ABD BASINI:
Washington Post: "AB Raporu Türkiye'nin Üyelik İsteğini
Zayıflatabilir": "Avrupa Birliği
parlamenterlerinin, Türkiye'yi reformlara ayak diremekle suçlayan aşırı
eleştirel bir raporu kabul etmesi, AB ile bu ülke arasında Türkiye'nin
üyelik başvurusu konusunda bir krizin başladığının göstergesi oldu. AB
Parlamentosu Dışişleri Komisyonu, Türkiye'yi, geçen ekim ayında Birliğe
katılmak amacıyla görüşmelere başlaması için yeşil ışık yakılmasından bu
yana taahhütlerini yerine getirmemekle suçlayan bir raporu kabul etti.
Parlamenterler, AB liderlerinin üyelik görüşmelerinin başlamasını kabul
etmesinden bu yana Türkiye'nin ifade özgürlüğü, din ve azınlık hakları,
kadın hakları ve hukukun üstünlüğü alanlarında ‘yeterli ilerleme
sağlamadığını’ ileri sürdüler." (05/09)
ALMANYA BASINI:
Almanya'nın Sesi Radyosu: "AP, Camiel Eurlings'in Türkiye
Raporunu Kabul Etti": "Avrupa Parlamentosu,
Türkiye'nin AB ile diyalogunda sorun yaratmaya aday bir karara imza
atmaya hazırlanıyor. Parlamento raporunda öncelikli olarak Ankara'nın
söyleminin aksine, Türkiye'deki reform sürecinin yavaşladığı mesajı
veriliyor. Ancak Parlamentonun Dışişleri Komisyonu, Strasbourg'ta
düzenlediği toplantıda, Türkiye hakkındaki yıllık olağan raporun taslak
halini Ankara'yı oldukça rahatsız edecek ifadelerle ağırlaştırdı.
Komisyon, Parlamentonun Türkiye raportörü Hollandalı Hıristiyan Demokrat
Parlamenter Camiel Eurlings tarafından kaleme alınan taslak karar için
hazırlanmış 300'den fazla değişiklik önergesini oyladı. Kabul edilen ve
ses getirecek önergeler arasında Ermeni soykırımının tanınmasının üyelik
için ön koşul olduğuna ilişkin iki değişik madde de yer alıyor. Oylamada
Yunan Parlamenterlerin girişimiyle Pontus Rum ve Süryani soykırımları
terimleri de ilk defa bir Avrupa Parlamentosu raporuna girmiş oldu."
(Kayhan Karaca, 05/09)
AVUSTURYA BASINI:
ORF: "Sarı Renkli Trafik Lambası":
"AB bir yıl önce Türkiye ile katılım müzakerelerine başladı. Bu daha
uzun yılları kapsayacak olan ve kısmen yoğun direnişlere maruz kalan bir
süreci oluşturuyor. AB şu sıralar üyelik şansını eleştirel ve şüpheli
olarak nitelendiriyor. AB Komisyonu birkaç gün önce Türk Hükümeti’ne
gönderdiği bir uyarı mektubunda, AB tarafından talep edilen reformların
çok yavaş ilerlediği eleştirisinde bulundu. AB Parlamentosu da
Türkiye'nin azınlık hakları ve düşünce özgürlüğü alanında yeterince
ilerleme kaydetmediği uyarısında bulundu. Dışişleri Komisyonu, büyük
bir çoğunlukla kabul edilen raporda, ‘reform sürecinin yavaşladığına’ ve
düşünce, din, azınlık ile kadın hakları alanında ‘halen var olan
eksikliklere’ dikkat çekti. Gerçi katılım müzakerelerinin askıya alınması
talep edilmiyor. Ancak metinde Kıbrıs'ın tam anlamıyla tanınması
konusundaki ‘yetersiz ilerlemenin’ Türkiye'nin müzakere sürecini ‘durma
noktasına’ getirebileceği ifade ediliyor. Yaklaşık 300 değişiklik
önerisinin yer aldığı asıl rapor taslağı Dışişleri Komisyonunda biraz
yumuşatıldı. Söz konusu raporu hazırlayan muhafazakar Hollandalı Camiel
Eurlings bu değişikliklerin ana çizgide hiçbir şey değiştirmeyeceğini
vurgulayarak şu açıklamada bulundu: ‘Duruma ciddi ciddi bakıldığında,
reformlarda gecikmelerin olduğu görülüyor.’ Eurlings, kesin olan oylama
sonucu ile ilgili ise, Türkiye'nin bu söz konusu ‘net mesajı’ anlamasını
ve bunu bir teşvik olarak kabul etmesini umut ettiği açıklamasında
bulundu. SPÖ'lü AB milletvekili ve Sosyal Demokrat Grup Başkan
Yardımcısı Avusturyalı Hannes Swoboda da müzakerelerin askıya
alınabileceği tehlikesinin var olduğu görüşünde. Swoboda, Parlamentonun
bu raporla Türkiye ile müzakere ilkesinde direttiği, ancak aynı zamanda
müzakerelerin koşullara bağlı olduğunu açıkça belirttiğini vurguladı.
