ABD BASINI:
AP: "AB, Türkiye'nin,
Limanlarını Kıbrıs'a Açmasını Öngören Anlaşmaya Riayet Uyarısında
Bulundu": "Fransa Cumhurbaşkanı Chirac ve diğer AB liderleri,
Türkiye'ye uyarıda bulunarak, Kıbrıs'a limanların açılmasını öngören
anlaşmaya riayet etmesi gerektiğini, aksi takdirde AB'ye katılım
emellerinin askıya alınabileceğini ifade ettiler. Türkiye Başbakanı
Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da yaptığı açıklamada, ülkesinin hava ve
deniz limanlarını Kıbrıs'a 'asla' açmayacağını söyledi. Chirac,
zirvenin ardından muhabirlere yaptığı açıklamada, 'Özelikle Kıbrıs
menşeli malların limanlarına gelmesi halinde, verilen taahhütlere
uymalı. Şayet uymazsa, Türkiye'nin, AB'nin genişlemesi yönünde adım
atma kapasitesi sorgulanır hale gelecek.' dedi. Erdoğan da
açıklamasında, ancak ve ancak, adanın Türk kesimine uygulanan
izolasyonun kalkması durumunda limanların Kıbrıs'a açılacağını
söyledi. AB Dönem Başkanlığı görevini yürüten Avusturya Şansölyesi
Wolfgang Schuessel, yaptığı açıklamada, Erdoğan'ın yıl sonuna kadar
anlaşmaya riayet etmesi gerektiğini, şayet etmezse, AB'nin, kasım
ayında başlayan katılım müzakerelerinin askıya alınması da dahil olmak
üzere, diğer olasılıkları gözden geçireceğini belirtti. Schuessel şöyle
konuştu: 'AB'ye üye bütün ülkeler açısından şurası gayet nettir ki,
Ankara Protokolü'nün bütün üye ülkelere uygulanması gerekmektedir.
Umuyoruz ki, yıl sonuna kadar Türkiye bunu gerçekleştirecektir.
Erdoğan'ın yaptığı açıklama doğruysa, sorun teşkil edecektir.'"
(16/06)
Amerika'nın Sesi Radyosu:
"AB Zirvesinde Yeni Anayasa Konusundaki Anlaşmazlık Giderilemedi": "AB
liderleri Brüksel'de bir araya geldiler. AB açısından gündem oldukça
yüklü. Öncelikli konusu ise, anayasanın kurtarılması. Ancak liderler
arasında bu konudaki beliren görüş, Avrupa anayasası tartışmalarının
düşünme süresini bir yıl daha uzatmak. AB'nin en önemli gündem
maddelerinden bir diğeri de enerji. Özellikle Rusya ile yaşanan
sorunlar ve Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan sorunlardan sonra bu
madde gündemde yerini aldı. Bu maddeyle ilgili Türkiye'ye de önemli
rol düşüyor. Çünkü Türkiye, Avrupa'ya giden enerji hatlarında önemli
bir geçiş noktası olarak göze çarpıyor. Sonuç bildirisinde buna da
vurgu yapılması bekleniyor. Birliğin genişlemesi konusu da AB
liderlerinin gündeminde. Zirvede Türkiye ile fiili müzakerelerin
başlamasından duyulan memnuniyet dile getiriliyor. Tabii müzakerelerin
gidişatını her ülkenin performansının belirleyeceği vurgulanıyor ve
Türkiye'nin çerçeve belgesi doğrultusundaki yükümlülüklerini yerine
getirmesi gerekliliğine vurgu yapılıyor. Buna Gümrük Birliği Ek
Protokolü de dahil deniyor. Protokolde ne istendiği belli: Türkiye'nin
liman ve havaalanlarını Kıbrıs Rum gemi ve uçaklarına açması. AB
liderleri sonuç bildirgesinde 2006'da bu konuda bir değerlendirme
yapılacağını Türkiye'ye hatırlatıyorlar." (Güven Özalp, 16/06)
Amerika'nın Sesi Radyosu:
"ABD: AB Ülkelerini Uyardık": "Amerika, Avrupa Birliği'ni Türkiye ile
üyelik görüşmelerinde yapıcı ve esnek olmaya çağırdı. Dışişleri
