ANKARA, 14/06(BYE)---
Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 13 Haziran 2006
tarihli haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda sunulmaktadır:
ABD BASINI:
The New York Times:
"Avrupa Birliği, Türkiye ve Hırvatistan Müzakerelerinde İlerleme
Kaydediyor": "Avrupa Birliği, Türkiye ve Hırvatistan ile üyelik
müzakerelerinin ilk turunu tamamlayarak ve Arnavutluk ile üyelik öncesi
bir anlaşma imzalayarak, genişleme planlarında ilerleme kaydetti.
Kıbrıs'ın, Ankara'nın limanlarını ve havaalanlarını Kıbrıs da dahil
AB'ye yeni üye olan ülkelerle ticarete açması yönündeki talebi üzerinde
bir uzlaşıya varılmasının ardından Türkiye ile müzakerelere başlandı.
Lüksemburg'da bir araya gelen Avrupa Birliği dışişleri bakanları,
Türkiye'den bu talebi yerine getirmesini istediler, aksi takdirde
'müzakerelerde tam bir ilerleme' kaydedilmesinde gecikmelerle karşı
karşıya kalabileceğini
belirttiler. İki
yıl önce 15 üyenin 25'e çıkarılmasıyla gerçekleşen son genişleme
dalgasının ardından bazı Avrupalıların şüpheyle yaklaşmalarına rağmen,
daha çok genişleme yönündeki girişimler devam ediyor. Aynı zamanda,
Avrupa'nın, Birliğe girecek çoğunluğu Müslüman tek ülkesi olacak
Türkiye'yi ve Balkan ülkelerini içine alma kapasitesi konusunda da
endişe yaşanmakta. Ancak genişlemeyi savunanlar, bu sürecin, istikrarlı,
Batı eğilimli komşular yaratılmasına yardımcı olduğunu söylüyorlar."
(James Kanter, 13/06)
ALMANYA BASINI:
Die Welt:
"Türkiye'nin Yükümlülükleri": "Türkiye geçen yıl Avrupa Birliği ile
katılım müzakerelerine başlayabilmek için her türlü belgeyi imzalamaya
hazırdı. Ancak yükümlülüğü altına girilen koşullar uygulamaya alınmadı
ve Avrupalılar bunu çoğu zaman çaresizce seyrettiler. Ancak üye 25 ülke
şimdi nihayet katılım müzakerelerinin, Ankara'nın şimdiye kadar olduğu
gibi taktiklere başvurması durumunda, kendiliğinden ilerleyen bir süreç
olmadığı yönünde önemli bir sinyal veriyorlar. Bu özellikle de Kıbrıs
sorunu için geçerli. Kıbrıs'ın yaklaşık iki yıldır AB üyesi olmasına
rağmen Türk tarafı hala, adanın kuzeyini rehine gibi birlikleriyle işgal
altında tutuyor. Türkiye ısrarla adanın kuzeyinin güvenliğinin Türk
birlikleri olmaksızın mümkün olmadığını iddia ediyor. AB bunu
kabullenemez. Ankara Kıbrıs'ı tanımıyor ve malların serbest dolaşımı
AB'nin vazgeçilmezi olmasına rağmen Gümrük Birliği'ni bile uygulamıyor
ki Türkiye, bunu koyduğu imza ile kabul etmişti. Ankara'nın burada
karşılık beklemeksizin yerine getirmesi gereken bir yükümlülüğü var.
Katılım müzakerelerinin seyri gümrük birliğinin uygulanması ve nihai
olarak da Kıbrıs'ın Türkiye tarafından tanınması ile yakın ilişkili
durumda. AB bu yolla, birliğe yeni katılan Kıbrıs'a hakettiği desteği
vermiş oldu. Ancak Kıbrıs Rum Hükümeti Türkiye konusunda tek engelleyici
olarak ortaya çıkmak istemiyor. Zira büyük AB ülkeleri, Türkiye'nin AB
hevesini frenlemek için seve seve Lefkoşa'nın arkasına sığınıyorlar.
Türkiye ile yapılan müzakerelerin somut bir evreye girmesiyle beraber bu
ülkelerin net bir tutum belirlemeleri gerekmektedir. Kıbrıs, katılım
sürecinde henüz müzakere edilmemiş 35 fasılda önemli bir rol oynayacak.
Zira her bir ülke müzakereleri başarısızlığa uğratabilir." (Manfred Pantförder,
13/06)
Netzeitung: "AB
Daha Yoğun Reform Konusunda Uyarıyor": "AB temsilcileri, Türkiye'nin AB
ile katılım müzakerelerinin başlangıcında,
müzakerelerin
hüsranla sonuçlanabileceği konusunda uyarıda bulundu. AB'nin
Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn Lüksemburg'da Ankara'daki
hükümetin reform isteğinde azalma yaşandığı konusunda 'endişeliydi.' AB
Dönem Başkanı Avusturya'nın Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik ise
anlaşmalara bu denli yetersiz ölçüde uyulması konusunda 'hayal
kırıklığına' uğradığını belirtti. Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül
ise, Türkiye'nin
AB üyesi Kıbrıs
ile ilişkileri konusunda yaşanan tartışmanın, Türkiye ve AB arasındaki
ilişkileri 'gereksiz yere zehirlemesi' nedeniyle üzgün. Kıbrıs son anda,
AB'nin, Türkiye'den gümrük birliğinin kısa süre içerisinde Birliğin tüm
üyelerini kapsayacak şekilde genişletmesi talebinde bulunması üzerine
fiili müzakerelerin başlamasına onay verdi. Kıbrıs, gemilerinin önceden
de olduğu gibi halen Türk limanlarına girememesinden yakınıyor. Gül ilk
görüşme turunun ardından 'Ne yazık ki Kıbrıs sorununun ilişkilerimiz ve
çıkarlarımız üzerinde olumsuz etkisi var' açıklamasında bulundu. Gül,
'Eğer Kıbrıslı Türklerin kısıtlamaları kaldırılırsa, bu sorunu (Türk
limanlarına giriş yapılması) kısa süre içerisinde çözümleyebiliriz.'
dedi. Plassnik buna kati bir şekilde karşı çıkarak 'Ankara Protokolü ile
ilgili sorumlulukların
hayata geçirilmesi
konusunda hayal kırıklığı mevcuttur' açıklamasında bulundu. Plassnik,
'Eğer burada somut adımlar atılmazsa ve bir üye ülke Gümrük Birliği'nin
dışında tutuluyorsa, er ya da geç, sorun yaşanacaktır. Çıkmaz sokağa
girme tehlikesi mevcuttur' açıklamasında bulundu." (13/06)
Süddeutsche
Zeitung: "Engel Koyucu Kıbrıs": "Lefkoşa bir kez daha, Türkiye ile AB
arasında yaşanan ilişkilerde yeni bir sinir savaşı yaşanmasına neden
oldu. Küçük Ada Cumhuriyeti, acımasız davranıyor ve Türkiye'nin AB'ye
yalnızca santimetre ölçüsünde yaklaşmasını ve ayrıca her santimetrede
Kıbrıs tarafından konulan bir 'dur' tabelasıyla karşılaşmaktan
korkmasını sağlamaya çalışıyor. Bu böyle devam ederse, AB'nin ilk
Müslüman ülke olarak Türkiye'ye üyelik perspektifi sunulması yönündeki
stratejik projesi, 45 yıldan bu yana devam etmekte olan Kıbrıs
anlaşmazlığından kaynaklanan küçük hesaplar yüzünden ortadan kalkacak.
AB, Türkiye ile 35 fasıl açmak ve kapamak zorunda. Bu, Kıbrıs'a 70 defa
veto kullanma imkanı sunuyor. Burada trajik olan husus şu: Bu durum,
bölünmüş ve kanlı bir geçmişe sahip olan Kıbrıs'ın iç huzur kazanmasına
yardımcı olmayacak. Zira bunun için Kıbrıs'ın, işbirliğine hazır ve
Ordusu'nu Kıbrıs'tan feragat etmenin ulusal bir utanç olmadığına ikna
edecek bir Türk Hükümeti'ne ihtiyacı var. Bu tür Avrupai standartlara
sahip bir Türkiye yaratmanın en iyi yolu, AB müzakereleridir. Kıbrıs bu
şekilde hareket ederek, kendi ayağına kurşun sıkıyor. Avrupa'nın Kıbrıs
politikasında bir görüş birliği sağlayamaması, Türkiye'deki şahinlerin
eline mükemmel bir gerekçe sunulmasına neden olmaktadır. Bu çevre,
Ankara'daki hükümeti tamamen avucunun içine almış durumdadır. Türk
Hükümeti de 'kısasa kısas' mantığıyla hareket ederek, limanlarını ve
havaalanlarını Kıbrıs Cumhuriyeti gemileri ve uçaklarına açmayı
reddediyor. Bu engelleme siyaseti sürekli olarak sürdürülemez. Ancak
Başbakan Erdoğan, olası bir siyasi yön değişikliği için hangi bedeli
ödeyeceğini bilmiyor. Kararsızlık, çok nadiren ödüllendirilir. Bu durum,
hem AB hem de aday ülke Türkiye için geçerlidir. 25 yıldan bu yana devam
etmekte olan AB görüşmeleri sona ererse, Türkiye çok güç bir döneme
girecektir. Bu durumda Türkiye yönünü nereye çevirmelidir? Rusya ile mi
ittifak kurmalı, İran'a mı yaslanmalıdır?" (Christiane Schlötzer,
13/06)
AVUSTURYA
BASINI:
Die Presse:
"Türkiye ile Müzakereler Siyasi Maskaralık Haline Geliyor": "Ankara'nın
AB'ye katılımı -bütün tarafların ve Kıbrıs'ta barışın zararına- mümkün
olduğunca güçleştiriliyor. Tarih çok vakit geçirmeden intikamını alıyor.
AB bundan 18 ay önce, tüm itirazlara rağmen, Türkiye ile giriş
müzakerelerine başlama kararı aldı. Ne bir seçenek arandı, ne de daha
uzun bir süre tespit edildi. Birliğin gerçekleştirmesi gereken
reformlara, Türkiye'de çözüm bekleyen sorunlara ve hala halledilememiş
Kıbrıs sorununa aldırılmadan, müzakerelere
hemen başlansın
istendi. Şimdi resmi müzakereler başlıyor ve AB'nin ne gibi zorlukları
yüklenmiş olduğu görülüyor. Durum birçok AB hükümetinin çifte standardı
yüzünden daha da zorlaşıyor: Bunlar ön planda Türkiye'nin katılımını
destekliyor, ama arka planda Ankara'nın günün birinde kendiliğinden bu
işten vazgeçmesini ümit ediyor. Referandumda Kıbrıs'ın yeniden
birleşmesine karşı çıkan Kıbrıs Rum Cumhuriyeti'nin çıkarlarını kabul
ettirmek için giriş müzakerelerini kullanmasına izin veriliyor. Ama
Türkiye'nin pek bir avantajı yok. Türkiye'den adanın Rum kesimini
tanıması ve limanlarını Kıbrıs gemilerine açması isteniyor, ama kendi
sorunu olan yoksul ve uluslararası alanda izole olmuş Kuzey Kıbrıs'ı
arka plana atması gerekiyor. Böylece Türkiye'nin AB'ye
yakınlaşmasının
Kıbrıs için barışçı bir çözüme yardımcı olması
beklenirken,
yakınlaşacağına daha da uzaklaşıyor." (Wolfgang Böhm, 13/06)
BELÇİKA BASINI:
La Libre Belgique:
"Türkler ve Hırvatlar Start Çizgisinde": "Kriz, bir hafta sonunu
aşmayacak şekilde kısa sürdü, ancak AB üyeliği yolunda önümüzdeki
yıllarda Türkiye'yi nelerin beklediğini ortaya koydu. Geçen 3 Ekim
tarihinde Avrupalılar üyelik görüşmelerine başlama kararı vermişlerdi.
Pazartesi günü ise görüşmelere başlandı. Türkiye ile çok sorun
yaşanmayan bilim ve araştırma faslı için dokuz ay gerekti. Bu konu
Türkiye'nin AB ile uyumlu hale gelmesi için gerekli 35 dosyadan
birincisiydi. Bu
salyangoz hızıyla Türkiye'nin üyeliği için 26 yıl gerekecek. Referandum
sonrasında Fransa yeni genişlemelere sıcak bakmasa da ve durumu daha iyi
görmek için 2007 seçimlerini beklese de, yine küçük Kıbrıs Cumhuriyeti
cephede kendini gösterdi. Ankara, imzalamış olsa da, yürürlüğe
koymadığı genişletilmiş Gümrük Birliği'nden Kıbrıs'ı yararlandırmak
istemiyor (limanlarını Kıbrıslılara açmak). AB Dışişleri Bakanları,
'Türkiye'nin tüm yükümlülüklerini yerine getirmemesi, üyelik
müzakereleri sürecini etkileyecektir' uyarısında
bulundular. Bu
metin Kıbrıs'ın endişelerini yatıştırdı ve Ankara ile müzakerelerin
başlamasına olanak sağladı. Aynı zamanda Hırvatistan da üyelik
müzakerelerine başladı. Arnavutluk ise, üyelik için geleneksel adım
olarak kabul edilen ortaklık anlaşmasını imzaladı." (Christophe Lamfalussy,
13/06)
FRANSA BASINI:
Dernieres
Nouvelles D'alsace: "Türkiye'nin Üyeliğine İlişkin Gerçek Görüşmeler
Başlıyor": "25'ler Ankara'ya bir uyarı mesajı göndererek, Türkiye ile
üyelik görüşmelerinin somut safhasının başlamasına ilişkin Kıbrıs
muhalefetinin üstesinden gelmeyi başardı. Türkiye ile üyelik
görüşmelerine
başlanabilecek.
Kıbrıs'ın vetosuna bağlı kararsız geçen birçok günün ardından Avrupalı
dışişleri bakanları, üyelik görüşmelerini belirleyen 35 başlığın 'Bilim
ve Araştırma' konusundaki ilk bölümünü başlatmak için nihayet
anlaştılar. Hollanda Dışişleri Bakanı Ben Bot'un ifadelerine göre,
Türkiye'ye yönelik bu 'teşvik işaretine' rağmen 25'ler, Ankara'ya,
2004'ten bu yana AB üyesi olan Kıbrıslı Rum yetkililer tarafından
istenilenler konusunda ciddi bir hatırlatma yaptılar. Bakanlar,
'Türkiye'nin tüm yükümlülüklerini uygulamada başarısız olmasının,
görüşmelerin genel gelişimini etkileyeceği' uyarısında bulundular. Bu
açıklamanın, diğer 34 bölümün girişinde de yer alması bekleniyor."
(13/06)
İNGİLTERE
BASINI:
Reuters: "Türkiye
İlk AB Engelini Aştı Ancak Kıbrıs Halen Büyük Bir Sorun": "25 üyeli
Avrupa Birliği'nin Kıbrıs ile yaşanan zıtlaşmayı çözüme bağlanmasının
ardından Türkiye, katılım müzakerelerinde ilk büyük adımı tamamlamış
oldu. Ne var ki halen ciddi bir sorun teşkil eden Kıbrıs meselesinin bu
yılın sonunda bir krize neden olma ihtimali var. Günlerce süren sıkı
pazarlıkların ardından AB dışişleri bakanlarınca sağlanan uzlaşma
sonucunda Türkiye, katılım müzakerelerinin 35 faslından ilk ve en kolayı
olan bilim ve araştırma faslını tamamladı. AB Dönem Başkanı
Avusturya'nın Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik, düzenlediği basın
toplantısında, Türkiye'nin Kıbrıs meselesinde rota değiştirmemesi
halinde, ufukta yüksek dalgaların göründüğüne dair bir 'uyarı ışığı'
yaktı. AB'li çoğu mevkidaşının ayrılmasından sonra Lüksemburg'a varan
Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ülkesinin katılım sürecinde
aşılan bu önemli 'kilometre taşını' memnuniyetle karşıladı, ancak AB
Kıbrıslı Türklere uygulanan ekonomik tecridin kaldırılmasına yönelik
paralel adımlar atmadığı sürece Türkiye'nin harekete geçmeyeceğini açık
bir şekilde ifade etti. Komisyonun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli
Rehn'in ufukta beliren tren kazasına işaret etmesine tepki gösteren Gül,
AB-Türkiye ilişkileri 'hiç gereği yokken zehirlenmemeli ya da Kıbrıs
tarafından rehin alınmamalıdır.' dedi. Rehn, Türkiye'nin, Komisyonun
bir sonraki izleme
raporunu yayımlayacağı ekim sonu ya da kasım başına kadar ifade
özgürlüğü, dini azınlıkların hakları ve ülkenin Kürtlerin yoğunlukla
yaşadığı güneydoğusundaki duruma ilişkin reformlara hız vermesi
gerektiğinin altını çizdi. Rehn şöyle konuştu: 'Reformlarda yavaşlama ya
da gerileme olursa müzakerelerde hiçbir ciddi ilerleme
kaydedilmeyecektir.'" (Paul Taylor, 13/06)
The Financial
Times: "Kıbrıs Konusunda Varılan Uzlaşma Türkiye'nin AB Müzakerelerinin
Yolunu Açtı": "AB dışişleri bakanlarının Kıbrıs'ın yaptığı talepler
konusunda son dakikada anlaşmaya varmalarından sonra, Türkiye'nin Avrupa
Birliği ile uzun zamandır beklediği detaylı üyelik müzakereleri başladı.
AB ile Türkiye geçen ekimde üyelik müzakerelerine başlamayı
kararlaştırmıştı,
fakat düne kadar ayrıntılı müzakerelere başlanmamıştı. Buna karşılık
diplomatlar, dünkü kararla başlangıçtaki krizin yatıştırılmasına rağmen,
eğer Türkiye yeni tavizlerde bulunmazsa müzakerelerin muhtemelen birkaç
ay içinde kesintiye uğrayacağı konusunda uyarılarda bulunuyorlar.
Görüşmelere başkanlık eden Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik,
'Bir başlangıç yaptık. Bu, her bir adımın bütün üye devletler tarafından
desteklenmesinin gerekeceği bir yolda ilk adımdır. Bu yol boyunca
kesinlikle yeni problemlerle karşılaşacağız.' dedi. Türk üyeliğinin
taraftarları, bir bütün olarak müzakerelerin on yıl veya daha fazla
sürebileceğini söylerken, Türk-Kıbrıs ihtilafı veya Ankara'nın siyasi
alanda ve insan hakları alanındaki reformların uygulanması konusundaki
siciliyle ilgili problemlerden dolayı müzakerelerin zamanından önce
çökebileceğinden endişe ediyorlar. Yetkililer, dünkü sonucun, eğer
Türkiye ile bütün müzakereleri askıya almayı isterse, Kıbrıs'ın yılın
ilerleyen zamanlarında elini güçlendireceğini
belirtiyorlar.
Avrupa Komisyonu'nun Türkiye'nin gösterdiği ilerlemeyi eylül ve ekim
aylarında gözden geçirmesi planlanıyor, fakat özelde Komisyon,
Ankara'nın limanlarını açma ihtimalinin düşük olduğunu kabul ediyor.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, hükümetin reformlarının hız kesmediği ve
yeni bir tedbirler paketinin bu hafta parlamentoya sunulacağını ısrarla
vurguladı. Gül, 'Süreç zor olacak. Önemli olan şey, sabırlı ve kararlı
olmaktır.' dedi." (Daniel Dombey, Vincent Boland, 13/06)
The Independent:
"Türkiye'nin AB Adaylığı Felaketin Eşiğinden Döndürüldü Ama Sadece
Şimdilik": "Türkiye'nin Avrupa Birliği adaylığı tam bir felaketin
eşiğinden döndürüldü, ancak yaşanan diplomatik zıtlaşma Ankara'nın
Birliğe üyelik arzusu önündeki engellerin boyutlarını ortaya koydu.
Yoğun tartışmaların ardından Kıbrıs müzakereleri engelleme tehdidini
geri çekti ve Türkiye'nin AB ile yürüteceği detaylı müzakerelerin ilk
bölümünün açılmasına izin verdi. Ne var ki diplomatlar dünkü krizin
aşılmasıyla sadece birkaç ay kazanıldığını, daha ciddi ve nihai krizin
sonbaharda patlak vereceğini söylüyorlar. Türkiye'den tam bir diplomatik
tanıma isteyen Kıbrıs, Ankara'ya, imza koyduğu uluslararası anlaşmalara
uyması yönünde sert bir uyarı yapılması karşılığında uzlaşmaya razı
oldu. Bu, Türkiye'nin bu yıl içinde Kıbrıs bayraklı gemilere ve uçaklara
deniz ve hava limanlarını açmaması halinde üyelik müzakerelerinin askıya
alınabileceği yönünde bir işaret olarak yorumlandı. Dünkü zıtlaşmanın
çözüme bağlanmasının ardından Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, 'Bu
süreçte inişler, çıkışlar ve güçlükler olması doğaldır. Önemli olan
sonuç almaktır' diyerek sorunun boyutlarını pek de önemsemediğini ima
etti. AB Dönem Başkanı Avusturya, Türkiye ile yürütülen detaylı
müzakerelerin bilim ve araştırma konusundaki ilk faslının artık
kapatılabileceğini açıkladı. Kıbrıs Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu,
'Türkiye'nin koşulların her birini yerine getirmesi gerekiyor. Bunun
başka yolu yok' derken; Komisyonun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli
Rehn ise, 'Türkiye'nin Ankara Protokolü uyarınca yükümlülüklerine saygı
göstermesi ile Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik tecridine son verilmesi arasında
hiçbir bağlantı yoktur' şeklinde konuştu. Avusturya Dışişleri Bakanı
Ursula Plassnik, 'Yükümlülüklerin yerine getirileceğine dair olumlu
sinyaller verilmesi gerekir, özellikle de gümrük birliği meselesinde.
Aksi takdirde çok kısa bir zaman dilimi içinde çok büyük sorunlarla
karşı karşıya kalabiliriz.' dedi. Ankara ile katılım müzakerelerinin
askıya alınmasına yol açabilecek yaklaşmakta olan kriz, her halükarda
en az on yıl sürmesi beklenen üyelik sürecine ilişkin kötümser bir
havanın doğmasına neden oluyor. AB diplomatları, Türkiye'nin reform
sürecinin resmi müzakerelerin başladığı geçen ekim ayından bu yana
yavaşladığını söylüyorlar." (Stephen Castle, 13/06)
The Daily
Telegraph: "Son Engeli Aşan Türkiye AB Yoluna Devam Ediyor": "Türkiye,
Kıbrıs'tan gelen, katılım müzakerelerini önlemeye yönelik son dakika
tehdidine rağmen, Avrupa Birliği üyeliğine giden uzun yolculuğun ilk
resmi adımını attı. AB Dışişleri Bakanları, Türkiye ile müzakerelerin
sembolik nitelik taşıyan ilk 'başlığını açıp kapama' kararı için gün
boyu süren törenlerin yapılacağı Lüksemburg'a davet edilmişlerdi. Ancak
bakanlar öfke ve endişe karışımı duygularla, Ankara'nın Kıbrıs Rum
Hükümetini tanımayı reddetmesinin, Kıbrıs'ın, müzakereler başlamadan
önce Türkiye'nin katılımını engellemesine neden olup olmayacağını görmek
için beklemek zorunda kaldılar. Kıbrıs, Türkiye Dışişleri Bakanı'nın
resmi uçağı havaalanında beklerken,
Türkiye'nin AB'ye
katılmadan önce yerine getirmesi gereken yasal
yükümlülükleri
vurgulayan resmi bir AB bildirisi karşılığında son dakikada geri adım
attı. Türkiye'nin katılımını destekleyen ülkelerin yetkilileri,
Kıbrıs'ın, Türkiye ile yapılacak ayrıntılı
müzakerelerin
olağan açılışını sabote olarak gördükleri girişimine karşı öfkelerini
güçlükle saklayabildiler. AB'li bir diplomat, 'Kıbrıslıların bugün dost
kazandıkları söylenemez.' dedi. En az 10 yıl sürecek 35 başlıktan oluşan
müzakerelerle karşı karşıya olan AB yetkilileri, ilk iş olarak en az
tartışmalı 'Bilim ve Araştırma' dosyasını seçti. Çok daha zorlu geçecek
olan sınav ise, Avrupa Komisyonu'nun Türkiye'nin ilerlemesine yönelik
resmi güncellemesini yayımlayacağı sonbahar aylarında
gerçekleşecek.
İlerleme raporunda, Türkiye'nin, sınırlarını AB mallarına açmaya mecbur
kılan 'Gümrük Birliği'ne' üye olmasına karşın, Kıbrıs gemi ve
uçaklarının liman ve havaalanlarına girmesine izin vermeyi reddettiği
için kınanması bekleniyor. Diğer diplomatlar, müzakereleri açıp açmama
konusunda yaşanan çekişmenin Türk kamuoyu üzerindeki etkisine
odaklandılar. AB'nin sekiz ay önce, Türkiye ile müzakere sürecini resmen
başlatmasından bu yana ilerleme, son derece yavaş gerçekleşiyor.
Türkiye'nin katılımına ihtiyatla yaklaşan Fransa liderliğindeki ülkeler,
Ankara'yı, insan hakları, yargı reformları ve başta Kürtler olmak üzere
azınlık hakları gibi konularda yavaş hareket etmek ve hatta geri adım
atmakla suçluyor." (David Rennie, 13/06)
İSPANYA BASINI:
ABC: "Birlik ve
Türkiye, Müzakerenin İlk Gününde Ön Çatışmayı Bertaraf Ettiler":
"Türkiye'nin AB'ye katılım müzakerelerinin ilk resmi oturumunda, bu
sürecin üstlenilmeye karar verildiği gün dolaba tıkılmış olan tüm
iskeletler dün tekrar ortaya çıktı. Türk Dışişleri Bakanı Abdullah
Gül'ün Lüksemburg'a gelmeyecekmiş gibi ve Kıbrıs Hükümeti'nin de
blokeli süreci muhafaza edecekmiş gibi gözüken belirsiz dramatik iki
saat... Sonunda, hiç kimse olayları aşırıya vardırmak istemedi, tüm
iskeletler dolaba döndü ve AB ile Türkiye, müzakerelerin ilk turunu
başarıyla geçerek, 'Bilim ve Araştırma' bölümünü en ufak bir tartışma
olmadan kapattılar.
Müzakerelerin
resmi sürecinin açıldığı bu yeni nabızdan bahsederken bir Birlik
kaynağı, 'Trenlerin çarpışmasını isteyen kimse olmadı.' dedi. Kıbrıs,
AB'nin Türkiye'den, başlamadan önce diplomatik olarak
kendisini tanıma sözünü yerine getirmesini talep etmesini istiyordu ve
Türkiye de, bunun Kopenhag Kriterleri'ne dahil olan bir şart olmadığında
ısrar ederek, kendini, bunu yerine getirmeye mecbur olarak görmüyordu.
Avusturya Dönem Başkanlığı, Türkiye'nin 'Ankara Protokolü' aracılığıyla
Kıbrıs'ı tanıma sözünü yerine getirmemesi durumunda bunun, 'müzakereler
sürecinin bütününü etkileyeceğini' ya da büyük bir olasılıkla felce
uğratacağını yazarak ve (önümüzdeki perşembe günü başlayan) Avrupa
Konseyi'nin sonuçlarından tehdit edici bir raporun çıkacağını
belirterek, Kıbrıslıları ikna etmeyi başardı. Genişleme Komiseri Olli
Rehn, Ankara Hükümeti'ni, adanın kuzey bölümünün (Türkiye haricinde
hiçbir ülke tarafından tanınmıyor) olası tecridine sığınamayacağı,
bununla protokolü onaylama zorunluluğu arasında bir ilişki olmadığı
konusunda uyardı. Dün müzakere edilen bölüm, hiçbir tartışma noktası
taşımıyordu ve bu yüzden de ilk sıraya konulmuştu. Gerçekten Türkiye,
Avrupa araştırma ve teknoloji programlarının büyük bir bölümüne aktif
olarak katılıyor ve bu unsurlarla artık üye bir ülke." (Enrique Serbeto,
13/06)
İSVİÇRE BASINI:
Le Temps:
"AB-Türkiye Müzakerelerinin İlk Başlığı Açıldı": "Eninde sonunda
Türkiye'yi AB üyesi yapması beklenen 35 başlıktan oluşan müzakerelerin
ilk başlığının açılması, 25'ler arasında karışıklık yaratmaktan geri
kalmadı: Son dakikaya kadar Kıbrıs, her türlü ilerlemeyi engellemeye
çalıştı. Pazar gününden itibaren Avrupalıların Kıbrıs'ın taleplerine
boyun eğmeleri durumunda onlarla görüşme masasına oturmak için uçağa
binmemekle tehdit eden Türk Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün tereddütlü
valsi, geçen ekim ayında üyelik müzakerelerinin başlamasına eşlik eden
psikodramanın küçük boyutlarda yeniden oynandığı izlenimi verdi.
Lüksemburg'da bir araya gelen Avrupalı 24 mevkidaşıyla uzun süren bir
çalışma gününün sonunda Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik, 'Bu
kolay değildi' şeklinde bir değerlendirme yaptı. Plassnik ayrıca,
Ankara'nın 'yükümlülüklerini yürürlüğe koymayışının' Avrupalılar
arasındaki görüşmeleri karmaşık hale getirdiğini de söyledi. Bu
bağlamda, geçen temmuz ayında verdiği taahhütlere rağmen Kıbrıs
uçaklarını ve gemilerini boykot etmeye devam eden ve Avrupa ile yaptığı
Gümrük Birliği Anlaşması'nı üye devletlerin bütününe uygulamayan
Türkiye'ye atıfta bulunuyordu. Ancak Türkiye tarafından devletlerinin
açık bir şekilde tanınmasını sağlamak isteyen Kıbrıslılar, 25'lerin
Ankara'ya yükümlülüklerini hatırlatmasını sonunda başardılar. Ülkesi
geçen sonbaharda, Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin başlamasına
kesinlikle karşı olan Ursula Plassnik, 'Günün mesajı çok ciddiye
alınmalıdır. Aksi takdirde er ya da geç oldukça zor bir sorunla karşı
karşıya
kalacağız.' dedi.
Buna karşılık, Genişlemeden Sorumlu AB Komiseri Olli Rehn daha uzlaşmacı
bir tavır sergiledi." (Eleonore Sulser, 13/06)
KANADA BASINI:
Cyberpresse: "AB,
Ankara ve Zagreb ile Somut Üyelik Müzakerelerini Başlatıyor": "Avrupa
Birliği, Türkiye ile üyelik müzakerelerinin somut aşamasına geçilmesinin
önündeki Kıbrıs muhalefetini bertaraf etmekle birlikte Ankara'yı Kıbrıs
konusunda ilerleme kaydetmesi hususunda uyarmayı da ihmal etmedi.
Böylelikle Türkiye ile üyelik müzakerelerinin öngörüldüğü gibi
Hırvatistan ile aynı zamanda başlatılabilmesinin mümkün olması sağlandı.
Lefkoşa'nın vetosu nedeniyle belirsizliklerle geçirilen birkaç günün
ardından AB Dışişleri Bakanları, üyelik müzakereleri boyunca ele
alınacak 35 konu başlığından bilim ve araştırma ile ilgili olanın
görüşmeye açılması hususunda sonuç olarak görüş birliğine vardılar.
25'ler ile bu başlığı görüşmeye resmen açmak amacıyla kendisini
Lüksemburg'a götürecek uçağa binmeden önce açıklama yapan Türk Dışişleri
Bakanı Abdullah Gül, 'AB tarihindeki bu dönemeci' memnuniyetle
karşıladıklarını ifade etti. 25'ler, Türkiye'ye bir yandan 'bu teşvik
işaretini' gönderirlerken diğer yandan da 2004 yılında AB'ye üye olan
Kıbrıs Rum Kesimi
yetkililerinin
talep ettikleri üzere Ankara'ya Kıbrıs konusunda ilerleme kaydetmesi
konusunda ciddi bir uyarı gönderdi. Zira AB Dışişleri Bakanları,
müzakerelerde ele alınacak tüm konu başlıklarının giriş bölümünde
yayımlamak amacıyla hazırladıkları ilke beyanatında 'Türkiye'nin tüm
yükümlülüklerini tamamen yerine getirme konusundaki bir başarısızlığı,
müzakerelerin genel ilerleyişini olumsuz etkileyebilecektir' cümlesini
koydular. Kıbrıs, Türkiye ile ilk konu başlığının görüşülmesine
başlamadan önce 25'lerin Ankara'dan Lefkoşa yetkililerini tanımasını
açıkça talep etmesini isteyerek son günlerde polemik yarattı. Ancak
birçok üye devlet, bu siyasi sorunun bilim ve araştırmayla ilgili ilk
başlık altında yeri olmadığı değerlendirmesinde bulunarak karşı çıktı.
Karşılaşılan güçlükler, Türkiye ile en az 10 yıl süreceği tahmin edilen
görüşmelerin çok hassas bir nitelik taşıdığına işaret ediyor." (13/06)
KIBRIS RUM
BASINI:
Politis: "Geri
Adım Attık Ancak 'Kazançlı' Çıktık": "AB Genel İşler ve Dış İlişkiler
Konseyi'nin Lüksemburg'daki toplantısında, Türkiye'nin 'Bilim ve
Araştırma' başlığının açılıp kapanması konusunda sağlanan uzlaşmadan
Kıbrıs memnun oldu. Hükümet Sözcüsü Yorgo Lillikas, yaptığı açıklamada,
'Kıbrıs, Türkiye'nin AB ile müzakerelerine ciddi koşulların dahil
edilmesi için koyduğu hedefleri başardı. Ayrıca ekim ayına kadar
yükümlülüklerini yerine getirmesi konusunda Ankara'ya net mesajlar
gönderdi.' dedi. Sözcü Lillikas, hükümetin diğer üyeler gibi Türkiye'nin
AB'ye uyum çalışmalarını yakından izleyeceğini ve Kıbrıs Cumhuriyeti'ne
karşı yükümlülüklerini yerine getirmesine ağırlık vereceğinin de altını
çizdi. Prensip olarak Türkiye'nin AB ile müzakere başlığının otomatik
olarak açılıp kapanamayacağı gerekçesiyle veto tehdidimiz yeniden
kınında kaldı. Lefkoşa tüm hedeflerinin başarıldığını savunarak,
memnuniyetini belirtti. Bu arada Ankara da kendi hedeflerinin
başarılması nedeniyle memnuniyetini belirtti. Dışişleri Bakanı Yorgo
Yakovu, anlaşmanın sağlanmasından sonra Lüksemburg'da düzenlediği basın
toplantısında, 'İstesek veto koyar ve bir kahraman gibi adaya
dönebilirdik. Çünkü Kıbrıs kamuoyu, Türkiye ile ilgili konularda dinamik
şekilde davranılmasını talep ediyor' ifadelerini kullandı. Ancak bu yolu
seçmek yerine sorumluluk duygusuyla görüşler sunduğunu ve Dönem Başkanı
Avusturya'nın Dışişleri Bakanı Plassnik ile tartıştığını anlatan Yakovu,
arka arkaya yapılan iyileştirmelerden sonra ortak metinde uzlaşma
sağlandığını belirtti." (13/06)
YUNANİSTAN
BASINI:
Eleftheros Tipos:
"Ankara Sorumlulukları Önünde": "Türkiye'nin AB ile müzakerelerinin
birinci bölümünün açılması, Ankara'ya, Avrupa yönündeki umutlarını
gerçekleştirmesinde karşılaşacağı zorluklar hakkında bir fikir
edinmesine neden oldu. Bu aşamada Lefkoşa'nın süreci engellememesi için
sonunda uzlaşmalı bir formül bulunmuş olabilir, ancak Ankara'ya, Avrupa
perspektifinin,
müzakereler sırasında bütün AB üye ülkelerini tanımasıyla ilgili olarak
AB'ye karşı üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmesinden geçtiği, tüm
tonlarda net bir şekilde açıklandı. Yetkili Komiser Olli Rehn ile
Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik'in, Türkiye'yi, olumsuz
etkilerden kaçınmak için liman ve havaalanlarını açarak Kıbrıs
Cumhuriyeti'ni uygulamada tanımak yönünde hemen ilerlemeye davet
etmeleri bunun örneklerini oluşturuyor. Lefkoşa'nın davranışı bazıları
için sürpriz oluşturmuş olabilir, ancak Lefkoşa, Avrupa avantajını
Ankara yönünde baskı aracı olarak kullanmaya kararlı olduğunu
doğrulayarak, Türk yükümlülükleri konusunu doğru temel üzerine oturttu.
Öte yandan, Atina, Kıbrıs'ın vetosundan mesafeli durmakla ve nihai
uzlaşmalı çözüm yönünde katkıda bulunmakla doğru yönde hareket etti." (Yorgo
Kuvaras, 13/06)
Antenna TV:
"Yunanistan ve Kıbrıs Karardan Memnun": "Yunanistan Dışişleri Bakanı
Dora Bakoyanni, Lüksemburg'ta yaptığı açıklamada, AB dışişleri
bakanlarının Türkiye ile üyelik müzakerelerinde ilk başlığın açılması
konusunda vardıkları uzlaşıcı çözümden memnun olduğunu belirtti.
Yunanistan Dışişleri Bakanı, varılan anlaşmayla hem Kıbrıs
Cumhuriyeti'nin gündeme getirdiği sorunların güvence altına alındığını,
hem de uzlaşma sağlandığını, bunun da karmaşık ve zor müzakere sürecinde
olumlu bir gelişme olduğunu kaydetti. Bakoyanni açıklamasında şunları
belirtti: 'Yunanistan tüm müzakere sürecinde Kıbrıs'ın haklı kaygıları
yanında yer aldı. İlk başlığın geçici olarak kapanmasının paralelinde,
Türkiye'nin, Avrupa Birliği ülkelerinin tamamına dolayısıyla Kıbrıs
Cumhuriyeti'ne karşı da üstlendiği yükümlülükleri yerine getirme
zorunluluğu sağlanmıştır.' Kıbrıs Hükümeti, Türkiye'nin üyelik
müzakerelerinin başlamasıyla ilgili olarak AB Genel İşler Konseyi'nin
Lüksemburg'ta vardığı sonuçtan memnun olduğunu açıkladı. Hükümet Sözcüsü
Yorgos Lillikas, yaptığı yazılı açıklamada, Kıbrıs'ın, Türkiye-Avrupa
Birliği
müzakerelerinde
belirlediği hedeflere ulaştığını belirtti ve Ankara'ya da gelecek ekim
ayına kadar yükümlülüklerini yerine getirmesi konusunda net bir mesaj
gönderdi." (13/06)
-
ESKİ SAYILAR