Swoboda raporun bir nevi, yeşile de kırmızıya da geçebilecek sarı bir
trafik lambası gibi olduğu görüşünde. Swoboda, AB'nin genişlemeden
sorumlu Komiseri Olli Rehn'in ima ettiği gibi müzakerelerin gerçekten de
askıya alınmasının söz konusu olması durumunda, Türkiye'ye özellikle de
Yakın Doğu krizi nedeniyle ortak olarak ihtiyaç duyulduğundan, bundan
üzüntü duyacağını belirtti." (05/09)
BELÇİKA BASINI:
Euobserver: "Türkiye-AB Müzakereleri Çöküşe Doğru
Gidebilir": "Merkezi Brüksel'de bulunan
‘Avrupa'nın Dostları’ adlı düşünce kuruluşunca hazırlanan 52 sayfalık
yeni bir raporda, AB'nin Türkiye ile müzakerelerinin bu sonbaharda yeni
bir krize doğru sürüklenebileceği; ilişkilerinse, ancak önemli
oyuncuların siyasi iradesiyle yoluna girebileceği öngörülüyor. Raporda,
Türkiye'nin önünde dört muhtemel senaryo olduğu ileri sürülüyor:
Müzakereler tam olarak tekrar yoluna girebilir; kısmen raydan çıkabilir;
belirgin bir yavaşlama olabilir ya da tamamen sona erebilir. Raporda,
gelecek yıl seçimlere gidecek olan Türkiye Kıbrıs konusunda kendisini
köşeye sıkıştırdığı ve AB'nin müzakerelerde amacına ulaşmak için riski
göze almaya hazır dört üye devleti olduğundan en muhtemel senaryoların
son ikisi olduğuna işaret edildi. Türkiye'nin AB müzakerelerinde
muhtemel bir çöküşe doğrudan yol açacak bir neden de, Ankara, 1963
Gümrük Birliği Anlaşmasını bütün üye ülkeleri kapsayacak şekilde
genişletmiş olsa da hava ve deniz limanlarını Kıbrıs Rum gemi ve
uçaklarına açmayı reddetmesidir. Raporda, ‘Daha ılımlı bakan AB
gözlemcileri bile, Erdoğan'ın, siyasi bir amacı olsa bile bu konuda
kendisini köşeye sıkıştırdığına inanıyorlar’ diye belirtildi. Türk
tarafında, AB'nin, Türkiye'nin AB üyelik hedefini ciddiye alıp
almadığına dair şüpheler artıyor. AB tarafında ise, Türkiye'deki
reformlarda yavaşlama olduğuna dair endişeler yaşanıyor. ‘Her iki
taraftan da müzakerelere gerçekten bağlı kalan politikacıların bu
noktada, süreçte iyileşme yaşanabilmesi için siyasi güç ve yeteneğe
sahip olmaları gerekecektir’ diye de belirtilen raporda, aynı zamanda
bölünmüş Kıbrıs'ı 2004 yılında Birliğe kabul ederek bu yıkımın
tohumlarını ekmekle suçlanan AB sert bir şekilde eleştiriliyor. Raporda,
AB'nin müzakereleri askıya alması ya da Türkiye'nin geri adım atması
halinde kazanan bir tarafın olmayacağı belirtiliyor." (Honor
Mahony, 04/09)
FRANSA BASINI:
AFP: "Ankara AB'nin Türkiye Hakkındaki Raporunu Kınadı":
"Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği’ne
muhtemel bir üyeliğe ön şart olarak Ankara'nın Ermeni soykırımını
tanımasını isteyen ve Avrupa Parlamentosu’nda kabul edilen raporu
kınadı. Yayımlanan bildiride, ‘Ciddi bir akademik çalışma gerektiren
konular hakkında tarafsızlıktan uzak birtakım ön şartlar empoze etmeyi
amaçlayan çabalardan dolayı oldukça üzgünüz. Siyasi düşüncelerle kaleme
alınan rapordaki bazı unsurlar, Avrupa Parlamentosu’nun
güvenilirliğiyle bağdaşmamaktadır’ deniliyor." (05/09)
Le Figaro: "Hughes: Lübnan Konusu Ortamı Yumuşatabilir":
"SORU: Türkiye'nin Lübnan'daki girişimi AB ile üyelik
müzakerelerini etkiler mi?
