16.06.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ANKARA, 16/06(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 15 Haziran 2006 tarihli haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda  sunulmaktadır:

 

            ABD BASINI:

 

            Amerika'nın Sesi Radyosu: "Türkiye, AB'ye Üyelik Yolunda Bir Adım Attı": Türkiye, AB'ye üyelik için müzakereleri başlatarak, üyelik yolunda bir adım attı. Türkiye ile AB arasındaki müzakerelerin ilkinde konu, bilim ve araştırmaydı. Bunun dışında, çeşitli politikalara ilişkin 34 ayrı görüşme daha yapılacak. AB'nin üyesi olan Kıbrıs Rum kesimi, Türkiye'nin limanları ve havalimanlarını kendisine ve birliğin yeni üyelerine açmasını istiyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise, 'AB, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne uyguladığı ambargoyu

            kaldırmadıkça, Kıbrıs Rum kesiminin bu talebinin yerine getirilmeyeceğini' söylüyor. Görüşmeler, AB'nin Türkiye'ye yaptığı uyarıyla açıldı. Birlik, Türkiye'nin gerekli koşulları yerine getirmemesi halinde müzakere sürecinin yavaşlayabileceğini bildirdi. Amerika Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sean McCormark, Washington'un, AB üyesi bir Türkiye görmek istediğini söyledi. McCormack, 'Başından beri Türkiye'nin Birliğe üyeliğini destekliyoruz. Bu desteğin tarihi oldukça gerilere gidiyor. Desteğimize devam edeceğiz. Üyeliği gerçekleştirmek için bütün taraflara, 'gerekli adımları atmaları' çağrısında bulunuyoruz. Türkiye'nin neler yapması gerektiğini burada sıralamayacağım. Bu, Türk Hükümeti'nin, Birlik ve üye ülkelerle görüşerek karar vermesi gereken bir şey' diye konuştu. Amerika Dışişleri Bakanı Rice, Kıbrıs sorununun çözümü için Türkiye'nin iyi niyet ve çaba göstermesi gerektiğini belirtti. Rice, Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecine atıfta bulunarak, Türkiye'de demokrasinin geliştiğini ve temelinin eskiye göre daha sağlamlaştığını belirtti. Rice, hem Amerika'nın hem de Türkiye'nin, kendisini demokrasi ve Avrupa geleneklerine uyumda güçlü, Orta Doğu'nun geleceğinde büyük söz sahibi bir ülke olarak gördüğünü kaydetti." (Aydan Kızıldağlı, 15/06)

 

            ALMANYA BASINI:

 

            Frankfurter Rundschau: "Türkiye AB Uzlaşısıyla Rahatladı": "Avrupa Birliği ile yapılan katılım müzakereleri konusunda yaşanan gerginliğin ardından Lüksemburg'da varılan uzlaşıyla Türkiye'de temkinli bir mutluluk hakim. (...) Her şey son ana kadar belirsizliğini korumuştu. Kıbrıs Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, müzakerelerin başlatılmasına karşı gösterdiği direnişten vazgeçene kadar, AB Dönem Başkanlığı'nı yürüten Avusturya, beş öneri sunmak zorunda kaldı. Akşam geç saatlerde Lüksemburg'da kameraların karşısına geçen Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, 'Önemli bir kilometre taşını arkamızda bıraktık. Gelecekte, atılan bu adım hatırlanacak.' dedi. Ancak Gül'ün basın mensupları önünde sergilediği mutlu tavırlar yapaymış izlenimi verdi. Türk delegasyonu çevrelerinde Bakanın sinirlendiği söylendi. Gül ve diplomatları bir şeyi çok iyi biliyorlar: Türkiye henüz her 'iki ayağıyla' Avrupa'da değil. Bu engebeli ve Kıbrıs ile yaşanan Gümrük Birliği tartışmaları nedeniyle neredeyse başarısızlığa uğrayan katılım müzakerelerinin başlangıcı, Türkiye'nin Avrupa yolunun ne kadar taşlı ve uzun olduğunu hatırlattı. Ancak Ankara gerçekten de bir soluklanma molası kazandı. AB Komisyonu'nun ekim ayında açıklayacağı Türkiye ilerleme raporunda ya da en geç Avrupa Konseyi'nde, Ankara'nın Kıbrıs'a karşı kati bir şekilde uygulamamak konusunda direndiği Gümrük Birliği konusu yeniden gündeme gelecek. AB'li bir diplomat, Lüksemburg'da varılan uzlaşıyı, 'Bu sadece bir gök gürültüsüydü. Asıl fırtına sonbaharda kopacak' yorumunda bulundu. Kıbrıs Rumlarının o zamanda Ankara'ya yapılacak çağrı ya da uyarılarla yetinebilecekleri pek olası değil." (Gerd Höhler, 14/06)

