12.06.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

          ANKARA, 12/06(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 9-11 Haziran 2006 tarihli  haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda  sunulmaktadır:

 

            ABD BASINI:

 

            The Washington Times: "Ekonomik Ağlar": "Üst düzey bir  Yunanlı yetkili ülkesinin ekonomik diplomasisini, cücelerin,  Güliver'in dünyayı mahvetmesini engelleme çabalarına benzetti.  Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri Theodore  Skylalakis, Woodrow Wilson Uluslararası Öğrenci Merkezi'nde  (Woodrow Wilson International Center for Scholars) yaptığı  konuşmada, ekonomik diplomasinin pek çok uluslararası  çatışmanın çözüme kavuşturulmasında uzun vadeli bir çözüm  olduğunu, zira ticari ilişkilerin, 'kişileri, örgütleri,  bölgeleri ve ülkeleri birbirine bağlayan ağlara benzediğini'  söyledi. Ekonomik diplomasiye Yunanistan'ın Türkiye ile  ilişkisini örnek gösteren Skylakakis, ülkesinin bir zamanlar  Türkiye'nin hasmı olduğunu, ancak Atina'nın şimdi Ankara'nın  Avrupa Birliği'ne üyelik girişiminin en büyük destekçisi  olduğunu söyledi. Skylakakis, 'Yunanistan, Türkiye'nin  adaylığının teşvik edilmesi ve desteklenmesi yönünde cesur  bir karar almıştır. Türkiye'nin Avrupa'ya katılım için  gerekli reformları yerine getirmesi halinde hem her iki  ülkenin hem de tüm bölgenin siyaset, ekonomi ve güvenliğe  ilişkin faydalar sağlayacağına inanıyoruz.' dedi."  (James Morrison, 09/06)

 

            ALMANYA BASINI:

 

            Frankfurter Allgemeine Zeitung: "Avrupa'nın Temel  Mesajını Her Köy Mezarlığında Bulmanız Mümkündür":

 

            "(…)

 

            SORU: Farklı muamele uygulamasını savunan birisi olarak  Arnavutluk ve diğer Batı Balkan ülkeleri ve özellikle  Ukrayna için Avrupa komşuluk politikasının gündeme gelmesi  gerekmez mi?

 

            SCHÜSSEL: Evet böyle bir şey zaten söz konusu. Bunun  için Komisyonda ilk kez özel bir birim oluşturduk. Üyeliğe  istekli ülkelere siz üye olamazsınız demek anlamsız, ancak  diğer yandan üyeliğe karşı güçlü bir alternatifimiz de yok.  Ukrayna, Kafkasya ülkeleri, Türkiye ve Mağrip ülkeleri için  ortaklık ilişkileri geliştirilmesi önemlidir. Bu, adı  üyelik olmasa da bir nevi üyelik statüsüne kadar ulaşan çok  kapsamlı ortaklık ilişkileri şeklinde olabilir. Bu tür  komşuluk politikası şekillerinin acilen geliştirilmesi  gerekir.

 

            SORU: Farklı uygulama, Türkiye ile günün birinde  anlaşmazlık yaşanması tehlikesini önlemek için bir araç  olabilir mi? Fransa'da en azından Türkiye'nin üyeliği  konusunda bir halk oylaması öngörülmektedir.

 