Bakanlığı Sözcüsü, bu konuda Avrupa ülkeleri nezdinde yapılan
girişimlerde Kıbrıs Rum Hükümeti'nin de aynı şekilde uyarıldığı
haberini doğruladı. Amerika Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sean Mccormack,
Kıbrıs Rum yönetimi dahil bazı Avrupa Birliği ülkelerine Türkiye'nin
üyelik müzakerelerinde olabildiğince yapıcı ve esnek davranmaları
yönünde telkinde bulunduklarını açıkladı. McCormack, Amerika'nın
Türkiye'nin üyelik müzakereleri konusunda temas kurduğu Avrupa Birliği
ülkeleri arasında Rum yönetiminin bulunduğunu da söyledi: 'Amerika'nın
Kıbrıs politikası değişmemiştir. Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine
gelince; bunu destekliyoruz. Bu konuda nihai kararın Türkiye ve Avrupa
Birliği tarafından verileceğini de biliyoruz. Bazı zamanlarda ve önemli
anlarda Avrupa Birliği ülkeleriyle temasa geçiyor ve Türkiye ile
görüşmelerinde mümkün olduğunca yapıcı ve esnek davranmaya
çağırıyoruz.'" (17/06)
AVUSTURYA BASINI:
Die Presse: "AB Genişlemesi
Konusunda İki Ruhlu": "Avusturya Hükümeti'nin AB'nin genişlemesi
konusundaki pozisyonu nedir? Bu basit bir soru olmasına rağmen şu
sıralarda basit bir şekilde cevaplandırılması mümkün değil, çünkü
Başbakan ve grubu bu konuda çifte standart uyguluyor. Schüssel'in
Türkiye'nin katılımı konusunda halk oylaması yapılacağını bildirmesine
karşın, bunun Hırvatistan ya da başka aday ülkeler için geçerli
olmaması bile bunu açıkça gösteriyor. Hükümet, Romanya ve
Bulgaristan'da daha birçok sorun çözülmemiş olmasına rağmen, bu iki
ülkenin Birliğe alınmalarından yana çıkıyor. Hatta diğer Balkan
ülkelerine de bir katılım perspektifi verilmesini sağlamaya çalışıyor.
Ama aynı zamanda da AB'nin yeni üye alma kapasitesinin gözden
geçirilmesi için propaganda yapıyor. Evet, hatta halkın görüşünün
dikkate alınmasını bile istiyor. Hükümet bu tartışmayı bir iç politika,
bir de dış politika ruhu ile sürdürdüğü için, inanılırlığını yitiriyor.
(...) Neyin ne olduğunu net bir şekilde dile getirmek çok daha dürüstçe
olurdu. Hiçbir hükümet şu anda Türkiye'nin katılımını aktif olarak
destekleyecek durumda değil. Ancak Avusturya ekonomik- siyasi
nedenlerden dolayı en azından yakındaki güneydoğu Avrupa ülkelerinin
katılımından yana olmalı." (Wolfgang Böhm, 16/06)
ORF: "Müzakereler Ciddi
Anlamda Tehlikede mi?": "Kıbrıs sorunu, Türkiye ve AB arasındaki
katılım müzakerelerini tehlikeye atabilir. Türkiye, AB'nin Kıbrıs'ı
artık tanıması gerektiği yönündeki talepleri şiddetle reddetti. Türkiye
gerektiği takdirde müzakerelerin durmasını da göze almaya hazır. AB
Zirvesi'nde, şu an ki Dönem Başkanı Başbakan Wolfgang Schüssel'in (ÖVP)
yanı sıra Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac da açık açık, AB'nin,
Ankara'nın bu retçi tutumuna en fazla yıl sonuna kadar dayanabileceğini
belirtti. AB, Ankara Protokolü'yle ilgili yükümlülüklerin yerine
getirilmemesi durumunda Türkiye ile katılım müzakerelerinin çıkmaz
sokağa girebileceği uyarısında bulundu. Türkiye buna göre, AB ile
arasındaki Gümrük Birliği Anlaşması'nı, Ankara'nın varlığını halen
kabul etmediği Kıbrıs'ı da kapsayacak şekilde genişletmek zorunda.