            Almanya'nın Sesi Radyosu: "Brüksel'de Liderler Zirvesinin Gündemi: Anayasa Krizi, Genişleme Süreci ve Ortak Enerji Politikaları": "Brüksel'deki liderler zirvesinin gündeminde, anayasa krizinin kademeli olarak çözümlenmesi, Birliğin genişleme süreci ve ortak enerji politikaları bulunuyor. Bundan bir yıl önce düzenlenen referandumlarda, Hollanda ve Fransa'nın Avrupa Anayasası'nı reddetmelerinden ve tartışmanın geçici olarak rafa kaldırılmasından sonra konu ilk kez bugünkü liderler zirvesinde ele alınacak. Devlet ve hükümet başkanları, toplantı öncesinde yaptıkları açıklamalarda, AB Komisyonu'na, Birliğin genişleme kapasitesini değerlendirecek bir rapor hazırlama görevi vereceklerini de vurguladılar. Zirve için hazırlanan taslak bildiride, Türkiye ile fiili müzakerelerin başlamasından duyulan memnuniyet dile getiriliyor. Zirvede ayrıca, limanlar konusu da gündeme gelecek ve AB liderleri, Türkiye'nin, Ortaklık Anlaşması ile Ek Protokol'ün getirdiği yükümlülükleri tam olarak yerine getirmesi konusuna değinecekler." (15/06)

            Nürnberger Nachrichten: "Türkiye Avrupa Heyecanını Yitiriyor": "Türkiye'de Avrupa coşkusunda bir azalmanın yaşandığı önceki aylarda belirgin biçimde hissediliyordu, fakat hayal kırıklığının boyutları ancak şimdi anlaşılabiliyor. Artık sadece halkın yüzde 57.3'ü AB'yi destekliyor. Daha iki yıl öncesinde destekleyenlerin oranı yüzde 72.2 düzeyindeydi. Yüzde 57.6'lık bir kesim, Türkiye'nin sorunlarıyla kendi başına başa çıkabileceğini ve dışarıdan yardıma ihtiyaç olmadığını belirtiyordu. Sadece yüzde 29'luk bir kesim, ülke sorunlarının AB üyeliğiyle çözülebileceğine inanıyordu. Birçok Türk, AB'nin ülkelerinden her defasında yeni tavizler isteyeceği izlenimini taşıyor. AB'nin, Türklerin yakın zamanda üyeliğe alınsalar bile, AB ülkelerinde serbest dolaşım olanaklarına kavuşma hakkına erişmeyecekleri şeklindeki açıklamaları halkın kızgınlığına neden oluyor. Bundan başka Kıbrıs sürtüşmesi etrafında sürekli gürültü koparılması da olumsuz etki yaratıyor. (...)" (Thomas Seibert, 15/06)

 

            AVUSTURYA BASINI:

 

