ABD BASINI:
AP: "Türkiye'nin Kıbrıs Konusundaki Sert Tavrı Katılım
Müzakerelerini Baltalıyor": "Avrupa Birliği
tarafından yapılan açıklamada, Ankara'nın Kıbrıs Rum gemi ve
uçaklarının Türkiye'de yük boşaltıp almasına izin verilmeyi
reddetmesinin, zaten çekişmeli olan AB'ye katılım müzakerelerini
tehlikeye soktuğu söylendi. Türkiye, AB ile Gümrük Birliği’ni 2004'te
AB'ye katılan Kıbrıs dahil 10 yeni üyeye genişleten bir protokolü
imzalamayı reddediyor. Bu da, Kıbrıs gemi ve uçaklarının Türk
havaalanları ve limanlarını kullanamayacağı anlamına geliyor. AB
dışişleri bakanlarının iki gün süren toplantısının ardından konuşan
Finlandiya Dışişleri Bakanı Erkki Tuomioja, protokolü imzalamanın
uyulması gereken bir yükümlülük olduğunu, aksi takdirde ciddi bir durum
yaratacağını söyledi. Tuomioja, ‘Hala ilişkilerimizde herhangi bir
krizden kaçınmayı umuyoruz. Bu kaçınılmaz değil.’ dedi. AB, Türkiye'den
AB üyesi Kıbrıs'ı 2006 sonuna kadar tanımasını istiyor. Eğer bunu
yapmazsa Ankara'nın geçen sonbaharda başlayan üyelik müzakereleri
askıya alınabilir. AB, Kıbrıs'ın tanınması meselesine ek olarak
Türkiye'ye temel özgürlük alanlarında reforma gitmesi için bastırıyor."
(Robert Wielaard, 02/09)
AVUSTURYA BASINI:
Die Presse: "Türkiye'ye Mavi Mektup Yağıyor":
"AB kurumları Türkiye'deki reform yorgunluğunu giderek daha çok
eleştirir oldular. Türk medyasının bildirdiğine göre, AB’nin
Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, Ankara'daki yönetime,
reformların yavaşlamasını sert dille eleştiren bir mektup daha yazdı.
AB Komisyonu'nun Ankara konusundaki hoşnutsuzluğunun bir nedeni de,
ilkbaharda çıkarılacağı bildirilen reform paketinin bugüne kadar
kararlaştırılmamış olması. Türk Hükümeti henüz medya haberlerine tepki
göstermek istemiyor. Avrupa Parlamentosu da şu sıralar, yeterli
görülmeyen ifade ve din özgürlükleri, yolsuzluk ve kadınlara karşı
şiddet konularına işaret eden bir rapor üzerinde çalışıyor. AB’nin
Genişlemeden Sorumlu Komiseri Rehn'in, son mektubunda, ‘Türklüğe
hakaret edilmesini’ yasaklayan ve hala milliyetçi grupların yazar Orhan
Pamuk davasında olduğu gibi, aydınlara karşı açılan davalarda
başvurduğu Ceza Yasası'nın 301. Maddesinin değiştirilmesini istediği de
söyleniyor. AB Komisyonu 24 Ekim'de Türkiye'ye ilişkin yeni ilerleme
raporunu sunacak. Brüksel, ülkenin katılım olgunluğu konusunda bir ara
değerlendirme niteliğindeki bu raporun oldukça eleştirel bir dilde
olmasını bekliyor." (03/09)
BELÇİKA BASINI:
Euobserver: "ABD, AB-Türkiye Çatışmasını Önlemek İçin
Kıbrıs Planını Gündeme Getirecek": "ABD,
Türkiye'nin AB'ye katılım müzakereleri süresince, Kıbrıs konusunda büyük
bir kriz çıkmasını önlemek için diplomatik bir çaba içine girerek,
Türkiye'nin AB gümrük yükümlülüklerini yerine getirmesi karşılığında,
BM'nin Kuzey Kıbrıs ile ticareti denetlemesini önerdi. Konuyla ilgili
kaynaklar, Washington'un, Türkiye'nin AB ile süregelen katılım
müzakerelerindeki çok önemli bir engeli kaldırabilecek karşılıklı bir
anlaşma önermesi konusunda geçen hafta Kıbrıs basınında çıkan
haberleri doğruladılar. Hava ve deniz trafiğinin AB'nin denetimine
geçmesi, Lefkoşa'daki Kıbrıs Hükümeti’nin daha önceleri şiddetle karşı
çıktığı Kuzey tarafı ve AB arasındaki ticarete de olumlu bakmasını
sağlayabilir. Bunun karşılığında, Türkiye de, Kıbrıs gemi ve uçakları
üzerinde halihazırdaki ambargosuna son verebilir. Türkiye'nin AB'yle
yapacağı yeni müzakere başlıklarını veto etmeye kararlı olan Lefkoşa'yla
mevcut ilişkiler düzelmedikçe, AB'li diplomatlar Kıbrıs ve limanlar
meselesini ‘oldukça zorlayıcı’ olarak tanımlıyorlar ve de bu durumun
AB'ye üyelik sürecinde Türkiye açısından ‘büyük bir krize’ yol
açacağını tahmin ediyorlar. Bu mesele, Avrupa Komisyonu’nun yıllık
hazırladığı ve 26 Ekim'de açıklayacağı Türkiye'nin kabul sürecine de
damgasını vuracak. Washington'un bu diplomatik müdahalesi, Amerika'nın,
Müslüman dünyasında bulunan ve aynı zamanda da önemli bir NATO üyesi
olan Türkiye'yi Batılı normlara entegre etmek için uzun süredir
çabaladığı stratejik hedefiyle de bağdaşıyor." (Mark Beunderman,
31/08)
FRANSA BASINI:
AFP: "Kıbrıs ile Gümrük Birliği... AB Dönem Başkanı
Ankara'yı Tehdit Etti": "AB'nin Finlandiya
Dönem Başkanlığı, Ankara'nın içinde Kıbrıs'ın da yer aldığı Gümrük
Birliği anlaşmasını onaylamadığı takdirde, Türkiye'yi üyelik
müzakerelerini kısmen askıya almakla tehdit etti. Lappeenranta'da
Avrupalı mevkidaşları ile bir araya gelen Finlandiya Dışişleri Bakanı
Erkki Tuomioja konu ile ilgili olarak, ‘Türkler tarafından verilen
taahhüde riayet edilmeli. (...) Aksi takdirde kötü bir durum ile karşı
karşıya kalacağız ve bunu Avrupa seviyesinde tartışmak zorunda
kalacağız. (...) En azından, tek pazara bağlı tüm konularda üyelik
müzakerelerine devam edemeyebileceğiz’ yorumunu yaptı. Üyelik
müzakereleri 35 fasıldan oluşuyor, Avrupalılar bu durumda sadece direkt
bir şekilde Gümrük Birliği’ne bağlı konulardaki müzakereleri askıya
alabilirler. Türkiye 2005 Temmuz ayında gümrük birliğinin içlerinde
Kıbrıs'ın da yer aldığı 10 yeni üyeye yayılması konusundaki protokolü
imzaladı, fakat onaylamadı. Türkler Kıbrıs gemilerinin limanlarına
girmesini reddediyorlar. Türkiye ile üyelik müzakereleri, ada ikiye
bölünmüş olarak kaldığı sürece, bu mesele yüzünden her etapta kesilme
riski taşıyor." (02/09)
İNGİLTERE BASINI:
The Sunday Telegraph: "Türkiye İslam Dünyasına Işık
Tutabilir... Bu Nedenledir ki AB'ye Kabul Edilmelidir":
"’Atatürk olmasaydı İran'a benzerdik.’ Geçtiğimiz günlerde Ankara'da
tanıştığım genç siyasetçinin bu sözü, aslında Türklerin pek çoğunun
taşıdığı bir duyguyu yansıtıyor. Onlar, modern Türk Devleti’nin kurucusu
Kemal Atatürk'ün ileri görüşlülüğüyle Türkiye'yi, kimi komşularının tam
aksi yönde, demokratik ve laik bir ülke olarak gelişme yoluna sevkeden
koşulları yarattığına inanıyorlar. Savunma işbirliği, insan hakları ve
ekonomik liberalleşme alanında ülke hızla gelişmeye de devam ediyor.
Türklerin pek çoğunun kafasında modernleşme yolculuğunun nihai durağı
daima AB üyeliği olmuştur. Ancak Türk halkı, AB'deki ana unsurların
Türkiye'nin üyeliği elde etmesine izin vermeye hiç niyetleri olmadığına
inanıyor ve kendi kendilerine soruyorlar: ‘Kulübe asla giremeyeceksek
neden bu zahmete katlanıyoruz?’ Bu, pek çok boyutu olan bir soru. (…)
Siyasi açıdan Türkiye İslam dünyasına uzanan bir köprü. Refah, demokrasi
ve güvenliğin gelişmiş dünyayla işbirliği sayesinde mümkün olduğunu
gösteren bir örnek olarak Türkiye AB'ye katılırsa birlik sekizinci
büyük ekonomiye de kavuşmuş olacaktır. Anayasası ve eğitim sistemiyle,
kadın haklarını ve kadınların ulusun ekonomik ve siyasi hayatında tam
anlamıyla var olma imkanlarını güvenceye almıştır. (…) Değerli bir NATO
müttefiki, Avrupa ile İslam dünyası arasında uzanan laik bir köprü,
gelişme yolundaki bir ekonomi ve enerji pazarında büyük bir aktör...
Atatürk gerçekten de bu eseriyle ne kadar övünse azdır. Ne var ki
Türkiye'nin bu seyri sürdürmesi zor görünüyor; ülkenin ilerlemesini
engelleyecek hiçbir şeyin olmamasını sağlamak da hepimiz için büyük bir
problem. Ülkenin gelişmeyi sürdürmesi, İslam dünyasında aydınlanma,
Avrupa Birliği’ne üyelik ve benzeri daha pek çok ilerlemenin peşindeki
Türk halkının kendisi için de büyük önem taşıyor. (…) Avrupa için
Türkiye'nin AB'ye katılımı, Birliğin değişen dünyaya ayak uydurup
uyduramayacağı veya giderek daha da içine kapalı hantal bir hal mi
alacağının sınandığı bir test olacaktır. Avrupalı siyasetçiler içinse,
kabul edilmemesi, bu son derece önemli ülkenin siyasi ve dini aşırı
uçların kucağına itme riski taşımaktadır. Tabi ki, çoğu Türk’ün de
bildiği üzere, Türklerin katılımıyla ilgili bazı sorunlar da olacaktır.
Son günlerde Bulgaristan ve Romanya'nın beklenen üyeliğiyle çarpıcı
bir biçimde gündeme gelen işgücü dolaşımının yaratacağı sıkıntılar
olacaktır. (…) Türkiye dünyanın yeni askeri ve siyasi kavşağındadır.
Rusya'nın büyüyen militarizmi ve kaynak milliyetçiliği kuzeydeki Batı
çıkarlarını tehdit etmesi; doğuda istikrarsız ve değişken yapıdaki
Kafkas ülkeleri; güneyde Irak ve Körfez ülkeleri karşısında çoğu Türkün
istikrar ve güvenlik için yüzü Batıya, Avrupa'ya doğru çevrilmiş
durumda. Bu en tehlikeli zamanda sırtımızı dönmek, hem son derece
yanlış hem de düpedüz aptallık olacaktır. İngiltere öteden beri,
Türklerin AB davasına destek vermiştir. Bölgede bu sağlam NATO
müttefikinin varlığı, İngiltere'nin güvenlik çıkarları için kesinlikle
hayırlıdır. Ancak Türkiye'nin geleceğinin çok daha önemli yansımaları
olacaktır. İşte bizim kuşağın önündeki sınav da budur. Bugün birlikte
varacağımız kararlar gelecek yıllara yansıyacak ve içinde yaşadığımız
dünyayı derinden etkileyecektir." (Woodspring
Milletvekili ve gölge Savunma Bakanı Liam Fox, 03/09)
NOT: Bu bülten,
01-03 Eylül 2006 tarihleri arasında Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve
yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.