HUGHES: Hiç şüphesiz. Bu karar Avrupa'ya Türkiye'nin
yararlı bir müttefik olduğunu hatırlatmaktadır. Bu olay, bu konuda
şüphesi olanlara, Avrupa Birliği içerisinde büyük bir Müslüman ülkenin
yer almasının ne kadar yararlı olduğunu kanıtlamaktadır. Türkiye'nin
Doğu ve Batı arasında bir köprü olduğu sıkça ifade edilmiştir. Bu imaj
biraz istismar edilmiş olsa da bir gerçeği yansıtmaktadır. Nitekim
Lübnan'daki BM gücüne bin kadar Türk askerinin muhtemelen katılacak
olması bunun bir kanıtıdır. Türk Hükümeti toplumdaki muhalefete rağmen
bu kararı alırken şüphesiz altı aydan bu yana kötüleşen, AB ile
müzakere ortamını düzeltme iradesine sahip bulunuyordu.
SORU: Türk askerlerinin sevki 25'lerin bu kış
müzakereleri askıya almasını engeller mi?
HUGHES: Hayır, ama bu karar, öngörülen yaptırımları
mutlaka yumuşatacak, etkilerini azaltacak ve kesintinin önlenmesine
yardım edecektir. Şeklen, AB ile müzakereler bir tek Kıbrıs konusunda
kilitlenebilir: Türkiye, Kuzey Kıbrıs'a uygulanan ambargo kaldırılmadığı
sürece, Kıbrıs-Rum gemilerine limanlarını açmayı reddediyor. Ancak
Türkiye'nin AB içerisindeki geleceği açısından, söz konusu olan tüm bir
Avrupa siyasi bütünlüğüdür. Lübnan konusu iki taraf için de ortamı
yumuşatmaya yarayacaktır. Bu konu Avrupalı yetkililere Kıbrıs'ın
Lübnan'a sadece altı kilometre uzaklıkta olduğunu hatırlatacak ve belki
de bu sorunu çözme konusunda cesaretlendirecektir."
(Alexandrine Bouillhet, ’Avrupa'nın Dostları’ adlı think-tank
kuruluşu tarafından Brüksel'de yayımlanan ve AB ile Türkiye arasındaki
zorlu müzakereleri konu alan raporu kaleme alan İngiliz araştırmacı
Kirsty Hughes ile yapılan mülakat, 05/09)
Le Figaro: "Fransa'daki Seçim Tartışmalarında Türkiye'nin
AB'ye Katılımına Temkinli Yaklaşım":
"Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılımı konusu Fransa'daki seçim
tartışmalarında baş gösterebilir mi? Avrupa Anayasası'na ilişkin
referandumun başarısızlığının ardından ‘yavaşlama’ dönemine giren
Avrupa'da konu, oldukça hassas görünüyor. Solda bu konuda sessizlik
hakim. Mesela, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sosyalist Parti aday adayı
olan Laurent Fabius, genişlemeye bir ‘ara’ verilmesi gerektiği görüşünü
söylemekle yetinirken, Segolene Royal konu hakkında hiçbir resmi
açıklama yapmadı. Sağda ise bazı ‘Türk karşıtları’ bu konuyu askıya aldı,
tıpkı geçen hafta sonu François Bayrou'nun yaptığı gibi. Sadece Nicolas
Sarkozy konu hakkında sesini duyurdu ve geçen hafta Le Figaro dergisine
yaptığı açıklamada ‘Türkiye'nin eski kıtaya ait olmadığı görüşünü
savunmayı sürdürdüğünü’ belirtti. Yine de Avrupa'nın tutkulu konusu
haline dönüşen Türkiye üzerine yoğunlaşmadı. Merkez sağ partisi UMP
Başkanı Sarkozy, ‘Öncelikle acilen AB oluşumunu harekete geçirecek bir
güç bulmak gerektiğini’ ifade etti. CERİ araştırmacılarından Türkiye
Uzmanı Riva Kastoryano'ya göre, ‘Siyasiler, Orta Doğu'da yaşanan yeni
gerginlikler nedeniyle Türkiye konusunu seçim tartışmalarına getirmenin
patlamaya hazır bir bomba etkisi yaratacağının bilincinde. Bu konuya
girmek, İslam dünyasıyla ilişkilere ve yabancı göçü konularına girmek
anlamına gelir ki bu da şu sıralar alev almaya hazır bir konudur.’
