ABD BASINI:
Amerika’nın Sesi Radyosu: “Olli Rehn Türkiye’yi İfade
Özgürlüğü Konusunda Yeniden Uyardı”:
AB'nin genişlemeden sorumlu yetkilisi Olli
Rehn, Türkiye'yi ifade özgürlüğü konusunda yeniden uyardı.
Rehn, Ermeni asıllı gazeteci Hrant Dink'e Türklüğe
hakaret ettiği suçlamasıyla verilen cezanın Yargıtay tarafından
onaylanmasını sert bir şekilde eleştirdi.
Brüksel'de açıklama yapan Rehn, karardan dolayı hayal
kırıklığına uğradığını söyledi. Rehn, 301. Maddenin ifade özgürlüğünü
güvence altına alacak şekilde değiştirilmesini de istedi.
AB'nin genişlemeden sorumlu yetkilisi, Yargıtay
kararının, sonbaharda açıklanacak ilerleme raporuna da yansıtılacağını
söyledi. (13/07/2006)
ALMANYA BASINI:
Süddeutsche Zeitung: “Profil:Hrant Dink”
Hrant Dink bir defasında "Türkler ve Ermeniler ruhsal olarak hastalar
ve bunun tek bir tedavisi var: Diyalog" demişti.
1915-1917 yılları arasındaki katliamlar ve Ermenilerin
Türkler tarafından Anadolu'dan tehcir edilmesinden bu yana Türkler ve
Ermeniler birbirlerine kin, nefret, propaganda ve karşı propaganda ile
bağlılar. Dink Türkiye'de yaşayan bir Ermeni. Bir gazeteci olan Dink,
birkaç hafta önce Hamburg'da Henri-Nannen Ödülü'ne layık görüldü. Dink
diyalog kurulmasını isterken Yargıtaydan mahkeme kararını aldı:
"Türklüğe hakaretten suçlu."
Bu karar Türk hükümeti için bir rezalet anlamı taşıyor.
Hükümet, ülkesinin AB'ye uyumu çerçevesinde TCK'yı reforme etmiş ve ordu
ile milliyetçi çevrelerin baskıları üzerine eski hakaret paragraflarına
dokunmamıştı. Dink'in başına bela olan 301. maddeden ise özellikle
korkuluyor. Hükümet sürekli teskin etmişti: "Kimsenin düşünce özgürlüğü
konusunda endişelenmesine gerek yok. Sonunda tanınmış isimlerin hüküm
giymeyecekleri görülecek. Önemli olan reformların uygulamasıdır."
Radikal gazetesi ise bu açıklamalarla alay eder gibi, "Alın Size
Uygulama" başlığı attı. Kai Stritmatter
(13/07/2006)
Berliner Zeitung: “Avrupa İçin Enerji”:
Türkiye kendinden emin bir şekilde "yüzyılın projesinden" bahsediyor.
1.780 kilometrelik boru hattı sayesinde petrol, Rusya ve İran
olmaksızın, bir NATO ülkesi olan Türkiye üzerinden Batı Avrupa ve Kuzey
Amerika'ya sevk edilebilecek.
Ankara'nın bakış açısına göre, petrol boru hattının
sadece ekonomik değil aynı zamanda büyük bir siyasi anlamı var. Bu hat,
Türkiye'nin orta vadede Avrupa Birliği için enerji koridoru olma
yönündeki stratejisinin önemli bir parçası.(…) Gerçi Türkiye hatırı
sayılır bir petrol ya da gaz rezervine sahip değil. Ancak, doğusundaki
üretici ülkeler ile batısındaki tüketici ülkeler arasındaki konumu
nedeniyle transit ülke olarak Avrupalılar için oldukça ilgi çekici. Bu,
AB'nin ana gaz tedarikçisi Rusya'ya duyduğu güvenin 2006 yılı başlarında
Ukrayna ile yaşanan gaz tartışmasının ardından azalmasıyla daha da
geçerli bir hal alıyor.Thorsten Knuf
(13/07/2006)
KIBRIS RUM BASINI:
Simerini: “Trenlerin Çarpışması”:
AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu Komiseri Olli Rehn'den sonra,
Avrupa Parlamentosunun Türkiye Raportörü Camiel Eurlings, Kıbrıs
sorunundaki yeni sürecin gerçek amaçlarını açık bir şekilde ortaya
koyuyor. Eurlings, Türkiye ve AB arasında tren kazasından kaçınılması
gerektiğini söyledi. Olli Rehn Türkiye'ye, AB ve Kıbrıs Cumhuriyeti
karşısındaki yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde, tren kazası
olacağı konusunda uyarıda bulunmuştu. Böyle bir kazanın olmaması için,
Amerikalılara, İngilizlere, Avrupalılara ve Atina'ya, tren kazasını
önlemeleri için uyarıda bulundu. Ancak bu kaza nasıl önlenecek? Kıbrıs
sorununda, Türkiye'ye ve Avrupa'ya güçlü bir gerekçe sunacak yeni bir
sürecin başlaması vasıtasıyla...(…)
Türkiye'nin Avrupa perspektifi treninin kaza yapması söz
konusu değildir. Sanatçılara oynayacakları rolleri veren yönetmenler
bunun için uğraştılar. Türkiye'yi suçtan arındırmak ve doğrudan ticarete
aşamalı çözüm bulmak amacıyla, belki de üçüncü kez tren kazasından
kaçınmaya onay vermeye sürüklenen Helen tarafının saygınlığını kurtarma
yönünde hareketle rollerini oynayacaklardı. Dışişleri Bakanı, Kıbrıs'ın
vetosunun silah ve çıkış yolu olarak orada olduğunu açıklayabilir, ancak
birinci ve ikinci fırsatı kaybettiğin zaman, güvenirliğini de
kaybedersin. (13/07/2006)
YUNANİSTAN BASINI:
Atina Haber Ajansı: “Kamutsakos:Türkiye’nin AB Üyelik
Süreci Uzun Olacak Ve Bir Çok Değişiklikler Yaşanacak”
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yorgos Kumutsakos, bugün yaptığı açıklamada
"Kıbrıs'ın Türkiye ile üyelik görüşmelerinin devamı konusunda veto
kullanma hakkı" ile ilgili bir soruya cevaben, son günlerde yapılan
açıklamalara atıfta bulundu ve inandırıcı olan politikanın sonuç verici
olduğunu ve AB'de de, üye ülkeler arasında uyuşma sağlamanın önemli
olduğunu söyledi.
Kumutsakos, gazetelerde yer alan "Ulaşılmaya çalışılan
stratejik hedefte tam bir görüş birliği sağlandığı" yolunda haberler
konusunda bir soruya cevaben, Atina ile Lefkoşa arasındaki işbirliği ve
irtibatın, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Tassos Papadopulos'un Atina'yı son
ziyareti sırasında da görüldüğü üzere, devamlı ve derinlemesine olduğunu
belirtti. (13/07/2006)
AZERBAYCAN BASINI:
Hafta İçi: “Milletvekili Aydın Mirzezade:AB’nin
Türkiye’ye Koştuğu Şartlar Kabul Edilemez”:
Milletvekili Aydın Mirzezade, Türkiye'nin,
AB'nin şartlarını fiili olarak kabul etmesi halinde bile, bu kuruma üye
olamayacağını söyledi. Avrupa Parlamentosu milletvekilleri, Türkiye'nin,
sözde Ermeni soykırımını tanımaması ve Ermenistan ile sınırları açmaması
halinde, AB'ye kabul edilemeyeceğini açıkladı. Söz konusu şartlar
içerisinde Rum kesiminin tanınması ve Kürt konusu da var.
Milletvekili Mirzezade, sözde Ermeni soykırımının
uluslararası teşkilata üyelik konusunda şart olmadığını söyledi ve
"Sınırların açılması da aynı şekilde. Bu, bir devletin iç işlerine
karışmak demek. Konu, devletin siyasi ve hukuki yapısının, ekonomik
durumunun söz konusu teşkilatın şartlarına uygun olup olmadığıdır" dedi.
Türkiye'nin, kendisine koşulan şartları kabul
etmeyeceğini düşünen Mirzezade, "Türkiye'nin bu şartları kabul etmesi,
kendi tarihinden ve milli haysiyetinden vazgeçmesi demek. Tarihini
yeniden yazacak, Ermenistan'dan özür dileyecek. Diğer taraftan da
Türkiye, Ermenistan ile sınırı açarsa, Azerbaycan'ı Dağlık Karabağ
konusunda yalnız bırakmış olacak. Buysa Türkiye'nin Güney Kafkasya'daki
nüfuzunu olumsuz etkileyecek" dedi. Milletvekili, Türkiye iktidarının bu
şartları kabul etmeyeceğinden emin.(13/07/2006)
NOT:
Bu bülten, 13 Temmuz 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber
ve yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-
-
ESKİ SAYILAR