08.09.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ABD BASINI:

 

Amerika'nın Sesi Radyosu: "Babacan Avrupa Yolunda": "AB-Türkiye ilişkilerinde kilit öneme sahip koltuklardan  birine sahip olan, ancak Birlik yetkilileriyle fazla temas  kurmamakla eleştirilen Başmüzakereci Ali Babacan, temaslarda  bulunmak üzere Brüksel'de. Türkiye'nin AB sürecinde gösterdiği performansı  değerlendiren karne niteliğindeki ilerleme raporunun  hazırlıklarının sürdüğü bir ortamda Babacan'ın en önemli  temasını, AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Rehn  ile gerçekleştireceği görüşme oluşturacak. 7 Eylül'de  çalışma yemeğinde bir araya gelmesi öngörülen ikili,  ilişkilerde gelinen aşamayı masaya yatıracak. Rehn'in  görüşmede reformların uygulanmasındaki eksiklere vurgu  yapması ve Türk liman ve havalimanlarının Rum bandıralı  gemi ve uçaklara açılmaması durumunda yaşanabilecek  sıkıntıları tekrarlaması bekleniyor. Rehn, bazı acil  adımlar atılmaması halinde, zaten oldukça olumsuz olması  beklenen raporun daha da sertleşebileceğini Babacan'a  iletecek. Babacan'ın ayrıca, eğitimden sorumlu üye Jan Figel   ve iç pazardan sorumlu üye Charlie McCreevy ile de bir  araya gelmesi öngörülüyor. (…) Brüksel'den önce Hollanda'da da temaslarda bulunan  Babacan, Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu’nda kabul  edilen Türkiye raporuyla ilgili olarak, ‘Şu rapor veya bu  rapor için bizi istemiyorlar demek yanlıştır. Bu raporların  yanlışları, hataları olabilir. Düzelir ya da düzelmez.  Önemli olan kendi çıkarlarımız için yapacağımız reform  çalışmalarıdır.’ dedi. Babacan, 24 Ekim'de yayımlanacak ilerleme raporundan  önce Türkiye'nin bazı adımlar atacağını ve atılımlarda  bulunacağını belirtti. Babacan, bu süreçte Türkiye'ye  yöneltilen eleştirilerin ve Türkiye'ye yapılan psikolojik  baskılarında yersiz olduğunu söyledi." (Güven Özalp, 07/09)

 

 

AVUSTURYA BASINI:

 

Die Presse: "Hayal Kırıklığına Uğrayan Türklerin AB Kuşkuları Giderek Artıyor": "AB Parlamentosu’nun, Türk Hükümeti’nin reformlar  konusundaki isteksizliğini sert bir dille eleştirmesini  Başbakan Tayip Erdoğan'ın umursamazlıkla karşıladığı  anlaşılıyor. Erdoğan, AB Parlamentosu milletvekillerinin  çoğunlukla kabul ettiği raporu, kısaca, ‘Bu karar bağlayıcı  değildir’ sözleriyle yorumladı. Bu arada Erdoğan, Birinci Dünya Savaşı sırasında  meydana gelen Ermeni soykırımının Ankara tarafından kabul  edilmesi talebine ise sert çıktı ve ‘Türkiye bugüne kadar  soykırımdan söz etmemiştir ve gelecekte de etmeyecektir.’  dedi. Hollandalı Hıristiyan Demokratlardan Camiel Eurlings  tarafından hazırlanan rapor, Birinci Dünya Savaşı sırasında  Pontuslu Rumlara ve Süryanilere yapılan soykırımın da kabul  edilmesini istiyor. (…) Avrupa, toplum içinde de popülaritesini yitiriyor.  Bunda Türkiye'ye karşı kritik bir tavır içinde bulunan  Almanya, Fransa ve Avusturya'nın da katkısı var. Çevreyi  koruma gibi çeşitli alanlarda bir sürü kurallar ile karşı  karşıya kalacaklarını anlayan küçük işletmelerde de Avrupa  coşkusu azaldı. Türk halkı arasında da AB'nin, Kıbrıs gibi  bazı konularda Türkiye'yi AB'ye tam üye yapmaksızın  Ankara'dan tavizler koparmaya çalıştığı görüşü güç kazandı." (Jan Keetman, 06/09)

 

 

BELÇİKA BASINI:

 

Le Soir: "Bulgaristan'ın Çıkarları, Türkiye'nin Sertliği": "Önümüzdeki aylarda Türkiye'nin üyelik müzakereleri  25'lerin başını ağrıtacak. Değerlendirme raporunun günü  yaklaştıkça, Brüksel ile Ankara arasında sesler yükseliyor.  Türkiye yaptığı açıklamayla, 2005 yılında AB ile  imzaladığı ancak hala benimsemediği Gümrük Birliği  Anlaşması’nın zorunlu kılmasına rağmen, limanlarını ve havaalanlarını Kıbrıs Rum gemi ve uçaklarına açmayacağını  bir kez daha tekrarladı. Bundan bir gün önce Avrupa  Parlamentosu’nun bir komisyonu, Türkiye'nin AB yolunda  ilerleme eksikliğine dikkat çekmişti. Sonbahar hareketli  geçecek gibi görünüyor."  (Pascal Martin, 07/09)

 

 

FRANSA BASINI:

 

