05.07.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

            ANKARA, 05/07(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 04 Temmuz 2006 tarihli  haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda  sunulmaktadır:           

ABD BASINI: 

AP: “Dünya Belediye Başkanları:Türkiye’nin AB’ye Katılımı Kültürler Arasındaki Uyuma Yardım Edebilir”: Dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen 62 belediye başkanı, Ankara'da dün sona eren üç günlük konferansın sonunda, Türkiye'nin AB'ye katılımının, İslam ülkeleri ile Batı arasında uyum sağlanmasına yardım edebileceğini ifade etti.

Belediye başkanları tarafından yayımlanan bildirgede, "Tüm katılımcılar, Avrupa'da farklı geçmişe sahip insanlar arasındaki uyumun daha da geliştirilmesi için çağrıda bulunmaktadır. Bu eğilim, Türkiye'nin AB'ye katılımı hızlandırılarak artırılabilir" dendi.(04/07/2006) 

The International Herald Tribune: “ABD ve Türkiye: Kırılan İttifakı Yeniden Kurmak”: Washington'un Avrupalı müttefiklerine, Türkiye'nin AB'ye katılımını geciktirmenin kendi güvenliklerine zarar vereceğini anlatması gerekir. Üyelik ne kadar uzun bir süreyi alırsa, Türkiye'nin AB konusunda hayal kırıklığına uğrayıp fırsatlar için başka taraflara bakma ihtimali de o kadar artar. Ayrıca Türkiye'de 2002 yılında başlayan etkileyici reform süreci de büyük bir ihtimalle duracaktır.

Dahası, Washington Türkiye'nin AB üyeliği konusunda daha başka engeller yaratma tehlikesi doğuran Kıbrıs sorununun çözümü için çalışmakta liderlik rolünü üstlenmelidir. Amerika, adanın geleceğine dair yeni bir BM veya AB inisiyatifini beklemektense, müzakere sürecinin yeniden başlaması konusunda katalizör rolü oynamalıdır.  Steven A.Cook/Elizabeth Sharewood-Randall (04/07/2006)  

YUNANİSTAN BASINI: 

Antenna TV: “Türkiye’ye Uyarı”: Türkiye'ye yeni uyarıda bulunan Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, üyelik müzakereleri sürecinin başladığını ancak "ciddi olumsuzluklar olmaması için" Kıbrıs konusunda ilerlemenin gerekli olduğunu kaydetti.

Barosso,  Papadopulos-Talat görüşmesini de cesaret verici olarak nitelendirdi. Bu arada Tasos Papadopulos, Talat ile görüşmesinin "yeni bir başlangıç için yeni açılım" anlamına gelmediğini belirtti. (04/07/2006) 

ALMANYA BASINI: 

            Almanya’nın Sesi Radyosu: “AB Dönem Başkanı Finlandiya’nın Önceliği Kıbrıs Olacak”: AB Dönem Başkanlığını hafta sonu devralan Finlandiya'nın önceliklerinden birini, Kıbrıs'taki barış müzakerelerini tekrar başlatma konusu oluşturacak. Nitekim Finlandiya Başbakanı Vanhanen'in AB Komisyonu Başkanı Barosso ile yaptığı ortak basın toplantısı Kıbrıs sorununa odaklıydı. Finlandiya Başbakanı, AB'nin Kıbrıs'taki müzakerelerin başlatılması için nasıl bir rol oynayacağı konusunda açık bir tavır sergilemedi ama Komisyonun genişlemeden sorumlu üyesi Rehn, Finlandiya'nın Kıbrıs'taki iki toplum liderini bir araya getirip hamam diplomasisi yapmasını istedi.

Rehn, böylece ilk kez, şu ana kadar BM'de bulunan arabuluculuk rolünü AB'nin üstlenmesini de önermiş oldu. Komisyon yetkilisi, Finlandiya'nın NTV-3 televizyonuna verdiği demecinde, "Finlandiya Dışişleri Bakanı, Kıbrıs'taki iki toplumun liderlerini bir araya getirip sorunun çözümüne yardımcı olmak üzere hamam diplomasisi yapmalı. 40 yıldır yaşanan çözümsüzlük ortamının ardından eskiyi unutup adada çözüm için konsantre olmak gerekiyor" dedi. Duygu Leloğlu (04/07/2006) 

Die Tageszeitung: “Kıbrıs Zirvesinin Gerginliği Gidermesi Ümit Ediliyor”: AB Komisyon Başkanı Jose Manuel Barroso, Lefkoşa'daki üst düzey buluşmadan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. AB'nin genişlemeden sorumlu Komiseri Olli Rehn, AB Dönem Başkanı Finlandiya'dan Kıbrıs ihtilafına ara bulucu olarak müdahale etmesini talep etti.