            SCHÜSSEL: Böyle anlaşmazlığın olduğunu düşünmüyorum  ve istemiyorum. Şimdi Türkiye ile fasıl fasıl, konu konu  işbirliği şeklini belirleyeceğiz. Bazı hususlar  başlangıçtan beri belirlenmiş bulunuyor: Demokrasi, insan  hakları, hukuk devleti ilkelerine ilişkin konuların masaya  yatırılması gerekir. Bu kriterlerin yerine getirilip  getirilmemiş olması belirleyici olacaktır. Ekonomi alanında  kısa bir süre içinde mutabakat sağlanması mümkündür.  İstihdam piyasası alanında kesinlikle üyelikten farklı  olarak süreklilik arz eden başka düzenlemeler  belirlenecektir. İstihdam piyasasının kesinlikle tam olarak  hiçbir zaman açılmaması, Avusturya iş piyasasını denetleme  ve düzenleme hakkımızı saklı tutuyoruz. Zira bu konuda  halkımıza ve ortaklarımıza verilmiş sözümüz var. Diğer  alanlardaysa ne gibi sonuçların ortaya çıkacağını görmek  için evvela müzakerelerin yürütülmesi gerekir. Hem yol,  hem de hedefinin ucu açıktır. Konu çok kapsamlı. Türkler  bunu böyle istediler ve aldılar. Ortaya çıkacak sonuç  müzakere sürecine bağlıdır." (Klaus-Dieter Frankenberger,  Reinhard Olt, AB Dönem Başkanı Avusturya Başbakanı Wolfgang  Schüssel ile yapılan mülakat, 09/06)

 

            AVUSTURYA BASINI:

 

            Wiener Zeitung: "Müzakerelere Başlama İşareti":  "Hırvatistan ve Türkiye ile somut giriş müzakerelerine  başlanacak. 35 faslın ilkinin, sorun çıkmadan tamamlanması  bekleniyor, çünkü 'bilim ve araştırma' tartışmalı bir konu  değil. AB büyükelçileri, Hırvatistan için sembolik bir adım  atma konusunda hemen görüş birliğine varmalarına karşın,  Türkiye ile müzakerelere başlama konusunda uzun uzun  tartıştılar. Diplomatik çevreler, Kıbrıs'ın, görüşmelerin  bundan sonraki gidişatına ilişkin sıkı kurallar konulmasını  istediğini bildiriyor. Türkiye resmen 3 Ekim 2005'te  başlayan müzakerelerin ön şartı olarak, Gümrük Birliği'ni,  aralarında Kıbrıs'ın da bulunduğu yeni AB üyelerini içine  alacak şekilde genişletmişti. AB o zamandan beri söz konusu  Ankara Protokolü'nün uygulamaya geçirilmesini bekliyor. Bu  husus, AB dışişleri bakanlarının geçen yılın eylül ayında  yaptıkları bir açıklamada da önemle istendi. Genişleme  Komiseri Olli Rehn, AB Komisyonu'nun sonbahardaki İnceleme  Raporu'na kadar bu şartın yerine getirilmemesi halinde,  Türkiye ile giriş müzakerelerinin durdurulabileceği  ihtimaline değindi. Ankara'daki hükümet prensip olarak bir  sorunla karşı karşıya. Türkiye gerçi protokolü imzaladı,  ama aynı zamanda da Kıbrıs'ı devletler hukuku açısından  tanımayacağını vurguladı." (Wolfgang Tucek, 09/06)

 

            FRANSA BASINI:

           

            AFP: "Türkiye'nin Üyeliği... 25'ler Müzakerelerin  Başlatılması Konusunda Görüş Ayrılığında": "AB Dönem  Başkanı Avusturya'dan edinilen bilgilere göre, AB'ye üye  25 ülkenin temsilcileri, Türkiye'nin üyelik müzakerelerinde  daha aktif bir safhaya geçilmesinde mutabakata varamadılar.  Temsilciler, üyelik müzakerelerinin 35 başlığından ilki  olan 'bilim ve araştırma' bölümünün başlatılmasına karar  veremediler. Avusturya Dönem Başkanlığı Sözcüsü Nikola  Donig, 'Başkanlık, oy birliği ile ortak bir tavır tespit  edilememesinden müteessirdir.' dedi. Avrupa Dışişleri  Bakanları, Lüksemburg'da pazartesi günü yapacakları  toplantıda, bu konuda bir mutabakata varmayı yeniden  deneyecekler. Bundan sonra Türk yetkililerle, bu müzakereler  hakkında bir toplantı yapılacak. Müzakerelerin her başlığının

