AVUSTURYA
BASINI:
Der
Standard: "Hükümet Kadınların Artan Baskısını Hissediyor":
"Eurobarometer'e göre AB yurttaşlarının üçte ikisi Türkiye'nin AB
üyeliğine karşı. Türkiye'de ekonominin yanı sıra, önce insan hakları
alanında da iyileşme sağlanması ve kadının ikinci sınıf konumu da çoğu
zaman Türkiye'nin ‘Avrupa yeterliliği’ne karşı bir argüman olarak
görülüyor. Daha önceki istatistikler kurcalandığında, temel hak ve
özgürlükler prensibi çerçevesinde, kadın-erkek eşitliği konusunun 20'li
yıllarda -Mustafa Kemal Atatürk zamanından beri- en azından biçimsel
olarak kağıt üzerinde var olduğu anlaşılabilir. Gerçekte Türkiye'deki
kadınların durumu elbette hem kadının toplum içerisindeki eşitliği hem
de aile içi şiddet bakımından farklıydı. İstanbul'daki bir analizci
Standard'a yaptığı açıklamada, ‘Avrupalıların bu alanda çoğu kez
taşıdığı önyargılar, maalesef hala birçok yerde gerçekliğini
korumaktadır’ diye konuştu. ‘Ancak gerçek olan, son yıllarda eşitlik
alanında olsun, aile içi şiddet alanında olsun, bir şeylerin
yapıldığıdır. Hem de şaşılacak bir hızda.’ Yavaş ilerleyen bu
değişimde, son yıllarda ülkenin dört bir yanına dağılan yaklaşık 130
kadın organizasyonunun da payı var. Bu konuda Nicole Pope, ‘Hükümet,
kadınların giderek yoğunlaştırdığı baskısını artık açıkça hissediyor.’
dedi. Sonuç olarak bu baskı, 2001 yılında kadının ailedeki statüsünü
koruyan bir yasanın Meclis’ten geçmesini sağladı."
("mhe" rumuzlu, 31/07)
JAPONYA BASINI:
Sankei Shimbun: "Orta Doğu'da Art Arda Kriz...
Türkiye'nin Kuzey Irak'ı İşgal Olasılığı":
"İsrail'in Lübnan'ı işgali, Orta Doğu'da bir kriz zincirine neden
oluyor. Odak noktası, beklenmedik biçimde Türkiye. Orta Doğu bölgesinde
tek NATO üyesi olarak uzun yıllar ABD rotasını izleyen ve İsrail ile
askeri işbirliği ilişkisi içindeki Türkiye'de bugün ani bir şekilde
ABD karşıtlığı artıyor. (…) Türkiye'nin, Irak topraklarındaki PKK
yuvalarına saldırısı konusuna Irak Devlet Başkanı Talabani ve ABD
kuvvetle karşı çıkıyorlar. (…) Türkiye Başbakanı Recep Tayip Erdoğan,
İsrail'in Lübnan'ı işgalini sert bir şekilde protesto ediyor ve eğer
İsrail gibi büyük çaplı bir saldırıda bulunulacak olursa çelişkiye
düşülmüş olacak. Uzun yıllar Batı ile işbirliği içinde bulunan Türkiye,
AB'ye üyelik sürecinde Avrupa ülkelerinden duygusal tepki alma
yanında, ABD'nin çifte standardıyla karşılaştı. ABD'nin Türk
saldırısına karşılık vermesi, NATO üyesi iki ülkenin çatışması olarak
felaket getirir. Karşılık vermeyecek olursa, Kürtlerle ABD ilişkileri
kötüleşir. Türkiye'nin, nefsi müdafaa hakkını kullanma yoluna gitmesi,
Orta Doğu güvenliği açısından ciddi bir kriz oluşturacaktır." (Masanori
Naito, 30/07)
YUNANİSTAN
BASINI:
Atina Haber
Ajansı: "Bakoyanni: Türkiye'nin AB Sürecini Destekliyoruz, Ancak Açık
Çek Vermiyoruz":
"Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni, dış ülkelerde bulunan Yunanlı
Büyükelçilerin Atina'da düzenlenen toplantısını açarken yaptığı
konuşmada, AB-Türkiye ilişkileri, Kıbrıs sorunu, Orta Doğu krizi
konusunda Yunanistan'ın görüşleri ve ekonomi diplomasisinin önemine
ağırlık verdi. Bakoyanni, Yunanistan'ın Türkiye politikasına değinerek,
Türkiye'nin uyumu konusunda Avrupa çarkının kendilerine sağladığı
olanakların değerlendirilmesine öncelik verdiklerini ve aynı zamanda,
her türlü fırsatı değerlendirerek, diğer konuları işlediklerini
açıkladı. Türkiye'nin Avrupalaşma sürecini desteklediklerini vurgulayan
Bakoyanni, ‘Açık çek vermiyoruz ve Türkiye'nin adaylığının ilerlemesi
konusunda zaafın, kendi istek ve politikaları dışında, istenen tercihe
dönüşmesi için alternatif görüşler üzerinde çalışıyoruz. Boş durmuyoruz
ve her olası gelişmeye karşı çözüm üretmekten geri kalmıyoruz. Herkesin
bunu böyle bilmesi lazım.’ dedi." (31/07)
Ta Nea: "Lübnan Yunan Kartlarını Yakıyor":
"Yunanistan Dışişleri Bakanlığı yaptığı değerlendirmeler ışığında,
Türkiye'nin daha da güçlenmesine yol açacak olan Orta Doğu'daki savaşın
‘ertesi gününü’ şimdiden düşünüyor ve yeni stratejiler arıyor. Orta
Doğu'da yaşanan kriz Yunan dış politikasının, özellikle Türkiye
yönünde, yeniden düzenlenmesini gerekli kılıyor. Yunanistan Dışişleri
Bakanlığı Türkiye'nin daha güçleneceği, Yunanistan'ın ise belki de
AB-Türkiye kartını kaybedebileceği savaşın ertesi gününü şimdiden
düşünüyor. Orta Doğu'daki kriz Türk-Yunan ilişkilerinde de yeni
koşullar yaratıyor, gelişmeler Türkiye'nin bölgedeki anahtar rolünü
güçlendiriyor. Yunan Dışişleri Bakanlığı kaynakları, Türkiye'nin Kuzey
Irak'a girerek PKK'ya karşı harekete geçmek ve hesaplaşmak yönünde bir
karar alsa da almasa da, İsrail'le birlikte en büyük bölgesel güç
olduğunu bilerek, krizden yararlanmaya çalışacağı yönündeki kaygılarını
dile getiriyor. Türkiye, toprakları dışında bir operasyona yönelirse,
ABD ve AB ile ilişkilerinde kriz baş gösterecek ve Avrupa üyeliği
süreci ‘dondurulacak’. Diplomatik kaynaklara göre, Atina için bu tür
bir gelişme, ‘Yunanistan'ın artık Avrupa çerçevesinde bunu Türk-Yunan
konularının çözümü için bir formül olarak kullanamayacağı’ anlamını
taşıyacak. Aynı kaynaklara göre, Yunan Hükümeti Avrupa çerçevesinde
taleplerde bulunmaya devam ederse ‘gelişmelere ayak uyduramayacak’.
Aynı kaynaklara göre, Türkiye Avrupa yönünde takınmış olduğu iki
anlamlı tavırla mesaj gönderiyor. Bir zamanlar Türkiye'nin AB üyesi
olmasıyla ‘ülkenin Avrupa'nın esiri Olacağını’ açıklayan Sayın
Erdoğan'ın, ne pahasına olursa olsun Türkiye'nin Avrupa üyeliğini
desteklemeye devam edeceği kesin değil. Türkiye, Avusturya'nın ‘özel
ilişkiden’ söz ederken önerdiği gibi üyelik yerine Avrupa ile ‘a la
carte’ bir ilişkiyi de seçebilir." (Aristotelia
Peloni, 29/07)
NOT:
Bu bülten, 31 Temmuz 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve
yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-