18.08.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

İNGİLTERE BASINI:

The Times: "Tüm Tarafları Memnun Etmek, Türkiye'nin Sınavı Olacak": "Türkiye Lübnan'a yardım amaçlı asker sevkiyatı yapacak  gibi görünüyor, ancak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bu  girişim nedeniyle ülke içerisinde eleştirilere maruz kalıyor.   Türkiye bir NATO üyesi ve ordusunun Kosova'dan  Afganistan'a dek pek çok bölgede barış gücü deneyimi var.  ABD ile uzun döneme dayanan ittifakı var. Hem İsrail ile  hem de Arap ülkeleriyle samimi ilişkiler içerisinde.  Avrupa Birliği’ne katılmayı hedefliyor. Türkiye'de çeşitli güçler, şimdilik tüm tarafları  memnun etmeye çalışan hükümeti hareketsiz kalmaya zorladı.  Ancak bu yaz Türk halkının ruh hali Avrupa'dan uzaklaşma  yönünde önemli bir değişim gösterdi. Lübnan krizinin  mesajı, Batı'nın Türkiye'nin desteğini çantada keklik  olarak kabul edemeyeceğini göstermek oldu. Pek çok kişi, Türk askerinin Lübnan'a gönderilmesinin,  hükümeti AB üyeliği kriterlerinin karşılanması gibi güç  bir görevden uzaklaştıracağını ve giderek daha da şüpheli  bir hale gelen kamuoyunu, AB üyeliğinin hala Türkiye'nin  çıkarına olduğu konusunda ikna etmeyi güçleştireceğini söylüyor." (Bronwen Maddox, 17/08)

İRAN BASINI:

Şark: "Türkiye ve İmparatorluğa Dönüş": "ABD ve Avrupa, Türkiye'nin yardımına tam ihtiyaç  duyduğu zaman Türkler yüzünü Arap dostlarına çevirerek,  Amerikan ve Avrupalı yetkililerinin yıllarca ülkelerinin  menfaatlerine olan ilgisizliğini telafi ettiler. Türkler  için her şey, Avrupalı yetkililerin küçümseyen bir şekilde  Türkiye'yi AB üyeliği için on yıllık zor ve uzun bir sürece  tahammül etmeye mecbur bıraktıkları zaman başladı. Türkler şaşkınlıkla AB üyeliği için uzun bir sürecin  niçin sadece ülkeleri için ön görüldüğünü soruyorlar.  Türkler, AB üyelik müzakerelerinin başında ABD'nin nüfuzunu  kullanarak, AB'nin Ankara'yı kabul etmeye zorladığı gibi  şimdi de olaya müdahale ederek, Türkiye'nin tam üyeliğini  aceleye getirmesini umut ediyorlardı. Ancak böyle olmadı;  ABD, Türklerin memnuniyetsizliğini ortaya koyan olaylara  karşı sessiz kaldı. Türkler Kıbrıs sorununun daima kendilerine karşı bir  çomak gibi kullanılmasından da rahatsızlar. Konuyla ilgili  en son açıklamada, AB'nin üst düzey bir yetkilisi, AB  üyelik müzakerelerinin Türkiye'nin Kıbrıs'ı resmen  tanımaması nedeniyle engelle karşı karşıya bulunduğunu  belirtti. Bununla birlikte AB'nin dönem başkanlığını  üstlenen Finlandiya yetkilileri, müzakereleri aktif tutmaya  çabalıyorlar; ancak AB'nin önde gelen yetkililerinden biri,  geçen haftalarda, müzakerelerin ilerlemesinin muhtemelen  yenilgiye mahkum olduğu ve gelecek ay içinde duracağı  konusunda uyarıda bulundu. AB yetkilisi, Avrupalıların bu  tutumunu açıklarken, ‘Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki katı  tutumu müzakerelerdeki itibarını zedeliyor, çünkü bu  girişim, Türkiye-AB ilişkilerine ciddi zararlar verebilir.’  dedi. (…)  Örneğin AB'nin genişlemeden sorumlu yetkilisi Olli  Rehn, Türkiye'nin AB üyeliğiyle birlikte İslam dünyası  ile AB arasında bir köprü olabileceği görüşünü dile  getirdi. Rehn, bu açıdan ılımlı ve demokratik bir  Türkiye'nin Avrupa için stratejik öneme sahip olduğunu  vurgulayarak, Lübnan'da askeri çekişmeler arasında laik  ve demokratik Türkiye'nin önemi ve konumunun Avrupa için  daha da önem kazandığını belirtti. Türklerin Avrupalılara karşı ön yargılı olmalarının  bir diğer nedeni de, Avrupalı kuruluşların ve yetkililerin,  Türkiye'nin AB üyelik adaylığını kabul ettikten sonra  ısrarla bu ülkenin ulusal kimliği üzerinde durmaları ve bu  konuyu kaosa sürüklemeleridir. (…)" (Nadir Kerimi Cuni, 17/08)

Baztab: "Türkiye AB'den Kaçarken Arapların Kucağına Düştü": "Son dönemlerde Türkiye'nin Arap ülkeleriyle ekonomik  ve siyasi ilişkilerini arttırma düşüncesinin, AB'ye katılma  isteğinin azalmasından kaynaklandığı akla geliyor. Washington  Times'a göre, bazı Türk yorumcular, Türkiye çıkarlarının,   AB ile sonu belli olmayan müzakereler yerine bir zamanlar  Osmanlı İmparatorluğu yönetimi altında olan Orta Doğu-Arap  ülkeleriyle olan ilişkileri geliştirmekte olduğuna inanıyorlar. Ankara ve Atina'nın diplomatları, Türkiye'nin ABD  ilişkilerinin de gerilediğini savunuyorlar, bunun nedenini  ABD'nin Irak politikası ve Hizbullah ile savaş sürecinde  İsrail'i desteklemesi olarak gösteriyorlar. ABD, Türkiye'yi  laikliğin ve Müslümanlığın uyum içinde yaşandığı örnek bir  ülke ve Müslüman dünya ile Batı arasında önemli bir bağ  olarak görüyor. Ancak şimdi özellikle de Suudi Arabistan  Kralı Abdullah'ın üç günlük ziyareti ve Erdoğan'ın  ‘Arabistan ile ticaret hacminin ikiye katlanması’na ilişkin  açıklamasından sonra Türkiye'nin siyasi ve ekonomik dikkati  Arap dünyasına odaklanmıştır.  Türk  uzmanların çoğu, Başbakan'ın AB yanlısı politikalarının,  daha fazla reform istemiyle Türkiye'ye baskı uygulayan  Avrupa'ya yeterince kendini kanıtladığını düşünüyorlar.  Ayrıca Türkiye, Avrupa'yı KKTC'yi resmen tanımaması halinde  müzakereleri kesmekle tehdit etti. Erdoğan, Kıbrıs  sorununun, AB'ye üyelik konusuyla bir ilgisi olmadığını  savunuyor." (16/08)

KIBRIS RUM BASINI:

Kıbrıs Haber Ajansı: "Kıbrıs, The Independent Gazetesinde Yer Alan Plandan Haberdar Değil": "Hükümet Sözcüsü Hristodulos Pasiardis, İngiltere'nin The Independent gazetesinin, ‘AB ile Türkiye arasındaki  sıkıntıyı çözmek için yapılan hummalı diplomatik çabaların  sonucunda, Kuzey Kıbrıs limanları üzerindeki yetkinin BM'ye  devredilmesi planın ortaya çıktığı’ yönündeki haberle ilgili değerlendirmede bulunarak, ‘Böyle bir plandan haberdar  değiliz.’ dedi. Konuyla ilgili bir soruyu yanıtlayan Pasiardis,  ‘Makaleden haberimiz var, ancak bu tür plandan haberdar  değiliz’ şeklinde konuştu. Gazeteye göre, AB yetkilileri tarafından hazırlanan  girişimin, Türkiye-AB üyelik görüşmelerini muhtemel bir  kesintiden kurtarmayı amaçlıyor. (…) Gazete, bir AB diplomatının, ‘Kıbrıs Türk limanlarının  BM kontrolü altında olması, Ankara ile krizin aşılması için  olası bir çözüm olarak görüldüğü’ yönündeki açıklamalarına  da yer veriyor. Gazetede ayrıca, Türk limanlarının tüm AB  üyelerine açılmaması durumunda, Türkiye'nin üyelik  müzakerelerinin sonbaharda askıya alınması tehlikesiyle  karşı karşıya olduğu belirtiliyor." (17/08)

MISIR BASINI:

El-Cumhuriye: "Erdoğan: Kuzey Kıbrıs'ı Yüzüstü Bırakmayız, Dünya Onu Tanımalıdır":  "Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs sorununun, Türkiye'nin AB üyeliğine bağlanmasının kabul edilmez olduğunu  belirterek, üyelik kriterleri arasında bu sorunun yer  almadığını ve Türkiye'nin bu kriterlere bağlı olduğunu  vurguladı. Türk halkı için Kıbrıs konusunun milli bir dava olduğunu söyleyen Erdoğan, Türkiye'nin, adadaki durumun 1974 öncesine  dönmesine izin vermeyeceğini, bugün Kuzey Kıbrıs'ta fiilen  bir devletin bulunduğunu, Türkiye'nin tanıdığı bu devleti  bütün dünyanın tanıması gerektiğini belirterek, soruna çözüm  isteyenin Kıbrıs Türkleri olduğunu ve AB'nin onlara verdiği  taahhütleri yerine getirmesi gerektiğini vurguladı. (…)" (El Seyyid Hani, 16/08)

ESKİ SAYILAR