ABD BASINI:
AP: "Kıbrıs Dışişleri Bakanı
Portekiz Ziyaretinde Türkiye'nin AB'ye Üyelik Projesini değerlendirdi”:
Kıbrıs Dışişleri Bakanı Yorgos Lillikas dün, ülkesinin, Türkiye'nin
AB'ye üyelik davasını, yükümlülüklerini yerine getirmesi ve Kıbrıs'ı
tanıması kaydıyla desteklediğini beyan etti.
Portekizli mevkidaşı Diogo
Freitas do Amaral ile yaptığı görüşmenin sonunda, Kıbrıs'ın yeniden
birleşmesi konusunu değerlendiren Lillikas, "Türkiye'yi Avrupa Birliği
projesinde destekliyoruz, ancak öncelikle AB'ye ve Kıbrıs halkına karşı
yükümlülüklerini yerine getirmesi kaydıyla" diye konuştu. Bu ayın
başlarında Türkiye, AB ile ilk ayrıntılı müzakere turunu tamamladı. Ne
var ki bu, Kıbrıs ve diğer blok üyelerinin, Ankara ile bölünmüş ada
arasındaki ilişkilerle ilgili açmazı gidermeye dönük bir son dakika
uzlaşmasının ardından başarılabildi. (24/06/2006)
ALMANYA BASINI:
Almanya'nın Sesi: “Avusturya
Başbakanı Türkiye'nin AB'ye Daha Farklı Bir Statüyle Üye Olacağını
Açıkladı”: AB dönem başkanı Avusturya'nın Başbakanı Schüssel,
Türkiye'ye, ismi üyelik de olsa ayrı bir statü verileceğini savunarak,
Türkiye'nin AB'ye katılımı konusunda son sözü Avusturyalıların
referandumda söyleyeceğini bildirdi.Liberal eğilimli günlük Die Presse
gazetesinin hafta sonu sayısına demeç veren Schüssel, Türkiye'nin diğer
üye ülkelerden daha değişik bir statüye sahip olacağını ileri sürerek,
"Benim Türkiye için değişik bir stratejim var" dedi.
Türkiye'ye ilişkin
stratejisi hakkında ayrıntı vermeyen Schüssel, Türkiye'nin
Macaristan'ın sahip olduğu statüye sahip olacağını olası görmediğini
söyledi.
Avusturya iş piyasasının
Türk işçilerine otomatikman açılmaması için çaba sarfedeceklerini ifade
eden Schüssel, Türkiye'nin AB'ye mümkün olduğu kadar sıkı bağlarla
bağlanmasının gerekli olduğunu bildirdi. (24/06/2006)
Financial Times Deutschland:
“Türkiye, Yatırımcıları Vergi İndirimiyle Cezbediyor” Türkiye, sermaye
faizinin vergilendirilmesi konusunda siyasi bir dönüşüm yaparak,
yabancı yatırımcıların kaçışını frenlemek istiyor. Maliye Bakanı Kemal
Unakıtan dün, daha kısa bir süre önce uygulamaya konulan, yabancı
yatırımcıların finansal araç kazançlarında yüzde 15 olarak uygulanan
stopaj oranının sıfıra indirildiğini açıkladı.
Bu açıklamanın ardından Türk
piyasalarında, para birimi de dahil, kısa süreli bir rahatlama yaşandı.
Ancak, dünya genelindeki faiz korkusu nedeniyle, Türk Lirası da, tıpkı
gelişmekte olan diğer ülkelerde olduğu gibi, yine değer kaybetti.(...)
Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Babacan, Türkiye'nin bu kararla, yurt
içi ve yabancı yatırımcıların vergilendirilmesini AB normlarına uyumlu
bir hale getirdiğini açıkladı. Yurt içi yatırımcıları için stopaj,
yüzde 15'den yüzde 10'a düşürülecek. Ancak mevduat ve repoda yüzde 15
uygulaması sürecek. İstanbul'daki Deutsche Bank'ın tahminine göre,
hükümet böylelikle, Son dönemde ülkeye sermaye akışını korkutan en
önemli sorunu ortadan kaldırmış oldu. Michael Kuser/Marina Zapf
(23/06/2006)
İNGİLTERE BASINI:
REUTERS: “Diyarbakır
Belediye Başkanı Hapis Cezasıyla Karşı Karşıya”: Reuters tarafından
bugün ele geçirilen bir iddianameye göre, Türkiye'nin sıkıntılı
güneydoğu bölgesinden bir belediye başkanı, ülkenin etnik
azınlıklarıyla ilgili sözlerinden dolayı 18 aya kadar hapis cezasıyla
karşı karşıya kalabilir.
Nüfusun çoğunluğunu
Kürtlerin oluşturduğu bölgenin en büyük kenti Diyarbakır'ın Belediye
Başkanı Osman Baydemir hakkında, diğer düzinelerce belediye başkanıyla
beraber, Danimarka Başbakanı'na yazdıkları bir mektupta merkezi
Danimarka'da bulunan bir Kürt medya kuruluşunu savundukları
gerekçesiyle halihazırda bir soruşturma yürütülüyor.
Söz konusu olay, Türkiye ve
Ankara'nın katılmayı umduğu AB arasında, ifade özgürlüğü ve bunun
güvenlik endişeleriyle en iyi şekilde nasıl dengeleneceği konusundaki
gerilimlerin altını çiziyor.(...) Rasmussen Türkiye'nin belediye
başkanlarını hapse mahkum etme tehdidinin, AB'nin ifade özgürlüğü
prensiplerini ihlal ettiğini söyledi. (23/06/2006)
AVUSTURYA BASINI:
Der Standard: “Türkiye'yi
İspanya İle Kıyaslamak Yarar Sağlar” Avrupa İstikrar Girişimi Başkanı
Gerald Knaus, Türkiye'de, Batı yanlısı elit tabaka ile geniş
muhafazakar kesimler arasında yaşanan kültür çatışmasını anlattı.
Gerald Knaus'un, Anadolu'daki "İslam Kalvinistler"i üzerine bir süre
önce yaptığı çalışma, uluslararası alanda ve Türkiye'de büyük ilgi
uyandırdı. Hatta Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, "Evet, ben bir İslam
Kalvinistiyim" diyordu. Standard ile mülakatta Knaus, Anadolu'daki
"ekonomi mucizesi" ve İslam ile modernite arasında başlayan barışmayı
anlatıyor. Knaus ayrıca, Türkiye'de, Avrupa'da bile henüz 20 yıl
öncesinde son bulan toplumsal bir değişimin yaşandığına dikkat çekiyor.
Türkiye'nin "er ya da geç" AB'ye gireceği Knaus için kesin:
"Türkiye'nin işi on yılda tamam". Manuela Honsig (23/06/2006)
FRANSA BASINI:
AFP: “Ankara En Geç 2007'de
Kıbrıs'ı Tanıyacak” Portekiz Dışişleri Bakanı Diogo Freitas de Amaral
bugün yaptığı açıklamada, Türkiye'nin, AB ile üyelik müzakerelerini
sürdürmek istiyorsa, 2007 yılı genel seçimlerinden sonra en kısa zamanda
Kıbrıs'ı tanımak zorunda kalacağını ifade etti.
Kıbrıs Dışişleri Bakanı
Yorgo Lilikas ile beraber Lizbon'da düzenlediği basın toplantısında
konuşan Diogo Freitas de Amaral, "Türkiye'nin siyasi problemleri
çözmesinin vakti gelmiştir" dedi.
"Ben, (Türkiye'de 2007'de
cumhurbaşkanlığı için yapılacak) seçimlere kadar beklemeye hazırım,
ancak bundan sonra en kısa zamanda, (Kıbrıs konusunda Türkiye
tarafından) çabuk ve açık bir çözüm bulunmasını beklerim" dedi.
Portekiz Dışişleri Bakanı,
"AB (üyelik müzakerelerini) sadece teknik konularda yürütüp siyasi
konuları bir kenara bırakamaz" diye konuştu. Kıbrıs Dışişleri Bakanı
ise, "Türkiye'nin işbirliği yapmasını beklediğini" belirtti.
(23/06/2006)
YUNANİSTAN BASINI:
Elefterotipia: “Veto, Daimi
Tehdit”: Lefkoşa, yeni Dışişleri Bakanı Lilikas vasıtasıyla, Türkiye'nin
siyasi kriterlere uymaması halinde katılım müzakerelerinin diğer
bölümlerinde de veto tehdidini korumaya niyetli olduğunu açıkladı.
Lilikas, Türkiye'nin katılım müzakerelerinin birinci bölümünde Kıbrıs'ın
tutumuna değinerek, "Veto tehdidinin, veto uygulamasından daha etkili
olduğunu" söyledi. Lilikas, "Hedeflerimize ulaşmamış olsaydık, bölümler
açılmayacaktı" dedi. Lilikas, Kıbrıs sorunu ve siyasi kriterler
konusunda ifadelerin yer alması hususunda "başarının çok önemli olduğunu
ve müzakere sürecinde tekrarlanacağını ve çok yararlı olacağını"
belirtti.
Yunanistan ve Kıbrıs
Dışişleri bakanları dünkü görüşmede, Kıbrıs sorununda kalıcı bir çözüm
olan başlıca ve büyük hedefin başarılmasına ilişkin iki hükümet
arasındaki koordinasyon konusunda güvence verdiler. (23/06/2006)
İmerisia: “Dışişleri ve
Savunma Konseyi Silahlanma İçin Toplanacak”: Savunma Bakanı Vangelis
Meimarakis ile mülakat.
SORU: Lefkoşa'nın muhtemel
69 "küçük vetosunun" Türkiye'nin AB yönelimini iptal edeceğinden
korkuyor musunuz?
MEİMARAKİS: Konu, Kıbrıs'ın
tutumu değil Türkiye'nin tutumudur. Yunanistan Türkiye'nin katılım
çabasını destekliyor. Ancak komşumuzun, talebini neticeli olarak
karşılamak için AB kriterlerini, almış olduğu yükümlülük ve
sorumlulukları yerine getirmesi gerekir, yani müzakere çerçevesinde
belirlenmiş şartlara saygı göstermesi gerekir. Türkiye'nin AB
müktesebatına uyması gerekir. AB yolu, Yunanistan ile ilişkilerinden
geçer. Biz, Türkiye'nin Avrupalılaşmasının tüm bölge ülkelerinin
yararına olduğuna inanıyoruz, bunun için de bu çabanın desteklenmesini
stratejik seçenek olarak kabul ediyoruz. Ancak, desteğimiz hiçbir
şekilde "açık çek" anlamına gelmez. Bunun her yöne doğru açıkça belli
olması gerekir. Türkiye ülkemizin egemenlik haklarına itiraz
politikasını şimdiye kadar değiştirmedi. Ancak, AB'ye girmek için,
sosyal ve ekonomik bakımdan hazırlanabileceğini göstermeye ilişkin
tarihi bir fırsatı var. Eftihis Palikaris (24/06/2006)
Eleftheros Tipos:
“AB-Türkiye:Atina Özel İlişkiden Rahatsız” Avrupa süreci için Ankara'nın
güvensizliği, iyi niyet hareketlerine müsaade etmiyor. Dışişleri Bakanı
Dora Bakoyanni'nin dün gece Atina'da Alman mevkidaşı Frank Walter Steinmeier
ile görüşmesi ve görüşmeye iş yemeğinde devam etmeleri bekleniyordu.
Alman diplomasisinin lideri Yunanistan'a gayrı resmi ziyarette bulunuyor
ve alınan bilgilere göre, eski Başbakan Kostas Simitis ile bir görüşme
gerçekleştirdi. Diplomatik çevreler, ekim ayında Türkiye için
Komisyonun ilerleme raporunun açıklanmasıyla beklenen sıcak sonbahar
öncesinde, Bakoyanni-Steinmeier görüşmesinin odak noktasında AB-Türkiye
ilişkilerinin konusunun bulunmamasının imkansız olduğunu
değerlendiriyorlar. Son zamanlarda, Türkiye'nin tam üyelik
beklentisinden hızla uzaklaştığına ve şu an için bir özel ilişki
düzenlemenin tek gerçekçi olasılık olarak göründüğüne dair Atina'ya
birçok yönden mesajlar geliyor. Alınan bilgilere göre, aynı
değerlendirmeleri Dora Bakoyanni, kısa bir süre önce Paris'te
mevkidaşı Philippe Douste-Blazy ile gerçekleştirdiği görüşmede de
duydu. Avrupa sürecinin akıbeti için Ankara'nın güvensizliği, dış
politikasının yeniden düzenlenmesine veya iyi niyet hareketleri için
elverişli olmadığı bilindiğine göre, Yunan diplomasisinin kaygılanmak
için her türlü nedeni bulunuyor. Angeliki Spanu (24/06/2006)
KIBRIS RUM BASINI:
Alithia: “Fare ve Fil”:
Özellikle Avusturya dönem başkanlığı ve genişlemeden sorumlu Komiser
Olli Rehn'in önderliğinde tüm Avrupalıların, Türkiye'nin AB ile
imzaladığı Gümrük Birliği'nin AB'nin 25 üyesine genişletilmesi ile
ilgili olan Protokol'e saygı göstermesi gerektiğinde hem fikir
oldukları gerçektir.
Türkiye'den protokolü
uygulaması isteniyor. Türkiye bugüne kadar bunu yapmaktan kaçındı.
Çünkü Protokol'ü uygulaması öncelikle Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanıması ve
ikinci olarak limanlarını ve havaalanlarını Kıbrıs Cumhuriyeti'ne
açması anlamına gelecekti.
Ancak... Avrupa Birliği
resmi olarak ciddiyetle Türkiye'yi yükümlülüklerini uygulamaya
çağırırken, ne Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tanınması ne de Türk limanlarının
açılması Kıbrıs sorununu çözmeyecektir ve adanın yeniden
birleştirilmesi söz konusu değildir. Eğer Türkiye'nin 1987 yılına
kadar (işgalden 13 yıl sonra) limanlarını Kıbrıs gemilerine açık
bıraktığı düşünülecek olursa, bu kıstas ile Kıbrıs sorununun çözüm
olasılıklarının çoğaldığı mı yoksa azaldığı mı anlaşılır. Pambos
Haralambos (22/06/2006)
MISIR BASINI:
El Masry El Youm:“Türkiye'nin
Katılım Müzakarelerinin Engellenmesi İçin AB Komisyonuna Baskılar”
AB'nin genişlemeden sorumlu komisyon üyesi Olli Rehn,Türkiye'nin gelecek
sonbaharda yeniden başlayacak AB'ye katılım müzakerelerinin, Ankara'nın
Kıbrıs dosyasına yaklaşımından dolayı engellerle karşılaşabileceğini
açıkladı.
Avrupa Parlamentosu Dış
İlişkiler Komisyonu önünde konuşan Rehn, Kıbrıs uçak ve gemilerine
havaalanlarını ve limanlarını açmayı reddeden Türkiye'nin tutumunun
kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, Türkiye'de reform sürecinin
gidişatından kaygı duyduğunu dile getirdi.
Brüksel'de AB'ye yakın
kaynaklar, Rehn'in bu açıklamalarını değerlendirirken, bunun bazı AB
ülkelerinin genişlemeden sorumlu komisyona yönelik baskılarıyla eş
zamanlı olmasına dikkat çekiyorlar. Abdullah Mustafa (25/06/2006)
Nahdet Mısır: “Türkiye ve
Batı'ya Yönelmenin Rizikoları”: Gerçekten siyasi çıkarların dini, vatanı
ve kimliği yok mudur? Belki... Fakat kuşkusuz, tarihi alışkanlık sonucu
yerleşen bu hayasız anlayış, halklar ve bireylerin vicdanlarında kabul
görecek şekilde taht kurmuş değildir. Çünkü bu anlayış, insani ortamda
istikrarsızlık ve güvensizlik duygusunun doğmasına yol açan geçmiş
tarihi süreçlerin bir ürünüdür. Üstelik, bu anlayışın doğurduğu anlamın
da, dinlerine ve kimliğine sıkıca bağlı olan geniş kitlelerde kabul
görmediği ve önemsenmediği kesindir.
Türkiye 40 yılı aşkın bir
süredir AB'ye doğru koşma çabalarını bıkıp usanmadan sürdürüyor. Amaç,
Müslüman Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğini sağlamak için üye ülkelerin
dışişleri bakanlarının "ulvi" onaylarını kazanmaktır. Her ülkenin,
siyasi ve ekonomik düzeyde menfaatleri uğuruna çalışması meşru
hakkıdır. Fakat, "şaşmaz adımlar" politikasının izlenmesi koşuluyla,
ilk önce amaca giden çıkış noktalarının iyice belirlenmesi, her çıkarın
karakterize edilmesinin bir gereğidir. Yani bir çıkarın peşinde
gidilmesi, kişiliksizliğe ve ardından yolu şaşırmaya neden olan bir
rastgele koşuşturma politikası izleyerek olmamalıdır. Burada kaçınılmaz
olarak ortada dolaşan soru, "Türkiye'nin, yüce çıkarının, bir Hristiyan
ittifakı olan Batı'nın sentezi AB'de yattığı zannına neden
kapıldığıdır." Bu soru, Asyalı ve İslami kimliğiyle Doğu'ya yönelme
yerine Avrupalı laik bir kimlikle Batılılaşmayı tercih etmiş olan
Türkiye'nin bunca yıldır sürdürdüğü ısrarı bakımından önemlidir. El
Seyyid Mahmut Fişe (25/06/2006)
-