ANKARA, 26/07(BYE)---
Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 25 Temmuz 2006
tarihli haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda sunulmaktadır:
ABD BASINI:
AP: "Macaristan
Devlet Başkanı Türkiye'nin AB Adaylığına Tam Destek Verdi": “Macaristan
Devlet Başkanı bugün, ülkesinin, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılma
çabalarını tam olarak destekleyeceğini söyledi ancak üyelik için katı
koşulları yerine getirmenin çok önemli olduğunu da sözlerine ekledi.
Türkiye Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Macar mevkidaşı Laszlo Solyom
ile görüşmelerde bulunmak için Budapeşte'ye iki günlük resmi bir
ziyaret gerçekleştirdi. Macaristan Devlet Başkanı Solyom, Sezer ile
görüşmesinin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, 'Macaristan
Türkiye'nin AB üyeliğini destekliyor ve bütün deneyimlerini de
aktarmaya çalışacaktır.' dedi.” (25/07)
ALMANYA
BASINI:
Die Welt:
"Kademeli Öneriler": “Genişleme, AB'nin örneği bulunmayan başarı
hikayesinin bir parçasıdır. Ancak Avrupa Birliği giderek artan
genişleme bitkinliği ve sekteye uğrayan anayasa süreci nedeniyle ve bu
süreç şu ana kadarki hızıyla devam ederse kendi başarısının kurbanı
olma tehlikesiyle karşı karşıya.Üyelik
perspektifi AB'ye
komşu ülkelerde -özellikle de Balkan ülkelerinde- AB'nin savunduğu
etkileyici ekonomik, siyasal ve toplumsal değişimlerin gerçekleşmesine
katkıda bulundu: Barış, demokrasi, hukuk devleti, insan hakları ve
ekonomik refah. Bu gelişmenin desteklenmesine de Sırbistan ve Karadağ
göz önüne alındığında devam edilmelidir. Ancak AB'nin şu an içinde
bulunduğu dahili sorunlar yeni ülkelerin üyeliğe alınmasını mümkün
kılmıyor. Bu nedenle AB'ye tam üyeliğe yeni cazip alternatifler üzerine
düşünülmesinin tam zamanıdır.Bir yandan Avrupa Birliği'nin genişleme
politikasının elde ettiği tartışmasız başarıların sağlanmasını mümkün
kılan, ancak diğer yandan ise Avrupa Birliği'nin aşırı zorlanmasını
engelleyecek bir konseptin hazırlanması gerekiyor. 'Ya hep ya hiç'
prensibinin yerini ileriki katılım müzakerelerinde nitelikleri ve
zamansal bakımdan kademelendirilmiş bir üyelik alabilir. Bu modelin
oluşturulmasında önemli köşe taşlarını 'ayrıcalıklı ortaklık'
konseptinin geliştirilmeye devam edilmesi sağlıyor… Avrupa Birliği
burada farklı kademeleri tanımlayacak ve ulaşılan ilerlemeleri önceden
tespit edilmiş kriterler ışığında denetleyecek.
