ABD BASINI:
Amerika'nın Sesi Radyosu: "Babacan Avrupa Yolunda":
"AB-Türkiye ilişkilerinde kilit öneme sahip koltuklardan birine sahip
olan, ancak Birlik yetkilileriyle fazla temas kurmamakla eleştirilen
Başmüzakereci Ali Babacan, temaslarda bulunmak üzere Brüksel'de.
Türkiye'nin AB sürecinde gösterdiği performansı değerlendiren karne
niteliğindeki ilerleme raporunun hazırlıklarının sürdüğü bir ortamda
Babacan'ın en önemli temasını, AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri
Rehn ile gerçekleştireceği görüşme oluşturacak. 7 Eylül'de çalışma
yemeğinde bir araya gelmesi öngörülen ikili, ilişkilerde gelinen
aşamayı masaya yatıracak. Rehn'in görüşmede reformların
uygulanmasındaki eksiklere vurgu yapması ve Türk liman ve
havalimanlarının Rum bandıralı gemi ve uçaklara açılmaması durumunda
yaşanabilecek sıkıntıları tekrarlaması bekleniyor. Rehn, bazı acil
adımlar atılmaması halinde, zaten oldukça olumsuz olması beklenen
raporun daha da sertleşebileceğini Babacan'a iletecek. Babacan'ın
ayrıca, eğitimden sorumlu üye Jan Figel ve iç pazardan sorumlu üye
Charlie McCreevy ile de bir araya gelmesi öngörülüyor. (…) Brüksel'den
önce Hollanda'da da temaslarda bulunan Babacan, Avrupa Parlamentosu
Dışişleri Komisyonu’nda kabul edilen Türkiye raporuyla ilgili olarak,
‘Şu rapor veya bu rapor için bizi istemiyorlar demek yanlıştır. Bu
raporların yanlışları, hataları olabilir. Düzelir ya da düzelmez.
Önemli olan kendi çıkarlarımız için yapacağımız reform çalışmalarıdır.’
dedi. Babacan, 24 Ekim'de yayımlanacak ilerleme raporundan önce
Türkiye'nin bazı adımlar atacağını ve atılımlarda bulunacağını
belirtti. Babacan, bu süreçte Türkiye'ye yöneltilen eleştirilerin ve
Türkiye'ye yapılan psikolojik baskılarında yersiz olduğunu söyledi."
(Güven Özalp, 07/09)
AVUSTURYA BASINI:
Die Presse: "Hayal Kırıklığına Uğrayan Türklerin AB
Kuşkuları Giderek Artıyor": "AB
Parlamentosu’nun, Türk Hükümeti’nin reformlar konusundaki
isteksizliğini sert bir dille eleştirmesini Başbakan Tayip Erdoğan'ın
umursamazlıkla karşıladığı anlaşılıyor. Erdoğan, AB Parlamentosu
milletvekillerinin çoğunlukla kabul ettiği raporu, kısaca, ‘Bu karar
bağlayıcı değildir’ sözleriyle yorumladı. Bu arada Erdoğan,
Birinci Dünya Savaşı sırasında meydana gelen Ermeni soykırımının Ankara
tarafından kabul edilmesi talebine ise sert çıktı ve ‘Türkiye bugüne
kadar soykırımdan söz etmemiştir ve gelecekte de etmeyecektir.’ dedi.
Hollandalı Hıristiyan Demokratlardan Camiel Eurlings tarafından
hazırlanan rapor, Birinci Dünya Savaşı sırasında Pontuslu Rumlara ve
Süryanilere yapılan soykırımın da kabul edilmesini istiyor. (…)
Avrupa, toplum içinde de popülaritesini yitiriyor. Bunda Türkiye'ye
karşı kritik bir tavır içinde bulunan Almanya, Fransa ve Avusturya'nın
da katkısı var. Çevreyi koruma gibi çeşitli alanlarda bir sürü kurallar
ile karşı karşıya kalacaklarını anlayan küçük işletmelerde de Avrupa
coşkusu azaldı. Türk halkı arasında da AB'nin, Kıbrıs gibi bazı
konularda Türkiye'yi AB'ye tam üye yapmaksızın Ankara'dan tavizler
koparmaya çalıştığı görüşü güç kazandı." (Jan Keetman, 06/09)
BELÇİKA BASINI:
Le Soir: "Bulgaristan'ın Çıkarları, Türkiye'nin
Sertliği": "Önümüzdeki aylarda Türkiye'nin
üyelik müzakereleri 25'lerin başını ağrıtacak. Değerlendirme raporunun
günü yaklaştıkça, Brüksel ile Ankara arasında sesler yükseliyor.
Türkiye yaptığı açıklamayla, 2005 yılında AB ile imzaladığı ancak hala
benimsemediği Gümrük Birliği Anlaşması’nın zorunlu kılmasına rağmen,
limanlarını ve havaalanlarını Kıbrıs Rum gemi ve uçaklarına
açmayacağını bir kez daha tekrarladı. Bundan bir gün önce Avrupa
Parlamentosu’nun bir komisyonu, Türkiye'nin AB yolunda ilerleme
eksikliğine dikkat çekmişti. Sonbahar hareketli geçecek gibi
görünüyor." (Pascal Martin, 07/09)
FRANSA BASINI:
Le Figaro: "Brüksel'in Ankara ile Kopma Yaşanmasını
Önlemek için 'B' Planları": "Avrupa Komisyonu
ile Finlandiya Dönem Başkanlığı, sonbaharda Türkiye ile yaşanacak bir
kopmayı önleyecek bir kaç 'B planını' inceliyor. Türkiye'nin AB
Başmüzakerecisi Ali Babacan ile AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri
Olli Rehn'in Brüksel'deki görüşmesine, krizden çıkma çözümlerinin
aranması hakim olacak. Avrupa Parlamentosu tarafından hazırlanan bir
raporla eleştirilen Türkiye için ufukta ‘25'ler’den gelecek yaptırımlar
söz konusu. Verilecek cezalar arasında en ciddisi, Ankara'nın
tanımamakta direttiği AB üyesi bir ülke olan Kıbrıs hakkında,
Brüksel'in beklediği, Kıbrıslılara Türk liman ve havaalanlarının
açılması şeklinde bir girişimde bulununcaya kadar müzakerelerin
durdurulması olacaktır. Türkiye'nin katılımına AB üyesi ülkelerinin
ortalamasından daha olumlu yaklaşan Avrupa Komisyonu, bir yıldır
başlatılan müzakerelerin ‘raydan çıkmasını’ önlemek için çeşitli
çözümler inceliyor. Türkiye'nin AB ülkeleriyle birlikte Lübnan'daki
geçici barış gücü için girişimde bulunmasını takdir eden Brüksel'deki
müzakereciler, ‘bu ihtimalin en kötü senaryo olduğu ve herkes için bir
başarısızlık’ olacağına dikkat çekiyor. Türk tarafında müzakereler
Kıbrıs konusunda teklerken, Brüksel için iki çözüm yolu görünüyor.
Öncelikle Kuzey Kıbrıs'taki ablukaya, Magosa başta olmak üzere
limanların kontrolünü BM'ye devrederek son vermek söz konusu.
Ancak bu ilk çözüme Türkler pek sıcak bakmıyor, zira bu çözüm,
Ankara'nın 1974 yılından bu yana koruması altında olan, ancak
uluslararası birliğin tanımadığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin "RCTN"
etiketini gizlemek amacıyla Kuzey Kıbrıs mallarının BM örtüsü altında
AB'ye pazarlanmasını sağlamak anlamına gelecektir. Yakın tarihte
varılan ikinci çözüm önerisinde ise amaç, AB'nin, Haziran 2007
Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar zaman kazanmak için konuyu, Gümrük
Birliği'ni Kıbrıs dahil olmak üzere tüm üye ülkelere genişleten bir
anlaşma olan, Türkiye'nin imzaladığı ancak henüz onaylamadığı Ankara
Protokolü'nün şartlarını yerine getirmediği gerekçesiyle Avrupa
Mahkemesine taşımaktır. İki tarafın, yani Türkiye ile AB'nin onayını
gerektiren bu prosedür, Türkiye suçlu konumunda olsa da Türk yetkilileri
memnun edebileceği sanılıyor. Ankara'nın aylardır beklediği üçüncü çıkış
yolu ise, diğer konularda görüşmeleri sürdürerek müzakerelerin Gümrük
Birliği gibi bazı konularda ‘dondurulmasıdır’." (Alexandrine
Bouilhet, 07/09)
AFP: "Bot: Ankara 'Yükümlülüklerini' Yerine
Getirmeli... Rehn, Ankara'yı Reformlar ve Kıbrıs Konusundaki
Yükümlülüklerini Yerine Getirmesi Konusunda Sıkıştırıyor":
"Hollanda Dışişleri Bakanı Ben Bot, Atina'da yaptığı
açıklamada, Türkiye'nin AB'ye üyeliğinin her iki taraf için de
‘gerekli’ olduğunu, ancak bu sebeple AB'ye karşı üstlendiği
yükümlülükleri yerine getirmesi gerektiğini belirtti. Yunanistan
Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni ile görüşmesinin ardından yaptığı
açıklamada Bot, ‘Türkiye'nin AB'ye karşı üstlendiği ve şu ana kadar
yerine getirmediği bazı yükümlülükler var.’ dedi. Bot,
‘Türkiye'nin AB yöneliminin her iki taraf için gerekli olduğuna
inanıyoruz. Ancak bu, Avrupa Parlamentosu’nun raporunda belirtilen
sorunlara gözümüzü kapattığımız anlamına gelmez’ diye ekledi.
