06.09.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ABD BASINI:

Washington Post: "AB Raporu Türkiye'nin Üyelik İsteğini Zayıflatabilir": "Avrupa Birliği parlamenterlerinin, Türkiye'yi reformlara ayak diremekle suçlayan aşırı  eleştirel bir raporu kabul etmesi, AB ile bu ülke  arasında Türkiye'nin üyelik başvurusu konusunda bir  krizin başladığının göstergesi oldu. AB Parlamentosu Dışişleri Komisyonu, Türkiye'yi,  geçen ekim ayında Birliğe katılmak amacıyla görüşmelere  başlaması için yeşil ışık yakılmasından bu yana taahhütlerini  yerine getirmemekle suçlayan bir raporu kabul etti. Parlamenterler, AB liderlerinin üyelik görüşmelerinin  başlamasını kabul etmesinden bu yana Türkiye'nin ifade  özgürlüğü, din ve azınlık hakları, kadın hakları ve hukukun  üstünlüğü alanlarında ‘yeterli ilerleme sağlamadığını’ ileri  sürdüler." (05/09)

ALMANYA BASINI:

Almanya'nın Sesi Radyosu: "AP, Camiel Eurlings'in Türkiye Raporunu Kabul Etti": "Avrupa Parlamentosu, Türkiye'nin AB ile diyalogunda  sorun yaratmaya aday bir karara imza atmaya hazırlanıyor.  Parlamento raporunda öncelikli olarak Ankara'nın söyleminin  aksine, Türkiye'deki reform sürecinin yavaşladığı mesajı  veriliyor. Ancak Parlamentonun Dışişleri Komisyonu, Strasbourg'ta düzenlediği toplantıda, Türkiye  hakkındaki yıllık olağan raporun taslak halini Ankara'yı  oldukça rahatsız edecek ifadelerle ağırlaştırdı. Komisyon, Parlamentonun Türkiye raportörü Hollandalı  Hıristiyan Demokrat Parlamenter Camiel Eurlings tarafından  kaleme alınan taslak karar için hazırlanmış 300'den fazla  değişiklik önergesini oyladı. Kabul edilen ve ses getirecek önergeler arasında Ermeni  soykırımının tanınmasının üyelik için ön koşul olduğuna  ilişkin iki değişik madde de yer alıyor. Oylamada Yunan  Parlamenterlerin girişimiyle Pontus Rum ve Süryani  soykırımları terimleri de ilk defa bir Avrupa Parlamentosu  raporuna girmiş oldu." (Kayhan Karaca, 05/09)

AVUSTURYA BASINI:

ORF: "Sarı Renkli Trafik Lambası": "AB bir yıl önce Türkiye ile katılım müzakerelerine  başladı. Bu daha uzun yılları kapsayacak olan ve kısmen  yoğun direnişlere maruz kalan bir süreci oluşturuyor.  AB şu sıralar üyelik şansını eleştirel ve şüpheli olarak  nitelendiriyor. AB Komisyonu birkaç gün önce Türk Hükümeti’ne  gönderdiği bir uyarı mektubunda, AB tarafından talep  edilen reformların çok yavaş ilerlediği eleştirisinde  bulundu. AB Parlamentosu da Türkiye'nin azınlık hakları  ve düşünce özgürlüğü alanında yeterince ilerleme kaydetmediği  uyarısında bulundu. Dışişleri Komisyonu, büyük  bir çoğunlukla kabul edilen raporda, ‘reform sürecinin  yavaşladığına’ ve düşünce, din, azınlık ile kadın hakları  alanında ‘halen var olan eksikliklere’ dikkat çekti. Gerçi katılım müzakerelerinin askıya alınması talep  edilmiyor. Ancak metinde Kıbrıs'ın tam anlamıyla tanınması  konusundaki ‘yetersiz ilerlemenin’ Türkiye'nin müzakere  sürecini ‘durma noktasına’ getirebileceği ifade ediliyor. Yaklaşık 300 değişiklik önerisinin yer aldığı asıl  rapor taslağı Dışişleri Komisyonunda biraz yumuşatıldı. Söz konusu raporu hazırlayan muhafazakar Hollandalı  Camiel Eurlings bu değişikliklerin ana çizgide hiçbir  şey değiştirmeyeceğini vurgulayarak şu açıklamada bulundu:  ‘Duruma ciddi ciddi bakıldığında, reformlarda gecikmelerin olduğu görülüyor.’ Eurlings, kesin olan oylama sonucu ile ilgili ise,  Türkiye'nin bu söz konusu ‘net mesajı’ anlamasını ve bunu  bir teşvik olarak kabul etmesini umut ettiği açıklamasında  bulundu. SPÖ'lü AB milletvekili ve Sosyal Demokrat Grup Başkan  Yardımcısı Avusturyalı Hannes Swoboda da müzakerelerin  askıya alınabileceği tehlikesinin var olduğu görüşünde. Swoboda, Parlamentonun bu raporla Türkiye ile müzakere  ilkesinde direttiği, ancak aynı zamanda müzakerelerin  koşullara bağlı olduğunu açıkça belirttiğini vurguladı. Swoboda raporun bir nevi, yeşile de kırmızıya da  geçebilecek sarı bir trafik lambası gibi olduğu görüşünde.  Swoboda, AB'nin genişlemeden sorumlu Komiseri Olli  Rehn'in ima ettiği gibi müzakerelerin gerçekten de askıya  alınmasının söz konusu olması durumunda, Türkiye'ye  özellikle de Yakın Doğu krizi nedeniyle ortak olarak  ihtiyaç duyulduğundan, bundan üzüntü duyacağını belirtti." (05/09)

BELÇİKA BASINI:

Euobserver: "Türkiye-AB Müzakereleri Çöküşe Doğru Gidebilir": "Merkezi Brüksel'de bulunan ‘Avrupa'nın Dostları’  adlı düşünce kuruluşunca hazırlanan 52 sayfalık yeni bir  raporda, AB'nin Türkiye ile müzakerelerinin bu sonbaharda  yeni bir krize doğru sürüklenebileceği; ilişkilerinse,  ancak önemli oyuncuların siyasi iradesiyle yoluna  girebileceği öngörülüyor. Raporda, Türkiye'nin önünde dört muhtemel senaryo  olduğu ileri sürülüyor: Müzakereler tam olarak tekrar  yoluna girebilir; kısmen raydan çıkabilir; belirgin bir  yavaşlama olabilir ya da tamamen sona erebilir. Raporda, gelecek yıl seçimlere gidecek olan Türkiye Kıbrıs konusunda kendisini köşeye sıkıştırdığı ve AB'nin  müzakerelerde amacına ulaşmak için riski göze almaya hazır  dört üye devleti olduğundan en muhtemel senaryoların son  ikisi olduğuna işaret edildi. Türkiye'nin AB müzakerelerinde muhtemel bir çöküşe  doğrudan yol açacak bir neden de, Ankara, 1963 Gümrük  Birliği Anlaşmasını bütün üye ülkeleri kapsayacak şekilde  genişletmiş olsa da hava ve deniz limanlarını Kıbrıs Rum  gemi ve uçaklarına açmayı reddetmesidir. Raporda, ‘Daha ılımlı bakan AB gözlemcileri bile,  Erdoğan'ın, siyasi bir amacı olsa bile bu konuda kendisini  köşeye sıkıştırdığına inanıyorlar’ diye belirtildi. Türk tarafında, AB'nin, Türkiye'nin AB üyelik  hedefini ciddiye alıp almadığına dair şüpheler artıyor. AB tarafında ise, Türkiye'deki reformlarda yavaşlama  olduğuna dair endişeler yaşanıyor. ‘Her iki taraftan da  müzakerelere gerçekten bağlı kalan politikacıların bu  noktada, süreçte iyileşme yaşanabilmesi için siyasi güç  ve yeteneğe sahip olmaları gerekecektir’ diye de belirtilen raporda, aynı zamanda bölünmüş Kıbrıs'ı 2004 yılında  Birliğe kabul ederek bu yıkımın tohumlarını ekmekle  suçlanan AB sert bir şekilde eleştiriliyor. Raporda, AB'nin müzakereleri askıya alması ya da  Türkiye'nin geri adım atması halinde kazanan bir tarafın  olmayacağı belirtiliyor."  (Honor Mahony, 04/09)

FRANSA BASINI:

AFP: "Ankara AB'nin Türkiye Hakkındaki Raporunu Kınadı": "Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği’ne muhtemel bir üyeliğe ön şart olarak  Ankara'nın Ermeni soykırımını tanımasını isteyen ve Avrupa  Parlamentosu’nda kabul edilen raporu kınadı. Yayımlanan bildiride, ‘Ciddi bir akademik çalışma  gerektiren konular hakkında tarafsızlıktan uzak birtakım  ön şartlar empoze etmeyi amaçlayan çabalardan dolayı  oldukça üzgünüz. Siyasi düşüncelerle kaleme alınan  rapordaki bazı unsurlar, Avrupa Parlamentosu’nun  güvenilirliğiyle bağdaşmamaktadır’ deniliyor." (05/09)

Le Figaro: "Hughes: Lübnan Konusu Ortamı Yumuşatabilir":

            "SORU: Türkiye'nin Lübnan'daki girişimi AB ile  üyelik müzakerelerini etkiler mi?

