ABD BASINI:
AP: “Dünya Belediye Başkanları:Türkiye’nin AB’ye
Katılımı Kültürler Arasındaki Uyuma Yardım Edebilir”:
Dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen 62 belediye başkanı,
Ankara'da dün sona eren üç günlük konferansın sonunda, Türkiye'nin AB'ye
katılımının, İslam ülkeleri ile Batı arasında uyum sağlanmasına yardım
edebileceğini ifade etti.
Belediye başkanları tarafından yayımlanan bildirgede,
"Tüm katılımcılar, Avrupa'da farklı geçmişe sahip insanlar arasındaki
uyumun daha da geliştirilmesi için çağrıda bulunmaktadır. Bu eğilim,
Türkiye'nin AB'ye katılımı hızlandırılarak artırılabilir" dendi.(04/07/2006)
The International Herald Tribune: “ABD ve Türkiye:
Kırılan İttifakı Yeniden Kurmak”:
Washington'un Avrupalı müttefiklerine,
Türkiye'nin AB'ye katılımını geciktirmenin kendi güvenliklerine zarar
vereceğini anlatması gerekir. Üyelik ne kadar uzun bir süreyi alırsa,
Türkiye'nin AB konusunda hayal kırıklığına uğrayıp fırsatlar için başka
taraflara bakma ihtimali de o kadar artar. Ayrıca Türkiye'de 2002
yılında başlayan etkileyici reform süreci de büyük bir ihtimalle
duracaktır.
Dahası, Washington Türkiye'nin AB üyeliği konusunda daha
başka engeller yaratma tehlikesi doğuran Kıbrıs sorununun çözümü için
çalışmakta liderlik rolünü üstlenmelidir. Amerika, adanın geleceğine
dair yeni bir BM veya AB inisiyatifini beklemektense, müzakere sürecinin
yeniden başlaması konusunda katalizör rolü oynamalıdır.
Steven A.Cook/Elizabeth Sharewood-Randall (04/07/2006)
YUNANİSTAN BASINI:
Antenna TV: “Türkiye’ye Uyarı”:
Türkiye'ye yeni uyarıda bulunan Avrupa
Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, üyelik müzakereleri sürecinin
başladığını ancak "ciddi olumsuzluklar olmaması için" Kıbrıs konusunda
ilerlemenin gerekli olduğunu kaydetti.
Barosso,
Papadopulos-Talat görüşmesini de cesaret verici olarak nitelendirdi. Bu
arada Tasos Papadopulos, Talat ile görüşmesinin "yeni bir başlangıç için
yeni açılım" anlamına gelmediğini belirtti.
(04/07/2006)
ALMANYA BASINI:
Almanya’nın Sesi Radyosu: “AB Dönem Başkanı Finlandiya’nın
Önceliği Kıbrıs Olacak”:
AB Dönem Başkanlığını hafta sonu devralan
Finlandiya'nın önceliklerinden birini, Kıbrıs'taki barış müzakerelerini
tekrar başlatma konusu oluşturacak. Nitekim Finlandiya Başbakanı
Vanhanen'in AB Komisyonu Başkanı Barosso ile yaptığı ortak basın
toplantısı Kıbrıs sorununa odaklıydı. Finlandiya Başbakanı, AB'nin
Kıbrıs'taki müzakerelerin başlatılması için nasıl bir rol oynayacağı
konusunda açık bir tavır sergilemedi ama Komisyonun genişlemeden sorumlu
üyesi Rehn, Finlandiya'nın Kıbrıs'taki iki toplum liderini bir araya
getirip hamam diplomasisi yapmasını istedi.
Rehn, böylece ilk kez, şu ana kadar BM'de bulunan
arabuluculuk rolünü AB'nin üstlenmesini de önermiş oldu. Komisyon
yetkilisi, Finlandiya'nın NTV-3 televizyonuna verdiği demecinde,
"Finlandiya Dışişleri Bakanı, Kıbrıs'taki iki toplumun liderlerini bir
araya getirip sorunun çözümüne yardımcı olmak üzere hamam diplomasisi
yapmalı. 40 yıldır yaşanan çözümsüzlük ortamının ardından eskiyi unutup
adada çözüm için konsantre olmak gerekiyor" dedi.
Duygu Leloğlu (04/07/2006)
Die Tageszeitung: “Kıbrıs Zirvesinin Gerginliği
Gidermesi Ümit Ediliyor”: AB Komisyon Başkanı
Jose Manuel Barroso, Lefkoşa'daki üst düzey buluşmadan duyduğu
memnuniyeti dile getirdi. AB'nin genişlemeden sorumlu Komiseri Olli Rehn,
AB Dönem Başkanı Finlandiya'dan Kıbrıs ihtilafına ara bulucu olarak
müdahale etmesini talep etti.
