ANKARA, 29/06(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki
ilişkilere değinen 28 Haziran 2006 tarihli haber ve yorumlardan yapılan
alıntılar aşağıda sunulmaktadır:
JAPONYA BASINI:
Mainichi Shimbun: “Türkiye Büyükelçisi Ünaydın: AB
Çifte Standart Uyguluyor”:Türkiye'nin Japonya
Büyükelçisi Solmaz Ünaydın, Shibuya'da bulunan Aoyama Gakuin
Üniversitesinde, Aoyama Üniversitesi ve Mainichi gazetesi sponsorluğunda
bir konferans verdi. Büyükelçi, Türkiye'nin AB'ye üyelik süreci
konusunda, "AB ülkeleri, Türkiye'ye çifte standart uyguluyor"şeklinde
eleştiride bulundu.
Büyükelçi Ünaydın, sorunu, 1952 yılındaki NATO üyeliği
ile karşılaştırdı. Ünaydın, Türk Ordusu NATO'da, Sovyetler Birliği'ne
karşı güvenlik açısından önemli rol oynuyordu ve "Türkiye, bu konuda
'verici taraf' olmasına karşın, AB söz konusu olunca, çeşitli açıdan
ekonomik yardım 'alıcı taraf' olarak görülüyor" analizinde bulunarak,
"Konum değişince, bakış açısı da değişiyor" diye vurguladı.Eiji
Maeda (28/06/2006)
ALMANYA BASINI:
Almanyanın Sesi Radyosu: “Avrupa’nın Rusya’ya
Alternatif Enerji Arayışları”
Avrupa ülkeleri, enerji konusunda Rusya'ya
güvenemeyeceklerini gördükten ve tek bir kaynağa bağlı olmanın
yaratacağı sorunları kavradıktan sonra, hem alternatif enerji arayışına
giriştiler, hem de doğalgazda farklı kaynaklara ulaşmak için yeni bir
anlaşmaya imza attılar. Nabucco doğalgaz boru hattı projesinin hayata
geçirilmesi süreci, AB Dönem Başkanı Avusturya'nın öncülüğünde Türkiye,
Bulgaristan, Macaristan ve Romanya enerji bakanlarının attığı imzalarla
başladı.
Hazar Denizi doğalgazını Avrupa'ya taşıyacak olan
projenin toplam yatırım hacmi 4 milyar 600 milyon avro olarak tahmin
ediliyor.(…) Türkiye üzerinden AB ülkelerine doğalgaz sevkedecek olan
Nabucco projesine ilişkin anlaşma, AB Dönem Başkanı Avusturya'nın ev
sahipliğinde Viyana'da imzalandı. Beş ülkenin enerji bakanlarının
imzaladığı anlaşmaya, AB Komisyonunun enerji politikasından sorumlu
üyesi Andris Piebalgs da imza attı. Orta Asya ülkeleri ve
Azerbaycan'dan, aynı zamanda, politik koşulların düzelmesi durumunda
İran'dan gelecek doğalgazın Türkiye, Bulgaristan, Romanya ve Macaristan
güzergahını izleyerek Avrupa'ya ulaşmasını sağlayacak olan Nabucco
projesinin, 2011 yılında tam kapasitede hizmete girmesi planlanıyor.
(28/06/2006)
Bild: “Türkiye’nin AB Üyeliği Hakkında Sonsuz Tartışmalar
Yapılmasın”:
Almanya Federal Cumhuriyeti Dışişleri
Bakanı Frank-Walter Steinmeier ile yapılan mülakatın Türkiye ile ilgili
bölümü.
KLEINE: AB, 2005 yılı Ekim ayından bu yana Türkiye ile
katılım müzakereleri sürdürüyor. Türkiye AB'ye hazır mı?
STEINMEIER: Türkiye, hukuk devleti, demokrasi ve insan
haklarının ağırlıklı olarak İslami bir ülkede de
gerçekleştirilebileceğini göstermek istiyor ve gösterecektir de. Bu
süreç başladı. Bu süreç uzun ve titiz bir süreç. Bu nedenle bu süreçte
yalnızca ilerleme değil, bazen gerilemeler de kaydedilmesi kimseyi
şaşırtmamalıdır. Bizim görevimiz, Ankara'da daha da çok ilerlemeyi
isteyen güçleri kuvvetlendirmek.
KLEINE: Koalisyon ortağınız Hristiyan Birlik Partileri
konuyu farklı görüyor. Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) Genel Başkanı
Edmund Stoiber, kısa bir süre önce açık açık "Türkiye AB üyesi
olmayacak" dedi.
STEINMEIER: AB liderleri oy birliğiyle Türkiye ile
müzakerelere başlanması gerektiğine karar verdi. Şuna da karar verdiler:
Müzakerelerin hedefi AB'ye tam üyeliktir. Şimdi ben, her iki haftada
bir, bu hedefin sorgulanmaması konusunda sadece uyarabilirim. Bunu
yapanlar, Türkiye'de Avrupa'ya giden yolu temel olarak reddeden güçleri
kuvvetlendirir, cesaret ve kararlılıkla hukuk devletinin gerektirdiği
reformlar için angaje olanların da cesaretini kırar.
Bunun yerine bir yandan Türkiye'deki olumlu gelişmeleri
desteklerken, diğer yandan da bu eğilimin geri dönülmez bir hal almasını
sağlamaya çalışmalıyız. Rolf Kleine
(28/06/2006)
ABD BASINI:
AP: “Almanya Dışişleri Bakanı Türkiye’nin AB’ye Üyelik
Amacının Sorgulanması Konusunda İhtiyatlı”:
Almanya Dışişleri Bakanı bugün yayımlanan bir mülakatında, Türkiye'nin
AB'ye üyelik amacının sorgulanması gerektiğini düşünen şüphecilere
ihtiyatlı yaklaştığını belirtti.
AB, Türkiye'deki reform sürecinin ivmesini kaybettiği
yönünde endişe duyarken, bazı Alman muhafazakarlar ise, ülkenin AB
amacına yönelik muhalefetlerini sürdürüyorlar.
Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, Bild
gazetesine verdiği mülakatta, AB liderlerinin geçen yıl oybirliğiyle
Türkiye'nin tam üyeliği konusunda müzakerelere başlamaya karar
verdiklerine işaret etti.
Steinmeier gazeteye, "Bu sürecin amacının iki haftada bir
sorgulanmaması konusunda sadece uyarıda bulunabilirim. Bu şekilde
davrananlar, Avrupa yolunda ilerlenilmesine temelde karşı çıkan güçlerin
elini güçlendiriyor ve reform için cesaretle ve kararlılıkla yoluna
devam edenlerin de cesaretini kırıyor" diye açıklamalarda bulundu.
Haberde, Steinmeier'in, "Bu müzakerelerin yıllarca
sürebileceği göz önünde tutulduğunda tam bir ilerleme olmadığında hatta
bazen geri adım atıldığında bile şaşırmamalıyız" şeklindeki sözlerine
yer verildi. (28/06/2006)
AP: “Erdoğan:Türkiye’nin AB Üyeliğini Kıbrıs İle
İlişkilerin Normalleştirilmesine Bağlamak Adil Değil”
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan
bugün AB'yi, üyelik müzakerelerinin hızını Türkiye'nin Kıbrıs'ı tanıması
talebine bağlayarak, ülkesinin Bloğa katılma girişimini engellemekle
suçladı.
AB Türkiye'den, bu yıl AB ile yapacağı müzakerelerde
büyük sorunlarla karşılaşmak istemiyorsa, bölünmüş Akdeniz adasının
Kıbrıs Rum Hükümetini tanımasını istedi(…)Erdoğan Avrupa Konseyinde
ifade özgürlüğüyle ilgili katıldığı bir tartışma sonrası gazetecilere
yaptığı konuşmada, "Kıbrıs meselesini politika bölümleriyle
bağlantılandırmak etik açıdan kesinlikle adil değil. Bilim, kültür ya da
çevre konularının Kıbrıs ile ne ilgisi var? Bu politika, yolumuza
engeller koyulacağı anlamına geliyor" dedi.
(28/06/2006)
AVUSTURYA BASINI:
Der Standard: “Schüssel’in Reddedilen Kriterleri”:
Avusturya'nın dönem başkanlığı sırasında
AB'nin iç politikasında hemen hemen hiçbir değişiklik olmadı. Anayasa
tartışması hız kazanamadı, Wolfgang Schüssel'in yeni giriş kriterlerine
ilişkin önerisi kesinlikle reddedildi.
AB'nin iç ve güvenlik politikası, Dönem Başkanı
Avusturya'nın ele aldığı konular arasında en çok tartışılanıydı.(…)
Dönem Başkanı ve Başbakan Wolfgang Schüssel, Avusturya'nın dönem
başkanlığını devralmasından sekiz gün sonra, "Anayasa tartışmasını
yeniden başlatmayı planladık" demişti. Ancak bunu izleyen hafta ve
aylarda böyle bir tartışmanın lafı bile edilmedi. Bu tabii yalnız
Avusturya'nın suçu değildi. Öncelikle de Hollandalılar Anayasa'ya el
yakan bir konu olarak baktı. Diğer canlandırma teşebbüsleri de 2007'nin
ilk yarısına rastlayacak olan Almanya'nın dönem başkanlığına ertelendi.
Anayasa'nın yanı sıra onunla sıkı bağlantılı olan
genişleme tartışması da AB iç politikasını meşgul etti. Schüssel burada
vurgulamalarda bulunmaya çalıştı: Türkiye ile müzakerelerin
başlangıcında Schüssel tarafından ortaya atılan Birliğin "genişleme
kapasitesinin" daha geniş bir temele oturtularak verilerle beslenmesi
istendi. Michael Moravec (28/06/2006)
İNGİLTERE BASINI:
The Daily Telegraph: “Finlandiya Avrupa’nın Geri
Kalanına Nasıl Yarışılacağını Öğretebilir mi?”:
Finlandiya cumartesi günü (1 Temmuz 2006), 11 yıl önce
AB'ye üye olmasından bu yana, ikinci kez AB Dönem Başkanlığını
devralacak. Bugün ile 1999'da başkanlık koltuğuna geçtiği bir önceki
dönem arasındaki tezat ise çarpıcı. O zamanlar, Türkiye'yi aday olarak
kabul eden, göç, sığınma politikası ve yargısal işbirliği gibi konularda
önemli adımlar atan ve kendine güveni yüksek bir Avrupa vardı. AB, bir
sonraki yıl Lizbon'da, 2010'a kadar "dünyanın bilgiye dayalı en dinamik
ve en rekabetçi ekonomisini" yaratma gibi cesur bir amaç belirledi.
Ancak, AB'nin o güveni bugün yok. Anayasal sözleşmenin
geçen yıl Fransız ve Hollandalı seçmenler tarafından reddedilmesi,
Avrupa'ya hala altından kalkmaya çalıştığı bir darbe indirdi.
Genişleme konusunda ise, bir çoğu doğu Avrupa'dan gelen
10 yeni üyenin 2004'te Birliğe katılmasıyla, büyük bir mesafe katedildi.
Ancak, Türkiye'nin adaylığı, hiç olmadığı kadar tartışma konusu oldu.
Son yapılan zirvede, AB'nin "hazmetme kapasitesinin" üyelik kriteri
olarak eklenmesinden kaçınılmasına karşın Ankara, siyasi reformlardaki
ilerleme hızının son derece yavaş olduğu konusunda uyarıldı.
Bu şartlarda Finlandiya'nın dönem başkanlığının,
1999'daki gibi bir etki yaratması kuşkulu. Sonbaharda alınacak
kararlarla, Bulgaristan ve Romanya'nın Birliğe katılım tarihinin 1 Ocak
olarak belirlenmesi bekleniyor. Türkiye meselesi ise, limanlarını ve
havaalanlarını Kıbrıs trafiğine açması için verilen mühletin sona
ermesine yakın, daha da ısınacak gibi; Türkiye Başbakanı Recep Tayyip
Erdoğan, haklı olarak, AB ile adanın Türk tarafı arasındaki ticaret
yasağı kaldırılana kadar bu yönde bir adım atmayı reddetti.
Simon Scott Plummer (28/06/2006)
REUTERS: “AB, Üyelik Görüşmelerinde Hırvatistan’ı
Türkiye’nin Önüne Aldı”: Ankara'nın hava ve
deniz limanlarını Kıbrıs'a açmayı reddetmesi nedeniyle, Avrupa Birliği
bugün, müzakere sürecinde Hırvatistan'ı Türkiye'nin önüne geçirme kararı
aldı.
Avusturya AB dönem başkanlığı sözcüsü, AB'li
büyükelçilerin, her iki ülkeyle de rekabet politikasına dayalı ayrıntılı
müzakerelere başlayacaklarını, ancak gümrük birliği konularında ise
sadece Zagreb'le görüşmelerde bulunacakları hususunda anlaşmaya
vardıklarını belirtti.
Sözcü, bunun nedeninin ise, Kıbrıs meselesinden dolayı,
AB'nin gümrük yasalarının Türk yasalarıyla bağdaşabilir olup olmadığı
yoklamasının henüz tamamlanmaması olduğunu ifade etti.
(28/06/2006)
KIBRIS RUM BASINI:
Fileleftheros: “Türkiye Avrupalıların Merceği Altında”:
Avrupa, Türkiye'nin, alaycı bir şekilde kendi şartlarında ısrar ederek,
üyelik sürecinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğinin
bilincindedir. Avrupa'da, Türkiye'nin ele alınmasına ilişkin olarak
ciddi bir değişiklik görülüyor.
AB, geçtiğimiz yıl Türkiye'ye üyelik müzakerelerine
başlama tarihi vererek, yaptığı hatayı düzeltmek için uygun bir yöntem
arayışındadır. Yetkililerinin, muhtelif otorite kaynakları, yani
siyasi-İslamcı ve askeri otoriteden oluşan,bir hükümetle müzakere etmek
durumunda olduğunu anlamakta gecikmedi.
Lüksemburg'da gerçekleşen Türkiye-AB Ortaklık Konseyi
toplantısında Ankara, Gümrük Birliği Ek Protokolü'nün uygulanmasına
ilişkin bir erteleme daha elde etmeyi başardı.Ancak 25'ler yıl sonuna
kadar Protokol'e uyması yönünde vurgulamalar ve uyarılarda bulundu. Aksi
takdirde üyelik sürecinin kesilme tehlikesinin altı çizildi. O halde
Erdoğan, AB'ye yönelik olarak şikayette bulunup şantajcı ve küfürbaz bir
şekilde davranmak yerine, uyum sağlayıp AB karşısındaki yükümlülüklerini
yerine getirmek için çaba sarf ederse iyi eder. Liman ve havaalanlarını
Kıbrıs Cumhuriyeti'ne açmak yerine, üyelik sürecinden vazgeçmeyi tercih
edeceği yönündeki tehditler, konumunu daha fazla güçleştiriyor.Nikias
Livadas (28/06/2006)
NOT:
Bu bülten, 28 Haziran 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve
yorumlardan