            HUGHES: Hiç şüphesiz. Bu karar Avrupa'ya Türkiye'nin  yararlı bir müttefik olduğunu hatırlatmaktadır. Bu olay,  bu konuda şüphesi olanlara, Avrupa Birliği içerisinde  büyük bir Müslüman ülkenin yer almasının ne kadar yararlı  olduğunu kanıtlamaktadır. Türkiye'nin Doğu ve Batı arasında  bir köprü olduğu sıkça ifade edilmiştir. Bu imaj biraz  istismar edilmiş olsa da bir gerçeği yansıtmaktadır.  Nitekim Lübnan'daki BM gücüne bin kadar Türk askerinin  muhtemelen katılacak olması bunun bir kanıtıdır. Türk  Hükümeti toplumdaki muhalefete rağmen bu kararı alırken  şüphesiz altı aydan bu yana kötüleşen, AB ile müzakere  ortamını düzeltme iradesine sahip bulunuyordu.

            SORU: Türk askerlerinin sevki 25'lerin bu kış  müzakereleri askıya almasını engeller mi?

            HUGHES: Hayır, ama bu karar, öngörülen yaptırımları  mutlaka yumuşatacak, etkilerini azaltacak ve kesintinin  önlenmesine yardım edecektir. Şeklen, AB ile müzakereler  bir tek Kıbrıs konusunda kilitlenebilir: Türkiye, Kuzey  Kıbrıs'a uygulanan ambargo kaldırılmadığı sürece, Kıbrıs-Rum gemilerine limanlarını açmayı reddediyor. Ancak  Türkiye'nin AB içerisindeki geleceği açısından, söz konusu  olan tüm bir Avrupa siyasi bütünlüğüdür. Lübnan konusu iki  taraf için de ortamı yumuşatmaya yarayacaktır. Bu konu  Avrupalı yetkililere Kıbrıs'ın Lübnan'a sadece altı kilometre  uzaklıkta olduğunu hatırlatacak ve belki de bu sorunu çözme  konusunda cesaretlendirecektir." (Alexandrine Bouillhet, ’Avrupa'nın Dostları’ adlı think-tank kuruluşu  tarafından Brüksel'de yayımlanan ve AB ile Türkiye  arasındaki zorlu müzakereleri konu alan raporu kaleme  alan İngiliz araştırmacı Kirsty Hughes ile yapılan mülakat, 05/09)

Le Figaro: "Fransa'daki Seçim Tartışmalarında Türkiye'nin AB'ye Katılımına Temkinli Yaklaşım": "Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılımı konusu Fransa'daki  seçim tartışmalarında baş gösterebilir mi? Avrupa Anayasası'na  ilişkin referandumun başarısızlığının ardından ‘yavaşlama’  dönemine giren Avrupa'da konu, oldukça hassas görünüyor. Solda bu konuda sessizlik hakim. Mesela, Cumhurbaşkanlığı  seçimlerinde Sosyalist Parti aday adayı olan Laurent Fabius,  genişlemeye bir ‘ara’ verilmesi gerektiği görüşünü söylemekle  yetinirken, Segolene Royal konu hakkında hiçbir resmi açıklama yapmadı. Sağda ise bazı ‘Türk karşıtları’ bu konuyu askıya aldı, tıpkı geçen hafta sonu François Bayrou'nun yaptığı gibi.  Sadece Nicolas Sarkozy konu hakkında sesini duyurdu ve geçen  hafta Le Figaro dergisine yaptığı açıklamada ‘Türkiye'nin eski  kıtaya ait olmadığı görüşünü savunmayı sürdürdüğünü’ belirtti.  Yine de Avrupa'nın tutkulu konusu haline dönüşen Türkiye  üzerine yoğunlaşmadı. Merkez sağ partisi UMP Başkanı Sarkozy,  ‘Öncelikle acilen AB oluşumunu harekete geçirecek bir güç  bulmak gerektiğini’ ifade etti.  CERİ  araştırmacılarından Türkiye Uzmanı Riva Kastoryano'ya  göre, ‘Siyasiler, Orta Doğu'da yaşanan yeni gerginlikler  nedeniyle Türkiye konusunu seçim tartışmalarına getirmenin  patlamaya hazır bir bomba etkisi yaratacağının bilincinde.  Bu konuya girmek, İslam dünyasıyla ilişkilere ve yabancı  göçü konularına girmek anlamına gelir ki bu da şu sıralar  alev almaya hazır bir konudur.’ Lübnan krizi boyunca İslam alemiyle muhtemel bir  çatışmanın risklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Jacques  Chirac'ın çevresi, ‘bugün seçim kampanyalarında Türkiye'nin  AB'ye katılımı aleyhine bir tutum sergilemenin Müslüman  ülkelerce İslam dininin reddi olarak anlaşılacağının’  ve ‘şu durumda bunun bir sorumsuzluk olacağının, ateşle  oynamamak gerektiğinin’ altını çizdi. Bu durum Cumhurbaşkanı Chirac'ın Türkiye'nin zaman içerisinde katılım olasılığını ertelemek için ‘hazmetme  kapasitesini’ öne sürmesini engellemiyor." (Alain Barluet, 05/09)

 

İNGİLTERE BASINI:

Reuters: "AB Milletvekilleri Türk Reformlarındaki Yavaşlamayı Eleştirdiler": "Avrupa Birliği milletvekillerinin, Türkiye'yi  reformlar konusunda yavaş bir ilerleme kaydetmekle  suçlayarak çok önem taşıyan bir raporu onaylamaları,  AB ve Ankara arasındaki üyelik müzakerelerinde bir  krizin yaklaştığının işaretini vermiş oldu. Raporu hazırlayan Hollandalı muhafazakar milletvekili Camiel Eurlings, ‘Müzakerelere ilişkin verdiğimiz sözleri  yerine getirmeyeceğimizi ya da Türkiye'nin AB'ye  katılmasını istemediğimizi söylemiyoruz. Ancak Türkiye'ye,  reformlar konusunda hızlı adımlar atması gerektiğine dair  açık bir işaret gönderiyoruz.’ dedi."  (Darren Enis, 05/09)

Reuters: "Danimarka: Türkiye, AB'nin Kıbrıs Konusundaki  Şartlarını Kabul Etmeli": "Danimarka, Türkiye'den, AB'nin limanlarını ve havaalanlarını Kıbrıs'a  açması konusunda koyduğu şartlara tam olarak uymasını  istedi ve bunu yapmamasının üyelik görüşmelerini  etkileyeceğini söyledi. Ankara, 2004 yılında Birliğe katılan bölünmüş  Akdeniz adasını, Gümrük Birliği Anlaşmasına dahil etmesi  konusunda AB'nin çağrılarına direnç gösteriyor.Diplomatlar, yıl sonuna kadar yapılması düşünülen  Türkiye'nin üyelik görüşmeleri sürecinde bir kriz  yaşanmasından endişe ediyorlar. Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen, Kıbrıs'a  düzenlediği bir ziyaret esnasında, ‘Bir dizi maddeye  ilişkin müzakerelerin başlaması, Türkiye'nin tüm üye  devletlere karşı yükümlülüklerini yerine getirmesine  bağlı olacaktır.’ dedi. Ancak, Türkiye'nin taahhütlerini yerine getirmemesinin  yan etkilerinin sınırlı olabileceğini ve bazı diplomatların  endişe ettiği gibi tüm görüşmelerin tamamen sona ermesine  neden olmayacağını ima eden Rasmussen gazetecilere verdiği  demeçte ‘Taahhütlerin yerine getirilmemesi, AB müktesebatının  bazı bölümleriyle ilgili görüşmelere ağır darbeler  vuracaktır.’ dedi. Rasmussen, ‘Türkiye'nin taahhütlerini yerine getirmede  başarısızlığa uğraması, görüşmelerdeki tüm süreci etkileyecek  ve Türkiye'nin bu durumu hesaba katması gerektiğini  düşünüyorum.’ dedi." (05/09)

 

YUNANİSTAN BASINI:

Antenna TV: "Papulyas'tan Ankara ve Üsküp'e Mesaj": "Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas, Yunanistan'ı ziyaret  eden Koreli mevkidaşı onuruna verdiği akşam yemeğinde,  Ankara ve Üsküp'e çifte mesaj gönderdi. Avrupa Birliği’nin koyduğu şartlara uyması ve Kıbrıs  Cumhuriyeti'ni tanıması için Ankara'ya çağrıda bulunan  Papulyas, Yunanistan'ın, Avrupai bir Türkiye'ye inanarak,  komşu ülkenin AB ile üyelik müzakerelerine destek  verdiğinin altını çizdi. Üsküp yönetiminin son kışkırtıcı açıklamalarından  sonra FYROM'a da mesaj gönderen Papulyas, isim konusunun  askıda olmasının iyi komşuluk ilişkisi lehine geliştiğini  belirtti." (05/09)

 

NOT: Bu bülten, 05 Eylül 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve  yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 

ESKİ SAYILAR