15.06.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ANKARA, 15/06(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 14 Haziran 2006 tarihli  haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda  sunulmaktadır:

 

            ABD BASINI:

 

            AP: "Pew Araştırması: Merkel'in AB İçindeki Popülaritesi  Artıyor... Türkler İse Merkel'e Güven Duymuyor": "Yapılan yeni  bir kamuoyu yoklamasına göre, Almanya Şansölyesi Angela Merkel  kendi ülkesinde ve komşu Fransa'da son derece popülerken,  Türkiye'de ise kendisine kuşkuyla bakılıyor. Pew Global  Attitudes'ın araştırmasının açıklanan sonuçlarına göre,  araştırmaya katılan Fransız halkının yüzde 80'i Merkel'e ya  'çok fazla güvendiklerini' ya da 'güven duyduklarını'  belirtirken, Almanya'da ise bu oran yüzde 77. Fransız halkının  yüzde 12'si, Almanlarınsa yüzde 34'ü  Merkel'e 'çok fazla  güven duyduğunu' belirtti. Selefi Gerhard Schröder oldukça  etkili bir biçimde Türkiye'nin AB üyesi olması yönünde  gayret gösterirken, Merkel ise Türkiye'nin üyeliğine büyük  bir kararlılıkla karşı çıkıyor. Bu durum da araştırma  sonuçlarına yansıyarak, Türklerin yüzde 58'inin Merkel'e  hiç güven duymadığını ortaya çıkardı. Türklerin sadece  yüzde 11'i Merkel'e biraz, ya da çok güvendiğini belirtti."  (14/06)

 

            ALMANYA BASINI:

 

            Süddeutsche Zeitung: "Türkiye Görüşmeleri Bloke Ediyor":  "Türkiye'nin AB üyeliğiyle ilgili ilk somut müzakerelerin  başlamasının ardından, yeni bir krizin sinyalleri geldi.  25 AB devletinin, görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanabileceği  yönündeki uyarılarına rağmen Türk Hükümeti, Lüksemburg'daki  Ortaklık Konseyi toplantısında tartışmalı Kıbrıs meselesinde  taviz vermeyi reddetti. Ancak AB Komisyonu sonbaharda, bu  sorunun yeniden dile getirileceği yeni bir Türkiye raporu  sunacak. Kıbrıs, son anda çark etmiş ve böylece ilk müzakere  başlığı olan 'Bilim ve Araştırma' faslının açılmasını mümkün  kılmıştı. AB, Türkiye'den AB ile imzaladığı Gümrük Birliği'ni  tüm üyelere uygulamasını talep ediyor. Kıbrıs ise, gemilerinin  hala Türk limanlarına girmelerine izin verilmediğinden yakınıyor.  Türk Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Türkiye ile AB arasındaki  ilişkilerin Kıbrıs meselesi yüzünden 'gereksiz yere  zehirlendiğinden' üzüntü duyduğunu belirtti. Gül, ilk müzakere  turunun ardından, Ankara'nın Kıbrıs gemilerine izin verilmesi  konusunu AB'den farklı yorumladığını söyledi. Avusturya  Dışişleri Bakanı Ursula Plasnik ise AB Dönem Başkanı sıfatıyla  'Ankara Protokolü'nün getirdiği yükümlülüklerin uygulanması  konusunda hayal kırıklığı yaşıyoruz' diye konuştu. AB'nin  Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn de Ankara'nın  yavaşlayan reform şevkinden 'endişeli' gözüküyordu. Katılım  müzakereleri, Türkiye'deki hukuk devleti ve temel özgürlüklerin güçlendirilmesi için gerekli olan reformlara bağlı. Bunlar ise     duraksamada." (14/06)

 

            Der Tagesspiegel: "Daha Limana Girmekten Çok Uzakta":  "Belki de başlangıç şimdiden bitiş çanını çaldı. AB ile  Türkiye arasındaki somut katılım müzakerelerinin zorlu  başlangıcı, Türklerin AB adaylığının daha bu yıl içinde  kırılma noktasına ulaşacağını net bir şekilde gösterdi.   Ankara'nın, Kıbrıs'tan insan haklarına kadar çözmesi gereken  o kadar çok sorun var ki, giderek şüpheleri artan AB'yi  memnun edebilmek için devasa bir siyasi güç gerekli. Ancak  böyle bir gayretin sergilenmesi seçim öncesi havanın estiği  bir Türkiye'de pek gerçekçi değil. Türk Hükümeti'nin, Brüksel  ve Avrupa başkentlerindeki imajını düzeltmek için, AB'nin  üye adayıyla ilgili durum raporunun açıklanacağı sonbahara  kadar zamanı var. Türkiye'nin bu tarihe kadar liman ve  havaalanlarını da AB ülkesi Kıbrıs'a açması isteniyor. Aksi  takdirde katılım müzakereleri kesilme tehdidi altında. Ancak,  şimdi hezimetle sonuçlanması kıl payı engellenen müzakerelerin

            başlangıcında da görüldüğü gibi, Avrupa ile Türkiye'nin bakış  açısı birbirinden oldukça farklı. AB devletlerine göre, bir  üye adayının tüm üye ülkeleri tanıması ve onlarla ticaret  yapması çok doğal. Türkiye içinse, iki yıl önce adanın  yeniden birleşmesine "hayır" demelerine rağmen, Kıbrıslı  Rumların şimdi ödüllendirilmelerinin öngörülmesi bir haksızlık.  Türkiye, AB adaylığının getirdiği diğer sorunlar konusunda da  uzun süre zamana oynadı. Birliğin çok sayıda talebine rağmen Hıristiyanların durumunda iyileşme olmadı. Hatta insan hakları   alanında ilerlemeden ziyade gerileme var. Ankara tüm bunlara  rağmen, AB'nin, Türkiye'nin tarihi olarak sınıflandırılan  Avrupa çabalarını sonunda başarısızlığa uğratmayacağından  yola çıkıyor." (Thomas Seibert, 14/06)

 

            AVUSTURYA BASINI:

 

            Kurier: "Türkiye Kıbrıs Konusunda Yumuşamıyor":  "Ankara'daki hükümet, hafta başında AB ile fiili müzakerelerin  zorlu başlangıcının ardından, yıl sonuna kadar liman ve  havaalanlarını Kıbrıs gemi ve uçaklarına açması yolundaki  AB talebi konusunda yumuşayacağa benzemiyor. Dışişleri Bakanı  Abdullah Gül, ilk müzakere faslının açılımının ardından,  'Yapamayacağımız tek şey Kıbrıs konusunda taviz vermektir.'  dedi. Türkiye'nin, Kıbrıs gemi ve uçaklarının topraklarına   girmesine izin vermemesinin nedeni çok basit: Çünkü bu AB  tarafından da istendiği gibi, Kıbrıs'ın dolaylı olarak  diplomatik açıdan tanınması anlamına gelecek. Dışişleri  Bakanı Ursula Plassnik, AB Dönem Başkanlığı adına Türkiye'yi  sert bir dille uyardı: 'Türkiye, Gümrük Birliği'ne üye  ülkelerden birini dışarıda bırakacak olursa, er geç  zorluklarla karşılaşacağız demektir. Bir çıkmaz sokağa  girme tehlikesiyle karşı karşıyayız' diyen Plassnik, aynı   şeyin bütün alanlardaki reformlar için de geçerli olduğunu   belirtti." (14/06)

 

            FRANSA BASINI:

 

            Le Monde: "Türkiye, Avrupa Birliği'ne Katılımı Yönündeki  İlk Anlaşmasını Rahatsız Bir Şekilde İmzaladı": "3 Ekim  tarihinde müzakerelerin başlatılması kararından  sekiz ay  sonra, 12 Haziran Pazartesi günü Lüksemburg'ta Türkiye ile  Avrupa Birliği arasında katılım müzakereleri resmen başladı.  Ele alınacak 35 başlıktan ilki olan Bilim ve Araştırma  konusunda 25'lerle Ankara hükümeti arasında anlaşmaya varıldı:  Avrupa dışişleri bakanları, Türkiye'nin bu alanda Avrupa  yasalarının gereklerini yerine getirdiği değerlendirmesinde  bulundu. Birlik kurallarına az sayıda uyum gerektiren bu  bölümün kolay olduğu söyleniyordu. Fransa Dışişleri Bakanı  Philippe Douste-Blazy, 'Ekim ayından bu yana müzakerelerin  ilerlediği tek konunun bu olduğunun' altını çizdi. Yoğun  görüşmelerin sonucunda varılan bu ilk başarı, katılım yolunda  sembolik bir aşamadır. Kıbrıs delegasyonu günlerdir bir  anlaşmaya varılmasını engellemeye çalışıyor, Türkiye'nin  anlaşma öncesi Lefkoşa rejimini tanıması ve Kıbrıs gemi ve  uçaklarının Türk limanlarına girişine izin vermesini talep  ediyordu. Son sabah oturumundan sonra Türkiye'ye 'tüm  sorumluluk ihmallerinin, müzakerelerin gidişatını  etkileyeceğinin' hatırlatıldığı bir uzlaşmaya varıldı.  AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, Birliğin bu  şekilde yeni başlıklara el atmadan evvel Ankara'ya 'apaçık  bir mesaj' gönderdiğini söylerken, 'Türkiye'deki siyasi  ortamda gerçek bir gelişme olmazsa, müzakerelerde de gelişme  olmaz' diye ekledi. Türkiye'de ise katılım müzakerelerinin  gerektirdiği reformlar, AB konusunda ve özellikle Fransa'nın  tutumu karşısında duyulan hayal kırıklığı nedeniyle, 3 Ekim'den   bu yana uykuda. Her tarafta, 'Zaten bizi asla aralarına  almayacaklar' şeklinde yorumlar yapılıyor. Seçim politikaları   artık önceki yıllardaki atılımın önüne geçiyor."   (Thomas Ferenczi, Sophie Shihab, 14/06)

 

            AFP: "Kıbrıs, Türkiye'nin Üyelik Müzakerelerini 'Dikkatle'  Takip Edecek": "Kıbrıs Dışişleri Bakanı, Kıbrıs'ın, Türkiye'nin  Lefkoşa'ya karşı sorumluluklarını yerine getirmesini istemeye  devam edeceğini ve iki ülke arasındaki ilişkiler normalleşinceye  kadar Ankara'nın AB ile üyelik müzakerelerini dikkatle takip  edeceğini ifade etti. Dışişleri Bakanı, Lüksemburg'tan dönüşünde  yaptığı açıklamada, 'Türkiye'nin üyelik sürecinin gerçekleri   içermesini istemeye hakkımız olduğunu ortaklarımıza başından  beri söyledik.' dedi. Yorgo Yakovu, 'Ve tek gerçek şudur ki  (...), Türkiye AB'ye karşı sorumluluklarını yerine getirmekte  başarısız olmakla kalmamış, aynı zamanda yerine getirmeyeceğini   tahrik edici bir şekilde dile de getirmiştir.' dedi. Kıbrıs  Hükümeti'nin yayımladığı bildiride, Lefkoşa'nın, 'Tabii ki  Kıbrıs Cumhuriyeti'ne karşı sorumluluklarının altını çizerek'  Türkiye'nin üyelik sürecini 'dikkatle takip edeceğini' dile  getirdi." (14/06)

 

            İNGİLTERE BASINI:

 

            BBC: "Türkiye'nin AB'ye Giden Uzun Yolu": "Bardağın yarısı  boş, yarısı dolu mu? Bardağa nasıl baktığımız, Türkiye nihayet  AB ile ayrıntılı üyelik müzakeresine başladığında Lüksemburg'da  ne olup bittiğine yönelik düşüncenizi farklı kılıyor. 'Yarısı  dolu' diyenler tarafının işaret edebileceği somut şeyler var.  Türkiye, AB ile müzakerelerin ilk faslını açıp kapatmayı  başarabildi. AB jargonuyla söylersek, bu, Türkiye'nin,  mevzuatının AB'ninkiyle uyumlu olması gereken 35 politika  alanından birisini hallettiği anlamına geliyor. Müzakereler  resmen başladığından bu yana geçen sekiz ay boyunca, 18 fasılda  'tarama' süreci ele alındı, bu, bir anlamda doğacak problemlere  'bir ilk bakıştı'. Aslında büyük bir fasıl değilse, en azından  orta büyüklükte bir fasıl ise de bir faslın imzalanıp  mühürlenmesi, müzakerelerin gerçekten başladığının ve çok uzun  bir tünel de olsa ucunda bir ışığın göründüğünün bir işareti  oldu. Türk Dışişleri Bakanı Abdullah Gül gece yarısı düzenlediği   basın toplantısında, 'bunun, çok önemli bir kilometre taşı'  olduğunu belirtti. Kıbrıs Hükümeti, Türkiye'nin Kıbrıs  Cumhuriyeti'ni tanıma vaadini yerine getirmediğini, limanlarını   da Kıbrıs'ın gemilerine açmadığını, bu durumda da Kıbrıs'ın  aynı gün faslın açılıp kapanmasını kabul etmeyeceğini açıkladı.  Ve inatla reddetti. Nihayet Kıbrıs bu olayın çevresinde dönen  birkaç sayfanın birisinde yer alan ifadelerde bir değişiklik  yapılmasıyla sakinleşti. Bu sayfalardaki ifadeler birkaç  haftalık bir zamanda unutulup gidecek, fakat Kıbrıs'ın verdiği  mesaj asla unutulmayacak. Bir kere onlar, Türkiye'nin üyelik  müzakereleri konusunda 70'i aşkın veto hakkına -her fasıl için  iki veto ve bütün sürecin sonunda da bir veto hakkına- sahip  olmakla övünüyorlar." (Jonny Dymond, 14/06)

 

            KIBRIS RUM BASINI:

 

            Fileleftheros: "Veto Orada, Veto Burada, Veto Nerede?":  "Hiçbir zaman, özellikle de AB sahasında, çatışma ya da veto  uygulanması birinci ve esas tercih değildir. Tüm uygulamaların,  ortaya konmuş hedeflerin mümkün olduğu ölçüde başarılmasını  amaçlayan bir taktiğe dahil edilmesi gerekmektedir. Lefkoşa  üçüncü kez veto hakkını kullanacağı konusunda uyarıda bulundu,  ancak nihayetinde uzlaşma yolunu seçti. Ancak bu arada Türkiye,  Gümrük Birliği Ek Protokolü'nü uygulamaksızın ve Kıbrıs  Cumhuriyeti'ni tanımaksızın üyelik sürecinde ilerlemektedir.  Türkiye bunu ne zaman yapacak? Pratik karşılığa sahip olmayan  ve AB tarafından zaman zaman yinelenen basit uyarılarla,  yükümlülüklerini uygulaması için bir nedeni yoktur. Veto son  anda rafa kaldırıldı ve AB'deki ortaklarımız ile Türkiye artık  bunu biliyor. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Ankara'nın,  Kıbrıs Cumhuriyeti'ni ilgilendiren yükümlülüklerine ilişkin  çok küçük bir adım dahi atmadan üyelik sürecinde ilerlediğini   yakında söyleyecek. Lefkoşa çıtayı yükseltti. Üzerinden geçmek  yerine altından geçmeyi tercih etti. Ancak aynı zamanda da   konjonktürü göz önünde bulundurması gerekmektedir. Kıbrıs  Hükümeti, tezlerinin yükünü tek başına kaldırdı ve  Yunanistan'ın dayanışması belki de ilk kez mesafeliydi."   (Kostas Venizelos, 14/06)

 

            MISIR BASINI:

 

            El Masry El youm: "Türkiye AB'ye Katılım Müzakeresinde  İlk Aşamayı Tamamladı": "Türkiye, müzakere konusu 35 alanı  kapsayan detaylı dosyaların ilki olan bilim ve araştırma  konusunda AB ile anlaşmaya vararak, katılım müzakerelerinde  ilk aşamayı başarıyla tamamladı. AB, Kıbrıs'ın muhalefetini  aşarak Türkiye ile katılım sürecinin fiilen başlatılması  işaretini verirken, Ankara'yı da, Lefkoşa'yı tanıma, hava  ve deniz limanlarını Kıbrıs'a açma gibi yükümlülüklerini  yerine getirmemesi halinde müzakerelerin ilerlemesinin zarar  göreceği konusunda uyardı. Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah  Gül ise, AB-Türkiye katılım müzakerelerinin ilk resmi  oturumunda iyimser olduğunu, ancak Türkiye-AB ilişkilerinin  zehirlenmemesi ve zedelenmemesi gerektiğini vurguladı."  (Abdullah Mustafa, 14/06)

 

            YUNANİSTAN BASINI:

 

            Yunanistan Radyo-TV Kurumu: "Sonuçlar Tatminkar":  "Başbakan Kostas Karamanlis, Dora Bakoyanni'nin Türkiye'deki  temaslarının sonucundan memnun olduğunu ifade etti. Dora  Bakoyanni, AB Genel İşler Konseyi'nde alınan sonuçlar ve

            Konstantinopolis'te (İstanbul) Türk mevkidaşı ile güven  arttırıcı önlemler konusunda vardıkları anlaşma konusunda  bakanlara bilgi verdi. Bakoyanni, toplantı sonrası yaptığı  açıklamada, 'Yunanistan, değişmeyen belirli bir strateji  izliyor. AB de genişleme konusunda ilkelerini koruma  niyetinde.' dedi. Türkiye ile AB arasında üyelik  müzakerelerinin ilk başlığının açılmasına Kıbrıs'ın veto  uygulaması niyeti konusunda Atina'ya bilgi verilip verilmediği   sorusuna Hükümet Sözcüsü Rusopulos, 'Yunanistan  Lefkoşa'nın  haklı kaygılarını savunmuştur ve desteklemiştir.' dedi."  (14/06)  

            Eleftherotipia: "Sadece Kıta Sahanlığı için Lahey'e  Başvuru": "Ege hava sahasında -Atina FIR sınırları içindeki-   trajik uçak kazası, normal olarak ve beklendiği üzere,   Türk-Yunan ve bunun uzantısında Türkiye-AB ilişkilerini   belirleyen tüm konu ve problemleri tekrar sahneye koydu.  Bu ilginç ve önemli tartışma ve problemlerin karşılanması   için teklif arayışı artık, Türkiye'nin AB'ye katılım  müzakereleri gelişmekte olan aday ülke olmasından kaynaklanıyor.   Bu durum, Türkiye'nin belirli bir çerçevede bulunduğu anlamına   geliyor, ki bu da Avrupa Komisyonu'nun ve AB Bakanlar  Komisyonu'nun ilgili iki paragrafında belirtiliyor -Helsinki   ve Aralık 2004-. Bu paragraflar, Türk-Yunan ilişkilerini   belirleyen problemlerin karşılanması için izlenmesi gereken   metodolojik yöntemi açıklıkla gösteriyor. Bunların sadece,   ikili sorunlar olmayıp artık Avrupa problemleri de oldukları   belli. Bu bakış açısından açıklamalar ve Türk-Yunan ve   Türkiye-AB ilişkilerine ilişkin konulara çözüm arayışı,   Türkiye'nin AB yönelimi ve buna verilen desteğin çok doğru   seçenek olarak devam edeceği verisiyle yapılıyor. (...)"  (YDP Milletvekili Yorgos Dimitrakopulos, 14/06)  

            To Vima: "Kazanılmış Olan Geri Saftaki Mücadele":  "Lüksemburg'da kaydedilen gelişme, Kıbrıs'ın hafta sonundaki  vetosunu geri çekerek, AB-Türkiye  müzakerelerinin resmen  başlamasını kabul etmiş olmasından başka bir şey değildi.  Geriye doğru atmış olduğu bu adım karşılığında Kıbrıs,  gelecekte bu kararın iptal edilmesini isteme hakkını güvence  altına aldı, fakat bunu da, diğer üye ülkelerin tümü veya  büyük çoğunluğu Kıbrıs'tan yana olması şartıyla sağladı.  Başka bir ifadeyle, Kıbrıs elindeki 'vetoyu' verdi ve  sadece diğer ülkelerle anlaşması durumunda bunu tekrar  kullanma hakkını kazandı. Atina ile Lefkoşa'nın büyük bir  zaferden söz etmesine rağmen, ilk bakışta bu gelişme pek de  büyük zafere benzemiyor. En iyi durumda geri safhada  kazanılmış olan bir mücadele sayılabilir. Son zamanlarda  Kıbrıs diplomasisi geri safta buna benzer mücadelelerde  zafer kazanıyor, fakat sonunda, bunların sadece adadaki iç  siyasi tüketim için yararlı oldukları kanıtlanıyor. Kıbrıs  Cumhuriyeti'nin

            tanınması konusuna gelince; Ankara bunu sona   bıraktığını, başka bir ifadeyle AB'nin Türkiye'yi artık  bünyesine katabileceğini açıklayacağı ana bıraktığını gizlemedi.  Buna paralel olarak, Türkiye büyük bir kendini beğenmişlikle,  AB'ye, önemsiz konularla (Kıbrıs konusuyla) uğraşmaya son  vermesi ve önemli olan konuyla, yani Türkiye'nin AB üyeliğiyle  uğraşması yönünde nasihat verdi. Bu davranışının birçok Avrupa  başkentinde öfke yarattığını Ankara çok iyi biliyor."  (M. Spinthurakis, 14/06) 

  ABD DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI SÖZCÜSÜ SEAN MCCORMACK'IN GÜNLÜK BASIN BRİFİNGİNDE TÜRKİYE İLE İLGİLİ SORULARA VERDİĞİ CEVAPLAR

             "SORU: Kıbrıs ile ilgili olarak. Türkiye Avrupa Birliği  ile 35 müzakere başlığından ilkini uzlaşmayla kapattı. Bununla  birlikte Avrupa Birliği'nin dışişleri bakanları, Kıbrıs  Cumhuriyeti de dahil olmak üzere AB'nin 10 yeni üyesine  karşı yükümlülüklerini yerine getirmemesinin ve havaalanları  ve limanlarını Kıbrıs uçak ve gemilerine açmamasının çok  ciddi sonuçları olacağı konusunda Türkiye'yi açık bir şekilde  uyardılar. Bu konuyla ilgili olarak ABD'nin tutumunu  öğrenebilir miyiz?

 

            MCCORMACK: Bizim tutumumuz, bunların ve AB ile Türkiye   arasındaki müzakerelerin AB'nin iç meselesi olduğu yönündedir.  Uzun süreden beri Türkiye'nin AB'ye katılımının destekçisi  olduk ve olmaya da devam ediyoruz. Tüm tarafları Türkiye'nin  nihayetinde AB'ye üyelik amacının gerçekleştirilmesine yönelik  adımları atmaya teşvik ediyoruz. Türkiye'ye ne yapacağını  söylemek bana düşmez. Bunlar Türk Hükümeti'nin vermesi  gereken kararlardır. Ardından Türk Hükümeti, AB ve üye  ülkelerle hangi adımları atması gerektiği üzerinde çalışabilir.  Ancak biz Türkiye'nin AB'ye katılımını desteklemeye devam  edeceğiz.

 

            SORU: Bu sürece müdahale ettiniz mi?

 

            MCCORMACK: Bu meselelerle ilgili olarak AB üyesi ülkeler   ve Türkiye ile her gün temas kuruyoruz. Ancak temel olarak  bunlar AB ve Türkiye'nin kendilerinin alması gereken  kararlardır." (13/06)

 

ESKİ SAYILAR