10.08.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ABD BASINI:

AP: "Avrupa Birliği'nden Hayal Kırıklığına Uğrayan Türkiye Yönünü Müslüman Doğu'ya Çevirdi": "Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünden bu yana Türkiye  Batı eğiliminden hiçbir zaman vazgeçmedi. Başbakan Recep  Tayyip Erdoğan ise ülkesini, Avrupa'nın bir parçası olma  rüyasına hiçbir zaman olmadığı kadar yakınlaştırdı. Ancak şimdi, Avrupa Birliği böylesine büyük, görece  fakir ve nüfusunun çoğu Müslüman olan bir ülkeye kapılarını  açıp açmama kararı verirken, Erdoğan'ın dış politikasını  Avrupa'dan Orta Doğu ve İslam dünyasına çevirmekte olduğuna  dair işaretler var. (…) Türkiye'nin bu Doğu'ya yöneliminin Washington için çok  önemli stratejik etkileri var. Washington Türkiye'yi, Müslüman  dünyaya uzanan bir köprü, teröre karşı savaşta bir ortak ve  Batılı değerlerin İslam ile nasıl bir araya getirilebileceği  konusunda bir model olarak görüyor. Türkiye'nin karmaşık Avrupa projesi için ne anlama  geldiği tam olarak açık olmasa da mevcut atmosferin,  Erdoğan'ın partisinin 2002 yılında iktidara gelmesinin  ardından aralarında Roma, Madrid ve Atina'nın da bulunduğu  Avrupa başkentlerine yaptığı ziyaretlerden çok farklı olduğu  aşikardır. New Anatolian gazetesi yazarı Ayhan Şimşek'e göre,  ‘Erdoğan yönünü Avrupa dışındaki ülkelere çevirdi. Erdoğan,  Avrupa konusunda ciddi bir hayal kırıklığı yaşadı ve şimdi  Müslüman ülkelere öncelik veriyor.’ Şimdi pek çok Türk, Osmanlı sultanları zamanında olduğu  gibi ülkesinin Orta Doğu'da yeniden liderlik rolünü ele  geçirdiğini görmek istiyor. (…) Doğu'ya yönelim, ayrıca Türkiye'de Avrupa'nın tam üyelik  konusundaki çekincelerinden duyulan öfkenin tırmandığı bir  döneme denk geldi. Avrupa bir dizi ekonomik ve yasal koşullar  öne sürdü ve zaman çizelgesinin en az on yıl alacağı yönünde  açıklamalarda bulundu. Kamuoyu araştırmaları 3 Ekim öncesinde yüzde 75 düzeyinde  olan AB'ye taraftar olanların oranının yüzde 60'a düştüğüne  işaret ediyor. Dış politikadaki değişiklik, ayrıca Erdoğan'ın AKP'sine  üye olan ve Avrupa tarafından reddedilmekle hayal kırıklığına  uğratıldığını, dolayısıyla Müslüman komşulara yönelmek  gerektiğini düşünen pek çok milletvekilinin arzularını da  besledi. (…)" (Suzan Fraser, 09/08)

 

 

AVUSTURYA BASINI:

Wiener Zeitung: "Ankara'nın Avrupalı Türklere Tavsiyeleri": "(…)  Bugün Avrupa'da yaklaşık 3,5 milyon Türk yaşıyor.  Bunların çoğu Almanya'da. Avusturya'da ise tahmini 200 bin  Türk bulunuyor, bunların dörtte biri Avusturya pasaportuna sahip.  Ancak zamanla Batı Avrupa'daki ekonomik durum da  değişti. Ekonomide uzun zamandan beri durgunluk yaşanıyor,  büyük üretim şirketleri fabrikalarını kısmen düşük  ücretli işgücünün bulunduğu ülkelere taşıyor, işsizlik  artıyor. Doğudan gelen ucuz işçi rekabetine ilişkin genelde  abartılı olan endişeler de giderek büyüyor. Almanya ve  Avusturya gibi ülkelerin bundan iki yıl önce AB'ye katılan  Doğu Avrupa ülkelerine geçiş süreleri uygulanmasını  istemelerinin başlıca nedenlerinden biri de zaten bu.  Bu şart katılım anlaşmalarında da yer aldı ve aday ülkeler  tarafından imzalandı. Viyana'daki hükümete kalsa, Avusturya Türk işçilere  de serbest dolaşım hakkı tanımayacak. Gerçi Ankara ile  giriş müzakereleri henüz çok erken bir safhasında ve  geçiş sürelerine ilişkin görüşmeler ancak önümüzdeki 10 yıl  içinde gündeme gelebilecek, ama Başbakan Wolfgang Schüssel  Avusturya'nın iş piyasasını hiç bir zaman tamamen açmayacağını  birçok kez vurguladı. (…) Öte yandan Türkiye'deki iktidar partisi AKP'nin AB'deki  vatandaşlarına Avrupalıların endişelerini nasıl  yumuşatacaklarına dair bazı tavsiyeleri var. Başbakan  Recep Tayyip Erdoğan'ın danışmanının hazırladığı bir  belgede şöyle yazıyor: ‘Ev ya da pahalı araba almayın,  paranızı çocuklarınızın en iyi eğitimi alması için  harcayın.’ Böylece daha iyi entegre olabilirler ve  yaşadıkları ülkeler için bir kazanç oluşturabilirler."  (Martyna Czarnowska, 09/08)

