19.06.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

            ANKARA, 19/06(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 16-18 Haziran 2006  tarihli haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda  sunulmaktadır:

 

            ABD BASINI:

 

            AP: "AB, Türkiye'nin, Limanlarını Kıbrıs'a Açmasını  Öngören Anlaşmaya Riayet Uyarısında Bulundu": "Fransa  Cumhurbaşkanı Chirac ve diğer AB liderleri, Türkiye'ye uyarıda  bulunarak, Kıbrıs'a limanların açılmasını öngören anlaşmaya  riayet etmesi gerektiğini, aksi takdirde AB'ye katılım  emellerinin askıya alınabileceğini ifade ettiler. Türkiye  Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da yaptığı açıklamada,  ülkesinin hava ve deniz limanlarını Kıbrıs'a 'asla'  açmayacağını söyledi. Chirac, zirvenin ardından muhabirlere  yaptığı açıklamada, 'Özelikle Kıbrıs menşeli malların  limanlarına gelmesi halinde, verilen taahhütlere uymalı. Şayet  uymazsa, Türkiye'nin, AB'nin genişlemesi yönünde adım atma  kapasitesi sorgulanır hale gelecek.' dedi. Erdoğan da  açıklamasında, ancak ve ancak, adanın Türk kesimine uygulanan  izolasyonun kalkması durumunda limanların Kıbrıs'a açılacağını  söyledi. AB Dönem Başkanlığı görevini yürüten Avusturya  Şansölyesi Wolfgang Schuessel, yaptığı açıklamada, Erdoğan'ın  yıl sonuna kadar anlaşmaya riayet etmesi gerektiğini, şayet  etmezse, AB'nin, kasım ayında başlayan katılım müzakerelerinin  askıya alınması da dahil olmak üzere, diğer olasılıkları  gözden geçireceğini belirtti. Schuessel şöyle konuştu: 'AB'ye  üye bütün ülkeler açısından şurası gayet nettir ki, Ankara  Protokolü'nün bütün üye ülkelere uygulanması gerekmektedir.  Umuyoruz ki, yıl sonuna kadar Türkiye bunu gerçekleştirecektir.  Erdoğan'ın yaptığı açıklama doğruysa, sorun teşkil edecektir.'"  (16/06)

 

            Amerika'nın Sesi Radyosu: "AB Zirvesinde Yeni Anayasa  Konusundaki Anlaşmazlık Giderilemedi": "AB liderleri  Brüksel'de bir araya geldiler. AB açısından gündem oldukça  yüklü. Öncelikli konusu ise, anayasanın kurtarılması. Ancak  liderler arasında bu konudaki beliren görüş, Avrupa  anayasası tartışmalarının düşünme süresini bir yıl daha  uzatmak. AB'nin en önemli gündem maddelerinden bir diğeri  de enerji. Özellikle Rusya ile yaşanan sorunlar ve Rusya  ile Ukrayna arasında yaşanan sorunlardan sonra bu madde  gündemde yerini aldı. Bu maddeyle ilgili Türkiye'ye de önemli  rol düşüyor. Çünkü Türkiye, Avrupa'ya giden enerji hatlarında  önemli bir geçiş noktası olarak göze çarpıyor. Sonuç  bildirisinde buna da vurgu yapılması bekleniyor. Birliğin  genişlemesi konusu da AB liderlerinin gündeminde. Zirvede  Türkiye ile fiili müzakerelerin başlamasından duyulan  memnuniyet dile getiriliyor. Tabii müzakerelerin gidişatını  her ülkenin performansının belirleyeceği vurgulanıyor ve  Türkiye'nin çerçeve belgesi doğrultusundaki yükümlülüklerini  yerine getirmesi gerekliliğine vurgu yapılıyor. Buna Gümrük  Birliği Ek Protokolü de dahil deniyor. Protokolde ne istendiği  belli: Türkiye'nin liman ve havaalanlarını Kıbrıs Rum gemi ve  uçaklarına açması. AB liderleri sonuç bildirgesinde 2006'da  bu konuda bir değerlendirme yapılacağını Türkiye'ye  hatırlatıyorlar." (Güven Özalp, 16/06)

 

