AVUSTURYA BASINI:
ORF (TV): “AB’ye Katılım Müzakareleri
Koşulları Adil Değil”:
Türkiye Başbakanı Recep
Tayyip Erdoğan, ülkesinin katılım müzakereleri başlangıcında AB'nin
sergilediği tutumun "adil olmadığını" belirtti.
Başbakan Erdoğan, Avrupa Konseyindeki bir
tartışmanın ardından dün gazetecilere Strasbourg'da verdiği mülakatta,
"Müzakerelerin ilerlemesini Kıbrıs'ın tanınması ile ilişkilendirmek
doğru değildir" dedi.
Gerçi AB üye ülkelerinin dışişleri
bakanları, Türkiye'nin AB üyeliğiyle ilgili olarak, haziran ayı
ortasında, "Bilim ve Araştırma" başlığını kapattı.
Ancak buna rağmen yine de AB ve Ankara
arasında yoğun görüş ayrılıkları ortaya çıktı. Erdoğan, "Kıbrıs sorununu
müzakere başlıklarıyla ilişkilendirmek etik açıdan kesinlikle adil
değildir. Bilim, kültür ve çevrenin, Kıbrıs ile ne ilgisi var? Bununla
sadece Türkiye'nin yoluna engeller konulmaya çalışılıyor" açıklamasında
bulundu.(29/06/2006)
İRAN BASINI:
Tahran Radyosu: “Yunanistan Dışişleri
Bakanının Türkiye’ye Uyarısı”:
Yunanistan Dışişleri Bakanı
Dora Bakoyanni, bir kez daha, Türkiye'nin limanlarını Rum kesimine
açması gerektiği konusunda uyarıda bulundu ve Ankara'nın bundan
kaçınarak mevcut tutumunu sürdürmesinin, Türkiye'nin AB üyeliği
karşısında bazı sorunlara sebep olacağını ileri sürdü.
Bu arada Ankara, bu yönde herhangi bir
adım atmadan önce Kıbrıs Türk kesimine yönelik ekonomik yaptırımların
kaldırılması gerektiğini vurguluyor. Türkiye Hükümeti, geçen yıl gümrük
birliği protokolünü imzaladı, ancak hala AB üyesi Rum kesimini
tanımıyor. AB ise, Ek Protokolün
Ankara tarafından imzalanmasının
ardından, Türkiye'nin Kıbrıs Rum kesimini resmen tanıması gerektiğini
vurguluyor.
Ankara Hükümeti de Ek Protokolün
imzalanmasının Rum kesiminin tanınması anlamına gelmediğini, Kıbrıs
meselesinin BM Genel Sekreteri Annan tarafından önerilen plan çevresinde
çözümlenmesi gerektiğini vurguluyor.
Görünen o ki, Türk yetkililer, Kıbrıs
meselesinde daha fazla esneklik göstermeleri durumunda, AB'nin diğer
istekleri ve bu arada Kürtlere daha fazla hak tanınması yönünde ısrar
etmesinden endişe ediyorlar. Ancak, Türk
yetkililer, Kürt meselesini ve Kıbrıs sorununu, ülkenin milli
güvenliğiyle ilgili iki önemli konu olarak görüyor ve bu konuda esnek
davranmayı asla kabul etmiyorlar. (29/06/2006)
KANADA BASINI:
Cyberpresse: “AB’ye Üyelik Yolunda
Hırvatistan Türkiye’yi Solluyor”:
Avrupalı kaynaklardan dün edinilen bilgilere göre, Hırvatistan geçen
ekim ayında Türkiye ile aynı zamanda
başlatılan Avrupa Birliği'ne üyelik
müzakerelerinde bir adım öne geçti.
AB Dönem Başkanı Avusturya, 25'lerin
Brüksel'deki temsilcilerinin, AB Komisyonunun tavsiyesine uyarak, üyelik
müzakerelerinde ele alınacak 35 konu başlığından gümrük birliğiyle
ilgili olanın Hırvatistan ile görüşmeye açılması ilkesini onayladığını
belirtti.
Yine AB kaynaklarından edinilen bilgilere
göre, Komisyon, aynı konunun Türkiye ile görüşülmesine başlanması
hususunda şimdilik bir tavsiyede bulunmadı. Üyelik müzakerelerinin
resmen açılış tarihi olan 3 Ekim'den bu
yana ilk defa iki ülke aynı hızda ilerlemiyor.(…) Gerek Komisyon, gerek
Avusturya Dönem Başkanlığı dün, gümrük birliği konusunda Türkiye'nin
Hırvatistan'a göre geri kalışı arasında bir bağ kurmaktan ve Ankara ile
AB arasındaki gümrük birliği anlaşmasıyla ilgili polemiğe girmekten
kaçındı.
Türkiye, gümrük birliğini 2004 yılında
AB'ye katılan ve aralarında Kıbrıs'ın da bulunduğu 10 yeni üyeye
genişletmeyi öngören Ankara Protokolü'nü geçen temmuz ayında
imzalamıştı. Ancak Türkler, attıkları parafın, bölünmüş durumdaki adanın
güneyini yöneten Lefkoşa yetkililerini tanıdıkları anlamına gelmediğinin
altını çizmişlerdi.(29/06/2006)
ALMANYA BASINI:
Greenpeace Magazin: “Türkiye’nin AB
Üyeliğine Şüpheyle Bakılıyor”:
Emnid adlı şirket
tarafından Greenpeace Magazin dergisi için yapılan bir kamuoyu
yoklamasına göre,
Almanların yüzde 63'ü Türkiye'nin AB
üyeliğine karşı. Almanların yalnızca üçte biri Türkiye'nin AB üyeliğini
destekliyor. İnsan hakları, çevrenin korunması ve turizm konularında
yayın yapan Greenpeace Magazin adlı derginin Türkiye özel sayısında
"Türkiye Avrupa'ya hazır mı?" başlığı altında açıklanan kamuoyu
yoklamasının sonuçlarına göre, Almanya'nın yeni eyaletlerinde (Doğu
Almanya) Türkiye'nin üyeliğine şüpheyle bakanların oranı yüzde 51, bu
oran yüzde 65 olan eski eyaletlerden (Batı Almanya) daha düşük.
Kamuoyu yoklamasından, katılım
müzakerelerinin başlatılmasından kısa bir süre sonra, Almanların
Türkiye'nin AB üyeliğine duydukları şüphenin en yüksek seviyeye çıkmış
olduğu görülüyor. 2002 Aralık ayında yapılan bir kamuoyu yoklamasında,
Almanların yüzde 60'ı Türkiye'nin AB üyeliğini destekliyordu. Ancak bu
destek son yıllarda belirgin ölçüde azaldı.
(29/06/2006)
BİLD: “Türkiye’nin AB Üyeliği…CSU
Steinmeier’i Tersledi”:
CSU, Türkiye'nin AB üyeliğine açıkça cephe almaya devam
ediyor. Federal Dışişleri Bakanı Steinmeier'ın Hristiyan
Birlik Partileri'ne katılım
müzakerelerini sorgulamamaları yönündeki uyarısının ardından, dün
Bavyera'dan derhal tepki geldi. Bavyera Avrupa Bakanı Emilia Müller
(CSU), Bild gazetesine yaptığı açıklamada, "Ankara, Avrupa değildir ve
bu nedenle CSU, Türkiye'nin AB üyeliğine karşıdır. Ayrıca müzakereler
açıkça belirtildiği gibi 'ucu açık' olarak yürütülecektir. Bundan dolayı
Steinmeier'in açıklamaları tamamen gereksiz ve nahoştur" diye konuştu.
Jtop (29/06/2006)
İNGİLTERE BASINI:
REUTERS: “Olli Rehn: AB Türkiye’nin
Müzakerelerini Durdurabilir”:
Avrupa Birliği'nin
genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn'in, Birliğin, Kıbrıs meselesi
konusunda ilerleme olmaması halinde Türkiye'nin müzakerelerini
durdurabileceğini söylediği bildirildi.
Fin haber ajansı STT'ye yaptığı
açıklamada Rehn, "Böyle bir ihtimal var. Umarım buna başvurmak zorunda
kalmayız ama bunu gerektirecek nedenlerin belirmesi halinde bu seçeneği
kullanmamamız için hiçbir sebep de yoktur" dedi.
Rehn şunları söyledi: "Ben gerçekçiyim ve
bu yüzden, Ankara'nın Kıbrıs konusundaki yükümlülüklerini yerine
getirmediği ve reform sürecine hız vermediği takdirde müzakerelerde bir
çatışma olabileceği uyarısını çok evvelden yapmaya çalıştım."
(29/06/2006)
The Guardian:”AB İçin Mükemmel Yeni
Bir Üye Buldum..Keşke Avrupa’da Olsaydı”:
Aslında neden Avrupa
Birliği Kanada'yı Birliğe katılmaya bir kez daha davet etmiyor? Zira pek
çok açılardan, Türkiye şöyle dursun Ukrayna'dan bile daha kolay uyum
sağlayacaktır.
Kanada, demokratik hükümet, hukukun
üstünlüğü, iyi işleyen bir pazar ekonomisi ve azınlık haklarına saygı da
dahil olmak üzere, üyelik için AB'nin öne sürdüğü Kopenhag kriterlerini
rahatlıkla yerine getiriyor.(…)
Türkiye'ye evet denildikten sonra AB, diğerlerine hayır demek için açık
ve tutarlı gerekçeler bulmakta zorlanıyor.
Ancak yine de, ihracatının yaklaşık yüzde
85'ini ABD'ye yapan ve ABD ekonomisi ile giderek daha da bütünleşen
Kanada'nın Avrupa'da olduğunu iddia etmek zor olacaktır.Timothy
Ash (29/06/2006)
YUNANİSTAN BASINI:
Ta Nea: “Limanlar İçin Formül Ön Plana
Getiriliyor”: AB
Komisyonu Kıbrıslı Türkleri destekleme karşılığında Magosa'nın ve
limanların açılmasını öneriyor.
Abdullah Gül'ün eylül ayı başlarında
Atina'yı ziyaret etmesi bekleniyor. Bu ziyaret, her altı ayda karşılıklı
ziyaretlerin yapılması kararının alınmış olmasına rağmen, bir
ertelemeden öteki ertelemeye sevk ediliyordu.
Dora Bakoyanni, Moskova'da yapılan
Afganistan'dan uyuşturucu madde trafiği ile ilgili zirve sırasında Türk
meslektaşı ile görüştü ve her iki taraf da İstanbul'da yapılan
görüşmelerin neticelerinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Bunun
üzerine yapılan değerlendirmeye göre,
Türk-Yunan ilişkilerinde önce
hareketsizlik sonra da gerginlik ortamının var olması nedeniyle donmuş
olan ziyaretin gerçekleşmesi için koşullar uygun görüldü.
İrini Karanasopulu (29/06/2006)
İSPANYA BASINI:
El Pais: “Erdoğan:AB İle Müzakerelerde
Gerilemeye Müsaade Etmeyeceğiz”
Başbakan Erdoğan ile mülakat.
SORU:
Genişleme Komiseri Olli Rehn, hükümetiniz reformların ritmine hız
vermezse, özellikle de liman ve hava limanlarını Kıbrıs'a açma sözünü
yerine getirmezse, AB ile Türkiye arasında bir "tren kazası" olmasından
korkuyor.
ERDOĞAN:
Bence tren kazasından bahsetmek, çok yerinde değil. Biz o niyetle
Avrupa'ya seyahate kalkışmadık Hedefimize kazasız varmayı planladık. Bu
yüzden, hiçbir talihsizlik olmaksızın, Sayın Rehn'in isteklerini yerine
getireceğimizden eminiz.
SORU:
Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti gemi ve uçaklarına liman ve havalimanlarını
açma karşılığında ne istiyor?
ERDOĞAN:
Kuzey Kıbrıs'ın tecridine son verilmesini. Siyasi boyutlarının ötesinde
taşıma, ticaret, enformasyon, kültür, spor vs. tüm ekonomik ve sosyal
aktiviteyi etkileyen her şeyde Kıbrıs Türk tecridine son verilmesi
lazım. 1996'da AB ile Gümrük Anlaşması'nı müzakere ettiğimiz zaman, o
dönemde henüz üye olmayan Kıbrıs'a bunu yapmadık. Türkiye, belki daha
sonra veto hakkını kullanabilirdi, ancak bunu yapmadı. Kıbrıs sorununun
çözümü, BM'nin ellerinde; adanın yeniden birleşmesi için Annan
Planı'nda. AB'den bize çok açık bir mesaj getirildi: "Kuzey Kıbrıs'ta
referandumdan "evet" çıkmasını sağlayın, gerisiyle biz ilgileneceğiz."
Biz, anlaşmada kendi payımıza düşeni yerine getirdik ve kuzeyde "evet"
kazandı, ancak güneyde aynı şey olmadı. BM planını reddedenler, AB'ye
girmekle ödüllendirildiler, planı destekleyenlerse hala izole
ediliyorlar. Juan Carlos Sanz (29/06/2006)
ABD BASINI:
AP: “AB Dönem Başkanlığını Devralacak
Finlandiya,Türkiye Müzakerelerinin Çökmesini Önlemek İçin Çalışma
Taahhüdünde Bulundu” Bu
hafta AB'nin dönem başkanlığını devralacak olan Finlandiya bugün,
Türkiye'nin sorunlu üyelik müzakerelerinin
çökmesini önlemek için elinden geleni
yapacağını kaydetti.
Finlandiya Dışişleri Bakanı Erkki
Tuomioja, Türkiye bu yıl sonuna kadar AB üyesi Kıbrıs'ı tanımadığı
takdirde, güç bela başlayan üyelik müzakerelerinin askıya alınacağını
söyledi.
Tuomioja düzenlediği basın toplantısında,
bu durumun Avrupa Birliği'nin bir hatası olacağını ancak bunu önlemek
için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi.
Erkki Tuomioja, Ankara'nın AB
ile gümrük birliğini onaylamayı reddetmesi ve Kıbrıs Rum gemi ve
uçaklarının Türk liman ve havaalanlarına kargo yükleme ve boşaltma
yapmasına izin vermemesi nedeniyle Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin
kötü başlamasından dolayı hükümetinin endişeli olduğunu belirtti ve "AB
bünyesindeki herkes Türkiye'nin bu protokolü onaylayacağını düşünüyor.
Aksi takdirde bunun bir takım sonuçları olacaktır" diye ekledi.
Constant Brand (29/06/2006)
NOT:
Bu bülten, 29 Haziran 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve
yorumlardan
derlenerek hazırlanmıştır.
-
-
ESKİ SAYILAR