 

 

YUNANİSTAN BASINI:

Antenna TV: "Türkiye, Avrupa Birliği ile İslam Arasında Köprü": "Avrupa Birliği’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, Orta Doğu'daki savaşın, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile İslam  arasında ‘köprü’ işlevini görebilecek AB üyeliği yönündeki  hedefinin önemini güçlendirdiğini belirtti. Uzlaşıcı ve demokratik Türkiye'nin, Avrupa için stratejik  önem taşıdığını ve bu ülkenin üyelik kriterlerini yerine  getirmesi durumunda AB üyesi olmasına izin verilmesi gerektiğini  ifade eden Rehn, ‘Lübnan'daki krizden dolayı Türkiye ile  müzakerelerin önemi arttı. Çünkü Türkiye uzlaşıcı İslami  bir toplum ve laik demokratik bir devlettir.’ dedi. Ancak Rehn bunun, Lübnan'daki krizden dolayı, uzlaşıcı  ve nispeten istikrarlı Türkiye'nin, kriterleri yerine  getirmeden AB üyesi olacağı anlamına gelmediğine açıklık  getirerek, ‘Çok önemli olan ifade özgürlüğüne saygı duymayan  bir ülkeyi AB üyesi olarak düşünemem. Türkiye gecikmeksizin  söz konusu yasayı gözden geçirmeli’ dedi. Rehn, üyelik müzakerelerinin başlamasının, Türkiye  ya da Hırvatistan gibi Balkan ülkeleri için otomatik olarak  AB üyeliği anlamına gelmediğini sözlerine ekledi." (09/08)

 

To Vima: "Yeni Yön Nedir?": "Sonbaharda Brüksel'deki görüşmelerde, Türkiye'nin katılım  sürecine kendisinin veto koyabileceğini ilk önce Yoros Papandreu  ifade etti. Ardından Dora Bakoyanni AB-Türkiye ilişkileri raydan  çıktığı takdirde, Yunan dış politikasında alternatif yaklaşımdan  bahsetti. Çağdaşlık yanlıları Yorgo Papandreu'nun bu tutumuyla  ürperdi, Dora Bakoyanni'nin Ankara için katılım yerine özel  ilişkiyi ima etmesini (Dışişleri Bakanlığı'nın genel neşeli  havası içinde) duyan büyükelçiler de hayret etti. Yabancı  büyükelçilikler de, Yunanistan'ın gerçek tutumunun ne  olacağını anlama arayışı içine girdi. Bildiğiniz gibi yıllarca Yunanistan'ın Türkiye'ye  AB yöneliminde verdiği koşulsuz desteğiyle yaşadık. Aslında,  birkaç aydan beri, ‘Yunanistan destekliyor’ kalıplaşmış sözü,  Ankara'nın ‘uygulaması gereken’ koşulların bulunduğunu  bildiren  ek bir vurgulamayı da içermeye başladı. Bunlar,  Kopenhag Kriterleri’nden genel olarak bahis, artı ‘iyi komşuluk  ilişkilerinde’ çekingen de olsa bir ısrar, artı Kıbrıs  sorununa ilişkin bazı ifadeler (Helsinki gölgeleri vb.). (…)" (Papayannidis, 09/08)  

 

 

NOT: Bu bülten, 09 Ağustos 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve yorumlardan  derlenerek hazırlanmıştır.

 

ESKİ SAYILAR