04.09.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ABD BASINI:

 

AP: "Türkiye'nin Kıbrıs Konusundaki Sert Tavrı Katılım Müzakerelerini Baltalıyor": "Avrupa Birliği tarafından yapılan açıklamada,  Ankara'nın Kıbrıs Rum gemi ve uçaklarının Türkiye'de yük  boşaltıp almasına izin verilmeyi reddetmesinin, zaten  çekişmeli olan AB'ye katılım müzakerelerini tehlikeye  soktuğu söylendi. Türkiye, AB ile Gümrük Birliği’ni 2004'te AB'ye katılan  Kıbrıs dahil 10 yeni üyeye genişleten bir protokolü imzalamayı  reddediyor. Bu da, Kıbrıs gemi ve uçaklarının Türk havaalanları  ve limanlarını kullanamayacağı anlamına geliyor. AB dışişleri bakanlarının iki gün süren toplantısının  ardından konuşan Finlandiya Dışişleri Bakanı Erkki Tuomioja, protokolü imzalamanın uyulması gereken bir yükümlülük  olduğunu, aksi takdirde ciddi bir durum yaratacağını söyledi. Tuomioja, ‘Hala ilişkilerimizde herhangi bir krizden  kaçınmayı umuyoruz. Bu kaçınılmaz değil.’ dedi. AB, Türkiye'den AB üyesi Kıbrıs'ı 2006 sonuna kadar  tanımasını istiyor. Eğer bunu yapmazsa Ankara'nın geçen  sonbaharda başlayan üyelik müzakereleri askıya alınabilir. AB, Kıbrıs'ın tanınması meselesine ek olarak Türkiye'ye  temel özgürlük alanlarında reforma gitmesi için bastırıyor." (Robert Wielaard, 02/09)

           

 

AVUSTURYA BASINI:

 

Die Presse: "Türkiye'ye Mavi Mektup Yağıyor": "AB kurumları Türkiye'deki reform yorgunluğunu giderek  daha çok eleştirir oldular. Türk medyasının bildirdiğine  göre, AB’nin Genişlemeden Sorumlu  Komiseri Olli Rehn, Ankara'daki yönetime,  reformların yavaşlamasını sert dille eleştiren bir mektup  daha yazdı. AB Komisyonu'nun Ankara konusundaki  hoşnutsuzluğunun bir nedeni de, ilkbaharda çıkarılacağı  bildirilen reform paketinin bugüne kadar kararlaştırılmamış  olması. Türk Hükümeti henüz medya haberlerine tepki göstermek  istemiyor. Avrupa Parlamentosu da şu sıralar, yeterli görülmeyen  ifade ve din özgürlükleri, yolsuzluk ve kadınlara karşı  şiddet konularına işaret eden bir rapor üzerinde çalışıyor. AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Rehn'in, son mektubunda, ‘Türklüğe  hakaret edilmesini’ yasaklayan ve hala milliyetçi grupların  yazar Orhan Pamuk davasında olduğu gibi, aydınlara karşı  açılan davalarda başvurduğu Ceza Yasası'nın 301. Maddesinin  değiştirilmesini istediği de söyleniyor. AB Komisyonu 24 Ekim'de Türkiye'ye ilişkin yeni ilerleme  raporunu sunacak. Brüksel, ülkenin katılım olgunluğu konusunda  bir ara değerlendirme niteliğindeki bu raporun oldukça  eleştirel bir dilde olmasını bekliyor." (03/09)

 

 

BELÇİKA BASINI:

 

Euobserver: "ABD, AB-Türkiye Çatışmasını Önlemek İçin Kıbrıs Planını Gündeme Getirecek": "ABD, Türkiye'nin AB'ye katılım müzakereleri süresince, Kıbrıs konusunda büyük bir kriz çıkmasını önlemek için  diplomatik bir çaba içine girerek, Türkiye'nin AB gümrük  yükümlülüklerini yerine getirmesi karşılığında, BM'nin  Kuzey Kıbrıs ile ticareti denetlemesini önerdi. Konuyla ilgili kaynaklar, Washington'un, Türkiye'nin  AB ile süregelen katılım müzakerelerindeki çok önemli bir  engeli kaldırabilecek karşılıklı bir anlaşma önermesi  konusunda geçen hafta Kıbrıs basınında çıkan haberleri  doğruladılar. Hava ve deniz trafiğinin AB'nin denetimine geçmesi,  Lefkoşa'daki Kıbrıs Hükümeti’nin daha önceleri şiddetle  karşı çıktığı Kuzey tarafı ve AB arasındaki ticarete de  olumlu bakmasını sağlayabilir. Bunun karşılığında, Türkiye de, Kıbrıs gemi ve  uçakları üzerinde halihazırdaki ambargosuna son verebilir.  Türkiye'nin AB'yle yapacağı yeni müzakere başlıklarını veto etmeye kararlı olan Lefkoşa'yla mevcut ilişkiler  düzelmedikçe, AB'li diplomatlar Kıbrıs ve limanlar  meselesini ‘oldukça zorlayıcı’ olarak tanımlıyorlar ve de  bu durumun AB'ye üyelik sürecinde Türkiye açısından ‘büyük  bir krize’ yol açacağını tahmin ediyorlar. Bu mesele, Avrupa Komisyonu’nun yıllık hazırladığı ve  26 Ekim'de açıklayacağı Türkiye'nin kabul sürecine de damgasını vuracak.  Washington'un bu diplomatik müdahalesi, Amerika'nın, Müslüman dünyasında bulunan ve aynı zamanda da önemli  bir NATO üyesi olan Türkiye'yi Batılı normlara entegre  etmek için uzun süredir çabaladığı stratejik hedefiyle de  bağdaşıyor."  (Mark Beunderman, 31/08)

 

 

FRANSA BASINI:

 

AFP: "Kıbrıs ile Gümrük Birliği... AB Dönem Başkanı Ankara'yı Tehdit Etti": "AB'nin Finlandiya Dönem Başkanlığı, Ankara'nın  içinde Kıbrıs'ın da yer aldığı Gümrük Birliği  anlaşmasını onaylamadığı takdirde, Türkiye'yi  üyelik müzakerelerini kısmen askıya almakla  tehdit etti. Lappeenranta'da Avrupalı mevkidaşları ile  bir araya gelen Finlandiya Dışişleri Bakanı Erkki  Tuomioja konu ile ilgili olarak, ‘Türkler tarafından  verilen taahhüde riayet edilmeli. (...) Aksi takdirde  kötü bir durum ile karşı karşıya kalacağız ve bunu  Avrupa seviyesinde tartışmak zorunda kalacağız. (...)  En azından, tek pazara bağlı tüm konularda üyelik  müzakerelerine devam edemeyebileceğiz’ yorumunu  yaptı. Üyelik müzakereleri 35 fasıldan oluşuyor,  Avrupalılar bu durumda sadece direkt bir şekilde  Gümrük Birliği’ne bağlı konulardaki müzakereleri  askıya alabilirler. Türkiye 2005 Temmuz ayında gümrük birliğinin  içlerinde Kıbrıs'ın da yer aldığı 10 yeni üyeye  yayılması konusundaki protokolü imzaladı, fakat  onaylamadı. Türkler Kıbrıs gemilerinin limanlarına  girmesini reddediyorlar. Türkiye ile üyelik müzakereleri, ada ikiye  bölünmüş olarak kaldığı sürece, bu mesele yüzünden  her etapta kesilme riski taşıyor." (02/09)

 

 

İNGİLTERE BASINI:

 