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ise, AB liderlerinin bu sert
ifadelerine soğuk kanlılıkla şu cevabı verdi: 'Müzakereler durursa
durur.' AB ilk adım olarak özellikle de Türkiye'nin liman ve
havaalanlarını Kıbrıs'a ait gemi ve uçaklara açmasını istiyor."
(17/06)
Der Standard: "Türkiye,
Kıbrıs Yüzünden Giriş Müzakerelerini Tehlikeye Atıyor": "AB ile Türkiye
arasında bir ihtilaf çıkacağa benziyor. AB devlet ve hükümet başkanları
oy birliğiyle Türkiye'den limanlarını Kıbrıs'a açmasını istediler. AB
Dönem Başkanı Wolfgang Schüssel, 'Aday ülkelerin hepsi Ankara
Protokolü'nün uygulamaya geçirilmesi gerektiğinden yola çıkıyor. Umarım
Türkiye yıl sonuna kadar bunu yapmış olur. Aksi takdirde Avrupa Konseyi
bu soruna eğilecektir.' dedi. Ankara Protokolü'nde Türkiye'nin, Gümrük
Birliği'ni Kıbrıs da dahil olmak üzere yeni AB ülkelerini içine alacak
şekilde genişleteceği yer alıyor. Fransa Devlet Başkanı Jaques Chirac'a
göre, Türkiye Kıbrıs sorununda uzlaşmaya yanaşmadığı sürece, AB'ye
katılımı tehlikeye atıyor. Devlet Başkanı Chirac zirve toplantısının
ardından, 'Türkiye'nin yükümlülüklerini yerine getirmesi ve Kıbrıs'tan
gelecek mallara limanlarını açması gerektiğini düşünüyorum. Eğer bunu
yapmayacak olursa, giriş müzakerelerinin
sürdürülmesine ilişkin
yeteneğini şüpheye düşürmüş olacaktır' şeklinde konuştu. Buna karşın
Başbakan Tayyip Erdoğan yumuşamaya yanaşmıyor. Erdoğan İstanbul'daki
Ticaret Odası'nda yaptığı bir konuşmada, 'Müzakereler durdurulursa
durdurulsun' diyerek sanayicilerden alkış topladı. Erdoğan limanların
açılmasından önce, AB'nin adanın kuzey kesimine uyguladığı ticari
sınırlamaların kaldırılmasını istedi." (18/06)
AZERBAYCAN BASINI:
Yeni Müsavat: "Erdoğan'dan
AB'ye Sert Cevap: Kuzey Kıbrıs'a Yönelik Ambargolar Kaldırılmazsa,
Bizden Hiçbir Adım Beklemeyin... Müzakereleri Bu Yüzden Durduracaksanız
Durdurun": "Türkiye, AB dışişleri bakanları toplantısındaki üyelik
müzakerelerinin birinci aşamasını tamamlasa da, yeni bir sorunla
karşılaştı. Ankara'ya, üyelik müzakerelerinin başlaması için şartlı
olarak 'evet' diyen AB üyeleri, her aşamada bu şartları
hatırlatıyorlar. Özellikle Rum Kesimi'nin tanınması ve Türkiye'nin,
deniz ve hava limanlarını Rum gemilerine açması şartları Ankara'nın AB
üyeliği yolundaki en büyük engel. AB Liderler Zirvesi'nin nihai
deklarasyonunda Türkiye söz konusu engel konusunda uyarıldı.
Türkiye'nin, Gümrük Birliği Anlaşması'nın Ek Protokolü'nü imzaladığı ve
protokolün tüm şartlarını yerine getirmesi gerektiği bildiriliyor.
