09.08.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

           

ALMANYA BASINI:

Frankfurter Allgemeine Zeitung: "Bir Sorunun Kaydırılması": "Bir cumartesi akşamı İstanbul'da gezinenler, kendini bir Avrupa metropolündeymiş gibi hissederler. Kent, hafta sonunu, Batı müziğinin çalındığı köşe barlarında veya şık kulüplerde kutlayan genç insanlarla dolu. Kadınlar açık yaz giysileriyle yaya kaldırımında geziniyor. Büyük Türk kentlerinde başörtülü kadınlar Berlin, Frankfurt ve Köln'deki kadar sıkça görülmüyor. Kadın hakları koruyucusu Selen Lermioğlu Yılmaz, ARI Hareketinin İstanbul'daki bürosunda, Türkiye'deki kadınların durumunu anlatırken, bambaşka bir dünyadan söz ediyor. Ankara'nın, Avrupa Birliği ile katılım müzakerelerinin ümit edilen sona götürmesi amacıyla birkaç yıldır yaptığı reformlar, sivil örgütlerin çoğuna göre, sorunları çözüm getirmek yerine sadece kaydırdı. (…) Türk kadınları arasında okuma-yazma bilmeyenlerle istihdam edilenlerin oranının yüzde 20 oranında oluşu ve Meclis’teki kadın milletvekillerinin yüzde 5'ten az oluşu,  ülkenin en küçük sorunları arasında. AB'ye geç giren Akdeniz devletleri için geçerli olan burada Türkiye için de geçerli olmalı: Özgürleşme alanında geç kalınmış gelişmenin, Brüksel sayesinde hızlandırılması. 2005 yazında Türk Meclisi, AB'nin taleplerini yerine getirdi ve Cumhuriyetin kuruluşundan beri Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) en kapsamlı değişikliği yaptı. Hükümet partisi AKP'nin getirdiği reformlar, öncelikle kadınlar için özlü iyileştirmeler sağlıyor: Evlilik içi tecavüz, tıpkı cinsel taciz gibi cezai takibat gerektiren bir suç oldu. (…)  Reformlar, kadın hakları savunucularının yıllar boyunca süren lobi çalışmaları sonucu gerçekleşti. Reformlardan bir yıl sonra ise bilanço, çelişki arz ediyor. Kağıt üzerinde artık Avrupa normları geçerli. (…)" (Majid Satar, 08/08)

 

 

AZERBAYCAN BASINI:

Azadlık: "Olli Rehn: Orta Doğu Krizi, Türkiye'nin Avrupa için Önemini İki Kat Artırdı": "’Orta Doğu krizi, Türkiye'nin Avrupa için önemini iki  kat artırdı’ diyen AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, nüfusunun çoğu Müslüman olan bir ülkenin AB'ye  entegrasyonunun, bölgedeki gerginliklerin uzun süreye  yayılan çözümlerinde, Avrupa için anahtar rolü  oynayabileceğini bildirdi. Rehn, Türkiye'nin taşıdığı  stratejik öneme argüman olarak özgür politika ve demokrasi  deneyimini örnek gösterdi ve ‘Lübnan ile İsrail arasındaki  kriz ve aynı zamanda İran'ın nükleer sorunu, Türkiye'nin  üyeliği konusunda büyük rol oynayacak.’ dedi. Türkiye'nin AB üyeliğiyle ilgili müzakereler 2005  yılında başlasa da, en iyimser tahminler bile bu  müzakerelerin 2015 yılından önce bitmeyeceğini gösteriyor.  Türkiye AB'ye kabul edilirse, 2015 yılında söz konusu  kurumun en çok nüfusu olan üyesi olacak." (08/08)

 

 

KIBRIS RUM BASINI:

Fileleftheros: "İş Birlikleri Zırhlandırır": "Fransa ile iş birliği Ankara'yı rahatsız etmiştir. Kıbrıs  Hükümeti tarafından ‘Andreas Papandreu’ Üssü'nde verilen  kolaylıklarla ilgili olarak Türk basınında yayımlanan haberler  ve yapılan açıklamalar başka türlü izah edilemez. Lefkoşa ve  Paris, son zamanlarda ilişkilerini iyileştirdi ve Washington  ile Londra'nın tercih ve planlarına aldırış etmeden, tüm  alanlarda işbirliği yapabileceklerini kanıtladılar. Fransa, Türkiye'nin AB sürecinin değerlendirilmesi  sırasında daha faydalı bir müttefik olabilir ve buna  dönüşebilir. Türk liderliğinin de engellemeye çalıştığı şey budur.  Lefkoşa'nın Türk tepkileri ve yapılan caydırıcı planlar ile  ilgilenecek hiçbir nedeni yoktur. Aksine iş birliğini  değerlendirmek ve süreç içinde yozlaşmasına izin vermemek  zorundadır. Şunu birçok kez vurguladık ve tekrarlamaktan  yorulmayacağız: İttifaklar ve iş birlikleri AB'ye başarılı  bir şekilde katılım için önemli unsurlardır. Fransızlarla  atılan adımlar bunu göstermektedir." (05/08)

 

Simerini: "Olli Rehn'in Görgüsüzlüğü": "Lübnan'daki savaş nedeniyle dünya mahvolurken, masumlar katledilirken, bütün ülke harabeye dönüşürken, Olli Rehn de  Türkiye ve güya üyelik sürecinin güçlendirilmesiyle meşgul  oluyor. AB Komiseri’ni başka hiçbir şey ilgilendirmiyor. Ne ölüm,  ne felaket, ne de baskın... Olli Rehn, yıkıntılar ve büyük  insan katliamı vasıtasıyla, Türkiye'nin AB'ye yönelik rahat  süreciyle ilgili olarak bayram etmek için meydana çıkıyor. Olli Rehn şu açıklamada bulundu: ‘Orta Doğu'daki savaş,  Türkiye'nin, Birlik ile İslam dünyası arasında köprü görevi  yapabileceği, AB'ye üye olmak yönündeki amacının önemini  güçlendiriyor.’ Avrupa budur. Siyasi rolünü kullanıp katliama son vermek  için müdahalede bulunmak yerine, düşündüğü tek şey,  Türkiye'nin üyelik hırsı için çocukların cesetlerinin üzerine  iyimser bir geleceğin inşa edildiğidir... (…) Rehn'in açıklamaları, görgüsüzlük ve alaycılığı kanıtlıyor.  Ayrıca bunlar, Avrupalı yetkililerin nasıl düşündüğü ve  nasıl hareket ettiğinin bir göstergesidir..." (Kostakis Antoniu, 08/08)

 

Haravgi: "Tek Atama, Birçok Soru İşareti": "Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yeni bir Genelkurmay Başkanı atanması, Ankara için daima siyasi önem taşıyan bir olaydır. Askerin Türkiye'nin siyasi gelişmelerinde elinde bulundurduğu  rolden yola çıkarak, Genelkurmay Başkanı’nın atanmasının önemi  iç dengelerde zincirleme etkiler oluşturmakla birlikte  ülkenin dış politikasındaki amaçlarını da etkilemektedir. Bu  sebeplerden dolayı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Türkiye  Cumhurbaşkanı Sezer'in imzasıyla Genelkurmay Başkanı olarak  atanmasından hemen sonra otomatik olarak bütün dikkatleri  üzerinde toplayan kişiydi. Olayın şekli ve zamanlaması birçok  soru işaretini açıkta bırakıyor ve ülkedeki gelişmelerle  ilgili birçok kaygıya kaynak oluyor. (…)  Orgeneral Büyükanıt'ın ‘ekspres’ atanması, bir tesadüf değildir. Kısacası Ankara'nın bugünkü siyasi çerçevesi, belki de Kıbrıs  sorunu, Türkiye'nin üyelik süreci ve Kürt sorunu konularında  ‘ödün vermeyen’ biri olarak tanınan kişinin ordunun başına  geçmesiyle uyumlu bir şekilde bağlantılıdır. Büyükanıt ordunun liderliğini, dış ilişkiler  boyutu dışında bir de iç çerçevedeki boyutta üstleniyor.  Önümüzdeki yıl Türkiye'de ülkenin süreci için ayrıca önemli  olan iki seçim dönemi yaşanacak. Tartışmaların merkezinde, şimdiden devletin laik karakteri ve bu karakteri koruyup  korumamak bulunurken, önümüzdeki aylarda AB sahnesi netleşecek.  Türkiye'nin üyelik sürecinin değerlendirilme raporu ve Kıbrıs sorunundaki gelişmeler, ‘işkence çektiren’ soru işaretlerine  yol açıyor. Bunların yanına, anketlerde kaydedilen, Türk  kamuoyunun AB'nin uygulamalarına karşı artan tepkisi de  eklenmelidir." (Nikos Muduros, 07/08)   

 

 

NOT: Bu bülten, 08 Ağustos 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 

ESKİ SAYILAR