14.06.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ANKARA, 14/06(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 13 Haziran 2006 tarihli  haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda  sunulmaktadır:

 

            ABD BASINI:

 

            The New York Times: "Avrupa Birliği, Türkiye ve  Hırvatistan Müzakerelerinde İlerleme Kaydediyor": "Avrupa  Birliği, Türkiye ve Hırvatistan ile üyelik müzakerelerinin  ilk turunu tamamlayarak ve Arnavutluk ile üyelik öncesi bir  anlaşma imzalayarak, genişleme planlarında ilerleme kaydetti.  Kıbrıs'ın, Ankara'nın limanlarını ve havaalanlarını Kıbrıs da  dahil AB'ye yeni üye olan ülkelerle ticarete açması yönündeki  talebi üzerinde bir uzlaşıya varılmasının ardından Türkiye  ile müzakerelere başlandı. Lüksemburg'da bir araya gelen  Avrupa Birliği dışişleri bakanları, Türkiye'den bu talebi  yerine getirmesini istediler, aksi takdirde 'müzakerelerde  tam bir ilerleme' kaydedilmesinde gecikmelerle karşı karşıya kalabileceğini

            belirttiler. İki yıl önce 15 üyenin 25'e  çıkarılmasıyla gerçekleşen son genişleme dalgasının ardından  bazı Avrupalıların şüpheyle yaklaşmalarına rağmen, daha çok  genişleme yönündeki girişimler devam ediyor. Aynı zamanda,  Avrupa'nın, Birliğe girecek çoğunluğu Müslüman tek ülkesi  olacak Türkiye'yi ve Balkan ülkelerini içine alma kapasitesi  konusunda da endişe yaşanmakta. Ancak genişlemeyi savunanlar,  bu sürecin, istikrarlı, Batı eğilimli komşular yaratılmasına  yardımcı olduğunu söylüyorlar." (James Kanter, 13/06)

 

            ALMANYA BASINI:

 

            Die Welt: "Türkiye'nin Yükümlülükleri": "Türkiye geçen yıl  Avrupa Birliği ile katılım müzakerelerine başlayabilmek için  her türlü belgeyi imzalamaya hazırdı. Ancak yükümlülüğü altına  girilen koşullar uygulamaya alınmadı ve Avrupalılar bunu çoğu  zaman çaresizce seyrettiler. Ancak üye 25 ülke şimdi nihayet  katılım müzakerelerinin, Ankara'nın şimdiye kadar olduğu gibi  taktiklere başvurması durumunda, kendiliğinden ilerleyen bir  süreç olmadığı yönünde önemli bir sinyal veriyorlar. Bu  özellikle de Kıbrıs sorunu için geçerli. Kıbrıs'ın yaklaşık  iki yıldır AB üyesi olmasına rağmen Türk tarafı hala, adanın  kuzeyini rehine gibi birlikleriyle işgal altında tutuyor.  Türkiye ısrarla adanın kuzeyinin güvenliğinin Türk birlikleri  olmaksızın mümkün olmadığını iddia ediyor. AB bunu kabullenemez.  Ankara Kıbrıs'ı tanımıyor ve malların serbest dolaşımı AB'nin  vazgeçilmezi olmasına rağmen Gümrük Birliği'ni bile uygulamıyor  ki Türkiye, bunu koyduğu imza ile kabul etmişti. Ankara'nın  burada karşılık beklemeksizin yerine getirmesi gereken bir  yükümlülüğü var. Katılım müzakerelerinin seyri gümrük  birliğinin uygulanması ve nihai olarak da Kıbrıs'ın Türkiye  tarafından tanınması ile yakın ilişkili durumda. AB bu yolla,  birliğe yeni katılan Kıbrıs'a hakettiği desteği vermiş oldu.  Ancak Kıbrıs Rum Hükümeti Türkiye konusunda tek engelleyici  olarak ortaya çıkmak istemiyor. Zira büyük AB ülkeleri,  Türkiye'nin AB hevesini frenlemek için seve seve Lefkoşa'nın  arkasına sığınıyorlar. Türkiye ile yapılan müzakerelerin somut  bir evreye girmesiyle beraber bu ülkelerin net bir tutum  belirlemeleri gerekmektedir. Kıbrıs, katılım sürecinde henüz  müzakere edilmemiş 35 fasılda önemli bir rol oynayacak. Zira  her bir ülke müzakereleri başarısızlığa uğratabilir." (Manfred  Pantförder, 13/06)

 

            Netzeitung: "AB Daha Yoğun Reform Konusunda Uyarıyor":  "AB temsilcileri, Türkiye'nin AB ile katılım müzakerelerinin başlangıcında,

            müzakerelerin hüsranla sonuçlanabileceği  konusunda uyarıda bulundu. AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri  Olli Rehn Lüksemburg'da Ankara'daki hükümetin reform isteğinde  azalma yaşandığı konusunda 'endişeliydi.' AB Dönem Başkanı  Avusturya'nın Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik ise anlaşmalara  bu denli yetersiz ölçüde uyulması konusunda 'hayal kırıklığına'  uğradığını belirtti. Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ise, Türkiye'nin

            AB üyesi Kıbrıs ile ilişkileri konusunda yaşanan  tartışmanın, Türkiye ve AB arasındaki ilişkileri 'gereksiz  yere zehirlemesi' nedeniyle üzgün. Kıbrıs son anda, AB'nin,  Türkiye'den gümrük birliğinin kısa süre içerisinde Birliğin  tüm üyelerini kapsayacak şekilde genişletmesi talebinde  bulunması üzerine fiili müzakerelerin başlamasına onay verdi.  Kıbrıs, gemilerinin önceden de olduğu gibi halen Türk  limanlarına girememesinden yakınıyor. Gül ilk görüşme turunun  ardından 'Ne yazık ki Kıbrıs sorununun ilişkilerimiz ve  çıkarlarımız üzerinde olumsuz etkisi var' açıklamasında  bulundu. Gül, 'Eğer Kıbrıslı Türklerin kısıtlamaları  kaldırılırsa, bu sorunu (Türk limanlarına giriş yapılması)  kısa süre içerisinde çözümleyebiliriz.' dedi. Plassnik buna  kati bir şekilde karşı çıkarak 'Ankara Protokolü ile ilgili sorumlulukların

            hayata geçirilmesi konusunda hayal kırıklığı  mevcuttur' açıklamasında bulundu. Plassnik, 'Eğer burada  somut adımlar atılmazsa ve bir üye ülke Gümrük Birliği'nin  dışında tutuluyorsa, er ya da geç, sorun yaşanacaktır. Çıkmaz  sokağa girme tehlikesi mevcuttur' açıklamasında bulundu."  (13/06)

 

            Süddeutsche Zeitung: "Engel Koyucu Kıbrıs": "Lefkoşa bir  kez daha, Türkiye ile AB arasında yaşanan ilişkilerde yeni  bir sinir savaşı yaşanmasına neden oldu. Küçük Ada Cumhuriyeti,  acımasız davranıyor ve Türkiye'nin AB'ye yalnızca santimetre  ölçüsünde yaklaşmasını ve ayrıca her santimetrede Kıbrıs  tarafından konulan bir 'dur' tabelasıyla karşılaşmaktan  korkmasını sağlamaya çalışıyor. Bu böyle devam ederse, AB'nin  ilk Müslüman ülke olarak Türkiye'ye üyelik perspektifi  sunulması yönündeki stratejik projesi, 45 yıldan bu yana devam  etmekte olan Kıbrıs anlaşmazlığından kaynaklanan küçük hesaplar  yüzünden ortadan kalkacak. AB, Türkiye ile 35 fasıl açmak ve  kapamak zorunda. Bu, Kıbrıs'a 70 defa veto kullanma imkanı  sunuyor. Burada trajik olan husus şu: Bu durum, bölünmüş ve  kanlı bir geçmişe sahip olan Kıbrıs'ın iç huzur kazanmasına  yardımcı olmayacak. Zira bunun için Kıbrıs'ın, işbirliğine  hazır ve Ordusu'nu Kıbrıs'tan feragat etmenin ulusal bir  utanç olmadığına ikna edecek bir Türk Hükümeti'ne ihtiyacı  var. Bu tür Avrupai standartlara sahip bir Türkiye yaratmanın  en iyi yolu, AB müzakereleridir. Kıbrıs bu şekilde hareket  ederek, kendi ayağına kurşun sıkıyor. Avrupa'nın Kıbrıs  politikasında bir görüş birliği sağlayamaması, Türkiye'deki  şahinlerin eline mükemmel bir gerekçe sunulmasına neden  olmaktadır. Bu çevre, Ankara'daki hükümeti tamamen avucunun  içine almış durumdadır. Türk Hükümeti de 'kısasa kısas'  mantığıyla hareket ederek, limanlarını ve havaalanlarını  Kıbrıs Cumhuriyeti gemileri ve uçaklarına açmayı reddediyor.  Bu engelleme siyaseti sürekli olarak sürdürülemez. Ancak  Başbakan Erdoğan, olası bir siyasi yön değişikliği için hangi  bedeli ödeyeceğini bilmiyor. Kararsızlık, çok nadiren  ödüllendirilir. Bu durum, hem AB hem de aday ülke Türkiye  için geçerlidir. 25 yıldan bu yana devam etmekte olan AB  görüşmeleri sona ererse, Türkiye çok güç bir döneme girecektir.  Bu durumda Türkiye yönünü nereye çevirmelidir? Rusya ile mi  ittifak kurmalı, İran'a mı yaslanmalıdır?" (Christiane  Schlötzer, 13/06)

 

            AVUSTURYA BASINI:

 

            Die Presse: "Türkiye ile Müzakereler Siyasi Maskaralık  Haline Geliyor": "Ankara'nın AB'ye katılımı -bütün tarafların  ve Kıbrıs'ta barışın zararına- mümkün olduğunca  güçleştiriliyor. Tarih çok vakit geçirmeden intikamını alıyor.  AB bundan 18 ay önce, tüm itirazlara rağmen, Türkiye ile  giriş müzakerelerine başlama kararı aldı. Ne bir seçenek  arandı, ne de daha uzun bir süre tespit edildi. Birliğin  gerçekleştirmesi gereken reformlara, Türkiye'de çözüm bekleyen  sorunlara ve hala halledilememiş Kıbrıs sorununa aldırılmadan, müzakerelere

            hemen başlansın istendi. Şimdi resmi müzakereler  başlıyor ve AB'nin ne gibi zorlukları yüklenmiş olduğu  görülüyor. Durum birçok AB hükümetinin çifte standardı yüzünden  daha da zorlaşıyor: Bunlar ön planda Türkiye'nin katılımını  destekliyor, ama arka planda Ankara'nın günün birinde  kendiliğinden bu işten vazgeçmesini ümit ediyor. Referandumda  Kıbrıs'ın yeniden birleşmesine karşı çıkan Kıbrıs Rum  Cumhuriyeti'nin çıkarlarını kabul ettirmek için giriş  müzakerelerini kullanmasına izin veriliyor. Ama Türkiye'nin  pek bir avantajı yok. Türkiye'den adanın Rum kesimini tanıması  ve limanlarını Kıbrıs gemilerine açması isteniyor, ama kendi  sorunu olan yoksul ve uluslararası alanda izole olmuş Kuzey  Kıbrıs'ı arka plana atması gerekiyor. Böylece Türkiye'nin AB'ye

            yakınlaşmasının Kıbrıs için barışçı bir çözüme yardımcı olması

            beklenirken, yakınlaşacağına daha da uzaklaşıyor." (Wolfgang  Böhm, 13/06)

 

            BELÇİKA BASINI:

 

            La Libre Belgique: "Türkler ve Hırvatlar Start Çizgisinde":  "Kriz, bir hafta sonunu aşmayacak şekilde kısa sürdü, ancak AB  üyeliği yolunda önümüzdeki yıllarda Türkiye'yi nelerin  beklediğini ortaya koydu. Geçen 3 Ekim tarihinde Avrupalılar  üyelik görüşmelerine başlama kararı vermişlerdi. Pazartesi  günü ise görüşmelere başlandı. Türkiye ile çok sorun yaşanmayan  bilim ve araştırma faslı için dokuz ay gerekti. Bu konu  Türkiye'nin AB ile uyumlu hale gelmesi için gerekli 35 dosyadan

            birincisiydi. Bu salyangoz hızıyla Türkiye'nin üyeliği için  26 yıl gerekecek. Referandum sonrasında Fransa yeni  genişlemelere sıcak bakmasa da ve durumu daha iyi görmek için  2007 seçimlerini beklese de, yine küçük Kıbrıs Cumhuriyeti  cephede kendini gösterdi. Ankara, imzalamış olsa da, yürürlüğe  koymadığı genişletilmiş Gümrük Birliği'nden Kıbrıs'ı  yararlandırmak istemiyor (limanlarını Kıbrıslılara açmak).  AB Dışişleri Bakanları, 'Türkiye'nin tüm yükümlülüklerini  yerine getirmemesi, üyelik müzakereleri sürecini etkileyecektir' uyarısında

            bulundular. Bu metin Kıbrıs'ın endişelerini  yatıştırdı ve Ankara ile müzakerelerin başlamasına olanak  sağladı. Aynı zamanda Hırvatistan da üyelik müzakerelerine  başladı. Arnavutluk ise, üyelik için geleneksel adım olarak  kabul edilen ortaklık anlaşmasını imzaladı." (Christophe  Lamfalussy, 13/06)

 

            FRANSA BASINI:

 

            Dernieres Nouvelles D'alsace: "Türkiye'nin Üyeliğine  İlişkin Gerçek Görüşmeler Başlıyor": "25'ler Ankara'ya bir  uyarı mesajı göndererek, Türkiye ile üyelik görüşmelerinin  somut safhasının başlamasına ilişkin Kıbrıs muhalefetinin  üstesinden gelmeyi başardı. Türkiye ile üyelik görüşmelerine

            başlanabilecek. Kıbrıs'ın vetosuna bağlı kararsız geçen  birçok günün ardından Avrupalı dışişleri bakanları, üyelik  görüşmelerini belirleyen 35 başlığın 'Bilim ve Araştırma'  konusundaki ilk bölümünü başlatmak için nihayet anlaştılar.  Hollanda Dışişleri Bakanı Ben Bot'un ifadelerine göre,  Türkiye'ye yönelik bu 'teşvik işaretine' rağmen 25'ler,  Ankara'ya, 2004'ten bu yana AB üyesi olan Kıbrıslı Rum  yetkililer tarafından istenilenler konusunda ciddi bir  hatırlatma yaptılar. Bakanlar, 'Türkiye'nin tüm  yükümlülüklerini uygulamada başarısız olmasının, görüşmelerin  genel gelişimini etkileyeceği' uyarısında bulundular. Bu  açıklamanın, diğer 34 bölümün girişinde de yer alması  bekleniyor." (13/06)

           

            İNGİLTERE BASINI:

 

            Reuters: "Türkiye İlk AB Engelini Aştı Ancak Kıbrıs Halen  Büyük Bir Sorun": "25 üyeli Avrupa Birliği'nin Kıbrıs ile  yaşanan zıtlaşmayı çözüme bağlanmasının ardından Türkiye,  katılım müzakerelerinde ilk büyük adımı tamamlamış oldu. Ne  var ki halen ciddi bir sorun teşkil eden Kıbrıs meselesinin  bu yılın sonunda bir krize neden olma ihtimali var. Günlerce  süren sıkı pazarlıkların ardından AB dışişleri bakanlarınca  sağlanan uzlaşma sonucunda Türkiye, katılım müzakerelerinin  35 faslından ilk ve en kolayı olan bilim ve araştırma faslını  tamamladı. AB Dönem Başkanı Avusturya'nın Dışişleri Bakanı  Ursula Plassnik, düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'nin  Kıbrıs meselesinde rota değiştirmemesi halinde, ufukta yüksek  dalgaların göründüğüne dair bir 'uyarı ışığı' yaktı. AB'li  çoğu mevkidaşının ayrılmasından sonra Lüksemburg'a varan  Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ülkesinin katılım  sürecinde aşılan bu önemli 'kilometre taşını' memnuniyetle  karşıladı, ancak AB Kıbrıslı Türklere uygulanan ekonomik  tecridin kaldırılmasına yönelik paralel adımlar atmadığı  sürece Türkiye'nin harekete geçmeyeceğini açık bir şekilde  ifade etti. Komisyonun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn'in  ufukta beliren tren kazasına işaret etmesine tepki gösteren Gül,  AB-Türkiye ilişkileri 'hiç gereği yokken zehirlenmemeli ya da  Kıbrıs tarafından rehin alınmamalıdır.' dedi. Rehn, Türkiye'nin, Komisyonun

            bir sonraki izleme raporunu yayımlayacağı ekim sonu  ya da kasım başına kadar ifade özgürlüğü, dini azınlıkların  hakları ve ülkenin Kürtlerin yoğunlukla yaşadığı güneydoğusundaki  duruma ilişkin reformlara hız vermesi gerektiğinin altını çizdi.  Rehn şöyle konuştu: 'Reformlarda yavaşlama ya da gerileme olursa            müzakerelerde hiçbir ciddi ilerleme kaydedilmeyecektir.'"  (Paul Taylor, 13/06)

 

            The Financial Times: "Kıbrıs Konusunda Varılan Uzlaşma  Türkiye'nin AB Müzakerelerinin Yolunu Açtı": "AB dışişleri  bakanlarının Kıbrıs'ın yaptığı talepler konusunda son dakikada  anlaşmaya varmalarından sonra, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile  uzun zamandır beklediği detaylı üyelik müzakereleri başladı.  AB ile Türkiye geçen ekimde üyelik müzakerelerine başlamayı

            kararlaştırmıştı, fakat düne kadar ayrıntılı  müzakerelere  başlanmamıştı. Buna karşılık diplomatlar, dünkü kararla  başlangıçtaki krizin yatıştırılmasına rağmen, eğer Türkiye  yeni tavizlerde bulunmazsa müzakerelerin muhtemelen birkaç  ay içinde kesintiye uğrayacağı konusunda uyarılarda  bulunuyorlar. Görüşmelere başkanlık eden Avusturya Dışişleri  Bakanı Ursula Plassnik, 'Bir başlangıç yaptık. Bu, her bir  adımın bütün üye devletler tarafından desteklenmesinin  gerekeceği bir yolda ilk adımdır. Bu yol boyunca kesinlikle  yeni problemlerle karşılaşacağız.' dedi. Türk üyeliğinin  taraftarları, bir bütün olarak müzakerelerin on yıl veya  daha fazla sürebileceğini söylerken, Türk-Kıbrıs ihtilafı  veya Ankara'nın siyasi alanda ve insan hakları alanındaki  reformların uygulanması konusundaki siciliyle ilgili  problemlerden dolayı müzakerelerin zamanından önce  çökebileceğinden endişe ediyorlar. Yetkililer, dünkü sonucun,  eğer Türkiye ile bütün müzakereleri askıya almayı isterse,  Kıbrıs'ın yılın ilerleyen zamanlarında elini güçlendireceğini

            belirtiyorlar. Avrupa Komisyonu'nun Türkiye'nin gösterdiği  ilerlemeyi eylül ve ekim aylarında gözden geçirmesi planlanıyor,  fakat özelde Komisyon, Ankara'nın limanlarını açma ihtimalinin  düşük olduğunu kabul ediyor. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül,  hükümetin reformlarının hız kesmediği ve yeni bir tedbirler  paketinin bu hafta parlamentoya sunulacağını ısrarla vurguladı.  Gül, 'Süreç zor olacak. Önemli olan şey, sabırlı ve kararlı  olmaktır.' dedi." (Daniel Dombey, Vincent Boland, 13/06)

 

            The Independent: "Türkiye'nin AB Adaylığı Felaketin  Eşiğinden Döndürüldü Ama Sadece Şimdilik": "Türkiye'nin  Avrupa Birliği adaylığı tam bir felaketin eşiğinden döndürüldü,  ancak yaşanan diplomatik zıtlaşma Ankara'nın Birliğe üyelik  arzusu önündeki engellerin boyutlarını ortaya koydu. Yoğun  tartışmaların ardından Kıbrıs müzakereleri engelleme tehdidini  geri çekti ve Türkiye'nin AB ile yürüteceği detaylı  müzakerelerin ilk bölümünün açılmasına izin verdi. Ne var ki  diplomatlar dünkü krizin aşılmasıyla sadece birkaç ay  kazanıldığını, daha ciddi ve nihai krizin sonbaharda patlak  vereceğini söylüyorlar. Türkiye'den tam bir diplomatik tanıma  isteyen Kıbrıs, Ankara'ya, imza koyduğu uluslararası anlaşmalara  uyması yönünde sert bir uyarı yapılması karşılığında uzlaşmaya  razı oldu. Bu, Türkiye'nin bu yıl içinde Kıbrıs bayraklı  gemilere ve uçaklara deniz ve hava limanlarını açmaması halinde  üyelik müzakerelerinin askıya alınabileceği yönünde bir işaret  olarak yorumlandı. Dünkü zıtlaşmanın çözüme bağlanmasının  ardından Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, 'Bu süreçte  inişler, çıkışlar ve güçlükler olması doğaldır. Önemli olan  sonuç almaktır' diyerek sorunun boyutlarını pek de  önemsemediğini ima etti. AB Dönem Başkanı Avusturya, Türkiye  ile yürütülen detaylı müzakerelerin bilim ve araştırma  konusundaki ilk faslının artık kapatılabileceğini açıkladı.  Kıbrıs Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, 'Türkiye'nin koşulların  her birini yerine getirmesi gerekiyor. Bunun başka yolu yok'  derken; Komisyonun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn  ise, 'Türkiye'nin Ankara Protokolü uyarınca yükümlülüklerine  saygı göstermesi ile Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik tecridine son  verilmesi arasında hiçbir bağlantı yoktur' şeklinde konuştu.  Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik, 'Yükümlülüklerin  yerine getirileceğine dair olumlu sinyaller verilmesi gerekir,  özellikle de gümrük birliği meselesinde. Aksi takdirde çok  kısa bir zaman dilimi içinde çok büyük sorunlarla karşı  karşıya kalabiliriz.' dedi. Ankara ile katılım müzakerelerinin  askıya alınmasına yol açabilecek yaklaşmakta olan kriz, her  halükarda en az on yıl sürmesi beklenen üyelik sürecine  ilişkin kötümser bir havanın doğmasına neden oluyor. AB  diplomatları, Türkiye'nin reform sürecinin resmi müzakerelerin  başladığı geçen ekim ayından bu yana yavaşladığını söylüyorlar."  (Stephen Castle, 13/06)

 

            The Daily Telegraph: "Son Engeli Aşan Türkiye AB Yoluna  Devam Ediyor": "Türkiye, Kıbrıs'tan gelen, katılım müzakerelerini  önlemeye yönelik son dakika tehdidine rağmen, Avrupa Birliği  üyeliğine giden uzun yolculuğun ilk resmi adımını attı. AB  Dışişleri Bakanları, Türkiye ile müzakerelerin sembolik nitelik  taşıyan ilk 'başlığını açıp kapama' kararı için gün boyu süren  törenlerin yapılacağı Lüksemburg'a davet edilmişlerdi. Ancak  bakanlar öfke ve endişe karışımı duygularla, Ankara'nın Kıbrıs  Rum Hükümetini tanımayı reddetmesinin, Kıbrıs'ın, müzakereler  başlamadan önce Türkiye'nin katılımını engellemesine neden  olup olmayacağını görmek için beklemek zorunda kaldılar. Kıbrıs,  Türkiye Dışişleri Bakanı'nın resmi uçağı havaalanında beklerken,

            Türkiye'nin AB'ye katılmadan önce yerine getirmesi gereken yasal

            yükümlülükleri vurgulayan resmi bir AB bildirisi karşılığında  son dakikada geri adım attı.  Türkiye'nin katılımını destekleyen  ülkelerin yetkilileri, Kıbrıs'ın, Türkiye ile yapılacak ayrıntılı

            müzakerelerin olağan açılışını sabote olarak gördükleri  girişimine karşı öfkelerini güçlükle saklayabildiler. AB'li bir  diplomat, 'Kıbrıslıların bugün dost kazandıkları söylenemez.'  dedi. En az 10 yıl sürecek 35 başlıktan oluşan müzakerelerle  karşı karşıya olan AB yetkilileri, ilk iş olarak en az tartışmalı  'Bilim ve Araştırma' dosyasını seçti. Çok daha zorlu geçecek  olan sınav ise, Avrupa Komisyonu'nun Türkiye'nin ilerlemesine  yönelik resmi güncellemesini yayımlayacağı sonbahar aylarında

            gerçekleşecek. İlerleme raporunda, Türkiye'nin, sınırlarını AB  mallarına açmaya mecbur kılan 'Gümrük Birliği'ne' üye olmasına  karşın, Kıbrıs gemi ve uçaklarının liman ve havaalanlarına  girmesine izin vermeyi reddettiği için kınanması bekleniyor.  Diğer diplomatlar, müzakereleri açıp açmama konusunda yaşanan  çekişmenin Türk kamuoyu üzerindeki etkisine odaklandılar. AB'nin  sekiz ay önce, Türkiye ile müzakere sürecini resmen başlatmasından  bu yana ilerleme, son derece yavaş gerçekleşiyor. Türkiye'nin  katılımına ihtiyatla yaklaşan Fransa liderliğindeki ülkeler,  Ankara'yı, insan hakları, yargı reformları ve başta Kürtler olmak  üzere azınlık hakları gibi konularda yavaş hareket etmek ve  hatta geri adım atmakla suçluyor." (David Rennie, 13/06)

 

            İSPANYA BASINI:

 

            ABC: "Birlik ve Türkiye, Müzakerenin İlk Gününde Ön  Çatışmayı Bertaraf Ettiler": "Türkiye'nin AB'ye katılım  müzakerelerinin ilk resmi oturumunda, bu sürecin üstlenilmeye  karar verildiği gün dolaba tıkılmış olan tüm iskeletler dün  tekrar ortaya çıktı. Türk Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün  Lüksemburg'a gelmeyecekmiş gibi ve Kıbrıs Hükümeti'nin de  blokeli süreci muhafaza edecekmiş gibi gözüken belirsiz  dramatik iki saat... Sonunda, hiç kimse olayları aşırıya  vardırmak istemedi, tüm iskeletler dolaba döndü ve AB ile  Türkiye, müzakerelerin ilk turunu başarıyla geçerek, 'Bilim  ve Araştırma' bölümünü en ufak bir tartışma olmadan kapattılar.

            Müzakerelerin resmi sürecinin açıldığı bu yeni nabızdan  bahsederken bir Birlik kaynağı, 'Trenlerin çarpışmasını isteyen  kimse olmadı.' dedi. Kıbrıs, AB'nin Türkiye'den, başlamadan önce diplomatik            olarak kendisini tanıma sözünü yerine getirmesini  talep etmesini istiyordu ve Türkiye de, bunun Kopenhag  Kriterleri'ne dahil olan bir şart olmadığında ısrar ederek,  kendini, bunu yerine getirmeye mecbur olarak görmüyordu. Avusturya  Dönem Başkanlığı, Türkiye'nin 'Ankara Protokolü' aracılığıyla  Kıbrıs'ı tanıma sözünü yerine getirmemesi durumunda bunun,  'müzakereler sürecinin bütününü etkileyeceğini' ya da büyük bir  olasılıkla felce uğratacağını yazarak ve (önümüzdeki perşembe  günü başlayan) Avrupa Konseyi'nin sonuçlarından tehdit edici bir  raporun çıkacağını belirterek, Kıbrıslıları ikna etmeyi başardı.  Genişleme Komiseri Olli Rehn, Ankara Hükümeti'ni, adanın kuzey  bölümünün (Türkiye haricinde hiçbir ülke tarafından tanınmıyor)  olası tecridine sığınamayacağı, bununla protokolü onaylama  zorunluluğu arasında bir ilişki olmadığı konusunda uyardı. Dün  müzakere edilen bölüm, hiçbir tartışma noktası taşımıyordu ve bu  yüzden de ilk sıraya konulmuştu. Gerçekten Türkiye, Avrupa  araştırma ve teknoloji programlarının büyük bir bölümüne aktif  olarak katılıyor ve bu unsurlarla artık üye bir ülke." (Enrique  Serbeto, 13/06)

 

            İSVİÇRE BASINI:

 

            Le Temps: "AB-Türkiye Müzakerelerinin İlk Başlığı Açıldı":  "Eninde sonunda Türkiye'yi AB üyesi yapması beklenen 35 başlıktan  oluşan müzakerelerin ilk başlığının açılması, 25'ler arasında  karışıklık yaratmaktan geri kalmadı: Son dakikaya kadar Kıbrıs,  her türlü ilerlemeyi engellemeye çalıştı. Pazar gününden  itibaren Avrupalıların Kıbrıs'ın taleplerine boyun eğmeleri  durumunda onlarla görüşme masasına oturmak için uçağa binmemekle  tehdit eden Türk Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün tereddütlü  valsi, geçen ekim ayında üyelik müzakerelerinin başlamasına  eşlik eden psikodramanın küçük boyutlarda yeniden oynandığı  izlenimi verdi. Lüksemburg'da bir araya gelen Avrupalı  24 mevkidaşıyla uzun süren bir çalışma gününün sonunda Avusturya  Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik, 'Bu kolay değildi' şeklinde  bir değerlendirme yaptı. Plassnik ayrıca, Ankara'nın  'yükümlülüklerini yürürlüğe koymayışının' Avrupalılar  arasındaki görüşmeleri karmaşık hale getirdiğini de söyledi. Bu  bağlamda, geçen temmuz ayında verdiği taahhütlere rağmen Kıbrıs  uçaklarını ve gemilerini boykot etmeye devam eden ve Avrupa ile  yaptığı Gümrük Birliği Anlaşması'nı üye devletlerin bütününe  uygulamayan Türkiye'ye atıfta bulunuyordu. Ancak Türkiye  tarafından devletlerinin açık bir şekilde tanınmasını sağlamak  isteyen Kıbrıslılar, 25'lerin Ankara'ya yükümlülüklerini  hatırlatmasını sonunda başardılar. Ülkesi geçen sonbaharda,  Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin başlamasına kesinlikle karşı  olan Ursula Plassnik, 'Günün mesajı çok ciddiye alınmalıdır.  Aksi takdirde er ya da geç oldukça zor bir sorunla karşı karşıya

            kalacağız.' dedi. Buna karşılık, Genişlemeden Sorumlu AB  Komiseri Olli Rehn daha uzlaşmacı bir tavır sergiledi."  (Eleonore Sulser, 13/06)

 

            KANADA BASINI:

 

            Cyberpresse: "AB, Ankara ve Zagreb ile Somut Üyelik  Müzakerelerini Başlatıyor": "Avrupa Birliği, Türkiye ile  üyelik müzakerelerinin somut aşamasına geçilmesinin önündeki  Kıbrıs muhalefetini bertaraf etmekle birlikte Ankara'yı Kıbrıs  konusunda ilerleme kaydetmesi hususunda uyarmayı da ihmal  etmedi. Böylelikle Türkiye ile üyelik müzakerelerinin  öngörüldüğü gibi Hırvatistan ile aynı zamanda  başlatılabilmesinin mümkün olması sağlandı. Lefkoşa'nın vetosu  nedeniyle belirsizliklerle geçirilen birkaç günün ardından AB  Dışişleri Bakanları, üyelik müzakereleri boyunca ele alınacak  35 konu başlığından bilim ve araştırma ile ilgili olanın  görüşmeye açılması hususunda sonuç olarak görüş birliğine  vardılar. 25'ler ile bu başlığı görüşmeye resmen açmak amacıyla  kendisini Lüksemburg'a götürecek uçağa binmeden önce açıklama  yapan Türk Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, 'AB tarihindeki bu  dönemeci' memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti. 25'ler,  Türkiye'ye bir yandan 'bu teşvik işaretini' gönderirlerken  diğer yandan da 2004 yılında AB'ye üye olan Kıbrıs Rum Kesimi

            yetkililerinin talep ettikleri üzere Ankara'ya Kıbrıs konusunda  ilerleme kaydetmesi konusunda ciddi bir uyarı gönderdi. Zira  AB Dışişleri Bakanları, müzakerelerde ele alınacak tüm konu  başlıklarının giriş bölümünde yayımlamak amacıyla hazırladıkları  ilke beyanatında 'Türkiye'nin tüm yükümlülüklerini tamamen  yerine getirme konusundaki bir başarısızlığı, müzakerelerin  genel ilerleyişini olumsuz etkileyebilecektir' cümlesini  koydular. Kıbrıs, Türkiye ile ilk konu başlığının görüşülmesine  başlamadan önce 25'lerin Ankara'dan Lefkoşa yetkililerini  tanımasını açıkça talep etmesini isteyerek son günlerde polemik  yarattı. Ancak birçok üye devlet, bu siyasi sorunun bilim ve  araştırmayla ilgili ilk başlık altında yeri olmadığı  değerlendirmesinde bulunarak karşı çıktı. Karşılaşılan  güçlükler, Türkiye ile en az 10 yıl süreceği tahmin edilen  görüşmelerin çok hassas bir nitelik taşıdığına işaret ediyor."  (13/06)

 

            KIBRIS RUM BASINI:

 

            Politis: "Geri Adım Attık Ancak 'Kazançlı' Çıktık": "AB  Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi'nin Lüksemburg'daki  toplantısında, Türkiye'nin 'Bilim ve Araştırma' başlığının  açılıp kapanması konusunda sağlanan uzlaşmadan Kıbrıs memnun  oldu. Hükümet Sözcüsü Yorgo Lillikas, yaptığı açıklamada,  'Kıbrıs, Türkiye'nin AB ile müzakerelerine ciddi koşulların  dahil edilmesi için koyduğu hedefleri başardı. Ayrıca ekim  ayına kadar yükümlülüklerini yerine getirmesi konusunda  Ankara'ya net mesajlar gönderdi.' dedi. Sözcü Lillikas,  hükümetin diğer üyeler gibi Türkiye'nin AB'ye uyum çalışmalarını  yakından izleyeceğini ve Kıbrıs Cumhuriyeti'ne karşı  yükümlülüklerini yerine getirmesine ağırlık vereceğinin de  altını çizdi. Prensip olarak Türkiye'nin AB ile müzakere  başlığının otomatik olarak açılıp kapanamayacağı gerekçesiyle  veto tehdidimiz yeniden kınında kaldı. Lefkoşa tüm  hedeflerinin başarıldığını savunarak, memnuniyetini belirtti.  Bu arada Ankara da kendi hedeflerinin başarılması nedeniyle  memnuniyetini belirtti. Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu,  anlaşmanın sağlanmasından sonra Lüksemburg'da düzenlediği  basın toplantısında, 'İstesek veto koyar ve bir kahraman gibi  adaya dönebilirdik. Çünkü Kıbrıs kamuoyu, Türkiye ile ilgili  konularda dinamik şekilde davranılmasını talep ediyor'  ifadelerini kullandı. Ancak bu yolu seçmek yerine sorumluluk  duygusuyla görüşler sunduğunu ve Dönem Başkanı Avusturya'nın  Dışişleri Bakanı Plassnik ile tartıştığını anlatan Yakovu,  arka arkaya yapılan iyileştirmelerden sonra ortak metinde  uzlaşma sağlandığını belirtti." (13/06)

 

            YUNANİSTAN BASINI:

 

            Eleftheros Tipos: "Ankara Sorumlulukları Önünde":  "Türkiye'nin AB ile müzakerelerinin birinci bölümünün açılması,  Ankara'ya, Avrupa yönündeki umutlarını gerçekleştirmesinde  karşılaşacağı zorluklar hakkında bir fikir edinmesine neden  oldu. Bu aşamada Lefkoşa'nın süreci engellememesi için sonunda  uzlaşmalı bir formül bulunmuş olabilir, ancak Ankara'ya, Avrupa

            perspektifinin, müzakereler sırasında bütün AB üye ülkelerini  tanımasıyla ilgili olarak AB'ye karşı üstlendiği yükümlülükleri  yerine getirmesinden geçtiği, tüm tonlarda net bir şekilde  açıklandı. Yetkili Komiser Olli Rehn ile Avusturya Dışişleri  Bakanı Ursula Plassnik'in, Türkiye'yi, olumsuz etkilerden  kaçınmak için liman ve havaalanlarını açarak Kıbrıs  Cumhuriyeti'ni uygulamada tanımak yönünde hemen ilerlemeye  davet etmeleri bunun örneklerini oluşturuyor. Lefkoşa'nın  davranışı bazıları için sürpriz oluşturmuş olabilir, ancak  Lefkoşa, Avrupa avantajını Ankara yönünde baskı aracı olarak  kullanmaya kararlı olduğunu doğrulayarak, Türk yükümlülükleri  konusunu doğru temel üzerine oturttu. Öte yandan, Atina,  Kıbrıs'ın vetosundan mesafeli durmakla ve nihai uzlaşmalı  çözüm yönünde katkıda bulunmakla doğru yönde hareket etti."  (Yorgo Kuvaras, 13/06)

 

            Antenna TV: "Yunanistan ve Kıbrıs Karardan Memnun":  "Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni, Lüksemburg'ta  yaptığı açıklamada, AB dışişleri bakanlarının Türkiye ile  üyelik müzakerelerinde ilk başlığın açılması konusunda  vardıkları uzlaşıcı çözümden memnun olduğunu belirtti.  Yunanistan Dışişleri Bakanı, varılan anlaşmayla hem Kıbrıs  Cumhuriyeti'nin gündeme getirdiği sorunların güvence altına  alındığını, hem de uzlaşma sağlandığını, bunun da karmaşık ve  zor müzakere sürecinde olumlu bir gelişme olduğunu kaydetti.  Bakoyanni açıklamasında şunları belirtti: 'Yunanistan tüm  müzakere sürecinde Kıbrıs'ın haklı kaygıları yanında yer aldı.  İlk başlığın geçici olarak kapanmasının paralelinde,  Türkiye'nin, Avrupa Birliği ülkelerinin tamamına dolayısıyla  Kıbrıs Cumhuriyeti'ne karşı da üstlendiği yükümlülükleri  yerine getirme zorunluluğu sağlanmıştır.' Kıbrıs Hükümeti,  Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin başlamasıyla ilgili olarak  AB Genel İşler Konseyi'nin Lüksemburg'ta vardığı sonuçtan  memnun olduğunu açıkladı. Hükümet Sözcüsü Yorgos Lillikas,  yaptığı yazılı açıklamada, Kıbrıs'ın, Türkiye-Avrupa Birliği

            müzakerelerinde belirlediği hedeflere ulaştığını belirtti ve  Ankara'ya da gelecek ekim ayına kadar yükümlülüklerini yerine  getirmesi konusunda net bir mesaj gönderdi." (13/06)

 

ESKİ SAYILAR