            başlatılmasıyla ilgili olarak her karar, üye devletlerin oy  birliği ile alınacak. Diplomatik kaynaklardan edinilen  bilgilere göre, Türkiye ile üyelik müzakerelerinin en aktif  bölümünün başlatılmasının önünü kesen Kıbrıs idi. Kıbrıs  heyetinin teklif ettiği metinde, 'Bütün üye devletlerin  tanınması, üyelik sürecinin elzem bir parçasıdır. Netice  itibariyle AB, Türkiye ile bütün üye devletler arasındaki  ilişkilerin en kısa zamanda normalleşmesine önem verdiğini  vurgular' deniliyordu." (10/06)

            Le Figaro: "Türkiye ile Müzakereler, Kıbrıs'ın Engeliyle  Karşı Karşıya": "Türkiye ile Lüksemburg'da somut olarak  başlayacak olan müzakerelerin bir kez daha Kıbrıs engeliyle  karşı karşıya gelmesi bekleniyor. 25'lerin dışişleri bakanları  Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanıması konusunda ısrarlı  davranan Kıbrıslı yetkilileri henüz ikna etmeyi başaramadılar.  Kıbrıs'ın Türkiye ile müzakereleri engellemesinin ardından AB  Dönem Başkanı Avusturya, konunun yarın Lüksemburg'da dışişleri  bakanları düzeyinde tekrar ele alınmasına karar verdi. Bu  gelişmeler doğrultusunda Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah  Gül, 25'lerin ortak bir karara varamamaları durumunda  Lüksemburg'a gitmeyeceğini açıkladı. Kıbrıs haricinde tüm AB  üyeleri Türkiye ile müzakereler çerçevesinde 'bilim ve  araştırma' isimli ilk konu başlığının ele alınmasına yeşil  ışık yaktılar. Bu başlık, AB nezdindeki en kolay ve  ayrıntısız mevzuat olarak nitelendiriliyor. İngiliz bir  diplomat 'Türkiye ile müzakereler Birliğe üye olan son 10  ülke ile olduğundan daha yavaş ilerliyor.' yorumunu yaptı.  İtalyan bir diplomat ise, 'İlk konu başlığının müzakere  edilip sonuca bağlanması Türkiye'ye güç, kuvvet ve azim  kazandıracaktır.' dedi." (Alexandrine Bouilhet, 10/06)

 

            İSPANYA BASINI:

           

            El Pais: "Romanya Başbakanı Tariceanu: Türkiye ve AB  Ortak Geleceğe Sahip":

 

            "SORU: Türkiye'yle müzakere konusunda Romanya'nın  tutumu nedir?

 

            POPESCU: Türkiye ile müzakerelerin başlamasını  memnuniyetle karşıladım ve Avrupa projesinde Türkiye'yi  teşvik ediyoruz. AB ve Türkiye'nin geleceği aynı ilke ve  demokratik değerler üzerinde yükselen ortak bir geleceğe  sahip. Avrupa'ya entegrasyon sürecinde Türkiye'nin  başarısı, AB'nin de önemli başarısı olacaktır. Romanya  olarak katılım sürecindeki tecrübelerimizi Türkiye ile  paylaşmaya ve ikili ilişkilerde destek olmaya hazırız."  (Guillermo Altares, Romanya Başbakanı Calin  Popescu-Tariceanu ile yapılan mülakat, 09/06)

           

            İNGİLTERE BASINI:

 

            The Guardian: "Kıbrıs, Türkiye'nin AB Katılım  Müzakerelerine Başlamasını Veto Etti": "Nüfusunun büyük  çoğunluğu Müslüman olan Türkiye'nin dünyanın en büyük  ticaret bloğu AB'ye katılımı konusundaki müzakereleri,  daha önce kararlaştırılmış olmasına rağmen, Kıbrıs'ın  önlemesiyle dün akşam çökme tehlikesine girdi. Türkiye  Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile resmi müzakerelerin  pazartesi günü başlamasını öngören uzlaşı belgesinin  perşembe günü geç saatlerde imzalanmasının ardından  Kıbrıs Cumhuriyeti, müzakere edilecek 35 'başlık' içinde  en tartışmasız olan bilim ve araştırma faslında anlaşmaya  varılmasını engelledi. AB büyükelçileri arasında, çıkmaza  girilmesini önlemek amacıyla yapılan görüşmeler devam  ederken, üst düzey bir Avrupalı diplomat, '25 AB dışişleri  bakanının birlikte bir anlaşmaya varmayı başaramadıklarını  söylemeleri ve kapının yüzüne kapanması, Lüksemburg'a  gelecek Abdullah Gül için bütünüyle aşağılayıcı olur.' dedi.  Kendisine; Türkiye'nin istikrarı ve insan haklarına, dinsel  özgürlüğe ve yargının bağımsızlığına olan desteği konuları  ile birlikte ülkesinin reform programının kabul edilemez  bir biçimde yavaşladığı söylenecek olan Abdullah Gül,  halihazırda Lüksemburg'a gitmeyebileceğini ve müzakerelerin  askıya alınabileceğini söyledi. AB dışişleri bakanları  pazartesi günü çıkmazı aşmaya çalışacaklar. İngiltere de  dahil bazı AB hükümetlerinin Türkiye'ye müzakerelerin  başlaması için verdikleri ödünleri geri çekmelerini  amaçlayan siyasi manevralarda bulunan Kıbrıs, Ankara'nın  Gümrük Birliği Anlaşması'na olan bağlılığını gösteren daha  kesin teminatlar talep ediyor. (…)" (David Gow, 10/06)

            Reuters: "Türkiye, Katılım Müzakerelerini Konusunda  AB'yi Bekliyor": "Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri  Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Türkiye'nin pazartesi  günü alacağı Avrupa Birliği yetkilileriyle bir araya gelip  gelmeme kararının; AB bakanlarının, Ankara ile ilk detaylı  katılım müzakeresinin sona erip ermemesine dair varacakları  karara bağlı olduğu ifade edildi. Halihazırda Brüksel'in,  reform süreci bağlamında yavaş adım attığı yönünde yoğun  baskısı altında bulunan Türkiye, pazartesi günü itibariyle  Lüksemburg'da 'AB ile müzakere fasıllarının birincisi ve en  kolayını' tamamlamış olmayı arzu ediyor. Türkiye Cumhuriyeti  Dışişleri Bakanı Abdullah Gül basın konferansı sırasında  yaptığı açıklamada, 'AB Ortaklık Konseyi toplantısının  sonucuna göre pazartesi günü Bakanlar Kurulu toplantısında  Lüksemburg'a gidip gitmeme kararı alacağız.' dedi. AB'nin  Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn Brüksel'de Reuters'e  yaptığı açıklamada, ne iyimser ne de kötümser olduğunu  ifade etti." (Daren Butler, 10/06)

           

            İRAN BASINI:

 

            Tahran Radyosu: "Daniel Fried: Türkiye'nin, Gümrük  Birliği Anlaşmasını Kıbrıs Rum Kesimini Kapsayacak Şekilde  Genişletmesi Gerek": "Amerika'nın Avrupa ve Avrasya'dan  Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Daniel Fried,  Türkiye'nin AB üyelik amacını gerçekleştirmek için Gümrük  Birliği Anlaşması'nı Kıbrıs Rum Kesimini kapsayacak şekilde  genişletme yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiğini  söyledi. Kıbrıs Rum Kesimi adına lobi yapmak için  Washington'a gelen Rumlar tarafından bu yıl 17'ncisi  düzenlenen Uluslararası Kıbrıs Konferansı'nda konuşan Fried,  'Türkiye Transatlantik ailenin kilit bir üyesidir. AB'ye  üyelik yoluyla Avrupa'ya sağlam bir şekilde demir atmış bir  Türkiye, Amerika'nın ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin de çıkarınadır.  Bu ortak amacı elde etmek için Türkiye Kıbrıs bandıralı gemi  ve uçaklara limanlarını açarak, AB ile Gümrük Birliği  anlaşmasını Kıbrıs Cumhuriyeti'ni de kapsayacak şekilde  genişletme yükümlülüğünü yerine getirmelidir. Bu Türkiye'nin  özgür iradesi ile AB çerçevesinde üzerine aldığı bir  yükümlülüktür' diyerek, 'Eğer Ankara AB üyelik sürecini  yolunda tutacaksa, bu yükümlülüğü yerine getirmelidir'  uyarısında bulundu." (10/06)

 

            KIBRIS RUM BASINI:

 

            Fileleftheros: "Türkiye'nin İkilemleri": "Ankara,  AB-Türkiye Ortaklık Konseyi toplantısını üyelik sürecinde  çok önemli olarak nitelendirdi. Hiç kuşkusuz bu toplantı  Türkiye'nin Avrupa yolundaki birçok aşamasından biridir,  ancak bu yılki aşamaların en önemlisi değildir. Ekim ayında  İlerleme Raporu ve yıl sonunda da sürecin değerlendirilmesi beklenmektedir.

            Ancak ortak tez metninden, AB'nin  niyetlerinin büyük ölçüde ortaya çıkacağı açıktır. Son 24  saattir Türk diplomasisi tarafından, son anda dahi gerek  metni gerekse de atmosferi değiştirmeyi amaçlayan muazzam  bir faaliyet gelişti. Basına göre, Türkiye'nin arzuladığı  şey, AB karşısındaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi  durumunda üyelik sürecindeki etkilere atıfta bulunacak  değinmeleri sınırlamaktır. Çünkü bu gibi değinmeler,  Türkiye'nin üyelik sürecinin ertelenme olasılığını açık  bırakmaktadır. Ankara, böyle bir olasılığı azaltmaya  çalışmaktadır. Son dönemde Ankara tarafından girişilen  faaliyetler, AB karşısındaki yükümlülüklerini yerine  getirmekten kaçınma yönündeki açık amaca sahiptir. (…)  İkilemler önünde bulunan Türkiye'dir. Yanıtlar ve  çözümler vermesi gerekecek olan AB değil kendisidir. Çok  yakında AB'nin 25'lerinin değerlendireceği yanıtlar  vermesi gerekecektir." (09/06)

 

            YUNANİSTAN BASINI:

 

            Antenna TV: "Atina ve Lefkoşa'da Memnuniyet": "25'lerin  Lüksemburg'da yapacağı AB-Türkiye Ortaklık Konseyi  toplantısı çerçevesinde Abdullah Gül'e sunacakları ortak  tutum belgesinde, Yunan-Türk ilişkileri ve Kıbrıs konusunda  olumlu ifadeler yer alıyor. Yunanistan ve Kıbrıs'ın temel  taleplerinin tatmin edildiği 25'lerin ortak tutum belgesinde,  Türkiye'de ordunun rolünün sınırlandırılması isteniyor.  25'ler Türkiye'den, komşularıyla olan sınır sorunlarını  barışçı yolla çözümlenmesi ve gerekirse Lahey Adalet  Divanı'na başvurmasını talep ediyorlar. Heybeliada Ruhban  Okulu'nun tekrar açılmasının talep edildiği metinde, AB  Türkiye'den ayrıca, Türk liman ve havaalanlarının Kıbrıs  gemi ve uçaklarına açılması gibi Kıbrıs'a karşı Gümrük  Birliği Protokolü çerçevesinde üstlenilen yükümlülüklerin  yerine getirilmesini istiyor. Son olarak da, Türkiye'nin,  Kıbrıs'ın uluslararası kuruluşlara katılımı yönündeki  politikasını değiştirmediğinden AB'nin üzüntü duyduğu  belirtiliyor." (09/06)

 

 

 

 

  

 

 

 

 

 

ESKİ SAYILAR