            ORF-TV: "Belirtiler Fırtınayı Gösteriyor": "AB Dışişleri Bakanları pazartesi akşam saatlerinde Türkiye ile müzakere maratonundaki ilk bölümü açıp geçici olarak kapatmadan önce, 25 AB ülkesi bir kez daha beklemekle geçen sinir bozucu saatler talep etmişti. Türkiye'deki endişeli yorumcular, 'Bilim ve araştırma alanındaki işbirliği gibi tehlikesiz bir konu bile bu denli kargaşalara neden oluyorsa, en az 10 yıl sürmesi beklenen müzakerelerde tartışmalı fasıllar söz konusu olduğunda neler yaşanacak?' sorusunu yöneltti. Türkler açısından, tıpkı AB ile Türkiye katılım müzakereleri konusunda prensip kararını verdiği 2005 yılının ekim ayında olduğu gibi yine ateşi körükleyen Kıbrıs oldu. Gerçi Lefkoşa'daki hükümet, Ankara'nın nihayetinde Kıbrıs'ı diplomatik olarak tanıması gerektiği yönündeki talebinde başarılı olamadı. Ancak AB Dışişleri Bakanları, Türkiye'nin AB ile var olan Gümrük Birliği'ni Kıbrıs'ı da kapsayacak şekilde genişletmemesi halinde müzakerelerin hüsranla sonuçlanabileceği uyarısında bulundu. Genişlemeden Sorumlu Komiser Olli Rehn, 'Bu ne kadar çabuk olursa, o kadar iyi olur' açıklamasında bulundu. Ancak Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün öfkesi ve hayal kırıklığı sadece Kıbrıs ve onun engeline yönelik değil, daha çok, bir kez daha -Türk yorumcularının yazdığı gibi- Lefkoşa'nın 'kaprislerine' fırsat tanıyan geri kalan 24 AB üyesine yönelikti. Gül, Lüksemburg'ta, 'Türkiye ve AB arasındaki ilişkilerin gereksiz yere zehirlenmesine izin verilmemeli. Bir AB üyesi ile dayanışma içerisinde olunması gayet doğal, ancak bu söz konusu ülkenin yanlış yolda olması durumunda doğru değildir' açıklamasında bulundu." (Ingo Bierschwale, 15/06)

 

            Kurier: "Türklerin Çoğunluğu AB'ye Katılımın  Gerçekleşeceğinden Şüpheli":

 

            "SORU: Türklerin AB'ye giderek daha eleştirel gözle  bakmalarının nedeni ne?

 

            YENEL: Diğer aday ülkelerde de bu böyleydi. Müzakerelerin başlama safhasında halkın morali biraz bozuk oluyor. Genelde  çoğunluk AB'ye üyeliği destekliyor, ancak bu çoğunluk bunun gerçekleşeceğinden şüphe ediyor.

 

            SORU: Müzakere sürecinin tümü başlangıcı gibi zor mu  olacak?

 

            YENEL: Kıbrıs sorunu çözülmediği sürece, sürekli buna  benzer sorunlarla karşılaşacağız, çünkü ilk müzakere faslı  (bilim ve araştırma) en kolay olan fasıldı. Tabii bu atmosferi  değişken olan bir siyasi durumdu. Korkarım diğer fasıllarda da  buna benzer durumlar yaşayacağız. (...)

 

            SORU: Türkiye ne zaman AB üyesi olabilir?

 

            YENEL: Bunun ne kadar süreceğini söylemek zor.  Müzakereler daha yeni başladı. Önümüzde uzun bir yol var.  Belki yedi, belki de on yıl sürebilir. Müzakerelerin bitmesi  halinde, bizi uzun bir ratifiye süreci bekliyor. Bütün bunlar  2020 yılına kadar sürebilir.

 

            SORU: Birçok Avusturyalı Türkiye'nin katılımına şüpheli  gözlerle bakıyor. Sizce bunun nedeni ne?

 

            YENEL: Avusturyalılar Türkiye'nin üye olması halinde,  binlerce Türk'ün Avusturya'ya gelmesinden ve her şeyi  değiştirmesinden korkuyor. Ama böyle bir şey olmayacak."  (Maria Kern, Türkiye'nin Viyana Büyükelçisi Selim Yenel ile  yapılan mülakat, 15/06)

 

            KIBRIS RUM BASINI:

 

            Haravgi: "Avrupa Hukuku Kriterleri ve Silahıyla":  "Türkiye'nin, önümüzdeki ekim ayında tabi tutulacağı  değerlendirme için kaygı duymaya hakkı vardır. O zamana kadar  kendisine Avusturya Dönem Başkanlığı'ndan, Genişleme  Konseyi'nden ve diğer AB üst düzey yetkilileri tarafından  yapılan diplomatik ve sert uyarıları ve tavsiyeleri  uygulamalıdır. Bugünlerde AB tarafından Türkiye'ye yönelik  mesajlar, Konseyin aldığı karar ile belirlenen yükümlülüklerine en hızlı biçimde uyması yönündedir. Aksi  taktirde sergilediği kabadayılık davranışları ile müzakerelerin kesilmesi düşüncesine dayanak sağlar ve  üyeliğine duyulan kuşkuları besler. Avrupa Konseyi'nin iki  büyük grubunun liderlerinin geçtiğimiz gün verdiği demeçler, açıklamaları ve kuşkuları belirginleştiriyor: Pöttering,  'Türkiye eğer Ankara Protokolü'nü onaylamayı ve Gümrük  Birliği'ni Kıbrıs'a genişletmeyi reddetmeye devam ederse  müzakerelerin kesilmesinin gerekeceği an noktasına varılacak'  derken, Sosyalist Grup Başkanı Schultz da benzer ifadeler ve  üslup ile bir uyarı yaptı. Türk basınında yansıtıldığı üzere,  Gümrük Birliği Protokolü'nü genişletmek ve Türk hava ve deniz  limanlarını açmak hakkında başka bir kaçış yolu olmadığı  görülüyor. Ekim ayına kadar olan süreçte, Türkiye'nin bu iki  durumu çıkarları doğrultusunda ölçüp biçmesi gerekir:  Müzakerelerin askıya alınması olasılığı ve Gümrük Birliği  Protokolü'nü genişletme... Şu an için AB ile müzakerelerinin  askıya alınması olasılığı düşüncesinin bile çok uzakta  görünmesine rağmen bugünlerde yapılan sert uyarılarda  rahatlama ve gevşemeye yer yoktur. Elbette Kıbrıs'ta da...  Türkiye, yanında İngiltere ve ABD'yi bulundurabilir ancak  Kıbrıs'ın yanında da hukuk ve mantık ile birlikte, en sonunda  kendi tarzı ile Türkiye'ye 'evet' ya da 'hayır' diyecek olan  Avrupa kamuoyu vardır. AB'nin tüm işleyiş yapısı, Avrupa  Hukuku kriterlerine dayanır."  (Niki Kulermu, 15/06)

 

            YUNANİSTAN BASINI:

           

            Yunanistan Radyo-TV Kurumu: "Taahhütlerini Yerine  Getirmeli": "Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni ile Türkiye-AB  Uyum Komisyonu Başkanı ve Dışişleri eski Bakanı Yaşar Yakış,  Ankara'nın Avrupa sürecini ve Yunan-Türk konularını görüştüler. Pire Denizcilik Kulübü'nün, 'Yunan Dış Politikasında Yunan  Denizciliğinin Önemi' konulu etkinliğinde konuşan Bakoyanni,  Atina'nın Ankara'ya karşı politikasına değindi. Bakoyanni  konuşmasında, 'Türkiye'nin Avrupa perspektifine desteğimiz  stratejik tercihimizdir. Uluslararası hukuk ve iyi komşuluk  ilkeleri temelinde, ilişkilerin sürekli gelişmesi tercihimiz. Bu düşünce çerçevesinde, komşunun Avrupa sürecini teşvik  ediyoruz. Türkiye'nin, Avrupai kriter ve koşulları yerine  getirmesi yönündeki çabaları, Yunanistan'ın görüşüne göre,  tam üyelikle sonuçlanmalıdır.' dedi. Türkiye dahil, aday  ülkelerin üyelik süreçlerinin görüşüleceği AB Liderler  Zirvesi bugün başlıyor. Bununla birlikte, Avrupalıların  Türkiye'ye baskısı artarken, Türk Başbakanı, NTV'nin internet  sitesinde yayımlanan açıklamasında, Kıbrıslı Türkler aleyhine kısıtlamalar kaldırılmadan Türk limanlarının Kıbrıs'a  açılmasının mümkün olmadığını yineledi." (15/06)

 

ESKİ SAYILAR