ALMANYA BASINI:
Frankfurter Allgemeine Zeitung: "Bir
Sorunun Kaydırılması":
"Bir cumartesi akşamı İstanbul'da gezinenler, kendini bir Avrupa
metropolündeymiş gibi hissederler. Kent, hafta sonunu, Batı müziğinin
çalındığı köşe barlarında veya şık kulüplerde kutlayan genç insanlarla
dolu. Kadınlar açık yaz giysileriyle yaya kaldırımında geziniyor. Büyük
Türk kentlerinde başörtülü kadınlar Berlin, Frankfurt ve Köln'deki kadar
sıkça görülmüyor. Kadın hakları koruyucusu Selen Lermioğlu Yılmaz, ARI
Hareketinin İstanbul'daki bürosunda, Türkiye'deki kadınların durumunu
anlatırken, bambaşka bir dünyadan söz ediyor. Ankara'nın, Avrupa Birliği
ile katılım müzakerelerinin ümit edilen sona götürmesi amacıyla birkaç
yıldır yaptığı reformlar, sivil örgütlerin çoğuna göre, sorunları çözüm
getirmek yerine sadece kaydırdı. (…) Türk kadınları arasında okuma-yazma
bilmeyenlerle istihdam edilenlerin oranının yüzde 20 oranında oluşu ve
Meclis’teki kadın milletvekillerinin yüzde 5'ten az oluşu, ülkenin en
küçük sorunları arasında. AB'ye geç giren Akdeniz devletleri için geçerli
olan burada Türkiye için de geçerli olmalı: Özgürleşme alanında geç
kalınmış gelişmenin, Brüksel sayesinde hızlandırılması. 2005 yazında Türk
Meclisi, AB'nin taleplerini yerine getirdi ve Cumhuriyetin kuruluşundan
beri Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) en kapsamlı değişikliği yaptı. Hükümet
partisi AKP'nin getirdiği reformlar, öncelikle kadınlar için özlü
iyileştirmeler sağlıyor: Evlilik içi tecavüz, tıpkı cinsel taciz gibi
cezai takibat gerektiren bir suç oldu. (…) Reformlar, kadın hakları
savunucularının yıllar boyunca süren lobi çalışmaları sonucu gerçekleşti.
Reformlardan bir yıl sonra ise bilanço, çelişki arz ediyor. Kağıt
üzerinde artık Avrupa normları geçerli. (…)" (Majid Satar, 08/08)
AZERBAYCAN BASINI:
Azadlık: "Olli Rehn: Orta Doğu Krizi,
Türkiye'nin Avrupa için Önemini İki Kat Artırdı":
"’Orta Doğu krizi, Türkiye'nin Avrupa için önemini iki kat artırdı’
diyen AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, nüfusunun çoğu
Müslüman olan bir ülkenin AB'ye entegrasyonunun, bölgedeki
gerginliklerin uzun süreye yayılan çözümlerinde, Avrupa için anahtar
rolü oynayabileceğini bildirdi. Rehn, Türkiye'nin taşıdığı stratejik
öneme argüman olarak özgür politika ve demokrasi deneyimini örnek
gösterdi ve ‘Lübnan ile İsrail arasındaki kriz ve aynı zamanda İran'ın
nükleer sorunu, Türkiye'nin üyeliği konusunda büyük rol oynayacak.’
dedi. Türkiye'nin AB üyeliğiyle ilgili müzakereler 2005 yılında başlasa
da, en iyimser tahminler bile bu müzakerelerin 2015 yılından önce
bitmeyeceğini gösteriyor. Türkiye AB'ye kabul edilirse, 2015 yılında söz
konusu kurumun en çok nüfusu olan üyesi olacak."
(08/08)
KIBRIS RUM BASINI:
Fileleftheros: "İş Birlikleri
Zırhlandırır": "Fransa
ile iş birliği Ankara'yı rahatsız etmiştir. Kıbrıs Hükümeti tarafından
‘Andreas Papandreu’ Üssü'nde verilen kolaylıklarla ilgili olarak Türk
basınında yayımlanan haberler ve yapılan açıklamalar başka türlü izah
edilemez. Lefkoşa ve Paris, son zamanlarda ilişkilerini iyileştirdi ve
Washington ile Londra'nın tercih ve planlarına aldırış etmeden, tüm
alanlarda işbirliği yapabileceklerini kanıtladılar. Fransa, Türkiye'nin
AB sürecinin değerlendirilmesi sırasında daha faydalı bir müttefik
olabilir ve buna dönüşebilir. Türk liderliğinin de engellemeye çalıştığı
şey budur. Lefkoşa'nın Türk tepkileri ve yapılan caydırıcı planlar ile
ilgilenecek hiçbir nedeni yoktur. Aksine iş birliğini değerlendirmek ve
süreç içinde yozlaşmasına izin vermemek zorundadır. Şunu birçok kez
vurguladık ve tekrarlamaktan yorulmayacağız: İttifaklar ve iş birlikleri
AB'ye başarılı bir şekilde katılım için önemli unsurlardır.
Fransızlarla atılan adımlar bunu göstermektedir." (05/08)
Simerini: "Olli Rehn'in Görgüsüzlüğü":
"Lübnan'daki savaş nedeniyle dünya mahvolurken, masumlar katledilirken,
bütün ülke harabeye dönüşürken, Olli Rehn de Türkiye ve güya üyelik
sürecinin güçlendirilmesiyle meşgul oluyor. AB Komiseri’ni başka hiçbir
şey ilgilendirmiyor. Ne ölüm, ne felaket, ne de baskın... Olli Rehn,
yıkıntılar ve büyük insan katliamı vasıtasıyla, Türkiye'nin AB'ye
yönelik rahat süreciyle ilgili olarak bayram etmek için meydana çıkıyor.
Olli Rehn şu açıklamada bulundu: ‘Orta Doğu'daki savaş, Türkiye'nin,
Birlik ile İslam dünyası arasında köprü görevi yapabileceği, AB'ye üye
olmak yönündeki amacının önemini güçlendiriyor.’ Avrupa budur. Siyasi
rolünü kullanıp katliama son vermek için müdahalede bulunmak yerine,
düşündüğü tek şey, Türkiye'nin üyelik hırsı için çocukların cesetlerinin
üzerine iyimser bir geleceğin inşa edildiğidir... (…) Rehn'in
açıklamaları, görgüsüzlük ve alaycılığı kanıtlıyor. Ayrıca bunlar,
Avrupalı yetkililerin nasıl düşündüğü ve nasıl hareket ettiğinin bir
göstergesidir..." (Kostakis Antoniu, 08/08)
Haravgi: "Tek Atama, Birçok Soru İşareti":
"Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yeni bir Genelkurmay Başkanı atanması, Ankara
için daima siyasi önem taşıyan bir olaydır. Askerin Türkiye'nin siyasi
gelişmelerinde elinde bulundurduğu rolden yola çıkarak, Genelkurmay
Başkanı’nın atanmasının önemi iç dengelerde zincirleme etkiler
oluşturmakla birlikte ülkenin dış politikasındaki amaçlarını da
etkilemektedir. Bu sebeplerden dolayı Orgeneral Yaşar Büyükanıt,
Türkiye Cumhurbaşkanı Sezer'in imzasıyla Genelkurmay Başkanı olarak
atanmasından hemen sonra otomatik olarak bütün dikkatleri üzerinde
toplayan kişiydi. Olayın şekli ve zamanlaması birçok soru işaretini
açıkta bırakıyor ve ülkedeki gelişmelerle ilgili birçok kaygıya kaynak
oluyor. (…) Orgeneral Büyükanıt'ın ‘ekspres’ atanması, bir tesadüf
değildir. Kısacası Ankara'nın bugünkü siyasi çerçevesi, belki de Kıbrıs
sorunu, Türkiye'nin üyelik süreci ve Kürt sorunu konularında ‘ödün
vermeyen’ biri olarak tanınan kişinin ordunun başına geçmesiyle uyumlu
bir şekilde bağlantılıdır. Büyükanıt ordunun liderliğini, dış ilişkiler
boyutu dışında bir de iç çerçevedeki boyutta üstleniyor. Önümüzdeki yıl
Türkiye'de ülkenin süreci için ayrıca önemli olan iki seçim dönemi
yaşanacak. Tartışmaların merkezinde, şimdiden devletin laik karakteri ve
bu karakteri koruyup korumamak bulunurken, önümüzdeki aylarda AB sahnesi
netleşecek. Türkiye'nin üyelik sürecinin değerlendirilme raporu ve
Kıbrıs sorunundaki gelişmeler, ‘işkence çektiren’ soru işaretlerine yol
açıyor. Bunların yanına, anketlerde kaydedilen, Türk kamuoyunun AB'nin
uygulamalarına karşı artan tepkisi de eklenmelidir." (Nikos
Muduros, 07/08)
NOT:
Bu bülten, 08 Ağustos 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve
yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR