseyi toplantısını üyelik
sürecinde çok önemli olarak nitelendirdi. Hiç kuşkusuz bu toplantı
Türkiye'nin Avrupa yolundaki birçok aşamasından biridir, ancak bu
yılki aşamaların en önemlisi değildir. Ekim ayında İlerleme Raporu ve
yıl sonunda da sürecin değerlendirilmesi beklenmektedir.
Ancak ortak tez metninden,
AB'nin niyetlerinin büyük ölçüde ortaya çıkacağı açıktır. Son 24
saattir Türk diplomasisi tarafından, son anda dahi gerek metni gerekse
de atmosferi değiştirmeyi amaçlayan muazzam bir faaliyet gelişti.
Basına göre, Türkiye'nin arzuladığı şey, AB karşısındaki
yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda üyelik sürecindeki
etkilere atıfta bulunacak değinmeleri sınırlamaktır. Çünkü bu gibi
değinmeler, Türkiye'nin üyelik sürecinin ertelenme olasılığını açık
bırakmaktadır. Ankara, böyle bir olasılığı azaltmaya çalışmaktadır.
Son dönemde Ankara tarafından girişilen faaliyetler, AB karşısındaki
yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçınma yönündeki açık amaca
sahiptir. (…) İkilemler önünde bulunan Türkiye'dir. Yanıtlar ve
çözümler vermesi gerekecek olan AB değil kendisidir. Çok yakında
AB'nin 25'lerinin değerlendireceği yanıtlar vermesi gerekecektir."
(09/06)
YUNANİSTAN BASINI:
Antenna TV: "Atina ve
Lefkoşa'da Memnuniyet": "25'lerin Lüksemburg'da yapacağı AB-Türkiye
Ortaklık Konseyi toplantısı çerçevesinde Abdullah Gül'e sunacakları
ortak tutum belgesinde, Yunan-Türk ilişkileri ve Kıbrıs konusunda
olumlu ifadeler yer alıyor. Yunanistan ve Kıbrıs'ın temel taleplerinin
tatmin edildiği 25'lerin ortak tutum belgesinde, Türkiye'de ordunun
rolünün sınırlandırılması isteniyor. 25'ler Türkiye'den, komşularıyla
olan sınır sorunlarını barışçı yolla çözümlenmesi ve gerekirse Lahey
Adalet Divanı'na başvurmasını talep ediyorlar. Heybeliada Ruhban
Okulu'nun tekrar açılmasının talep edildiği metinde, AB Türkiye'den
ayrıca, Türk liman ve havaalanlarının Kıbrıs gemi ve uçaklarına
açılması gibi Kıbrıs'a karşı Gümrük Birliği Protokolü çerçevesinde
üstlenilen yükümlülüklerin yerine getirilmesini istiyor. Son olarak da,
Türkiye'nin, Kıbrıs'ın uluslararası kuruluşlara katılımı yönündeki
politikasını değiştirmediğinden AB'nin üzüntü duyduğu belirtiliyor."
(09/06)
-