ALMANYA
BASINI:
Der
Tagesspiegel: "Yüceltilen 'C'":
"Tam da 15. Yüzyılın ortasında yaşamış bir Osmanlı sultanının,
Türkiye'nin AB üyeliğine ehil olduğuna kefil gösterilmesi, Ronald
Pofalla'yı şaşırttı. CDU Genel Sekreteri, Türkiye'deki dini
azınlıkların hangi sorunlarla mücadele ettiklerini görüşmek üzere,
Ankara'daki Meclis’te, İnsan Hakları Komisyonu Başkanının, dar, tahtayla
kaplı bürosunda oturuyor. Sorunlar mı var? ‘Hoşgörü bizim
genlerimizde’ diyor kır sakallı adam ve Pofalla'nın eline bir kağıt
tutuşturuyor. Bu, Bosna-Hersek'te bir kilisenin duvarında asılı olan
bir yazının kopyası. Kağıtta, Sultanın Müslüman olmayan dindarlar için
getirdiği kolaylıklar yazılı. Pofalla, ülkedeki 110 bin Hıristiyanın
durumu hakkında bilgi edinmek üzere iki günlüğüne Türkiye'ye gitti.
Protestan ve Katolik kiliselerinin üst düzey temsilcileri de Pofala'ya
eşlik etti. Zira, insanların dinlerini özgürce yaşamaları, kilise
kurumlarının engellenmeden çalışabilmelerine izin verilmesi,
Türkiye'nin AB'ye alınmasının koşullarından biri. Ayrıca, nüfusun yüzde
0.2'sini oluşturan Hıristiyan azınlık için gösterilen gayretin bir yan
etkisi de var: CDU Genel Sekreteri, partisinin ‘C’sini (Hıristiyan)
yine bir kez daha ön plana çıkarma fırsatı bulacak. Bu ise profil için
faydalı. Dışişleri eski Bakanı, şu anki Meclis AB Uyum Komisyonu
Başkanı Yaşar Yakış, ‘Müzakereler, Türkiye'nin AB'ye girme hedefiyle
yürütülmelidir’ diyor. ‘Tam üyelik için çaba gösterilmemesi, komik’
diye kızan Yakış bu sözleriyle, Türkiye'ye ayrıcalıklı ortaklık öneren
CDU'yu kastederek, ‘Bu iki kişinin nişanlanıp, sonunda evlilik var mı
bilmiyoruz demesine benzer’ diyor. Pofalla sakin bir şekilde
dinleyerek, cevap veriyor: ‘Bizde böyle: İki kişi birbirlerini tanımak
için yola çıkarlarsa, evlilik vaadi gelişmelerin sonunda yapılır,
başında değil.’ CDU Genel Sekreteri bundan net bir sonuç çıkarıyor:
‘Türkiye şu aşamada AB'ye girmek için koşulları yerine getirmiyor.’ Din
özgürlüğünün standart hale gelmesi için, ‘Türkiye'nin daha çok uzun
bir yol katetmesi gerekecek.’ Misyon yerine getirilmiştir."
(Cordula Eubel, 07/08)
KIBRIS RUM
BASINI:
Mahi:
"Ankara ve Orta Doğu":
"Ankara'nın amacı; Kürt sorununun, Türkiye'nin içinde ve Kuzey Irak'ta
-İsrail ve Nazi prototiplerine göre- saldırı ve kanla yönetilmesi için
ABD'den izin garantilemek yönünde askeri açıdan Orta Doğu krizine
müdahil olmasıdır -bu yönde acele etmektedir-. Bu, Türkiye'nin, Kürt
sorunu, Orta Doğu sorunu ve İran sorununu içerecek sorunlu bir ‘çeyizi’
taşıyarak AB'ye üye olmayı talep ettiği anlamına geliyor. Sadece siyasi
açıdan korkak olan akılsızlar veya kesinlikle Washington ve muhtelif
lobilere bağlı olanlar, sözde birleşik Avrupa'yı küçük sahte bir BM'ye
çeviren koşullarda AB denen yere Türkiye'nin üyeliğini kabul
edebilir." (Andreas Fridas, 06/08)
YUNANİSTAN
BASINI:
Eleftheros
Tipos: "Türkiye için Sıcak Sonbahar":
AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn'in son aylarda birçok
kez vurguladığı gibi, Ankara ile AB ilişkilerinde ‘sıcak bir
sonbahar’ın kaçınılmaz olduğu anlaşılıyor. Katılım müzakerelerinin
başlamasına karar verilen geçen kasım ayından bugüne kadar, Ankara'nın
yükümlülüklerinden hiç birini yerine getirmemiş olması, AB raporunun
olumsuz yönde olması olasılığını artırıyor. Komiser ve Dönem Başkanı
Finlandiya son haftalarda Türkiye'ye, karşı karşıya bulunduğu tehlike
konusunda mesaj göndermeye çalıştı, ancak karşı taraftan hiçbir
karşılık olmadı. Ankara için en büyük ‘diken’, Kıbrıs karşısında
yüklendiği sorumlulukları, iç siyasi nedenlerle uygulamamasıdır.
Bunlardan en önemlisi liman ve hava alanların Kıbrıs gemi ve uçaklarına
açılmasıdır. Türkiye, liman ve hava alanlarını Kıbrıs'a açmak için AB
ile işgal bölgesi arasında doğrudan ticaretin benimsenmesini arzu
ediyor, çünkü bu şekilde sözde devletin de facto tanınmasını
başaracağını düşünüyor. Türkiye'nin Kıbrıs karşısında yüklendiği diğer
bir sorumluluk da Kıbrıs'ın uluslararası organlara katılımını veto ile
engellemeye son vermesidir. Bunu da yapmadı. Komisyon raporunda
Türkiye'yi Kıbrıs karşısındaki yükümlülükleri dışında, AB'ye karşı
sorumluluklarıyla ilgili olarak da değerlendirilecek. Eylül'deki
oturumda benimsenmesi beklenen, Türkiye'nin katılım sürecine ilişkin AB
Parlamentosu rapor taslağında, Ankara'nın din özgürlüğü alanında hiçbir
ilerleme kaydetmediği vurgulanıyor." (Nikos Bellos, 06/08)
Eleftherotipia: "Barış için Liderlik Yapıyoruz":
"SORU:
Orta Doğu'daki gelişmeler Türk–Yunan ilişkilerini etkileyecek mi?
MEIMARAKIS: Etkileme olasılığı olmadığını düşünüyorum. Yunanistan
bölgede hiçbir gerilim havası olmaması için çalışıyor. Birkaç gün önce
gerçekleşen Genelkurmay Başkanı Amiral Hanifotis'in olumlu geçen
Türkiye ziyareti de bu kapsamda gerçekleşmiştir. Sonuçlarının umut
verici olduğunu söyleyebileceğim bu ziyarette, güven artırıcı önlemlere
ilişkin askeri konular görüşüldü ve bu önlemlerin sonuçlarının en üst
noktaya vardırılması için teknikler araştırıldı. Bu önlemlerin inşası
ve korunması için atılan adımlar doğru yöndedir. Türkiye'nin AB
sürecini de bu çerçevede destekliyoruz, ancak buna paralel olarak da,
hiç kimseye ‘açık çek’ verilmediğini ve Türkiye'nin iyi komşuluk
ilişkilerine tamamen uyması gerektiğini de açıklığa kavuşturmuş
bulunuyoruz." (D. Tsiodras, Marina Mani,
Savunma Bakanı Meimarakis ile yapılan mülakat, (06/08)
NOT:
Bu bülten, 07 Ağustos 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve
yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-