ANKARA, 21/06(BYE)---
Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 20 Haziran 2006
tarihli haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda sunulmaktadır:
ABD BASINI:
AP: "Başbakan
Erdoğan, AB Konusunda Kamuoyuna Güvence Verdi, Kıbrıs'ı Eleştirdi":
"Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yaptığı açıklamada, Türkiye'yi katılım
müzakerelerini engellemekle tehdit eden AB üyesi Kıbrıs ile yaşanan
sorunlara rağmen, ülkesinin Avrupa Birliği üyelik sürecinde ilerleme
kaydedildiğini söyledi. Erdoğan, Kıbrıs meselesine çözümün Birleşmiş
Milletler'de yapılacak görüşmeler yoluyla bulunması, çözümün Türkiye'nin
AB müzakereleri sırasında tehditler vasıtasıyla dayatılmaması
gerektiğini belirtti. Türkiye'nin katılım müzakerelerinin ülkenin
büyüklüğü nedeniyle daha fazla tartışmalı olduğunu ifade eden Erdoğan
şöyle konuştu: 'Kıbrıslı Rumlara rağmen AB'de sağduyu hakim olmuştur.
Bu sürecin zorlu bir süreç olacağını biz zaten biliyorduk. Süreç
Türkiye'nin gücü nedeniyle sıkıntılı olmuştur. Türkiye büyük bir
ülkedir.'" (20/06)
The Washington
Times: "Hissiyat ve Kuşkuculuk": "Türkiye'nin Avrupa Birliğiyle üyelik
görüşmeleri uzun sürmeyebilir. AB, Türkiye'nin, AB üyesi olan Kıbrıslı
Rumlara hava ve deniz limanlarını açmasını istiyor. Fakat Ankara
'adalet' istiyor. Türk liderler, devletin limanları ve havaalanlarını
açmayı kabul ettiği zaman, Kıbrıslı Türklere uygulanan yaptırımların da
kaldırılacağına inandıklarını belirtiyorlar. Erdoğan, geçen hafta
yaptığı açıklamada, eğer Kıbrıs üyelik müzakerelerini torpilleyen bir
konu ise, o zaman görüşmelerin sona ermesi gerektiğini belirtti. Hiçbir
Türk politikacısı farklı bir tavır alamaz. Dolayısıyla, AKP görüşmeler
rayından çıkmadan önce ABD'nin AB nezdinde Türkiye lehine lobi
faaliyetinde bulunmasına ihtiyacı var. Türkiye'deki Amerikan
aleyhtarlığının, önümüzdeki yıla kadarki kısacık dönemde, AB üyeliği
düşünün yok olmasına neden olma ihtimali vardır. (…)" (Tülin Daloğlu,
20/06)
FRANSA BASINI:
AFP: "Ankara,
AB'nin Kıbrıs Konusundaki Tavrını Eleştirdi": "Ankara yönetimi, bölünmüş
Kıbrıs adası konusundaki ticari anlaşmazlığı, Türkiye'nin AB'ye girmesi
sürecinde ön koşul olarak ileri sürmesi nedeniyle Birliği bir kez daha
eleştirdi. Türkiye ayrıca AB'yi, Kıbrıslı Türklere verdiği sözleri
tutmamakla da suçladı. AB birkaç gün önce, -Türkiye ve AB arasında
imzalanan Gümrük Birliği Anlaşması uyarınca- Güney Kıbrıs'a liman ve
havaalanlarını açması konusunda Ankara'ya çağrıda bulundu. Hükümet
Sözcüsü ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek, yaptığı açıklamada, 'Bu durum,
AB'ye üyelik konusunda bir ön şart olarak ileri sürülemez. Kıbrıs
konusunda Türkiye'nin tavrı başından beri net ve kesindi. Ancak AB,
birçok söz verdi ve Türkiye sadece, AB'ye verdiği bu sözleri
hatırlatabiliyor.' dedi." (20/06)
KIBRIS RUM
BASINI:
Haravgi: "AB, Doğu
Pazarı Değildir": "Türkiye, AB'ye üye olmak için kriterleri yerine
getirmeyen, aynı zamanda Avrupa hukuku ve ilkelerine uymak durumunda
olan ülkenin Kıbrıs değil de kendisi olduğunu anlamamış görünüyor.
Kıbrıs, Avrupa sınavlarını başarıyla geçmiş, tüm kriterlerini yerine
getirmiş ve 1 Mayıs 2004'ten itibaren AB'nin tam üyesidir. AB'nin
talepleri ile uyumlu olmaya çağrılan Türkiye'dir. Gül'ü rahatsız etse
bile Avrupa yolu Kıbrıs'tan geçmektedir ve Türkiye Dışişleri Bakanı'nın
açıkladığına göre AB'nin Kıbrıs sorununa verdiği önem aşırı değildir.
Üyeliğe aday bir ülkenin, AB'nin tam üyesi olan başka bir devlete
yönelik uluslararası ve Avrupa hukukunu açıkça ihlal ettiği zaman
verilmesi gereken önem budur. Ancak Türkiye, rolünü, kurban edenden
kurban edilene dönüştürmek için çabalasa dahi gerçek durumu
değiştiremez. Kıbrıs'ta bulunan ve bunlara sahip olarak da Türkiye'nin,
Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarının yüzde 37'sini elinde tuttuğu işgal
askerleri, kimin kurban eden ve kimin kurban edilen olduğu konusunda
tanıklık yapıyorlar. Öncelikle de işgal altındaki liman ve hava
alanlarının neden kapalı olarak kalmaya devam ettiğinin izahatını
veriyorlar. Türkiye, AB karşısında üstlendiği yükümlülükleri daha
belirgin olarak da AB'nin on yeni üyesine genişletilen Gümrük Birliği Ek
Protokolü'nü yerine getirmek için, işgal altındaki liman ve
havaalanlarının
açılması konusunda
pazarlık yapamaz. AB, Türkiye'nin 'al-ver' tipi alışverişler
yapabileceği bir doğu pazarı değildir. AB, üyeliğe aday olan tüm ülkeler
için istisnasız bir şekilde geçerli olan ve temeli somut şartlara
dayanan ilke ve değerlere dayanmaktadır." (Lenia Stilianu, 20/06)
İTALYA BASINI:
Il Sole 24 Ore: "Emma
Bonino Ankara'da: Türkiye Kısa Bir Süre İçinde Avrupa'da": "'Türkler,
biz Avrupalılar olmasak ne yaparlar bilemem, ama biz Avrupalılar için
Türkiye'nin AB'ye katılımı çok çok önemlidir. Süreci hızlandırması
gereken esasen bizleriz.' İtalya'nın Avrupa Politikalarından ve Dış
Ticaretten Sorumlu Bakanı Emma Bonino, çelişik gibi gözüken bu
cümlelerle AB'nin güneye genişleme için 'hazmetme kapasitesi' konusunda
Fransızların ve Almanların Brüksel'de besledikleri tüm o kuruntuları bir
hamlede yok ediverdi. Emma Bonino, stratejik ortak Türkiye ile mevcut
ekonomik ilişkileri daha da geliştirmek ve yeni bir safhanın başlangıcı
yönünde güçlü sinyaller vermek adına yurtdışına gerçekleştirdiği ilk
resmi ziyaretini
Türkiye'ye yaptı. Bu, Başbakan Erdoğan tarafından da gayet sıcak bir
şekilde karşılanan bir destek sinyaliydi. Başbakan Erdoğan, Bonino ile
görüşmeleri esnasında, tüm tarafları, henüz çözüme kavuşturulamamış olan
Kıbrıs meselesinin Türkiye'yi durdurmasına izin vermemeye davet ederek,
AB'ye katılım takvimi çerçevesinde hükümetinin 'reformları ilerletme
arzusu' hususunda teminat verdi.(…)" (Vittorio Da Rold, 20/06)
ULUSLARARASI
BASIN:
International
Herald Tribune: "AB'de Genişleme Yorgunluğuyla Savaşmak": "Avrupa
Birliği'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, Avrupalı liderlere
bir çağrı yaptı: 'Seçmenlerinizi genişleme konusunda ikna edin ve
yüksek işsizlik oranı ile küreselleşme gibi daha kapsamlı politik
başarısızlıklar için günah keçisi olarak genişlemeyi seçmeyin.' Rehn,
'Genişleme bir başarı öyküsüdür... AB bununla gurur duymakta haklı'
demekle birlikte bu gururun daha hissedilir olmamasını 'pek çok AB
devletindeki olumsuz duygular ve toplumsal hoşnutsuzluğa' bağladı. Mayıs
2004 genişlemesi öncesinde AB ve yeni üye devletlerin ekonomik,
toplumsal, siyasi ve diğer alanlarla ilgili reformları üyelik öncesinde
peşinen müzakere etmek konusunda son derece özenli olduklarına dikkati
çeken Rehn, bu tarzın, Balkanlar'dan katılacak üyelerle Türkiye
örneğinde de geçerli olacağını kaydetti. (…) Romanya ve Bulgaristan,
gelecek dalgada Birliğe katılacak iki ülke. 10-15 yıldan önce üyelik
müzakerelerinin tamamlanması beklenmeyen Türkiye'ye gelince; o çok daha
büyük bir sıkıntı kaynağı. Rehn, Türkiye'nin sistematik işkenceyi
engellemede kayda değer bir ilerleme gösterdiğini, ancak ifade
özgürlüğünü güvence altına alacak adli reformlar konusunda 'daha
şizofrence' davrandığını belirtti. Türk roman yazarı Orhan Pamuk'un
geçen bahar ayında, Türkiye'nin 20. yüzyılın başlarında Ermenilere
uygulanan soykırımdaki rolünü kabul eden açıklamalarından dolayı dava
edilmesini 'bir düş kırıklığıydı' diye yorumlayan Rehn, Türkiye'ye son
ziyaretinde Pamuk ile görüştü. Ancak sonunda davanın düştüğünü ve ifade
özgürlüğüne ilişkin başka vakalar için bir emsal oluşturacak biçimde
karara bağlandığını söyledi. Siyasetçileri ve seçmenleriyle bu ülkenin
AB üyelik projesine hayli eleştirel bakan Fransa ve Almanya gibi iki
ülkenin de son Eurovizyon Şarkı Yarışması'nda Türkiye'yi temsil eden
gruba en yüksek not olan 12 puanı vermesinin, Türkiye'ye yönelik kuşkucu
bakışın yumuşadığının bir göstergesi olduğunu kaydetti." (Alison Smale,
Dan Bilefsky, 20/06)
YUNANİSTAN
BASINI:
Eleftheros Tipos:
"AB-Türkiye": "Ankara ile AB arasındaki uçurum, Türkiye'de erken seçim
sahnesi hakim oldukça büyüyor. Erdoğan ve hükümetinin üst düzey
yetkilileri tarafından yapılan son açıklamalarla, ilk önce ülke
içindeki izleyicilere, ikinci aşamada da, -zaten olumsuz tepkilerine
neden olan- Avrupa'daki izleyicilere hitap edildiği belli oluyor.
Ankara'dakiler, Avrupalıların hoşgörü sınırlarının sonsuz olmadığının
bilincine varmadıkları yönünde belirtiler veriyorlar. Halbuki, Avrupalı
liderlerin gönderdiği mesajlar her zaman olduğundan daha nettir. AB
zirvesinde, Chirac (Fransa), Junger (Lüksemburg), Schüssel (Avusturya),
Vanhanen (Finlandiya) ve Rehn (Komiser) Türkiye'ye Gümrük Birliği
Protokolü'nü Kıbrıs yönünde genişletmek için üstlenmiş olduğu
yükümlülükleri hatırlattılar." (Yorgo Kuvaras, 20/06)
Yunanistan
Radyo-TV Kurumu: "Hrisohoidis: Şu Anda Suçlu Sandalyesinde Türkler
Değil, Kıbrıs Rumları Var":
"SORU: Şu anda
Avrupa ufukları Türkiye için çok uzaklaştı.
HRISOHOIDIS:
Türkiye, AB beklentisine ilgi göstermeye devam ediyor. Türkiye, şu anda
Avrupa'da var olan siyasi kargaşadan, birçok Avrupa ülkesinde oluşan
Türkiye aleyhtarı ortamdan ve özellikle, bizim vazgeçtiğimiz şeylerden,
yani üyeliği için var olan bağlayıcı sürelerden yararlanıyor. Evet, bir
tarafta Türkiye'nin beklentisi aleyhine bir ortam var ama diğer tarafta
da müzakereler devam ediyor. Evet, Avrupa'nın bir bölümünde Türkiye için
olumsuz bir ortam var ama bunun sadece sözde kaldığı ve somut önlemler
alma yolunda gelişmediği görülüyor. Bizim, ulusal can alıcı
çıkarlarımızı, uluslararası hukuk mantığı çerçevesinde güven altına
almamız lazım." (Yorgos Kapopulos, Panhellenik Sosyalist Hareketi (PASOK)
Milletvekili Mihalis Hrisohoidis ile yapılan mülakat, 20/06)
-
ESKİ SAYILAR