Kıbrıs ihtilafı, Türklerin AB'ye uyumunun önündeki başlıca engel olarak görülüyor. Uluslararası alanda tanınan Rumların Kıbrıs Cumhuriyeti, büyük komşusunun, anlaşma gereğince limanlarını ve hava alanlarını  Kıbrıs gemi ve uçaklarına açması talebinde ısrar ediyor. AB de üyesinin bu pozisyonunu destekliyor. Ancak Ankara,  bu adımı atmaya sadece, AB'nin eş zamanlı olarak izole edilmiş Kıbrıslı Türklerle ticari ilişkileri başlatması şartıyla hazır. Bunu ise Kıbrıslı Rumlar AB içi görüşmelerde reddetti.

Kıbrıslı Rumlar, ekime kadar bir çözüm bulunmaması halinde, Türkiye ile bundan sonraki katılım müzakerelerini bloke etmekle tehdit ediyorlar. Türkiye Başbakanı Erdoğan, AB'nin taleplerine boyun eğmeyeceklerini ve gerekirse Brüksel ile tüm görüşmeleri keseceklerini açıkladı. Kıbrıs'da yaşanacak bir yumuşama uzlaşı yolunun önünü açabilirdi. Klaus Hillenbrand (04/07/2006) 

İTALYAN BASINI: 

Corrierre Della Sera: “Türkiye Dini Özgürlükleri Reddettiği Sürece AB’ye Alınmasın”: Vatikan Hristiyanlığı Geliştirme Başkanı Kardinal Walter Kasaper  ile mülakat.

SORU: Türkiye'de bir papaza daha saldırıldı. Ve yine aynı soru işaretleri mevcut... Muhterem Kasper, sizce Türkiye, AB'ye katılmaya hazır mı?

KASPER: Şu an için Türkiye'nin Avrupa'ya entegrasyonunun mümkün olmadığı kanaatindeyim. Bir başka deyişle, Türkiye halihazırda dini özgürlükleri garanti edebilecek laik bir devlet değildir. Öte yandan, böylesine düşmanca bir atmosferde hatıraların arıtılması için de uzunca bir zaman geçmesi gerekir.

SORU: Laiklikten bahsediyordunuz... Neyi kastettiniz?

KASPER: Bakınız... Bizim için dini özgürlükler en önemli insani haktır. Hiç kuşkusuz sadece bizim için de değil... Avrupa bir kültürler birliğidir ve biz de burada Avrupa kültürünün özünden, temelinden bahsediyoruz: Din özgürlüğü olmadığı takdirde, çatışmalar ve saldırılar her zaman var olacaktır.

SORU: Dini özgürlükler Türkiye'de ne şekilde garanti altında değildir?

KASPER: Örneğin, kilisenin mülkiyet hakkı dahi yoktur. Tolerans vardır, ancak bu da tam manasıyla bir özgürlük değildir. Devlet, dini kontrol etmektedir ki, bu da iyi bir şey değildir. Türkiye, bünyesindeki birçok şeyi değiştirmek zorundadır ve bu da sadece hukuk değil, aynı zamanda bir zihniyet, bir düşünce yapısı meselesidir... Ve zihniyet de öyle bir günde değişmez. Bunlar uzun zaman alır, öylesine bir düğmeye basmak gibi değildir. Gian Guido Vecchi (04/06/2006) 

KIBRIS RUM BASINI: 

Alithia: “Mevcut İkilemler ve Komplolar”:   Hepimiz, Türkiye'nin üyelik sürecini Kıbrıs sorununun çözümünde değerlendirmemiz gerektiğini söylüyoruz. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için çözüm stratejisinin olması, Kıbrıs sorununun çözüm çerçevesi ve süreci hakkında net görüş belirtilmesi gerekmektedir. Aksi halde Avrupai varlığımız belirsiz olur ve güvenirliğimiz düzeltilemez bir şekilde zarar görür. Tıpkı Yunanistan ile işbirliğimizin zarar görmesi gibi. Çünkü Kıbrıs sorunundaki caymalar, ortak bir milli stratejinin belirlenmesinde ve hayata geçirilmesinde sorunlar yaratmaktadır.

Yunan-Kıbrıs dış politikasındaki bu birlik ve beraberliğin olmaması (AB Dışişleri Bakanları Konseyinin son toplantısında da görüldüğü üzere) siyasi liderliği ciddi şekilde meşgul etmelidir, çünkü Yunanistan ile tam bir işbirliği ve koordinasyon olmadan Avrupa ve dış politikamızda etkili olunamayacağı açıktır. Mialis Papetru (04/07/2006) 

 

NOT: Bu bülten, 4 Temmuz 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan   haber ve yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 

 

 
ESKİ SAYILAR