Burada söz konusu
olan ikinci sınıf bir üyelik değil. Kademeli üyelik ayrımcılık değil
tam aksine ciddi bir teklif olarak kabul edilmelidir: Her ülkenin,
şartlar yerine geldiği takdirde ve her iki taraf da bunu onayladığı
takdirde bir sonraki basamağa geçebilme fırsatı olacak. Böylece AB,
üyeliği ekonomik ya da siyasi nedenlerden dolayı sadece birkaç yıl
içerisinde göz önüne alınabilecek ülkeler için somut ve gerçekçi bir
öneri sunabilecek.Bu konsept şimdiye kadar AB üyeliğini reddeden
İsviçre ya da Norveç için de düşünülebilir. Aynı şekilde üyelikleri şu
an için mümkün olmayan Türkiye, Ukrayna ya da Balkan ülkeleri için de
söz konusu olabilir.” (CDU Partisi Milletvekili ve Alman Federal
Parlamentosu Avrupa İşleri Komisyonu Başkanı Matthias Wissmann, 25/07)
AZERBAYCAN
BASINI:
Ekspress: "Recep
Tayyip Erdoğan: Karabağ Konusunu Çok Uzattılar": “13 Temmuz'da,
Türkiye'de bölge için önemli bir olay olan Azerbaycan petrolünün Ceyhan
Terminalinde tankerlere doldurulması töreni gerçekleşti. 20 Temmuz'da
ise Kuzey Kıbrıs'ta, Türk ordusunun katılımıyla adada barış ve
bağımsızlığın sağlanmasının 32. yıldönümü kutlandı. Her iki törene
katılan Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmalarında,
uluslararası güvenlik ve istikrar konularına dikkati çekerek 'savaşlara
son' mesajını verdi. Bu aralar Ankara'nın başı dertte. Ülke, PKK ile
mücadelede her gün kayıplar veriyor. Diğer taraftan da Orta Doğu'da
gerginliğin artması ve Avrupa'nın Kıbrıs sorunuyla ilgili
spekülasyonlarını arttırması Türkiye'de politik atmosferi
ağırlaştırmakta. KKTC'deki törenlere katılan Ekspress gazetesi
muhabiri, Türkiye Başbakanı'na, bölgedeki gelişmelerle ilgili birkaç
soru yöneltti. Erdoğan, Kıbrıs sorunuyla ilgili çözümsüzlüğün
Ankara'nın AB ile müzakere süresini etkilediğini, ABD'nin Lübnan'daki
İsrail operasyonlarına verdiği desteğin ise tüm Orta Doğu'da ani ve
sert tepkilere neden olabileceğini söyledi.
RAUFOĞLU:
Ermenistan, hem Avrupa yolunda hem de bölge içi ilişkilerde Türkiye
için de 'baş belası'. Buna rağmen, zaman zaman iki ülke arasındaki
sınırların açılmasına yönelik söylentiler dolaşıyor...
ERDOĞAN: Bunlar
dedikodu. Azerbaycan toprakları geri verilmezse, Türkiye Ermenistan ile
işbirliği yapmayacak. AB'nin söz konusu kuruma üye olmak için bize
koştuğu şartlar içerisinde de Ermenistan konusu yok. Bu ülke, AKP
tarafından işgalci olarak tanındı. Ermeni değil, bir başkası da olsa,
işgalciye arkamızı dönmeyeceğiz.
RAUFOĞLU: Son
dönemlerde Kıbrıs konusunda çok önemli mesajlar verdiniz. Avrupa ise,
Türkiye'yi, limanlarını Rum gemilerine ve uçaklarına açma konusunda
zorlamaya devam ediyor.
ERDOĞAN: Bunlar
sadece laf. Türkiye'nin Rum kesimine limanlarını açması için sadece bir
yol var. Önce onlar, Kuzey Kıbrıs'a uygulanan ambargoyu kaldırsınlar.
Bizden bir şeyler istiyorlar, ancak bu arada Türk tarafı üzerindeki tecriti
sürdürüyorlar. Bu mümkün değil. Türkiye'de seçilen hiçbir hükümet bunu
yapmaz, yapamaz. Ancak, bu sorundan da kurtulmamız gerekir. Hem Türk
toplumunun, hem de AB üyesi ülkelerin toplumlarının Türkiye'nin
üyeliğine hazırlanmaları gerekiyor. Biz iyi bir işbirliği ortaya
koyduk, ancak Kıbrıs sorunuyla konuyu sürekli zehirliyorlar. Türkiye
Hükümeti ise ne yapıyor? Biz, BM'nin, Kıbrıs'taki barış girişimlerini
canlandırmaya yönelik çabalarını memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak bazı
Avrupa ülkeleri, Türkiye'nin müzakere süresini geciktirmek amacıyla
Kıbrıs sorununun arkasında gizleniyorlar. Kısacası söylediklerimiz net;
ambargolar kaldırılmadan limanların açılması müzakere konusu bile
değil. Bu konuda herkes rahat olsun.” (Alekber Raufoğlu, 25/07)
FRANSA BASINI:
Le Soir:
"Türkiye... Hükümet Kürdistan'da Durumu Çürümeye Bırakıyor":
“Diyarbakır'da hayat, bu ezici temmuz sıcağında rölantiye alınmış
durumda. Çoğu işsiz olan gençler, şehrin meşhur surlarıyla çevrili
çimlerde biraz serinlemeye çalışıyorlar. 17 yaşındaki genç Volkan bir
arkadaşıyla siyaset tartışıyor ve daha ilk sorumuzda öfkesini belli
ediyor, 'Bu şehri elbette terk etmek istiyorum! Burada hiç iş imkanı
yok. Bu şehirde yaşamıyorsanız, Diyarbakır'da yaşamanın ne demek
olduğunu anlayamazsınız' diyor. PKK taraftarı olsun veya olmasın
birçok gencin dile getirdiği bu ümitsizlik ve öfke aynı zamanda insan
hakları dernekleri tarafından da paylaşılıyor. İHD Diyarbakır Şube
Başkanı Selahattin Demirtaş, 'Mart öncesi ve mart sonrası dönemler diye
ayırabiliriz. Birçok siyasi parti lideri ve sivil toplum temsilcisi
hakkında davalar açıldı ve bir kısmı cezaevinde. İnsanlar düşüncelerini
özgürce ifade edemiyorlar' diye konuşuyor. İHD'nin verilerine göre 91'i
çocuk olmak üzere 368 kişi hakkında dava açılmış. Diyarbakır Barosu da
güvenlik güçlerine karşı 73 şikayet başvurusunun olduğunu açıklıyor.
Diyarbakır Belediyesi Dış İlişkiler sorumlusu Sosyolog Hisyar Özsoy ise
şöyle konuşuyor: 'Mart olayları sadece devlete karşı değil, aynı
zamanda Kürt siyaset adamlarına karşı da çok öfkeli olan genç bir
neslin varlığını ortaya çıkardı. Bu gençler artık kimseyi dinlemiyor.
Hükümet suçluları cezalandıracağını söyledi. Hepsi bu. Hiçbir diyalog
yok. Bu sessizlik bir gün patlayacak, bu kesin.' Başkan Demirtaş'a göre
Avrupa Birliği de Kürtler nezdinde son aylarda cazibesini kaybetmiş.
Demirtaş şöyle diyor: 'İnsanlar artık AB'ye güvenmiyor. Kürt sorununun
çözümü için Türkiye'ye baskı yapacağını düşünüyorlardı, ancak bu
olmadı, PKK militanları için genel bir af çıkmasını bekliyorlardı,
böyle bir girişim bile olmadı. Avrupa Birliği Kürt sorununu basit bir
dil sorunu olarak görüyor ve Kürtleri bir azınlık gibi görüyor. Oysa
öyle değil. Kürtler bu bölgede oturuyorlar ve resmi televizyon
kanalında 30 dakikalık bir programdan daha fazlasını hak ediyorlar.'” (Delphine
Nerbollier, 22-23/07)
İNGİLTERE
BASINI:
Reuters:
"Macaristan, Türkiye'ye Kürt Haklarını İyileştirmesi Çağrısında
Bulundu": “Macaristan Devlet Başkanı Laszlo Solyom Türk mevkidaşı Ahmet
Necdet Sezer ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada,
Macaristan'ın, AB adayı Türkiye'den, Macaristan'ın yasalarını örnek
alarak Kürt azınlığının haklarını iyileştirmesini talep ettiğini
söyledi. Solyom, 'Macaristan, AB'nin de terör örgütü olarak kabul
ettiği Kürdistan İşçi Partisinin (PKK) silahlı kanadıyla, azınlıkların
hak ve ihtiyaçlarını kesin bir şekilde ayırt edebilmektedir.'
dedi. Türkiye
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Solyom'un açıklamaları konusunda bir
yorum yapmadı. Türkiye geçen ekim ayında AB'ye üyelik müzakerelerine
başladı ancak ifade özgürlüklerini kısıtlamasından ve Kürt azınlığın
hakları için yeterince çaba sarfetmemesinden dolayı Brüksel'in
eleştirilerine maruz kaldı. Kürtler, Türkiye'nin 70 milyonluk nüfusunun
yüzde 20'sini teşkil ediyorlar.” (25/07)
-
-
ESKİ SAYILAR