İNGİLTERE BASINI:
The Times: "Tüm Tarafları Memnun Etmek, Türkiye'nin
Sınavı Olacak": "Türkiye Lübnan'a yardım
amaçlı asker sevkiyatı yapacak gibi görünüyor, ancak Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan bu girişim nedeniyle ülke içerisinde eleştirilere maruz
kalıyor. Türkiye bir NATO üyesi ve ordusunun Kosova'dan Afganistan'a
dek pek çok bölgede barış gücü deneyimi var. ABD ile uzun döneme
dayanan ittifakı var. Hem İsrail ile hem de Arap ülkeleriyle samimi
ilişkiler içerisinde. Avrupa Birliği’ne katılmayı hedefliyor.
Türkiye'de çeşitli güçler, şimdilik tüm tarafları memnun etmeye çalışan
hükümeti hareketsiz kalmaya zorladı. Ancak bu yaz Türk halkının ruh
hali Avrupa'dan uzaklaşma yönünde önemli bir değişim gösterdi. Lübnan
krizinin mesajı, Batı'nın Türkiye'nin desteğini çantada keklik olarak
kabul edemeyeceğini göstermek oldu. Pek çok kişi, Türk askerinin
Lübnan'a gönderilmesinin, hükümeti AB üyeliği kriterlerinin
karşılanması gibi güç bir görevden uzaklaştıracağını ve giderek daha da
şüpheli bir hale gelen kamuoyunu, AB üyeliğinin hala Türkiye'nin
çıkarına olduğu konusunda ikna etmeyi güçleştireceğini söylüyor."
(Bronwen Maddox, 17/08)
İRAN BASINI:
Şark: "Türkiye ve İmparatorluğa Dönüş":
"ABD ve Avrupa, Türkiye'nin yardımına tam ihtiyaç duyduğu zaman Türkler
yüzünü Arap dostlarına çevirerek, Amerikan ve Avrupalı yetkililerinin
yıllarca ülkelerinin menfaatlerine olan ilgisizliğini telafi ettiler.
Türkler için her şey, Avrupalı yetkililerin küçümseyen bir şekilde
Türkiye'yi AB üyeliği için on yıllık zor ve uzun bir sürece tahammül
etmeye mecbur bıraktıkları zaman başladı. Türkler şaşkınlıkla AB üyeliği
için uzun bir sürecin niçin sadece ülkeleri için ön görüldüğünü
soruyorlar. Türkler, AB üyelik müzakerelerinin başında ABD'nin
nüfuzunu kullanarak, AB'nin Ankara'yı kabul etmeye zorladığı gibi
şimdi de olaya müdahale ederek, Türkiye'nin tam üyeliğini aceleye
getirmesini umut ediyorlardı. Ancak böyle olmadı; ABD, Türklerin
memnuniyetsizliğini ortaya koyan olaylara karşı sessiz kaldı. Türkler
Kıbrıs sorununun daima kendilerine karşı bir çomak gibi
kullanılmasından da rahatsızlar. Konuyla ilgili en son açıklamada,
AB'nin üst düzey bir yetkilisi, AB üyelik müzakerelerinin Türkiye'nin
Kıbrıs'ı resmen tanımaması nedeniyle engelle karşı karşıya bulunduğunu
belirtti. Bununla birlikte AB'nin dönem başkanlığını üstlenen
Finlandiya yetkilileri, müzakereleri aktif tutmaya çabalıyorlar; ancak
AB'nin önde gelen yetkililerinden biri, geçen haftalarda, müzakerelerin
ilerlemesinin muhtemelen yenilgiye mahkum olduğu ve gelecek ay içinde
duracağı konusunda uyarıda bulundu. AB yetkilisi, Avrupalıların bu
tutumunu açıklarken, ‘Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki katı tutumu
müzakerelerdeki itibarını zedeliyor, çünkü bu girişim, Türkiye-AB
ilişkilerine ciddi zararlar verebilir.’ dedi. (…) Örneğin AB'nin
genişlemeden sorumlu yetkilisi Olli Rehn, Türkiye'nin AB üyeliğiyle
birlikte İslam dünyası ile AB arasında bir köprü olabileceği görüşünü
dile getirdi. Rehn, bu açıdan ılımlı ve demokratik bir Türkiye'nin
Avrupa için stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayarak, Lübnan'da
askeri çekişmeler arasında laik ve demokratik Türkiye'nin önemi ve
konumunun Avrupa için daha da önem kazandığını belirtti. Türklerin
Avrupalılara karşı ön yargılı olmalarının bir diğer nedeni de, Avrupalı
kuruluşların ve yetkililerin, Türkiye'nin AB üyelik adaylığını kabul
ettikten sonra ısrarla bu ülkenin ulusal kimliği üzerinde durmaları ve
bu konuyu kaosa sürüklemeleridir. (…)"
(Nadir Kerimi Cuni, 17/08)
Baztab: "Türkiye AB'den Kaçarken Arapların Kucağına
Düştü": "Son dönemlerde Türkiye'nin Arap
ülkeleriyle ekonomik ve siyasi ilişkilerini arttırma düşüncesinin,
AB'ye katılma isteğinin azalmasından kaynaklandığı akla geliyor.
Washington Times'a göre, bazı Türk yorumcular, Türkiye çıkarlarının,
AB ile sonu belli olmayan müzakereler yerine bir zamanlar Osmanlı
İmparatorluğu yönetimi altında olan Orta Doğu-Arap ülkeleriyle olan
ilişkileri geliştirmekte olduğuna inanıyorlar. Ankara ve Atina'nın
diplomatları, Türkiye'nin ABD ilişkilerinin de gerilediğini
savunuyorlar, bunun nedenini ABD'nin Irak politikası ve Hizbullah ile
savaş sürecinde İsrail'i desteklemesi olarak gösteriyorlar. ABD,
Türkiye'yi laikliğin ve Müslümanlığın uyum içinde yaşandığı örnek bir
ülke ve Müslüman dünya ile Batı arasında önemli bir bağ olarak görüyor.
Ancak şimdi özellikle de Suudi Arabistan Kralı Abdullah'ın üç günlük
ziyareti ve Erdoğan'ın ‘Arabistan ile ticaret hacminin ikiye
katlanması’na ilişkin açıklamasından sonra Türkiye'nin siyasi ve
ekonomik dikkati Arap dünyasına odaklanmıştır. Türk uzmanların çoğu,
Başbakan'ın AB yanlısı politikalarının, daha fazla reform istemiyle
Türkiye'ye baskı uygulayan Avrupa'ya yeterince kendini kanıtladığını
düşünüyorlar. Ayrıca Türkiye, Avrupa'yı KKTC'yi resmen tanımaması
halinde müzakereleri kesmekle tehdit etti. Erdoğan, Kıbrıs sorununun,
AB'ye üyelik konusuyla bir ilgisi olmadığını savunuyor." (16/08)
KIBRIS RUM BASINI:
Kıbrıs Haber Ajansı: "Kıbrıs, The Independent
Gazetesinde Yer Alan Plandan Haberdar Değil":
"Hükümet Sözcüsü Hristodulos Pasiardis, İngiltere'nin The Independent
gazetesinin, ‘AB ile Türkiye arasındaki sıkıntıyı çözmek için yapılan
hummalı diplomatik çabaların sonucunda, Kuzey Kıbrıs limanları
üzerindeki yetkinin BM'ye devredilmesi planın ortaya çıktığı’ yönündeki
haberle ilgili değerlendirmede bulunarak, ‘Böyle bir plandan haberdar
değiliz.’ dedi. Konuyla ilgili bir soruyu yanıtlayan Pasiardis,
‘Makaleden haberimiz var, ancak bu tür plandan haberdar değiliz’
şeklinde konuştu. Gazeteye göre, AB yetkilileri tarafından hazırlanan
girişimin, Türkiye-AB üyelik görüşmelerini muhtemel bir kesintiden
kurtarmayı amaçlıyor. (…) Gazete, bir AB diplomatının, ‘Kıbrıs Türk
limanlarının BM kontrolü altında olması, Ankara ile krizin aşılması
için olası bir çözüm olarak görüldüğü’ yönündeki açıklamalarına da yer
veriyor. Gazetede ayrıca, Türk limanlarının tüm AB üyelerine açılmaması
durumunda, Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin sonbaharda askıya
alınması tehlikesiyle karşı karşıya olduğu belirtiliyor." (17/08)
MISIR BASINI:
El-Cumhuriye: "Erdoğan: Kuzey Kıbrıs'ı Yüzüstü
Bırakmayız, Dünya Onu Tanımalıdır": "Türkiye
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs sorununun, Türkiye'nin AB
üyeliğine bağlanmasının kabul edilmez olduğunu belirterek, üyelik
kriterleri arasında bu sorunun yer almadığını ve Türkiye'nin bu
kriterlere bağlı olduğunu vurguladı. Türk halkı için Kıbrıs konusunun
milli bir dava olduğunu söyleyen Erdoğan, Türkiye'nin, adadaki durumun
1974 öncesine dönmesine izin vermeyeceğini, bugün Kuzey Kıbrıs'ta
fiilen bir devletin bulunduğunu, Türkiye'nin tanıdığı bu devleti bütün
dünyanın tanıması gerektiğini belirterek, soruna çözüm isteyenin Kıbrıs
Türkleri olduğunu ve AB'nin onlara verdiği taahhütleri yerine getirmesi
gerektiğini vurguladı. (…)" (El Seyyid Hani,
16/08)