The Sunday Telegraph: "Türkiye İslam Dünyasına Işık Tutabilir... Bu Nedenledir ki AB'ye Kabul Edilmelidir": "’Atatürk olmasaydı İran'a benzerdik.’ Geçtiğimiz  günlerde Ankara'da tanıştığım genç siyasetçinin bu sözü,  aslında Türklerin pek çoğunun taşıdığı bir duyguyu yansıtıyor. Onlar, modern Türk Devleti’nin kurucusu Kemal Atatürk'ün  ileri görüşlülüğüyle Türkiye'yi, kimi komşularının tam aksi  yönde, demokratik ve laik bir ülke olarak gelişme yoluna  sevkeden koşulları yarattığına inanıyorlar. Savunma işbirliği,  insan hakları ve ekonomik liberalleşme alanında ülke hızla  gelişmeye de devam ediyor. Türklerin pek çoğunun kafasında  modernleşme yolculuğunun nihai durağı daima AB üyeliği  olmuştur. Ancak Türk halkı, AB'deki ana unsurların  Türkiye'nin üyeliği elde etmesine izin vermeye hiç niyetleri olmadığına inanıyor ve kendi kendilerine soruyorlar: ‘Kulübe  asla giremeyeceksek neden bu zahmete katlanıyoruz?’ Bu,  pek çok boyutu olan bir soru. (…) Siyasi açıdan Türkiye İslam dünyasına uzanan bir köprü. Refah, demokrasi ve güvenliğin gelişmiş dünyayla işbirliği sayesinde mümkün olduğunu gösteren bir örnek olarak Türkiye  AB'ye katılırsa birlik sekizinci büyük ekonomiye de kavuşmuş  olacaktır. Anayasası ve eğitim sistemiyle, kadın haklarını  ve kadınların ulusun ekonomik ve siyasi hayatında tam  anlamıyla var olma imkanlarını güvenceye almıştır. (…) Değerli bir NATO müttefiki, Avrupa ile İslam dünyası  arasında uzanan laik bir köprü, gelişme yolundaki bir ekonomi ve enerji pazarında büyük bir aktör... Atatürk gerçekten de  bu eseriyle ne kadar övünse azdır. Ne var ki Türkiye'nin  bu seyri sürdürmesi zor görünüyor; ülkenin ilerlemesini  engelleyecek hiçbir şeyin olmamasını sağlamak da hepimiz  için büyük bir problem. Ülkenin gelişmeyi sürdürmesi, İslam  dünyasında aydınlanma, Avrupa Birliği’ne üyelik ve benzeri  daha pek çok ilerlemenin peşindeki Türk halkının kendisi için  de büyük önem taşıyor. (…) Avrupa için Türkiye'nin AB'ye katılımı, Birliğin değişen  dünyaya ayak uydurup uyduramayacağı veya giderek daha da içine  kapalı hantal bir hal mi alacağının sınandığı bir test olacaktır.  Avrupalı siyasetçiler içinse, kabul edilmemesi, bu son derece  önemli ülkenin siyasi ve dini aşırı uçların kucağına itme riski taşımaktadır. Tabi ki, çoğu Türk’ün de bildiği üzere, Türklerin  katılımıyla ilgili bazı sorunlar da olacaktır. Son günlerde  Bulgaristan ve Romanya'nın beklenen üyeliğiyle çarpıcı bir  biçimde gündeme gelen işgücü dolaşımının yaratacağı sıkıntılar olacaktır. (…) Türkiye dünyanın yeni askeri ve siyasi kavşağındadır.  Rusya'nın büyüyen militarizmi ve kaynak milliyetçiliği kuzeydeki  Batı çıkarlarını tehdit etmesi; doğuda istikrarsız ve değişken  yapıdaki Kafkas ülkeleri; güneyde Irak ve Körfez ülkeleri  karşısında çoğu Türkün istikrar ve güvenlik için yüzü Batıya,  Avrupa'ya doğru çevrilmiş durumda. Bu en tehlikeli zamanda  sırtımızı dönmek, hem son derece yanlış hem de düpedüz aptallık  olacaktır. İngiltere öteden beri, Türklerin AB davasına destek  vermiştir. Bölgede bu sağlam NATO müttefikinin varlığı,  İngiltere'nin güvenlik çıkarları için kesinlikle hayırlıdır.  Ancak Türkiye'nin geleceğinin çok daha önemli yansımaları olacaktır. İşte bizim kuşağın önündeki sınav da budur. Bugün  birlikte varacağımız kararlar gelecek yıllara yansıyacak ve  içinde yaşadığımız dünyayı derinden etkileyecektir." (Woodspring Milletvekili ve gölge Savunma Bakanı Liam Fox, 03/09)

             

  

 

NOT: Bu bülten, 01-03 Eylül 2006 tarihleri arasında Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve  

           yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

                      

ESKİ SAYILAR