13.06.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ANKARA, 13/06(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 12 Haziran 2006 tarihli  haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda  sunulmaktadır:

 

            ABD BASINI:  

            AP: "AB, Kıbrıs Engelini Aştı": "Yetkililerin yaptıkları açıklamaya göre, Avrupa Birliği dışişleri bakanları Kıbrıs ile ilgili çıkmazı aşmalarının ardından Türkiye ile detaylı katılım müzakerelerinin başlanmasına yönelik takınılacak genel tavır konusunda görüş birliğine vardılar. AB, Lefkoşa tarafının Ankara'ya bölünmüş adadaki Kıbrıs Rum Kesimi ile ilişkilerini görüşmeler başlamadan önce normale döndürmesi yükümlülüğünün hatırlatılması gerektiği yönündeki talebini kabul ederken, Lefkoşa da bir gün içerisinde bitirilecek olan 35 faslın ilkine dair itirazlarını geri çekmeye razı oldu. Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül yapılan açıklamadan kısa süre sonra AB'nin tavrının Türkiye açısından kabul edilebilir olup olmadığını ve Birlik ile görüşmelerin ilk turunu sonlandırmak üzere Lüksemburg'a gidip gitmeyeceği hususunu ele almak üzere danışmanlarıyla biraraya geldi. Görüşmelerde herhangi bir pürüz yaşanmasının beklenmediği bilim ve araştırma faslına odaklanılması bekleniyor. Bilimsel konularda müzakereler tamamlanmadan önce Türkiye'ye iletilmesi gereken belgede, 'Türkiye'nin tam olarak yükümlülüklerini yerine getirememesi, müzakere sürecinin tamamını etkileyecektir' deniliyor." (12/06)

 

            ALMANYA BASINI:  

            Frankfurter Allgemeine Sonntagszeitung: "Genişleme  Şarkısı Duyulmayacak Gibi Değil":

 

            "SORU: Türkiye'nin durumu ne olacak?

 

            REHN: AB'ye giden yol virajlı bir yol. Ancak Türkiye zorlu ve uzun bir yolda. Ankara'daki reform süreci kati bir şekilde yerleşti ve bu bile Türkiye'nin AB gayreti içerisinde oluşan bir başarıdır. Şimdi ise kasım ayındakinden daha olumlu çıkması gereken bir ilerleme raporunun açıklanmasını bekliyoruz." (Wulf Schmiese, AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn ile yapılan mülakat, 11/06)

 

            AVUSTURYA BASINI:  

            Kurier: "Boğaz'da Homurdanma Sesleri": "Avrupa Birliği'ne  üyelikten yana olan Türklerin sayısı giderek azalıyor. Birçokları yakınlaşma isteğini kaybetti. Avrupalıların kendilerini aldattığı  hissine kapılıyorlar. İsmail Ulu, Türkiye'nin AB üyesi oluncaya  kadar önünde uzun bir yol olduğunu biliyor, ama daha şimdiden  bıkmış durumda, çünkü Avrupa onu kızdırıyor. 35 yaşındaki Ulu,  Bundan birkaç yıl önce Ulu da, birçok Türk gibi Avrupa'ya  katılmayı çok istiyormuş. Ama artık bu coşkusu kalmamış.  Kamuoyu araştırmaları AB üyeliğinden yana olan Türklerin  oranının son iki yılda yüzde 75'ten yüzde 63'e düştüğünü  gösteriyor. İlk bakışta bu hoşnutsuzluk insanı şaşırtıyor.  Türkiye Batı Avrupa demokrasilerinin kulübüne alınmak için  onlarca yıldan beri çaba harcadıktan sonra, ilk kez kapıya  ayağını koyabildi. Sonbahardan beri giriş müzakereleri resmen  sürüyor. Aylarca devam eden hazırlık çalışmalarının ardından,  AB Dışişleri Bakanlarının müşterek bir müzakere çerçevesi  konusunda görüş birliğine varabilmesi halinde, bugün  Lüksemburg'ta fiili görüşmelerin başlaması bekleniyor. Birçok  Türk, AB'nin ülkede eşsiz reformlara rağmen hala Türkiye'den  karşılıksız, yeni tavizler vermesini istediğini düşünüyor.  AB'nin Türklerin katılımdan sonra da yakın bir zamana kadar AB  ülkeleri arasında serbestçe iş yeri seçme imkanına sahip  olamayacağını açıklaması da buna bir örnek. Türk Hükümetindeki politikacılar öncelikle Avrupa'nın Kıbrıs ihtilafındaki  tutumundan yakınıyor. Türkiye kendisine haksızlık edildiğini  düşünüyor. (...)" (Hans Jungbluth, 12/06)

            Kurier: "Aday Ülkeler, Gösterdikleri Performansa Göre Değerlendirilmeli": "Avrupa Hıristiyan Demokrat Partisi (EVP), Hırvatistan ve Türkiye'nin 3 Ekim 2005'ten bu yana AB ile müzakerelerde bulunmak üzere aynı masada oturmasından hiç  hoşlanmıyor. Hırvatistan'ın katılımının Türkiye yüzünden  gecikmesinden korkuyor. EVP, Türkiye ve Hırvatistan ile  görüşmelerin, mümkün olduğu kadar çabuk, birbirinden ayrılması  konusunda ısrar ediyor. Avrupa Parlamentosu'ndaki EVP Fraksiyonu'nun Başkan Yardımcısı Othmar Karas, 'Adayların,  gösterdikleri performansa göre değerlendirilmesi gerektiği kararlaştırılmıştı' diyor. Son günlerdeki zorlu görüşmelerin,  Hırvatistan ile Türkiye arasında büyük farklılıkların olduğunu gösterdiğini ve iki ülkeyle yapılacak görüşmelerin otomatikman  birbirinden ayrılması gerektiğini belirten Karas,  'Hırvatistan'da her şey açık, Türkiye konusunda ise sorunlar  var. Bu iki ülkeyi aynı kefeye koyamayız' diyor. Karas, AB'nin Hırvatistan'ı alacak durumda olduğunu, ama Türkiye için bunun  söz konusu olmadığını belirtiyor ve EVP'nin talebinin,  Hırvatistan halkına verilen, 'katılımların aynı zamanda gerçekleşmeyeceği' yolunda bir sinyal olduğunu vurguluyor."  (Patricia Haller, 12/06)

 

            FRANSA BASINI:  

            AFP: "AB, Ankara ve Zagrep ile Somut Üyelik Müzakerelerini Başlattı": "25'ler, Ankara'ya bir uyarı mesajı göndererek, Türkiye'nin AB'ye üyelik müzakerelerinin somut safhasının başlatılması konusunda, Kıbrıs'ın karşı çıkması sorununu çözmeyi başardılar. Böylece Türkiye ile müzakereler, Zagrep ile olduğu gibi başlatılabilecek. Lefkoşa'nın vetosu yüzünden belirsiz geçirilen bir kaç günün ardından AB dışişleri bakanları, 35 konu başlığı altında düzenlenen müzakerelerin ilk bölümü olan bilim ve araştırma bölümünün ilk safhasını resmi olarak başlatmak konusunda nihayet anlaşmaya vardılar. Bakanlar ayrıca Hırvatistan ile de aynı bölümü başlatma kararı verdiler. Türkiye'ye yöneltilen bu 'teşvik işaretine' (Hollanda Dışişleri Bakanı Ben Bot'un deyimiyle) rağmen 25'ler Kıbrıs Rum kesiminin -2004'te AB'ye üye olduğundan bu yana- talep ettiği gibi Ankara'ya ciddi bir uyarı gönderdiler. Diğer 34 konu başlığının girişinde yer alması beklenen bir prensip açıklamasında bakanlar 'Türkiye'nin tüm yükümlülüklerini tamamen yerine getirmesi konusunda yaşanacak bir başarısızlık müzakerelerin genel ilerleyişine zarar verecektir' uyarısında bulundular. Kıbrıs'ın bölünmüşlü ile yakından ilgili olan bu uyarı, Ankara protokolünün uygulanmasına gönderme yapıyor. Ancak Kıbrıs bir kaç gündür konuyu yeniden gündeme getirdi ve 25'lerin Ankara'dan, ilk bölüm başlığı başlatılmadan, Lefkoşa yetkililerini tanımasını açıkça istemesini talep etti. Avrupa kaynaklarından alınan bilgilere göre bu tavır, başta İngiltere olmak üzere, bu siyasi konunun bilim ve araştırma gibi siyasetle hiçbir alakası olmayan bir başlıkta ortaya çıkmasını istemeyen birçok üye ülke tarafından reddedildi. Bugün yaşanan zorluklar, en az on yıl sürmesi öngörülen Türkiye ile müzakerelerin aşırı hassas niteliğini gösteriyor." (Amelie Bottollier-Depois, 12/06)

            AFP: "Erdoğan: AB Kıbrıs'ın Bir Bölümünün Vetosundan Etkilenmemelidir": "Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, yaptığı açıklamada AB'nin, Ankara'nın üyeliği konusunda Kıbrıs'ın bir bölümünün vetosundan etkilenmemesi gerektiğini belirtti. Erdoğan, Hırvat mevkidaşı Ivo Sanader ile Zagreb'de yaptığı görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, 'Kıbrıs Rum kesimi büyük olasılıkla veto hakkını sonuna kadar kullanacak. AB üyesi 24 ülkenin Kıbrıs'ın bir  bölümünün vetosuna fazla önem vereceğini düşünmüyorum. Şu anda  konuşulması gereken üyelik sürecidir. 35 konu başlığı var ve  biz bu konu başlıklarının içeriklerini ele almalıyız.' dedi.  Hırvatistan ve Türkiye hükümet liderleri bu açıklamaları  yaparken AB'nin, bu iki ülke ile 35 bölümden oluşan  müzakerelerin ilk konu başlığını resmi olarak açma kararından  habersiz gibi görünüyorlardı." (12/06)

 

            İRAN BASINI:  

            Tahran Radyosu: "Türkiye'nin AB ile Entegrasyonunun  Yavaşlama Sürecine Girmesi": "AB-Türkiye Ortak Parlamento  Komisyonu'nun Avrupalı Başkanı Joost Lagendijk, Türkiye'nin AB  ile entegrasyon sürecinin yavaşladığını söyledi. Lagendijk,  Kıbrıs meselesinin çözümlenmemesi ve Kürt meselesinin, bu  sürecin yavaşlamasına sebep olan sorunlardan bazıları olduğunu  ileri sürdü. Bu arada AB, Türkiye'nin, Kıbrıs Rum kesimini  resmen tanıması ve liman ve havaalanlarını Rumlara açmasıyla,  bu eski münakaşaya son vermesini istiyor. Kürt sorunu konusunda  ise AB, Türkiye'de Kürtlerin yaşadıkları bölgelerde belediye  başkanlarına geniş yetkiler verilmesi ve Ankara hükümetinin  söz konusu bölgelerin kalkınması için daha fazla yatırım  yapmasını istiyor. Ankara, tarihi belgelere dayanarak,  Kıbrıs'ta bazı haklara sahip olduğunu vurguluyor. Türkiye,  AB sürecinde, üyelik için Birliğin tüm şartlarını yerine  getirecek veya milli güvenliği ve çıkarlarını dikkate alarak  bu süreçten vazgeçecektir." (12/06)

 

            KIBRIS RUM BASINI:  

            Fileleftheros: "Eğer Veto Kullanmamız Gerekirse...":  "Kimse, Lefkoşa'nın Türkiye karşısında kinci bir şekilde  davrandığını ve Ankara'nın üyelik sürecini zorlaştırmak için  AB üye devleti olma özelliğini kullandığını iddia edemez.  Kıbrıs Cumhuriyeti, Türkiye'nin AB'deki çeşitli aşamalarına  razı oldu. Ortaya koyduğu asgari ön koşullarının tatmin  edilmediği durumlara dahi... Lefkoşa bazen kınandı, çünkü  taleplerinin çıtasını abartılı bir şekilde alçak tuttu.  Lefkoşa'nın, Brüksel'de Daimi Temsilciler Komitesi'nin en  son toplantısındaki tutumunun, AB üye devletlerinin neredeyse  tümünü ifade ettiğini düşünüyoruz. Çünkü malum olan ifade  edilmektedir: Türkiye, AB mevzuatıyla uyum yönünde adım attığı  taktirde üyelik sürecinde ilerlesin. 25'lerin, Türkiye-AB  üyelik müzakerelerinin başlaması kararını aldıkları zaman  temel ön koşul, aday ülkenin AB kurallarına uyumu idi. Bu ön  koşul müzakere edilemez ve tüm aday ülkeler için geçerlidir.  Kıbrıs abartılı ön koşullar sunmuyor. Türkiye'nin tutumu bunu  haklı çıkardığı sürece başlıklar açılacak ve kapanacak. Eğer  Kıbrıs Cumhuriyeti, üyelik sürecinin ilk ve en kolay başlığının  hemen açılıp kapanması yönündeki mantığa razı olursa, o zaman  AB-Türkiye süreci ile Türkiye-Kıbrıs ilişkilerinin normalleşmesi  yönündeki çabalarının ilişkilendirilmesi perspektifini sonsuza kadar kaybedecek. Bu perspektif kendi kendine iptal olacak ve  Türkiye, Kıbrıs ile ilgili engeller olmadan ilerleyecek. Türkiye yükümlülüklerini uygulamaktan kaçınmaya devam ederse ve Yunanistan  ile Kıbrıs üyelik sürecindeki yeni adımlara razı olursa, o zaman  Atina ve Lefkoşa'nın stratejisi ve Türkiye'nin Avrupa  perspektifinin desteklenmesine ilişkin sözler kendi kendine iptal  olacak. Bu yüzden bugün Lüksemburg'daki tercihimiz açıktır.  Vetonun uygulanması gerekirse, uygulansın. Aksi taktirde gelecekte  bunu zor yaparız." (12/06)

 

ESKİ SAYILAR