            Amerika'nın Sesi Radyosu: "ABD: AB Ülkelerini Uyardık":  "Amerika, Avrupa Birliği'ni Türkiye ile üyelik görüşmelerinde  yapıcı ve esnek olmaya çağırdı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü,  bu konuda Avrupa ülkeleri nezdinde yapılan girişimlerde Kıbrıs  Rum Hükümeti'nin de aynı şekilde uyarıldığı haberini doğruladı.  Amerika Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sean Mccormack, Kıbrıs Rum  yönetimi dahil bazı Avrupa Birliği ülkelerine Türkiye'nin  üyelik müzakerelerinde olabildiğince yapıcı ve esnek  davranmaları yönünde telkinde bulunduklarını açıkladı.  McCormack, Amerika'nın Türkiye'nin üyelik müzakereleri  konusunda temas kurduğu Avrupa Birliği ülkeleri arasında Rum  yönetiminin bulunduğunu da söyledi: 'Amerika'nın Kıbrıs  politikası değişmemiştir. Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine  gelince; bunu destekliyoruz. Bu konuda nihai kararın Türkiye  ve Avrupa Birliği tarafından verileceğini de biliyoruz. Bazı  zamanlarda ve önemli anlarda Avrupa Birliği ülkeleriyle temasa  geçiyor ve Türkiye ile görüşmelerinde mümkün olduğunca yapıcı  ve esnek davranmaya çağırıyoruz.'" (17/06)

 

            AVUSTURYA BASINI:

 

            Die Presse: "AB Genişlemesi Konusunda İki Ruhlu":  "Avusturya Hükümeti'nin AB'nin genişlemesi konusundaki  pozisyonu nedir? Bu basit bir soru olmasına rağmen şu  sıralarda basit bir şekilde cevaplandırılması mümkün değil,  çünkü Başbakan ve grubu bu konuda çifte standart uyguluyor.  Schüssel'in Türkiye'nin katılımı konusunda halk oylaması  yapılacağını bildirmesine karşın, bunun Hırvatistan ya da  başka aday ülkeler için geçerli olmaması bile bunu açıkça  gösteriyor. Hükümet, Romanya ve Bulgaristan'da daha birçok  sorun çözülmemiş olmasına rağmen, bu iki ülkenin Birliğe  alınmalarından yana çıkıyor. Hatta diğer Balkan ülkelerine  de bir katılım perspektifi verilmesini sağlamaya çalışıyor.  Ama aynı zamanda da AB'nin yeni üye alma kapasitesinin gözden  geçirilmesi için propaganda yapıyor. Evet, hatta halkın  görüşünün dikkate alınmasını bile istiyor. Hükümet bu  tartışmayı bir iç politika, bir de dış politika ruhu ile  sürdürdüğü için, inanılırlığını yitiriyor. (...) Neyin ne  olduğunu net bir şekilde dile getirmek çok daha dürüstçe  olurdu. Hiçbir hükümet şu anda Türkiye'nin katılımını aktif  olarak destekleyecek durumda değil. Ancak Avusturya ekonomik- siyasi nedenlerden dolayı en azından yakındaki güneydoğu  Avrupa ülkelerinin katılımından yana olmalı." (Wolfgang Böhm,  16/06)

 

            ORF: "Müzakereler Ciddi Anlamda Tehlikede mi?": "Kıbrıs  sorunu, Türkiye ve AB arasındaki katılım müzakerelerini  tehlikeye atabilir. Türkiye, AB'nin Kıbrıs'ı artık tanıması  gerektiği yönündeki talepleri şiddetle reddetti. Türkiye  gerektiği takdirde müzakerelerin durmasını da göze almaya  hazır. AB Zirvesi'nde, şu an ki Dönem Başkanı Başbakan  Wolfgang Schüssel'in (ÖVP) yanı sıra Fransa Cumhurbaşkanı  Jacques Chirac da açık açık, AB'nin, Ankara'nın bu retçi  tutumuna en fazla yıl sonuna kadar dayanabileceğini belirtti.  AB, Ankara Protokolü'yle ilgili yükümlülüklerin yerine  getirilmemesi durumunda Türkiye ile katılım müzakerelerinin  çıkmaz sokağa girebileceği uyarısında bulundu. Türkiye buna  göre, AB ile arasındaki Gümrük Birliği Anlaşması'nı,  Ankara'nın varlığını halen kabul etmediği Kıbrıs'ı da  kapsayacak şekilde genişletmek zorunda. Türkiye Başbakanı  Recep Tayyip Erdoğan ise, AB liderlerinin bu sert ifadelerine  soğuk kanlılıkla şu cevabı verdi: 'Müzakereler durursa durur.'  AB ilk adım olarak özellikle de Türkiye'nin liman ve  havaalanlarını Kıbrıs'a ait gemi ve uçaklara açmasını istiyor."  (17/06)

 

            Der Standard: "Türkiye, Kıbrıs Yüzünden Giriş  Müzakerelerini Tehlikeye Atıyor": "AB ile Türkiye arasında bir ihtilaf çıkacağa benziyor. AB devlet ve hükümet başkanları oy birliğiyle Türkiye'den limanlarını Kıbrıs'a açmasını istediler.  AB Dönem Başkanı Wolfgang Schüssel, 'Aday ülkelerin hepsi  Ankara Protokolü'nün uygulamaya geçirilmesi gerektiğinden yola  çıkıyor. Umarım Türkiye yıl sonuna kadar bunu yapmış olur.  Aksi takdirde Avrupa Konseyi bu soruna eğilecektir.' dedi.  Ankara Protokolü'nde Türkiye'nin, Gümrük Birliği'ni Kıbrıs da  dahil olmak üzere yeni AB ülkelerini içine alacak şekilde  genişleteceği yer alıyor. Fransa Devlet Başkanı Jaques Chirac'a  göre, Türkiye Kıbrıs sorununda uzlaşmaya yanaşmadığı sürece,  AB'ye katılımı tehlikeye atıyor. Devlet Başkanı Chirac zirve  toplantısının ardından, 'Türkiye'nin yükümlülüklerini yerine  getirmesi ve Kıbrıs'tan gelecek mallara limanlarını açması  gerektiğini düşünüyorum. Eğer bunu yapmayacak olursa, giriş müzakerelerinin

            sürdürülmesine ilişkin yeteneğini şüpheye  düşürmüş olacaktır' şeklinde konuştu. Buna karşın Başbakan  Tayyip Erdoğan yumuşamaya yanaşmıyor. Erdoğan İstanbul'daki  Ticaret Odası'nda yaptığı bir konuşmada, 'Müzakereler  durdurulursa durdurulsun' diyerek sanayicilerden alkış  topladı. Erdoğan limanların açılmasından önce, AB'nin  adanın kuzey kesimine uyguladığı ticari sınırlamaların  kaldırılmasını istedi." (18/06)

 

            AZERBAYCAN BASINI:

 

            Yeni Müsavat: "Erdoğan'dan AB'ye Sert Cevap: Kuzey  Kıbrıs'a Yönelik Ambargolar Kaldırılmazsa, Bizden Hiçbir  Adım Beklemeyin... Müzakereleri Bu Yüzden Durduracaksanız  Durdurun": "Türkiye, AB dışişleri bakanları toplantısındaki  üyelik müzakerelerinin birinci aşamasını tamamlasa da, yeni  bir sorunla karşılaştı. Ankara'ya, üyelik müzakerelerinin  başlaması için şartlı olarak 'evet' diyen AB üyeleri, her  aşamada bu şartları hatırlatıyorlar. Özellikle Rum Kesimi'nin  tanınması ve Türkiye'nin, deniz ve hava limanlarını Rum  gemilerine açması şartları Ankara'nın AB üyeliği yolundaki  en büyük engel. AB Liderler Zirvesi'nin nihai deklarasyonunda  Türkiye söz konusu engel konusunda uyarıldı. Türkiye'nin,  Gümrük Birliği Anlaşması'nın Ek Protokolü'nü imzaladığı ve  protokolün tüm şartlarını yerine getirmesi gerektiği  bildiriliyor. Ancak Ankara, Rum Kesimi ile ilgili tutumunu  değiştirmek niyetinde değil. Türkiye, AB'nin son günlerde  artan baskısı üzerine daha sert bir tutum sergilemek zorunda  kaldı. AB'ne oldukça sert mesajlar veren Başbakan Erdoğan,  Avrupa ülkelerinin Kuzey Kıbrıs'ın hava ve deniz limanlarına  yönelik ambargoları kaldırmamaları halinde, Türkiye'nin de  hiçbir adım atmayacağını söyledi." (Ülker, 17/06)

 

            İNGİLTERE BASINI:

 