Bot, ‘AB'de her zaman olduğu gibi, kendi aramızda konuşacağız, muhtemel
sorunları ele alacağız, cevabı irdeleyeceğiz ve umarım Komisyonun
raporunun yayımlanacağı tarihe kadar bir çözüm buluruz’ diye belirtti.
Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn ile
Türkiye'nin Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali
Babacan'ın görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada Rehn’in Sözcüsü
Krisztina Nagy, ‘Komiser Rehn, siyasi reformların olabildiğince hızlı
bir şekilde ilerletilmesi için destek mesajını yineledi.’ dedi."
(07/09)
İNGİLTERE BASINI:
The Guardian: "AB, Üyeliğin Önündeki Engellerin
Giderilmesi İçin Türkiye'yi Avrupa Adalet Divanı'na Taşıyabilir":
"Avrupa Komisyonu, Türkiye'nin üyelik müzakereleri
önündeki çok önemli bir engel nedeniyle Avrupa Adalet Divanı'na
başvurma konusunda değerlendirmelerde bulunuyor. Adalet
Divanı'ndan, Türkiye'nin Kıbrıs'a limanlarını ve havaalanlarını açmayı
reddetmesi konusunda bir karara varması istenebilir ve böylelikle
Komisyon'a nefes alması için süre tanıyabilir. Bu karar, Türkiye'de
önümüzdeki yıl yapılacak genel seçimler sonuçlanana kadar
müzakerelerdeki en ihtilaflı bölümün sonraya bırakılmasını
sağlayacaktır. Liman tartışmasını mahkemeye taşımak bir ilke
imza atacaktır, çünkü AB'ye katılmayı isteyen hiçbir ülke şimdiye
kadar mahkemeye taşınmamıştı. Bu düşünce, Brüksel'in ifade ettiği
üyelik müzakerelerinde bir ‘tren kazası’ olma ihtimalinin ne kadar
ciddi bir olasılık olduğunu gösteriyor." (Nicholas Watt, 07/09)
ULUSLARARASI BASINI:
Euronews: "Lübnan, Türkiye'nin AB Yolundaki Etabı":
"Lübnan'a asker gönderme, Ankara sokaklarında benimsenmeyen bir karar.
Türk kamuoyunun -ABD ve İsrail karşıtı- büyük bölümü, bu görevin Yahudi
Devletinin işine geleceğini düşünüyor ve askerlerin Hizbullah'ın
milislerine karşı ateş açmak zorunda kalmalarından korkuyor. (…)
Lübnan'a askerlerini göndermekle Türk yöneticiler, Avrupalılara, Avrupa
Birliği'nin bağrında çoğunluğu Müslüman olan büyük bir ülkeye sahip
olmanın çıkarlarını hatırlatarak, ülkelerinin jeostratejik önemin ön
plana çıkarıyor. Sadece Kıbrıs dosyası, Ankara ve Brüksel arasındaki
müzakereleri usulen bloke etmeye devam ediyor. Lübnan konusunda
uluslararası topluluğun talebine olumlu yanıt veren Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan, önsezi ve pragmatizm dersi vermeye çalıştı."
(07/09)
YUNANİSTAN BASINI:
Alpha TV: "Türkiye'de Lübnan'a Asker Gönderilmesi ve
Kürdistan Konularında Gerginlik": "Erdoğan
hükümetinin Lübnan'a asker göndermesi kararının yarattığı gergin siyasi
havaya ek olarak, ABD'nin hoşgörüsüyle Kürt devletinin kurulacağı
yönündeki senaryolar, Ankara'da büyük rahatsızlık yaratıyor.
Muhalefetin, hükümetten, Güneydoğu'da Kürtlere karşı operasyonların
arttırılmasını istediği ve Lübnan'a asker gönderilmesini engellemeye
çalıştığı TBMM'nin salı günkü toplantısında hararetli tartışmalar
yaşandı. (…) Bu arada yeni yapılan kamuoyu araştırma sonuçlarına
göre, Türkiye'nin AB sürecine olumlu bakanların sayısında ani bir düşüş
gözlemlenirken İran'a sempatiyle yaklaşanların oranında artış
kaydedildi. AB ile Türkiye arasında yeni bir kriz çıkması olasılığı
karşısında, AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, Türkiye'nin
Kıbrıs'la ilgili yükümlülüklerinin Avrupa Adalet Divanı'na taşınmasını
hedefliyor. Böylece, en azından Türkiye'deki seçimlere kadar,
AB-Türkiye ilişkilerinde kopma yaşanmaması sağlanmış olacak."
(07/09)
Kathimerini: "Kesinlikle Emin Olmak":
"Türkiye’den Ermeni, Süryani ve Karadeniz bölgesindeki Pontusluların
soykırımını tanımasını talep eden ve bu taleple Ankara’yı rahatsız eden
AB Komisyon raporu, AB politikalarının çerçevesini oluşturmaktan çok
uzakta bulunuyor. Bir temsil organı olarak AB Parlamentosu, Türkiye’nin
Birliğe katılımıyla ilgili olarak AB halkının ihtiyatlı yaklaşımını
yansıtıyor. Ancak, AB ülkeleri siyasi liderleri, yıllarca kamunun
hislerine karşı görüşler benimsediler. Geleneksel düzenin ve hükümetin,
kamu mantığına karşı hareket ettiği Türkiye’de de, buna benzer bir
durum yaşanmakta. AB’nin cazibesi azalıyor, Türk halkının bir bölümü
de, (İran, Suriye, Lübnan’ın Hizbullah'ı gibi) Batı'nın hedefinde olan
ülkelere doğru yakınlaşıyor. (…) Gündemdeki konu, AB Komisyonu’nun ekim
ayında Türkiye ile ilgili yayımlanacağı raporun içeriği. Raporun,
Ankara’nın hoşuna gitmeyecek ‘vurgular’ taşıyacağı kesin. Ancak, AB
politikası Ankara-Avrupa yaklaşımına ilişkin prosedürü hiçbir şekilde
engellemeyecek. AB siyasi yönetimi (özellikle de Yunanistan’da),
Türkiye’nin AB’ye katılıma kararından o kadar emin ki, hiçbir şey bunu
sarsamaz. Siyasi liderler bugün, gerçeklerin sakıncalarını temel alarak
değil, ‘vizyon’ları temelinde hareket ediyorlar."
(Kostas İordanidis, 07/09)
Kathimerini: "Türkiye Kritik Dört Yol Ağzında":
"Avrupa Komisyonu’nun uyum raporunun yayımlanma
tarihi (ekim ayı) yaklaştıkça, Türkiye'nin kritik bir dört yol
ağzında, Batı ile Doğu arasında sallandığı görülüyor. Ankara AB'ye
karşı yükümlülüklerini yerine getirmekten özenle kaçınırken, halk
gözlerini Müslüman dünyasına doğru çevirdi. BM Genel Sekreteri
Kofi Annan, Ankara'yı ziyaret etti ve Kıbrıs sorununun çözümü konusunda
aralık ayında görev süresinin sonuna kadar bir sorumluluk
alınmayacağını ifade etti. Kofi Annan, Türkiye'ye tutum değiştirmesi
yönünde hiçbir baskı yapmadan, halefinin ‘daha başarılı’ olması
temennisinde bulundu. (…) Alman Marshall Fund araştırma enstitüsü
yayımladığı bir raporda, kamuoyunun İran'a daha sıcak ABD ile AB'yi
daha soğuk baktığını ve Türkiye'nin Batı yanlısı yönelimden Müslüman
dünyasına kaydığını ortaya koydu." (07/09)
NOT: Bu bülten, 07
Eylül 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve yorumlardan
derlenerek hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR