ALMANYA BASINI:
Süddeutsche Zeitung: “Ankara Karşıtları İçin Bir
Yasa”:
Türkiye'nin başı halen terörle dertte. Bu
kötü. Şimdi Türkiye, sert bir Terörle Mücadele Yasası ile terörü yenmeyi
amaçlıyor.(…)
Türkiye'nin hukuk devleti olma yolunda nerede durduğunu Adalet Bakanı
Cemil Çiçek'in şahsında okumak mümkündür. Bu, TCK'nın "Türklüğe hakaret"
ile ilgili uğursuz 301. maddesi dayanak alınarak onlarca yazar hakkında
dava açılmasıyla başlamıştı. Bu bağlamda Çiçek eleştiride bulunanlara,
"Göreceksiniz ki, sonunda hiçbir meşhur yazar ceza almayacaktır"
demişti.
Şimdi de benzer bir mantık yürütüyor: Çiçek'e göre gerçi
Terörle Mücadele Yasası pek sempatik değil, ancak buna rağmen isteniyor.
Bakan yasanın mümkün mertebe uygulanmamasını ümit ediyor. (…)Bu yasa
tıpkı 301. madde gibi, özellikle ordunun işine yaramaktadır. Hükümet bir
kez daha ordu karşısında boyun eğmiş ve artık siyasetin ordunun önüne
geçmesini talep eden AB ile yeniden karşı karşıya gelme tehlikesini göze
almıştır.
Bütün bunlar tam da AB katılım müzakerelerinin Kıbrıs
yüzünden duraksama noktasına geldiği bir döneme rastlıyor. Avrupa'daki
Türkiye karşıtları sevinçten ellerini ovuşturacaklardır.
Kai Stritmatter (03/07/2006)
Süddeutsche Zeitung: “AB’ye Katılacak Olan Türkiye Çok
farklı Olacaktır”: Finlandiya Dışişleri Bakanı
ve AB Dönem Başkanı Erkki Tuomioya ile mülakat.
SORU: AB, 1999 yılında –o
zamanlar da Dönem Başkanlığı Finlandiya'daydı– büyük genişleme
kararlaştırmıştı. Türkiye'ye de adaylık statüsü verilmişti. Şimdiyse
hava değişti. Birçok AB üyesi ülke genişleme politikasına giderek karşı
çıkıyor.
TUOMİOYA: Evet bu doğrudur.
Ancak havanın böyle olması ille de genişlemeden kaynaklanmıyor. Daha
çok, insanların işlerin kontrolden çıktığı hissine kapılmasından
kaynaklanıyor. Tabii ki genişlemenin sorunun bir kısmını teşkil ettiğini
söylemek kolaydır. Fakat 10 yeni ülkenin AB üyesi olmuş olması bariz bir
başarıdır. İnsanlara genişlemeyle ilgili somut sorunun ne olduğunu
sorarsanız, gerçek anlamda genişlemede bir hata gösteremeyeceklerdir.
SORU: Ama birçok kişi
Türkiye'yi reddediyor ve Türkiye'den sonra kendilerini daha hangi
ülkelerin beklediğini merak ediyor. Ukrayna, Beyaz Rusya, hatta belki de
Rusya mı?
TUOMİOYA: İnsanlar bu
bağlamda, Türkiye'yi sadece bugünkü haliyle görüyor. AB'ye katılacak
olan Türkiye çok farklı olacaktır. Ayrıca AB'nin bütün şartlarını yerine
getirmek zorunda olacaktır. Herkesin de bu konuda son derece dikkatli
davranacağından kesinlikle eminim. AB içindeki barış ve istikrarın
korunması için neyin daha iyi olacağı sorusuyla, kararı verdiğimiz ana
kadar ıstırap çekmiştik. Sonra cevap belliydi. Avrupalı bir Türkiye'nin
AB içinde yer alması, herhangi bir şekle dönüşmüş bir Türkiye'nin AB
dışında yer almasından daha iyi olacaktır.
Martin Winter (03/07/2006)
İNGİLTERE BASINI:
REUTERS: “Olli Rehn Türkiye’nin Reform Yolundaki
Aksaklığını Önemsemedi”:
Avrupa Birliği'nin genişlemeden sorumlu
Komisyon üyesi Olli Rehn dün, Türkiye'nin reform hızını kaybetmesini
önemsemediğini söyledi, ancak Ankara'dan siyasi ve hukuki değişikliklere
ağırlık vermesini talep etti.
Rehn Fin televizyonuna verdiği mülakatta, Brüksel'in
Ankara'nın AB üyelik girişiminin bir parçası olarak talep ettiği
ombudsmanlık kurulmasına ilişkin yasa tasarısını Türkiye Cumhurbaşkanı
Ahmet Necdet Sezer'in veto etmesinin, bu sayfanın kapandığı anlamına
gelmediğini söyledi.
Rehn MTV televizyonuna, "Göründüğü gibi dramatik
olmayabilir" dedi. Ombudsmanlık görevi Avrupa anayasal devletinin temel
taşıdır ve Türkiye'nin bunu kurmasını bekliyoruz" dedi.
(03/07/2006)
REUTERS: “Barrosso Türkiye’yi Kıbrıs Konusunda
Uyardı”: Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel
Barrosso bugün yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile üyelik
görüşmelerinin genel olarak yolunda gittiğini ancak ciddi problemlerin
ortaya çıkmasını önlemek için Kıbrıs konusunda ilerleme kaydedilmesi
gerektiğini söyledi.
Barrosso, Helsinki'deki bir basın toplantısında, "Genel
olarak müzakerelerin yolunda gittiği söylenebilir" dedi ancak sözlerine
"Türkiye'nin, limanlarını Kıbrıs geçişlerine açan protokolü yürürlüğe
koymamasının ciddi sorunlara yol açacağını" da ekledi.
(03/07/2006)
FRANSA BASINI:
EuroNews: “Recep Tayyip Erdoğan Avrupa Sahnesinde”:
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan İle Mülakat.
SORU: Türkiye, Gümrük
Birliğini Kıbrıs da dahil olmak üzere AB'ye yeni üye on ülkeyi içine
alacak şekilde genişleten bir anlaşmaya imza attı. Peki Türkiye deniz ve
hava limanlarını Kıbrıs menşeli ticari faaliyetlere neden açmıyor?
ERDOĞAN: Şimdiye kadar
Gümrük Birliğini uygulayan Türkiye, AB ile Gümrük Birliği Anlaşmasını
imzalayan ancak üyelik statüsüne sahip olmayan yegane ülkedir. Ancak
gümrük birliği anlaşmasını üyelik sürecine karşı kullanmamıştır.
Örneğin, Güney Kıbrıslılar Annan Planını reddetti ama Kıbrıs'ın AB üyesi
olduğu 1 Mayıs 2004 tarihinden sonra Türkiye Gümrük Birliği kapsamındaki
veto hakkını kullanabilirdi ama kullanmadı. Çünkü etik açıdan bu yanlış
olurdu.
Şimdi, ek protokole gelince bizim söylediğimiz şey şu;
Her şeyden önce bir kere Kuzey Kıbrıs'ın tecritten kurtarılması lazım
ancak ondan sonra yapılması gereken ne varsa onu yaparız.
Şimdiye
kadar ek protokole ilişkin birçok şey yaptık, birçok şey önerdik ama
diğer taraf olumlu yanıt vermedi. Biz de bu şartlar altında olumlu
kalamayız. (…)
SORU: Kıbrıslı Türkler
ekonomi alanında izole edilmeye devam edilirlerse, Avrupa Birliği'yle
müzakereleri kesmeye hazır olduğunuzu söylediniz. Bu açıklamanızdan
sonra Avrupalı liderlerden herhangi bir cevap aldınız mı?
ERDOĞAN: Hayır, bu, diğer
kaynaklardan öğrendiğimiz bir şey. Müzakerelerin askıya alınacağını
söyleyen onlar, müzakereleri durduralım diyen biz değiliz. Biz de
onlara, eğer siz müzakereleri kesmek istiyorsanız, tamam kesiniz, ancak
bunu kesmek isteyen biz değiliz dedik.
Müzakere, ayrı bir şey, Kıbrıs ayrı bir şey. Kıbrıs'ı
şimdiki müzakere sürecimize dahil etmek, etik olarak doğru değil.
Maddelerde Kıbrıs hakkında hiçbir şey söylenmiyor. Eğer bir engel olarak
bu meseleyi sürekli bir şekilde önümüze sürerlerse, bundan dolayı
fikrimizi değiştirmeyeceğiz. Devam etmeye kararlıyız.(03/07/2006)
AVUSTURYA BASINI:
Oberösterreichische Nachrichten: “Viyana Hırvatistan’ı
Türkiye’den Ayırdı”: Avusturya Dönem
Başkanlığı, aylardan beri hayalini kurduğu şeyi son anda başarabildi:
Katılım müzakerelerinde Hırvatistan'ı Türkiye'den ayırmak. Haftanın
sonlarına doğru Zagrep ile müzakerelerin üçüncü faslı olan gümrük konusu
açılmış oldu, Türklere bu izin verilmedi. Ankara, hala Gümrük Birliği'ne
Kıbrıs'ı dahil etmiş değil, Türk hava ve deniz limanları Kıbrıs'a kapalı
kalmaya devam ediyor.
Brüksel'de yapılan hesaplar, müzakerelerde Hırvatların
yıl sonuna doğru tamamen Türkiye'den ayrı bir yere ulaşacağı yönünde.
AB, iki ülke ile aynı anda -3 Ekim 2005 tarihinde- müzakerelere başlama
kararı almıştı.
Hırvatistan ile müzakereler 2008 yılından önce
tamamlanamayacak. Türkiye ise, AB'ye göre, 2014 yılından evvel Birliğe
katılamayacak.(03/07/2006)
Profil: “Avrupa Kalesi Çözüm Değil” :
Verheugen ile mülakat:
LAHODYNSKY: Türkiye konusunda durum hassaslaşıyor.
Türklerin AB'ye katılım isteklerini kaybettikleri izlenimi giderek
güçleniyor.
VERHEUGEN: Türkiye'nin Avrupa'ya bağlanmasının kısa
vadeli bir proje olmadığı zaten biliniyordu. Bu, stratejik önem taşıyor.
Avrupa, dünya politikası diye vasıflandırabileceğim pek az şey yapıyor.
Ancak AB'nin Türkiye politikası, bir parça dünya politikası. Bunu doğru
bir şekilde yapabilirsek, dünyayı olumlu yönde değiştirebiliriz. Eğer
yanlış bir şekilde yaparsak, Batı'nın demokratik ortağı olacak bir
Türkiye'yi kaybederiz. Benim tavsiyem, müzakerelerin kararlaştırıldığı
gibi, titizlikle yürütülmesi ve zamanı gelince sonuçların
değerlendirilmesi.Otmar Lahodynsky
(03/07/2006)
NOT:
Bu bülten, 3 Temmuz 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve
yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-
-
ESKİ SAYILAR