Lübnan krizi boyunca İslam alemiyle muhtemel bir çatışmanın risklerine
dikkati çeken Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın çevresi, ‘bugün seçim
kampanyalarında Türkiye'nin AB'ye katılımı aleyhine bir tutum
sergilemenin Müslüman ülkelerce İslam dininin reddi olarak
anlaşılacağının’ ve ‘şu durumda bunun bir sorumsuzluk olacağının,
ateşle oynamamak gerektiğinin’ altını çizdi. Bu durum Cumhurbaşkanı
Chirac'ın Türkiye'nin zaman içerisinde katılım olasılığını ertelemek için
‘hazmetme kapasitesini’ öne sürmesini engellemiyor."
(Alain Barluet, 05/09)
İNGİLTERE BASINI:
Reuters: "AB Milletvekilleri Türk Reformlarındaki
Yavaşlamayı Eleştirdiler": "Avrupa Birliği
milletvekillerinin, Türkiye'yi reformlar konusunda yavaş bir ilerleme
kaydetmekle suçlayarak çok önem taşıyan bir raporu onaylamaları, AB ve
Ankara arasındaki üyelik müzakerelerinde bir krizin yaklaştığının
işaretini vermiş oldu. Raporu hazırlayan Hollandalı muhafazakar
milletvekili Camiel Eurlings, ‘Müzakerelere ilişkin verdiğimiz sözleri
yerine getirmeyeceğimizi ya da Türkiye'nin AB'ye katılmasını
istemediğimizi söylemiyoruz. Ancak Türkiye'ye, reformlar konusunda hızlı
adımlar atması gerektiğine dair açık bir işaret gönderiyoruz.’ dedi."
(Darren Enis, 05/09)
Reuters: "Danimarka: Türkiye, AB'nin Kıbrıs Konusundaki
Şartlarını Kabul Etmeli": "Danimarka,
Türkiye'den, AB'nin limanlarını ve havaalanlarını Kıbrıs'a açması
konusunda koyduğu şartlara tam olarak uymasını istedi ve bunu
yapmamasının üyelik görüşmelerini etkileyeceğini söyledi. Ankara, 2004
yılında Birliğe katılan bölünmüş Akdeniz adasını, Gümrük Birliği
Anlaşmasına dahil etmesi konusunda AB'nin çağrılarına direnç
gösteriyor.Diplomatlar, yıl sonuna kadar yapılması düşünülen Türkiye'nin
üyelik görüşmeleri sürecinde bir kriz yaşanmasından endişe ediyorlar.
Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen, Kıbrıs'a düzenlediği bir
ziyaret esnasında, ‘Bir dizi maddeye ilişkin müzakerelerin başlaması,
Türkiye'nin tüm üye devletlere karşı yükümlülüklerini yerine
getirmesine bağlı olacaktır.’ dedi. Ancak, Türkiye'nin taahhütlerini
yerine getirmemesinin yan etkilerinin sınırlı olabileceğini ve bazı
diplomatların endişe ettiği gibi tüm görüşmelerin tamamen sona ermesine
neden olmayacağını ima eden Rasmussen gazetecilere verdiği demeçte
‘Taahhütlerin yerine getirilmemesi, AB müktesebatının bazı bölümleriyle
ilgili görüşmelere ağır darbeler vuracaktır.’ dedi. Rasmussen,
‘Türkiye'nin taahhütlerini yerine getirmede başarısızlığa uğraması,
görüşmelerdeki tüm süreci etkileyecek ve Türkiye'nin bu durumu hesaba
katması gerektiğini düşünüyorum.’ dedi." (05/09)
YUNANİSTAN BASINI:
Antenna TV: "Papulyas'tan Ankara ve Üsküp'e Mesaj":
"Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas, Yunanistan'ı ziyaret eden Koreli
mevkidaşı onuruna verdiği akşam yemeğinde, Ankara ve Üsküp'e çifte mesaj
gönderdi. Avrupa Birliği’nin koyduğu şartlara uyması ve Kıbrıs
Cumhuriyeti'ni tanıması için Ankara'ya çağrıda bulunan Papulyas,
Yunanistan'ın, Avrupai bir Türkiye'ye inanarak, komşu ülkenin AB ile
üyelik müzakerelerine destek verdiğinin altını çizdi. Üsküp yönetiminin
son kışkırtıcı açıklamalarından sonra FYROM'a da mesaj gönderen Papulyas,
isim konusunun askıda olmasının iyi komşuluk ilişkisi lehine
geliştiğini belirtti." (05/09)
NOT:
Bu bülten, 05 Eylül 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve
yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR