08.08.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

           

ALMANYA BASINI:

 

Der Tagesspiegel: "Yüceltilen 'C'": "Tam da 15. Yüzyılın ortasında yaşamış bir Osmanlı  sultanının, Türkiye'nin AB üyeliğine ehil olduğuna kefil  gösterilmesi, Ronald Pofalla'yı şaşırttı. CDU Genel  Sekreteri, Türkiye'deki dini azınlıkların hangi sorunlarla  mücadele ettiklerini görüşmek üzere, Ankara'daki Meclis’te, İnsan Hakları Komisyonu Başkanının, dar, tahtayla kaplı  bürosunda oturuyor. Sorunlar mı var? ‘Hoşgörü bizim  genlerimizde’ diyor kır sakallı adam ve Pofalla'nın eline  bir kağıt tutuşturuyor. Bu, Bosna-Hersek'te bir kilisenin  duvarında asılı olan bir yazının kopyası. Kağıtta, Sultanın Müslüman olmayan dindarlar için getirdiği kolaylıklar yazılı. Pofalla, ülkedeki 110 bin Hıristiyanın durumu hakkında  bilgi edinmek üzere iki günlüğüne Türkiye'ye gitti. Protestan  ve Katolik kiliselerinin üst düzey temsilcileri de Pofala'ya  eşlik etti. Zira, insanların dinlerini özgürce yaşamaları, kilise kurumlarının engellenmeden çalışabilmelerine izin  verilmesi, Türkiye'nin AB'ye alınmasının koşullarından biri.  Ayrıca, nüfusun yüzde 0.2'sini oluşturan Hıristiyan azınlık  için gösterilen gayretin bir yan etkisi de var: CDU Genel  Sekreteri, partisinin ‘C’sini (Hıristiyan) yine bir kez daha  ön plana çıkarma fırsatı bulacak. Bu ise profil için faydalı. Dışişleri eski Bakanı, şu anki Meclis AB Uyum Komisyonu Başkanı  Yaşar Yakış,  ‘Müzakereler, Türkiye'nin AB'ye girme hedefiyle yürütülmelidir’ diyor. ‘Tam üyelik için çaba gösterilmemesi,  komik’ diye kızan Yakış bu sözleriyle, Türkiye'ye ayrıcalıklı  ortaklık öneren CDU'yu kastederek, ‘Bu iki kişinin nişanlanıp, sonunda evlilik var mı bilmiyoruz demesine benzer’ diyor.  Pofalla sakin bir şekilde dinleyerek, cevap veriyor: ‘Bizde  böyle: İki kişi birbirlerini tanımak için yola çıkarlarsa,  evlilik vaadi gelişmelerin sonunda yapılır, başında değil.’ CDU Genel Sekreteri bundan net bir sonuç çıkarıyor:  ‘Türkiye şu aşamada AB'ye girmek için koşulları yerine  getirmiyor.’ Din özgürlüğünün standart hale gelmesi için,   ‘Türkiye'nin daha çok uzun bir yol katetmesi gerekecek.’ Misyon yerine getirilmiştir."  (Cordula Eubel, 07/08)

 

 

KIBRIS RUM BASINI:

 

Mahi: "Ankara ve Orta Doğu": "Ankara'nın amacı; Kürt sorununun, Türkiye'nin içinde ve  Kuzey Irak'ta -İsrail ve Nazi prototiplerine göre- saldırı  ve kanla yönetilmesi için ABD'den izin garantilemek yönünde  askeri açıdan Orta Doğu krizine müdahil olmasıdır -bu yönde  acele etmektedir-. Bu, Türkiye'nin, Kürt sorunu, Orta Doğu sorunu ve İran  sorununu içerecek sorunlu bir ‘çeyizi’ taşıyarak AB'ye üye  olmayı talep ettiği anlamına geliyor. Sadece siyasi açıdan korkak olan akılsızlar veya  kesinlikle Washington ve muhtelif lobilere bağlı olanlar,  sözde birleşik Avrupa'yı küçük sahte bir BM'ye çeviren  koşullarda AB denen yere Türkiye'nin üyeliğini kabul  edebilir." (Andreas Fridas, 06/08)

 

 

YUNANİSTAN BASINI:

Eleftheros Tipos: "Türkiye için Sıcak Sonbahar": AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn'in son  aylarda birçok kez vurguladığı gibi, Ankara ile AB ilişkilerinde  ‘sıcak bir sonbahar’ın kaçınılmaz olduğu anlaşılıyor. Katılım müzakerelerinin başlamasına karar verilen geçen  kasım ayından bugüne kadar, Ankara'nın yükümlülüklerinden hiç  birini yerine getirmemiş olması, AB raporunun olumsuz yönde  olması olasılığını artırıyor. Komiser ve Dönem Başkanı Finlandiya son haftalarda  Türkiye'ye, karşı karşıya bulunduğu tehlike konusunda  mesaj göndermeye çalıştı, ancak karşı taraftan hiçbir  karşılık olmadı. Ankara için en büyük ‘diken’, Kıbrıs  karşısında yüklendiği sorumlulukları, iç siyasi nedenlerle uygulamamasıdır. Bunlardan en önemlisi liman ve hava alanların  Kıbrıs gemi ve uçaklarına açılmasıdır. Türkiye, liman ve hava  alanlarını Kıbrıs'a açmak için AB ile işgal bölgesi arasında  doğrudan ticaretin benimsenmesini arzu ediyor, çünkü bu  şekilde sözde devletin de facto tanınmasını başaracağını  düşünüyor. Türkiye'nin Kıbrıs karşısında yüklendiği diğer bir  sorumluluk da Kıbrıs'ın uluslararası organlara katılımını  veto ile engellemeye son vermesidir. Bunu da yapmadı. Komisyon raporunda Türkiye'yi Kıbrıs karşısındaki  yükümlülükleri dışında, AB'ye karşı sorumluluklarıyla ilgili  olarak da değerlendirilecek. Eylül'deki oturumda benimsenmesi beklenen, Türkiye'nin  katılım sürecine ilişkin AB Parlamentosu rapor taslağında,  Ankara'nın din özgürlüğü alanında hiçbir ilerleme kaydetmediği vurgulanıyor."  (Nikos Bellos, 06/08)

 

Eleftherotipia: "Barış için Liderlik Yapıyoruz":

 

            "SORU: Orta Doğu'daki gelişmeler Türk–Yunan  ilişkilerini etkileyecek mi?

           

            MEIMARAKIS: Etkileme olasılığı olmadığını düşünüyorum.  Yunanistan bölgede hiçbir gerilim havası olmaması için  çalışıyor. Birkaç gün önce gerçekleşen Genelkurmay Başkanı  Amiral Hanifotis'in olumlu geçen Türkiye ziyareti de bu  kapsamda gerçekleşmiştir. Sonuçlarının umut verici olduğunu söyleyebileceğim bu ziyarette, güven artırıcı önlemlere ilişkin  askeri konular görüşüldü ve bu önlemlerin sonuçlarının en üst  noktaya vardırılması için teknikler araştırıldı. Bu önlemlerin  inşası ve korunması için atılan adımlar doğru yöndedir.  Türkiye'nin AB sürecini de bu çerçevede destekliyoruz, ancak  buna paralel olarak da, hiç kimseye ‘açık çek’ verilmediğini  ve Türkiye'nin iyi komşuluk ilişkilerine tamamen uyması  gerektiğini de açıklığa kavuşturmuş bulunuyoruz." (D. Tsiodras, Marina Mani, Savunma Bakanı Meimarakis ile yapılan mülakat, (06/08)

 

 

 

 

 

 

  

 

NOT: Bu bülten, 07 Ağustos 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

  

 

     

 

    

 

 

ESKİ SAYILAR