01.09.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

                      

AVUSTURYA BASINI:

ORF: "Temel Haklar Kısıtlandı": "İnsan hakları savunucuları, temel hakların büyük ölçüde  kısıtlanmasından endişe ederken, gazeteci dernekleri de,  birçok gazetecinin cezaevine girmesinden tedirgin. Tüm bunlar  içerisinde de, Adalet Bakanı'na sadece, ‘her şeyin bu denli  kötü olmamasını umut etmek’ kalıyor. Parlamento tarafından  haziran ayı sonunda onaylanan Türkiye'nin yeni Terörle  Mücadele Yasası, oldukça az yandaşa sahip ve bu nedenle de,  ‘bu önlem paketinin nasıl oluştuğu’ sorusu gündeme geliyor. AB aday ülkesi Türkiye bu yasayla, adaletine,  ‘gösterilerde tek bir ağızdan slogan atılması’ gibi zararsız  eylemlerin bile terör suçu olarak kovuşturulması olanağını  sağlarken, polislerin silah kullanımı da kolaylaştırılıyor.Hükümet, önce söz konusu pakete destek verdi, ancak  şimdilerde ise bu tutumundan uzaklaşıyor. Bununla da, adalet  ve polise yönelik olası taşkınlıkların sorumluluklarından kurtulmaya çalıştığı sinyalini veriyor. Ankara'daki parlamento oylamasının hemen ardından  Adalet Bakanı Cemil Çiçek, "yasanın uygulanmamasını umut  ettiği" yönündeki kayda değer açıklaması ile dikkatleri  üzerine çekti. Adalet, ordu ve polis yeni yetkilerini  oldukça dikkatli kullanmalı.  Bunun olması çok da muhtemel gibi görünmüyor. İnsan  hakları savunucuları ve AB temsilcileri, daha şimdiden  Türk mercilerinin mevcut yasaları sınırlayıcı bir şekilde  yorumladığı eleştirisinde bulunuyor. Bir demokraside çok  da hoş karşılanmayan düşüncelerin de yeri olduğu ilkesi,  çoğu zaman görmezden geliniyor. (…)" (Susanne Gütsen, 29/08)

 

BELÇİKA BASINI:

Eu Observer: "Avrupa Parlamentosu Milletvekilleri Türkiye ile İlgili Kritik Bir Rapor Hazırlıyor": "Türkiye'nin Brüksel ile resmen katılım müzakerelerine  başlamasından neredeyse bir yıl sonra, Avrupa Parlamentosu  üyeleri, ülkenin insan hakları ile ilgili gelişiminin yoğun  bir şekilde eleştirildiği bir rapor hazırlıyorlar. Merkez sağdan Hollandalı parlamenter Camiel Eurlings  tarafından kaleme alınan 11 sayfalık raporda, ‘Avrupa  Parlamentosu temel haklar ve özgürlüklerle ilgili olarak geçtiğimiz yıl zarfında sınırlı oranda ilerleme  kaydedilmesinden ve Avrupa Parlamentosu’nun geçtiğimiz  yılki raporundan bu yana din özgürlüğü alanında hiçbir  ilerleme kaydedilmemesinden dolayı üzüntü duymaktadır’ deniliyor. Bu yılın başında AB'nin kendi bünyesine bu fakir  ve büyük ülkeyi katıp katamayacağına dair yaşanan yoğun  tartışmalara da değinilen taslak raporda, ‘AB'nin  Türkiye'yi entegrasyon hızını kaybetmeden kendi bünyesinde  özümseyebilmesi konusu dikkate alınmalı’ deniliyor. Kilit noktayı teşkil eden Ankara'nın Kıbrıs'ı  tanımaması hususunun yeniden ifade edildiği raporda  Türkiye'ye bu tavrında değişikliğe gitmesinin halen  ‘katılım sürecinin gerekli bir unsuru’ olduğu  hatırlatılıyor. Diğer yandan Türkiye'nin AB ile girişimlerine dair bazı  olumlu noktalara da dikkat çekilen raporda ‘yerlerinden  edilen insanlarla ilgili kanunun uygulanmasının memnuniyetle karşılandığı’ ve ‘işkenceye sıfır tolerans politikasıyla  ilgili kanunlarda ilerlemeler kaydedildiğinin kabul gördüğü’  ifade ediliyor. Raporun Dış İlişkiler Komitesi’nde 4 Eylül'de oylanması  beklenirken rapor daha sonra muhtemelen eylül ayının  sonlarında tüm parlamentoda oylamaya sunulacak. Avrupa Parlamentosu, Komisyonun Türkiye'nin katılım  süreci ile ilgili olarak 26 Ekim'de yayımlayacağı yıllık  ilerleme raporunu etkilemesi amacıyla tasarıyı bir an  evvel oylayıp karara bağlamak istiyor. Diğer taraftan, Komisyonun ilerleme raporunun  Ankara'nın Ankara protokolünü uygulamamaktaki süregelen  ısrarını sert bir dille eleştirmesi bekleniyor. Türkiye'nin imzaladığı protokolde, Türkiye'nin AB ile  gümrük birliğinin kapsamını Kıbrıs da dahil olmak üzere  genişletmesinin Kıbrıs'a yönelik ambargonun kaldırılmasıyla  sonuçlanması gerekiyor." (Honor Mahony, 31/08)

 

İNGİLTERE BASINI:

The Times: "Turistler ve Terörizm": "Türk tatil kasabası Marmaris'teki patlamaların olduğu  saatlerde İngiltere'den bu bölgeye gitmek üzere kalkan  uçakların neredeyse bütün koltukları doluydu. Üstelik seyahat  acentalarından edinilen bilgiye göre halen Türkiye'de bulunan  İngilizlerin pek azı tatillerini yarıda kesmek niyetinde.  Türkiye, İngiliz turistlerin bu soğukkanlı tutumundan memnun. (…) Kürdistan İşçi Partisi'nin (PKK) yaptığı sanılan ve Antalya'daki bir diğer bombalamanın takip  ettiği ilk patlamalar, terörist faaliyetlerde toplu bir  artış olduğu anlamına geliyorsa, bu değerlendirmeler  değişebilir. Burada iki faktör iş başında: Kürt kimliğinin tanınması  için onlarca yıldır verilen mücadele ve geçen ekim ayında  başlayan resmi müzakerelerle birlikte Türkiye'nin AB'ye  üyelik olasılığı. İkisi üst üste binmiş durumda. (…) Hükümetin Kürtlere yönelik açılımları, kısmen,  ülkenin AB'ye üyelik davasından ileri geliyor. Ancak  Brüksel kulübüne girme olasılığı bazılarını rahatsız  ediyor. Çoğu Kürt, bağımsız bir devlet kurma umutlarını  fiilen sona erdireceği için AB üyeliğine karşı çıkıyor.  Kürtlere ödün vermekten nefret eden ve sahip oldukları  gücün dizginlenmesini istemeyen Türkiye'nin güçlü ordusu  içinde yer alan birçok kişi de bu projenin sabote edildiğini  görmekten mutluluk duyacaktır. Başbakan Erdoğan, Avrupa'nın yardımını hak ediyor.  Ancak Fransa ve Avusturya'nın Türkiye'nin üyeliğini engelleme  çabaları, Ankara'daki bazı kişileri Brüksel'den vazgeçme  tehlikesinin eşiğine getirdi. Bu, hem Türkiye hem AB hem de  ülkeyi ziyaret eden İngiliz turistler için kötü olacaktır." (29/08)

Reuters: "Barroso: Orta Doğu'da Yaşanan Sıkıntılar Türkiye'yi AB'ye Almak Gerektiğini Gösterdi": "Avrupa Komisyonu Başkanı  Jose Manuel Barroso, yaptığı açıklamada, Orta Doğu'da  yaşanan krizin Türkiye'yi Avrupa Birliği üyesi yapmanın  ne denli önemli olduğunu ortaya çıkardığını söyledi. Barroso, Fransız iş adamlarıyla bir araya geldiği bir  toplantıda, ‘Türkiye'ye hayır demenin muazzam bir bedeli  olacağını düşünüyorum. Bu, Türkiye'de, modern, Avrupalı ve  demokratik bir ülke isteyen herkesin hevesini kıracaktır.’  dedi. Türkiye AB'ye üyelik müzakerelerine başladı, ancak  Fransa da dahil olmak üzere bazı ülkeler, ülkenin kolayca  hazmedilemeyecek kadar büyük ve kültürel açıdan farklı  olduğunu kaydederek, çoğunluğu Müslüman bir ülkeyi AB'ye  kabul etme konusuna şüpheyle yaklaşıyor. Barroso, Türkiye'nin üyelik girişiminin, ülkenin  Avrupa kamuoyunun desteğini alması halinde kabul  edilebileceğini söyledi ve ‘Orta Doğu'da tanık olduğumuz  gelişmeler Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne kabul etmenin  stratejik önemine dikkatimizi yönetmemizi sağlayacaktır’  diye vurguladı." (29/08)

 

KIBRIS RUM BASINI:

Haravgi: "Uygun Mesajlar": "Türkiye'nin AB karşısındaki yükümlülüklerinden ve  tabii ki Kıbrıs'ın da dahil olduğu AB'nin 10 yeni üyesine  genişletilen Gümrük Birliği Ek Protokolü'nün uygulanmasından  kaçınmasına ilişkin olası çabasıyla ilgili senaryoların  basındaki haberlerde yer alması doğaldır. Özellikle de  Türkiye'nin Anglo-Amerikanlardan aldığı destek ve Ankara'nın,  taşımacılık ve Gümrük Birliği ile ilgili başlıkların  sürüncemede bırakılmasının onun için sorun olmadığı yönünde  savurduğu tehditler göz önünde bulundurulduğu zaman. Elbette bu, madalyonun bir yüzüdür. Çünkü madalyonun  öteki yüzü; AB'nin, Türkiye'nin cilve ya da dayılıkları  karşısında geri adım atması ve diğer aday ülkeler ile 500  milyon vatandaşına -ki bu vatandaşlar, Avrupa Birliği'nin  kurumsal organlarının attığı her adımı kaydediyor ve  genişleme, anayasa ya da başka bir şeyle ilgili konularda  uygun zamanda uygun cevabı veriyor- yönelik kurumsal  hafifletmelerle ilgili olumsuz mesajlar vermesi yönündeki  isteğiyle alakalıdır. Kısacası bu durumda AB, kurumları ve  inanılırlığı uygun bir şekilde değerlendirilecek. AB üyesi olarak Kıbrıs, haddini aşmaksızın, ancak AB  ilkelerinin savunulmasına olan inancıyla, Türkiye'nin Avrupa  sürecinde yapıcı bir rol oynamak istiyor. Türkiye'nin bir değerlendiricisi ve gelecekte AB içindeki  ortağı olarak Kıbrıs'ın niyetleri, hükümet tarafından dün bir  kez daha netleştirilmiştir. Kıbrıs, Avrupalı ortaklarına neyin  Türkiye'ye yönelik yardımı teşkil ettiğini ve gerçek engelin  ne olduğunu doğru bir şekilde anlamalarına yardımcı olarak  24 Ekim'de Türkiye'ye yardım etmeye isteklidir." (29/08)

 

YUNANİSTAN BASINI:

To Vima: "Nükleer Silah Maratonu": "Türkiye'nin, İran'ın nükleer politikasıyla baş  edebilmesi için ‘mantıklı ve uzun vadede güvenilir bir tek  seçeneği var, nükleer yeteneklere sahip olması’. Bu sonuca,  tanınmış İngiliz ‘think tank’ı Chatham House'un  Afganistan'dan İsrail'e kadar büyük Orta Doğu ülkelerinin  İran'ın nükleer perspektiflerine karşı olası tepkilerine  ışık tutan Ağustos 2006 tarihli raporu varmış bulunuyor. Türkiye ile ilgili bölümde, raportörler ülkenin büyük  bir sorunla karşı karşıya gelmiş olduğunu kabul ediyor,  bunun birbirine zıt üç boyutunu sergiliyor: Enerji alanında  güvenlik, AB üyeliği ve Türk-Amerikan ilişkileri.  Raporda,  kaygılandırıcı olan şu sonuca da yer veriliyor: ‘Türkler  için diplomasi ve askeri faaliyet, şimdilik, İran'ın nükleer  silahlanmaya yönelik amaçlarını engelleyebilecek mekanizmalar  sayılmıyor. Türkiye Orta Doğu'da Irak Savaşı dışında yeni bir istikrarsızlığın ortaya çıkmasını ve İranlı komşusuyla  düşmanlık ilişkileri yaşamasını istemiyor’ deniliyor ve  şunlar da vurgulanıyor: Durum bugün böyle iken Türkiye'nin  ‘nükleer yeteneklere’ sahip olması ‘hem güvenilir hem de  mantıklıdır’. Raportörler Ankara'nın karşı karşıya gelmiş olduğu  sorunun boyutlarını tarif ederken şunları da vurguluyor:  'Türkiye, İran, Rus ve Orta Asya petrolü ile doğalgazı için  Avrupa'ya doğru koridoru oluşturmak istediği için, bu  yöndeki politikası çerçevesinde Tahran ile iyi ilişkilerde  olmasını gerekli görüyor, fakat bu, Türkiye'nin dostu olan  ülkelerle karşı karşıya gelmesine yol açabilir. Türkiye'nin  AB üyeliği engellerle karşılaşıyor ve Türkiye AB  yörüngesinden çıkarsa, İran yönünde dahi, daha bağımsız ve  milliyetçi bir dış ve savunma politikası uygulaması olasıdır’  deniliyor." (Stathis Efstathiadis, 31/08)

 

NOT: Bu bülten, 29-31 Ağustos 2006 tarihleri arasında Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve  yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 

ESKİ SAYILAR