            The Independent: "Barroso Uyardı: Türkiye'nin AB Üyeliği  Kuşkulu": "Hükümet başkanları Avrupa Anayasasını 2008'de  canlandıracak girişimler konusunda kavga ederken, Avrupa  Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, Türkiye'nin AB üyeliği  ihtimaline kuşkulu yaklaştı. Barroso, Türkiye'yi AB'ye dahil  etmenin 'çok zor olacağını' söylerken, Avrupa'da birçok  kişinin 70 milyonluk güçlü ve nüfusunun çoğunluğu Müslüman  olan bir ülkeyi 'kültürel olarak farklı' gördüğünü belirtti.  Türkiye'nin AB ile üyelik müzakerelerinde bir kriz kıl payı  atlatıldı. Fakat diplomatlar, sadece problemlerin sonbahara  kadar ertelendiğine inanıyorlar. Sonbaharda Türkiye'den  limanlarını Kıbrıs bandıralı gemilere açması istenecek.  Lüksemburg Başbakanı Jean-Claude Juncker, Fransız La Croix  gazetesine yaptığı açıklamada, 'Türkiye bu koşulu bu yıl  yerine getirmezse, bence müzakereler ertelenmek zorunda  kalacak.' dedi. Türkiye'nin AB üyeliğinin bir gün gerçekleşip gerçekleşmeyeceği

            sorusuna cevaben Barroso, BBC'ye yaptığı  açıklamada, 'Sanıyorum bu mümkün, fakat bu görev onlar için  zor olduğu kadar bizim için de, birçoklarının Avrupa'nın  genelinden kültürel olarak farklı gördüğü böyle önemli ve  büyük bir ülkeyi hazmetmeye hazır olmak zor olacaktır.'  dedi." (Stephen Castle, Andrew Grice, 16/06)

 

            The Guardian: "Türkiye'nin AB Umutları Yine Bir Soruna  Takıldı": "Türkiye'nin AB ile zorlu üyelik müzakereleri bir  başka soruna takıldı. Avusturya genişleme konusunda frene  basmaya çalışırken, deneyimli bir Avrupalı lider müzakerelerin  askıya alınabileceği uyarısında bulundu. Zirve çerçevesinde  bir araya gelen AB liderlerinden Avusturya Şansölyesi Wolfgang  Schüssel, katılım müzakerelerini zora sokacak önerilerde  bulunarak, Türkiye'nin üyelik olasılığı konusundaki şüphelerin  altını çizdi. Bu öneriye göre, yeni bir üye alındıktan sonra  sıra bir sonrakine geldiğinde Avrupa Birliği'nin bir ülkeyi  daha içine alacak olanakta olup olmadığının önemli bir ölçüt  olarak kabul edilmesi gerekiyor. Şansölyenin önerisi kabul  edilecek gibi görünmüyor zira zirvede yer alan en az 13 ülke,  Ankara'nın önüne böylesine açık bir engel konulmasını istemiyor.  Birliğe katılması halinde Türkiye, AB nüfusunun yaklaşık yüzde  20'sini oluşturacak. Lüksemburg Başbakanı Jean-Claude  Juncker'in, Ankara'nın Kıbrıslı Rumlara limanlarını ve  havaalanlarını açmayı reddetmesi halinde üyelik  müzakerelerinin durdurulması çağrısında bulunmasının ardından  Türkiye ile ilgili sıkıntı arttı. Juncker, Fransız La Croix  gazetesine yaptığı açıklamada şöyle dedi: 'Türkiye bu koşulu  bu yıl yerine getirmezse müzakerelerin durdurulması  gerektiğini düşünüyorum.'" (Nicholas Watt, David Gow, 16/06)

 

            KIBRIS RUM BASINI:

 

            Fileleftheros: "BM Genel Sekreteri'nin Açıklaması Şok  Etkisi Yarattı": "BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, 'Kıbrıs'ın  şimdi AB üyesi olması ve Türkiye'nin de AB üyesi olmaya  çalışması nedeniyle, Kıbrıs konusunda durum daha da karmaşık  hale geldi' şeklindeki açıklaması, Kıbrıs'ta şok etkisi  yarattı. Annan'ın, 'Kıbrıs'ın AB üyeliğinin Kıbrıs konusunda  durumu daha da karmaşık hale getirdiği' yönündeki yakıcı  açıklaması, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin yoğun tepkisine neden  oldu." (16/06)

 

            RUSYA BASINI:

 

            Kommersant: "Garantisi Olmayan Anayasa... Brüksel  Zirvesinde Anayasanın Kabulü Bir Yıl Ertelendi": "AB'ye üye ülkelerin iki günlük zirvesi Brüksel'de başladı. Zirvenin  başlıca amacı, bir yıl önce Fransa ve Hollanda'da düzenlenen referandumlarda

            reddedilen Avrupa Anayasasını canlandırma  çabasıydı. Ancak, dünkü toplantıda Anayasanın kaderinin  belirlenmesi bir yıl ertelendi. Eğer tartışmalı Anayasa  kabul edilmezse, bu husus AB'den ziyade, özellikle bu  örgüte katılmaya çalışan Türkiye, Balkan ülkeleri ve  Ukrayna'ya darbe vuracak. Türkiye son 20 yıldır AB'ye üye  olmak istiyor. Avrupa'nın en büyük devletlerinin liderleri  ise, Türkiye'yi AB üyesi olarak görmek istemediklerini uzun  süredir gizlemiyorlar. Örneğin Almanya, Fransa, İtalya ve  Avusturya, başta Türkiye olmak üzere, yeni adaylara yönelik  talepleri daha da sıkılaştırmayı defalarca önerdiler. Buna  rağmen Türkiye, bu hafta başında AB ile yakınlaşma yönünde  ilk adımı atmayı başardı. Brüksel ile Ankara, Türkiye'nin  AB'ye üyeliği için gerekli olan 35 müzakere başlığından  ilkini tamamladılar. Ancak, şunu da kaydetmek gerekir ki,  Avrupa'nın bütünleşmesinin ateşli taraftarları bile  Türkiye'nin AB'ye üyeliğine olumsuz bakıyorlar. Özellikle,  Ankara'ya güvenmediğini gizlemeyen Angela Merkel, AB içinde  Türk aleyhtarı eğilimleri güçlendiriyor. Ankara'yı AB'den  uzak tutabilmek için Türkiye karşıtlarının elinde Kıbrıs gibi  önemli bir vesile de var. Avrupalılar, yalnızca Türkiye'nin  değil, onun ardından sırada bekleyen Balkan ülkeleri, Ukrayna  ve Gürcistan'ın üyelik taleplerinden de rahatsız oluyorlar."  (Mihail Zigar, Natalya Portyakova, 16/06)

 

            YUNANİSTAN BASINI:

 

            To Vima: "Yaşar Yakış: Kara Suları İçin Anlaşırsak 'Casus  Belli' Ortadan Kalkacak":

 

            SORU: AB yolunuzda Atina'dan neler istiyorsunuz?

 

            YAKIŞ: AB, Kopenhag ve Maastricht kriterlerinden daha da  ileriye gidiyor ve Türkiye'nin üyeliğine bir de siyasi boyut  ilave ediyor. Bunu, geçen hafta bilim ve araştırma bölümünün  görüşülmesi sırasında gördük. Bu başlık altında sadece bilim  ve araştırmayı masaya yatırman gerekirken 'Ermeni soykırımını  tanımazsan balıkçılık için müzakerelere başlamam' dersen,  olmaz. Bilim ve araştırma için de aynısı geçerli; Kıbrıs  konusu ve Türk limanları ilgisiz kalıyor. Atina'dan, Kıbrıs  Rumlarına şunu söylemesini bekliyoruz: 'Bilim ve araştırmanın  limanlarla ilgisi yok.'

 

            SORU: Türkiye bir iyi niyet jesti olarak neden casus  belli'yi kaldırmıyor?

 

            YAKIŞ: Türk-Yunan ilişkilerinin birçok boyutu var ve bir  paket oluşturuyorlar. Bu tür kararların alınması için ortamın  uygun olması gerekir. (...) Konular birbirine bağlı. Kara  sularının genişliği üzerinde kesin anlaşırsak -istikşafi  temaslarda yapıcı çözümler görüşüldü- casus belli konusu  ortadan kalkacak ve yol daha birçok şey için açılacak."  (Tania Bozaninu, AB'ye Uyum Komisyonu Başkanı Yaşar Yakış  ile yapılan yayımlanan mülakat, 17/06)   

 

 

 

 

 

  

 

 

 

 

 

ESKİ SAYILAR