Kıbrıs ihtilafı, Türklerin AB'ye uyumunun önündeki
başlıca engel olarak görülüyor. Uluslararası alanda tanınan Rumların
Kıbrıs Cumhuriyeti, büyük komşusunun, anlaşma gereğince limanlarını ve
hava alanlarını Kıbrıs gemi ve uçaklarına açması talebinde ısrar
ediyor. AB de üyesinin bu pozisyonunu destekliyor. Ancak Ankara, bu
adımı atmaya sadece, AB'nin eş zamanlı olarak izole edilmiş Kıbrıslı
Türklerle ticari ilişkileri başlatması şartıyla hazır. Bunu ise Kıbrıslı
Rumlar AB içi görüşmelerde reddetti.
Kıbrıslı Rumlar, ekime kadar bir çözüm bulunmaması
halinde, Türkiye ile bundan sonraki katılım müzakerelerini bloke etmekle
tehdit ediyorlar. Türkiye Başbakanı Erdoğan, AB'nin taleplerine boyun
eğmeyeceklerini ve gerekirse Brüksel ile tüm görüşmeleri keseceklerini
açıkladı. Kıbrıs'da yaşanacak bir yumuşama uzlaşı yolunun önünü
açabilirdi. Klaus Hillenbrand (04/07/2006)
İTALYAN BASINI:
Corrierre Della Sera: “Türkiye Dini Özgürlükleri
Reddettiği Sürece AB’ye Alınmasın”: Vatikan
Hristiyanlığı Geliştirme Başkanı Kardinal Walter Kasaper ile mülakat.
SORU: Türkiye'de bir papaza
daha saldırıldı. Ve yine aynı soru işaretleri mevcut... Muhterem Kasper,
sizce Türkiye, AB'ye katılmaya hazır mı?
KASPER: Şu an için
Türkiye'nin Avrupa'ya entegrasyonunun mümkün olmadığı kanaatindeyim. Bir
başka deyişle, Türkiye halihazırda dini özgürlükleri garanti edebilecek
laik bir devlet değildir. Öte yandan, böylesine düşmanca bir atmosferde
hatıraların arıtılması için de uzunca bir zaman geçmesi gerekir.
SORU: Laiklikten
bahsediyordunuz... Neyi kastettiniz?
KASPER: Bakınız... Bizim
için dini özgürlükler en önemli insani haktır. Hiç kuşkusuz sadece bizim
için de değil... Avrupa bir kültürler birliğidir ve biz de burada Avrupa
kültürünün özünden, temelinden bahsediyoruz: Din özgürlüğü olmadığı
takdirde, çatışmalar ve saldırılar her zaman var olacaktır.
SORU: Dini özgürlükler
Türkiye'de ne şekilde garanti altında değildir?
KASPER: Örneğin, kilisenin
mülkiyet hakkı dahi yoktur. Tolerans vardır, ancak bu da tam manasıyla
bir özgürlük değildir. Devlet, dini kontrol etmektedir ki, bu da iyi bir
şey değildir. Türkiye, bünyesindeki birçok şeyi değiştirmek zorundadır
ve bu da sadece hukuk değil, aynı zamanda bir zihniyet, bir düşünce
yapısı meselesidir... Ve zihniyet de öyle bir günde değişmez. Bunlar
uzun zaman alır, öylesine bir düğmeye basmak gibi değildir.
Gian Guido Vecchi (04/06/2006)
KIBRIS RUM BASINI:
Alithia: “Mevcut İkilemler ve Komplolar”:
Hepimiz, Türkiye'nin üyelik sürecini Kıbrıs sorununun
çözümünde değerlendirmemiz gerektiğini söylüyoruz. Ancak bunun
gerçekleşebilmesi için çözüm stratejisinin olması, Kıbrıs sorununun
çözüm çerçevesi ve süreci hakkında net görüş belirtilmesi gerekmektedir.
Aksi halde Avrupai varlığımız belirsiz olur ve güvenirliğimiz
düzeltilemez bir şekilde zarar görür. Tıpkı Yunanistan ile
işbirliğimizin zarar görmesi gibi. Çünkü Kıbrıs sorunundaki caymalar,
ortak bir milli stratejinin belirlenmesinde ve hayata geçirilmesinde
sorunlar yaratmaktadır.
Yunan-Kıbrıs dış politikasındaki bu birlik ve
beraberliğin olmaması (AB Dışişleri Bakanları Konseyinin son
toplantısında da görüldüğü üzere) siyasi liderliği ciddi şekilde meşgul
etmelidir, çünkü Yunanistan ile tam bir işbirliği ve koordinasyon
olmadan Avrupa ve dış politikamızda etkili olunamayacağı açıktır.
Mialis Papetru (04/07/2006)
NOT:
Bu bülten, 4 Temmuz 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve
yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-
-
ESKİ SAYILAR