23.06.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ANKARA, 23/06(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 22 Haziran 2006 tarihli  haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda  sunulmaktadır:

 

            BELÇİKA BASINI:  

            De Tijd: "Türkiye, Kıbrıs ile Ticari İlişki İstemiyor":  "Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, yaptığı açıklamada,  Türkiye sınırlarının Kıbrıs (Rum) gemi ve uçaklarına kapalı  kalacağını açıkladı. Bu açıklamayla Türkiye, AB ile ters  düşecek. Ankara, ekim ayında AB'ye üyelik müzakerelerine  başladı. Müzakerelerin başlamasından kısa süre önce Türkiye,  AB ile olan Gümrük Birliği Anlaşması'nı aralarında (Rum)  Kıbrıs'ın da bulunduğu 10 yeni üyeye genişletmişti. AB  ülkeleri, bu anlaşma çerçevesinde Türkiye'nin Kıbrıs ile  ilişkilerini de yavaş yavaş normalleştirmesini istiyordu. Bu  yıl içinde Kıbrıs uçak ve gemilerinin Türkiye'ye girebilmesi  bekleniyordu. Ekim ayında Avrupa Komisyonu Türkiye'nin  durumunu değerlendirecek. Türkiye, Kıbrıs ile ilişkilerini normalleştirmemekte

            ısrar ederse, üyelik müzakereleri  durdurulabilir. Ankara, öncelikle Avrupa'dan Kıbrıs Türk  kesimine uyguladığı ambargoyu kaldırmasını istiyor. Başbakan  Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa'nın baskılarına boyun  eğmeyeceğini söylemişti. Önümüzdeki yıl yapılacak seçimler  öncesinde milliyetçilerin desteğine ihtiyacı olan Erdoğan,  'Türkiye'nin hayati çıkarlarını tehlikeye sokmak' yerine AB  ile müzakereleri kesmeyi tercih edeceğini açıklamıştı."  ("KV" rumuzlu, 22/06)

 

            FRANSA BASINI:  

            AFP: "Finlandiya Başbakanı Vanhanen: Türkiye, 25 Ülke  ile Müzakere Etmeyi Kabul Etmeli": "Ülkesi 1 Temmuz'da AB  dönem başkanlığını devralacak olan Finlandiya Başbakanı  Matti Vanhanen, yaptığı açıklamada Türkiye'nin, AB ile  üyelik müzakerelerini 25 ülke ile yaptığı gerçeğini kabul  etmesi gerektiğini belirtti ve Türkiye dosyasının görev  süresinin en zor konusu olacağını düşündüğünü söyledi.  Helsinki'de düzenlenen basın toplantısında Vanhanen,  'Türkiye'nin 25 üye devlet ile müzakere ettiği gerçeğini  kabul etmesi gerek. Türkler ne demek istediğimi anlar.'  dedi. Başbakan'ın bu tespiti, bir yandan Türkiye ile  Yunanistan arasında Kıbrıs'ın statüsü konusundaki gerilime,  diğer yandan Ankara'nın adaylığı konusunda bazı ülkelerin  sergilediği çekincelere gönderme yapıyor. Vanhanen, AB'nin,  'Türkiye'ye karşı taahhüdüne ve kendisine üyeliği için  verilen kriterlere riayet ettiğini' yineledi, ancak  müzakerelerde ilerlemenin 'Türkiye'ye bağlı' olduğunu  belirtti. Finlandiya'ya resmi ziyarette bulunan Danimarka  Başbakanı Anders Fogh Rasmussen ise üye devletlerde görüş  ayrılığı yaratan AB'nin 'hazmetme kapasitesi' şartını dile  getirdi. Rasmussen ayrıca, 'Türkiye, Kıbrıs sorunu hakkında  da olmak üzere iyi niyetle ilerleme konusunda açık bir arzu  sergilemeli.' dedi. Vanhanen ise, Türkiye'nin üyelik süreci  konusunun, AB'nin Finlandiya dönem başkanlığının 'en zor  konularından biri' olacağını düşündüğünü belirtti." (22/06)

 

            ERMENİSTAN BASINI:  

            Asbarez: "Washington Türkiye ile İlişkilerini Düzeltmeli":  "Merkezi New York'ta bulunan ve bağımsız bir düşünce kuruluşu  olan Dış İlişkiler Konseyi (CFR) tarafından yayımlanan bir  raporda, ABD'nin, kendisinden uzaklaştırmaya kalkışmayacağı  Müslüman dünyasındaki önemli ortağı Türkiye ile ilişkilerini  onarmaya ve yeniden belirlemeye gayret etmesi gerektiği  belirtildi. CFR tarafından yayımlanan raporda, 'Batı ile  İslam dünyası arasındaki artan hizipleşme Amerika'nın dış  politika ve savunma yetkililerinin karşısındaki başlıca  tehditlerden biridir. Sonuç olarak, ABD ile Batı eğilimli,  demokratik ve Müslüman bir ülke olan Türkiye arasındaki  ilişki stratejik olarak hiç olmadığı kadar önemlidir.'  deniliyor. ABD-Türkiye ilişkilerinde Türkiye'nin 2003 yılında,  ABD'nin Irak istilası için topraklarını kullanmasına izin  vermemesinin ardından bir gerileme yaşadı. ABD ile Türkiye  arasında aynı zamanda, Irak'tan başka Suriye, İran ve İsrail  de dahil olmak üzere bir dizi önemli dış politika konusunda  bölünme yaşandı. CFR'nin raporunda, 'Bu uzlaşmazlıkların aynı  zamana denk gelmesi, Türkiye'deki Amerikan karşıtlığının büyük  oranda artmasına neden oldu ve Washington'da da Türkiye  konusunda memnuniyetsizlik yaşandığına dikkat çekti' diye  kaydedildi. Raporu hazırlayanlardan biri olan Steven Cook,  Washington'un, Ankara'nın AB'ye üyeliği yoluyla ve karşılıklı  sağlam ilişkilerle Batı'ya demir atmasını sağlama bağlamak  için belli başlı Avrupalı ortaklarıyla çalışmalarda bulunması  gerektiğini söyledi. 'Endişemiz uluslararası sisteme demir  atmamış bir Türkiye'dir. Türkiye'nin AB'ye üye olmaması  halinde İslami bir ulus olacağı da söylenemez.' diyen Cook,  'Ancak bu takdirde Rusya ve Çin gibi ortakların arayışına  gidilebilir; Amerika'nın bakış açısına göre Türkiye'yi  Batı'da tutmak önemlidir' diye ekledi." (21/06)

 

            YUNANİSTAN BASINI:  

            Kathimerini: "Hristodulos Türkiye'ye Karşı":"Başpiskopos  Hristodulos, AB Parlamenteri ve LAOS Başkanı Yorgo  Karatzaferis'in İletişim Etüdleri Akademisindeki etkinlik  sırasında yaptığı konuşmada, Türkiye'ye karşı sert  eleştirilerde bulundu. Hristodulos, 'Türkiye zihniyetini  değiştirmezse AB'ye girmeyecek. Türkler bu yaptıklarıyla  AB'den uzaklaşıyor. Taleplerde bulunmaya başlarlarsa bizi  karşılarında bulacaklar' dedi ve sözlerine şunları ilave  etti: "Patriğe dokunmaları bize dokunuyor. Onun yanında  duruyoruz. Ona karşı kötü bir şeyin olmasına izin  vermeyeceğiz. Patrik semboldür.' Son olarak, Başpiskopos,  'Haklarımız zarar görürse, herkesten önce biz öne çıkacağız.  Ne fanatik ne de aşırıyız. Vatanseveriz.' dedi. Hristodulos,  Yunan Kilisesi için kimlik konusunun hala açık olduğunu  tekrarladı ve konu hakkında Karamanlis'e üç memorandum  göndermiş olduğunu hatırlattı. (22/06)

            Yunanistan Radyo-TV Kurumu: "Stilianidis: Stratejimiz  Gerçekçi ve Sonuç Vericidir":

 

            "SORU: Türkiye ile ilgili olarak izlediğimiz strateji  gerçekçi mi?

 

            STILIANIDIS: Stratejimizin devamlı geliştiğini, gerçekçi  ve sonuç verici olduğunu söyleyebilirim. Brüksel'de ortaya  çıkan metinler, Helsinki'ye göre çok daha olumluydu.  Yunanistan'ın değil, fakat AB'nin Türkiye'ye karşı ortaya  koyduğu konular oldu. Ulusal strateji istikrarlı bir şekilde  yerini koruyor ve Yunanistan'ın, bu somut olguda, herkes  tarafından istikrarlı bir şekilde her yönde işleyen bir ülke  olarak kabul edildiğine inanıyorum. İki Türk politikası  olduğunu düşünecek kadar lüksümüz yok. Bunlardan birinin,  fiiliyatta uygulanan olduğunu biliyoruz.

 

            SORU: Öte yandan Erdoğan, Kıbrıs'ın AB'nin değil, BM'nin  konusu olduğunu söylüyor...

 

            STILIANIDIS: Türk tarafında, sorunlarının bir AB-Türkiye  sorunu olduğunun tespit edildiği andan itibaren bir asabilik  var. Ama bu gerçeği değiştirmez. Biz, kendilerine, bazı  politikaları ne kadar çabuk düzenlerlerse o kadar çabuk  ilerleyeceklerini idrak etmelerinde yardımcı olmak istiyoruz."  (Panayotis Tsutsias, Takis Sarantis, Dışişleri Bakan  Yardımcısı Evripidis Stilianidis ile yapılan mülakat, 22/06)

           

            Eleftheros Tipos: "Kamuoyu Türk Üyeliğine Kuşkulu  Bakıyor": "Kamuoyunun çoğunluğu Türkiye'nin AB'ye üyelik  yönelimini yoğun bir kuşkuyla karşılıyor, hem sonucu hakkında  hem de Türk-Yunan ilişkileri konusundaki yararlılığı hakkında  itirazlarını dile getiriyor. Bu düşünce çerçevesi temelinde,  vatandaşların büyük bir oranının hükümetin bu konuyu ele alma  tarzına mesafeli durması, Türk-Yunan sorunlarının çözümlenmesi  için de Lahey Adalet Divanı yerine Avrupa çerçevesini tercih  etmesi şaşkınlık yaratmamalı. Yunan ve Türk uçaklarının kısa  bir süre önce çarpışması vatandaşların hayal kırıklığını  yoğunlaştırdı, ancak Başbakan'a yönelik eleştiri, ana  muhalefet partisi liderine karşı dile getirilen eleştiriden  daha ılımlı. 'MRB'nin altı aylık eğilimlerine' göre daha  ayrıntılı bakarsak: Türkiye'nin Avrupa yönelimine karşı  çıkanlar yüzde 63,2 oranında, Türkiye'nin 10 yılda AB üyesi  olabileceğine ise ankete katılanların sadece yüzde 35,5'i  inanıyor. Üyeliğin Türk-Yunan ilişkileri üzerinde olumlu  etkisi olacağı fikri hakim değil, çünkü ankete katılanların  yarıdan fazlası (yüzde 54,9) bunun yararlı olmayacağına  inanıyor. Öte yandan, son yıllarda Türk-Yunan ilişkilerinin  olumsuz olduğu veya duraklama devresinde bulunduğu görüşü  (yüzde 41,9) yerleşmiş bulunuyor ve sorulan 10 kişiden sadece  biri olumlu yönde gelişme görüyor. Ankete katılanların çoğuna  göre, (yüzde 51,5) hükümetin Türkiye'ye karşı tavrı (büyük bir  olasılıkla Atina'nın, Ankara'nın Avrupa perspektifine desteği  ve yatıştırıcı politikası) yanlış. Hükümetin konuyu ele alma  tarzını katılanların sadece yüzde 31,8'i destekliyor."  (Angeliki Spanu, 22/06) 

 

 

ESKİ SAYILAR