Ancak Ankara, Rum Kesimi ile ilgili tutumunu değiştirmek niyetinde
değil. Türkiye, AB'nin son günlerde artan baskısı üzerine daha sert bir
tutum sergilemek zorunda kaldı. AB'ne oldukça sert mesajlar veren
Başbakan Erdoğan, Avrupa ülkelerinin Kuzey Kıbrıs'ın hava ve deniz
limanlarına yönelik ambargoları kaldırmamaları halinde, Türkiye'nin de
hiçbir adım atmayacağını söyledi." (Ülker, 17/06)
İNGİLTERE BASINI:
The Independent: "Barroso
Uyardı: Türkiye'nin AB Üyeliği Kuşkulu": "Hükümet başkanları Avrupa
Anayasasını 2008'de canlandıracak girişimler konusunda kavga ederken,
Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, Türkiye'nin AB üyeliği
ihtimaline kuşkulu yaklaştı. Barroso, Türkiye'yi AB'ye dahil etmenin
'çok zor olacağını' söylerken, Avrupa'da birçok kişinin 70 milyonluk
güçlü ve nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan bir ülkeyi 'kültürel olarak
farklı' gördüğünü belirtti. Türkiye'nin AB ile üyelik müzakerelerinde
bir kriz kıl payı atlatıldı. Fakat diplomatlar, sadece problemlerin
sonbahara kadar ertelendiğine inanıyorlar. Sonbaharda Türkiye'den
limanlarını Kıbrıs bandıralı gemilere açması istenecek. Lüksemburg
Başbakanı Jean-Claude Juncker, Fransız La Croix gazetesine yaptığı
açıklamada, 'Türkiye bu koşulu bu yıl yerine getirmezse, bence
müzakereler ertelenmek zorunda kalacak.' dedi. Türkiye'nin AB
üyeliğinin bir gün gerçekleşip gerçekleşmeyeceği
sorusuna cevaben Barroso,
BBC'ye yaptığı açıklamada, 'Sanıyorum bu mümkün, fakat bu görev onlar
için zor olduğu kadar bizim için de, birçoklarının Avrupa'nın
genelinden kültürel olarak farklı gördüğü böyle önemli ve büyük bir
ülkeyi hazmetmeye hazır olmak zor olacaktır.' dedi." (Stephen Castle,
Andrew Grice, 16/06)
The Guardian: "Türkiye'nin
AB Umutları Yine Bir Soruna Takıldı": "Türkiye'nin AB ile zorlu üyelik
müzakereleri bir başka soruna takıldı. Avusturya genişleme konusunda
frene basmaya çalışırken, deneyimli bir Avrupalı lider müzakerelerin
askıya alınabileceği uyarısında bulundu. Zirve çerçevesinde bir araya
gelen AB liderlerinden Avusturya Şansölyesi Wolfgang Schüssel, katılım
müzakerelerini zora sokacak önerilerde bulunarak, Türkiye'nin üyelik
olasılığı konusundaki şüphelerin altını çizdi. Bu öneriye göre, yeni
bir üye alındıktan sonra sıra bir sonrakine geldiğinde Avrupa
Birliği'nin bir ülkeyi daha içine alacak olanakta olup olmadığının
önemli bir ölçüt olarak kabul edilmesi gerekiyor. Şansölyenin önerisi
kabul edilecek gibi görünmüyor zira zirvede yer alan en az 13 ülke,
Ankara'nın önüne böylesine açık bir engel konulmasını istemiyor.
Birliğe katılması halinde Türkiye, AB nüfusunun yaklaşık yüzde 20'sini
oluşturacak. Lüksemburg Başbakanı Jean-Claude Juncker'in, Ankara'nın
Kıbrıslı Rumlara limanlarını ve havaalanlarını açmayı reddetmesi
halinde üyelik müzakerelerinin durdurulması çağrısında bulunmasının
ardından Türkiye ile ilgili sıkıntı arttı. Juncker, Fransız La Croix
gazetesine yaptığı açıklamada şöyle dedi: 'Türkiye bu koşulu bu yıl
yerine getirmezse müzakerelerin durdurulması gerektiğini düşünüyorum.'"
(Nicholas Watt, David Gow, 16/06)
KIBRIS RUM BASINI:
Fileleftheros: "BM Genel
Sekreteri'nin Açıklaması Şok Etkisi Yarattı": "BM Genel Sekreteri Kofi
Annan'ın, 'Kıbrıs'ın şimdi AB üyesi olması ve Türkiye'nin de AB üyesi
olmaya çalışması nedeniyle, Kıbrıs konusunda durum daha da karmaşık
hale geldi' şeklindeki açıklaması, Kıbrıs'ta şok etkisi yarattı.
Annan'ın, 'Kıbrıs'ın AB üyeliğinin Kıbrıs konusunda durumu daha da
karmaşık hale getirdiği' yönündeki yakıcı açıklaması, Kıbrıs
Cumhuriyeti'nin yoğun tepkisine neden oldu." (16/06)
RUSYA BASINI:
Kommersant: "Garantisi
Olmayan Anayasa... Brüksel Zirvesinde Anayasanın Kabulü Bir Yıl
Ertelendi": "AB'ye üye ülkelerin iki günlük zirvesi Brüksel'de başladı.
Zirvenin başlıca amacı, bir yıl önce Fransa ve Hollanda'da düzenlenen
referandumlarda
reddedilen Avrupa
Anayasasını canlandırma çabasıydı. Ancak, dünkü toplantıda Anayasanın
kaderinin belirlenmesi bir yıl ertelendi. Eğer tartışmalı Anayasa
kabul edilmezse, bu husus AB'den ziyade, özellikle bu örgüte katılmaya
çalışan Türkiye, Balkan ülkeleri ve Ukrayna'ya darbe vuracak. Türkiye
son 20 yıldır AB'ye üye olmak istiyor. Avrupa'nın en büyük
devletlerinin liderleri ise, Türkiye'yi AB üyesi olarak görmek
istemediklerini uzun süredir gizlemiyorlar. Örneğin Almanya, Fransa,
İtalya ve Avusturya, başta Türkiye olmak üzere, yeni adaylara yönelik
talepleri daha da sıkılaştırmayı defalarca önerdiler. Buna rağmen
Türkiye, bu hafta başında AB ile yakınlaşma yönünde ilk adımı atmayı
başardı. Brüksel ile Ankara, Türkiye'nin AB'ye üyeliği için gerekli
olan 35 müzakere başlığından ilkini tamamladılar. Ancak, şunu da
kaydetmek gerekir ki, Avrupa'nın bütünleşmesinin ateşli taraftarları
bile Türkiye'nin AB'ye üyeliğine olumsuz bakıyorlar. Özellikle,
Ankara'ya güvenmediğini gizlemeyen Angela Merkel, AB içinde Türk
aleyhtarı eğilimleri güçlendiriyor. Ankara'yı AB'den uzak tutabilmek
için Türkiye karşıtlarının elinde Kıbrıs gibi önemli bir vesile de var.
Avrupalılar, yalnızca Türkiye'nin değil, onun ardından sırada bekleyen
Balkan ülkeleri, Ukrayna ve Gürcistan'ın üyelik taleplerinden de
rahatsız oluyorlar." (Mihail Zigar, Natalya Portyakova, 16/06)
YUNANİSTAN BASINI:
To Vima: "Yaşar Yakış: Kara
Suları İçin Anlaşırsak 'Casus Belli' Ortadan Kalkacak":
SORU: AB yolunuzda Atina'dan
neler istiyorsunuz?
YAKIŞ: AB, Kopenhag ve
Maastricht kriterlerinden daha da ileriye gidiyor ve Türkiye'nin
üyeliğine bir de siyasi boyut ilave ediyor. Bunu, geçen hafta bilim ve
araştırma bölümünün görüşülmesi sırasında gördük. Bu başlık altında
sadece bilim ve araştırmayı masaya yatırman gerekirken 'Ermeni
soykırımını tanımazsan balıkçılık için müzakerelere başlamam' dersen,
olmaz. Bilim ve araştırma için de aynısı geçerli; Kıbrıs konusu ve
Türk limanları ilgisiz kalıyor. Atina'dan, Kıbrıs Rumlarına şunu
söylemesini bekliyoruz: 'Bilim ve araştırmanın limanlarla ilgisi yok.'
SORU: Türkiye bir iyi niyet
jesti olarak neden casus belli'yi kaldırmıyor?
YAKIŞ: Türk-Yunan
ilişkilerinin birçok boyutu var ve bir paket oluşturuyorlar. Bu tür
kararların alınması için ortamın uygun olması gerekir. (...) Konular
birbirine bağlı. Kara sularının genişliği üzerinde kesin anlaşırsak -istikşafi
temaslarda yapıcı çözümler görüşüldü- casus belli konusu ortadan
kalkacak ve yol daha birçok şey için açılacak." (Tania Bozaninu, AB'ye
Uyum Komisyonu Başkanı Yaşar Yakış ile yapılan yayımlanan mülakat,
17/06)
-