Le Figaro: "Brüksel'in Ankara ile Kopma Yaşanmasını Önlemek için 'B' Planları": "Avrupa Komisyonu ile Finlandiya Dönem Başkanlığı,  sonbaharda Türkiye ile yaşanacak bir kopmayı önleyecek  bir kaç 'B planını' inceliyor. Türkiye'nin AB Başmüzakerecisi Ali Babacan ile AB'nin  Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn'in Brüksel'deki  görüşmesine, krizden çıkma çözümlerinin aranması hakim  olacak. Avrupa Parlamentosu tarafından hazırlanan bir  raporla eleştirilen Türkiye için ufukta ‘25'ler’den gelecek  yaptırımlar söz konusu. Verilecek cezalar arasında en ciddisi,  Ankara'nın tanımamakta direttiği AB üyesi bir ülke olan Kıbrıs  hakkında, Brüksel'in beklediği, Kıbrıslılara Türk liman ve  havaalanlarının açılması şeklinde bir girişimde bulununcaya  kadar müzakerelerin durdurulması olacaktır.  Türkiye'nin katılımına AB üyesi ülkelerinin  ortalamasından daha olumlu yaklaşan Avrupa Komisyonu, bir  yıldır başlatılan müzakerelerin ‘raydan çıkmasını’ önlemek  için çeşitli çözümler inceliyor. Türkiye'nin AB ülkeleriyle  birlikte Lübnan'daki geçici barış gücü için girişimde  bulunmasını takdir eden Brüksel'deki müzakereciler, ‘bu  ihtimalin en kötü senaryo olduğu ve herkes için bir  başarısızlık’ olacağına dikkat çekiyor. Türk tarafında  müzakereler Kıbrıs konusunda teklerken, Brüksel için iki  çözüm yolu görünüyor. Öncelikle Kuzey Kıbrıs'taki ablukaya, Magosa başta olmak üzere limanların kontrolünü BM'ye  devrederek son vermek söz konusu. Ancak bu ilk çözüme Türkler pek sıcak bakmıyor, zira  bu çözüm, Ankara'nın 1974 yılından bu yana koruması altında  olan, ancak uluslararası birliğin tanımadığı Kuzey Kıbrıs  Türk Cumhuriyeti'nin "RCTN" etiketini gizlemek amacıyla  Kuzey Kıbrıs mallarının BM örtüsü altında AB'ye pazarlanmasını  sağlamak anlamına gelecektir. Yakın tarihte varılan ikinci çözüm önerisinde ise amaç,  AB'nin, Haziran 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar zaman  kazanmak için konuyu, Gümrük Birliği'ni Kıbrıs dahil olmak  üzere tüm üye ülkelere genişleten bir anlaşma olan, Türkiye'nin  imzaladığı ancak henüz onaylamadığı Ankara Protokolü'nün  şartlarını yerine getirmediği gerekçesiyle Avrupa Mahkemesine  taşımaktır. İki tarafın, yani Türkiye ile AB'nin onayını  gerektiren bu prosedür, Türkiye suçlu konumunda olsa da Türk yetkilileri memnun edebileceği sanılıyor. Ankara'nın aylardır beklediği üçüncü çıkış yolu ise,  diğer konularda görüşmeleri sürdürerek müzakerelerin Gümrük  Birliği gibi bazı konularda ‘dondurulmasıdır’." (Alexandrine Bouilhet, 07/09)

 

AFP: "Bot: Ankara 'Yükümlülüklerini' Yerine Getirmeli... Rehn, Ankara'yı Reformlar ve Kıbrıs Konusundaki Yükümlülüklerini Yerine Getirmesi Konusunda Sıkıştırıyor": "Hollanda Dışişleri  Bakanı Ben Bot, Atina'da yaptığı açıklamada, Türkiye'nin  AB'ye üyeliğinin her iki taraf için de ‘gerekli’ olduğunu,  ancak bu sebeple AB'ye karşı üstlendiği yükümlülükleri  yerine getirmesi gerektiğini belirtti. Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni ile  görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada Bot, ‘Türkiye'nin  AB'ye karşı üstlendiği ve şu ana kadar yerine getirmediği  bazı yükümlülükler var.’ dedi. Bot, ‘Türkiye'nin AB yöneliminin her iki taraf için  gerekli olduğuna inanıyoruz. Ancak bu, Avrupa Parlamentosu’nun  raporunda belirtilen sorunlara gözümüzü kapattığımız anlamına  gelmez’ diye ekledi. Bot, ‘AB'de her zaman olduğu gibi, kendi aramızda  konuşacağız, muhtemel sorunları ele alacağız, cevabı  irdeleyeceğiz ve umarım Komisyonun raporunun yayımlanacağı  tarihe kadar bir çözüm buluruz’ diye belirtti. Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu  Komiseri Olli Rehn ile Türkiye'nin Ekonomiden Sorumlu Devlet  Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan'ın görüşmesinin ardından  yaptığı açıklamada Rehn’in Sözcüsü Krisztina Nagy, ‘Komiser Rehn, siyasi  reformların olabildiğince hızlı bir şekilde ilerletilmesi  için destek mesajını yineledi.’ dedi." (07/09)

 

 

İNGİLTERE BASINI:

 

The Guardian: "AB, Üyeliğin Önündeki Engellerin Giderilmesi İçin Türkiye'yi Avrupa Adalet Divanı'na Taşıyabilir": "Avrupa Komisyonu, Türkiye'nin üyelik müzakereleri  önündeki çok önemli bir engel nedeniyle Avrupa Adalet  Divanı'na başvurma konusunda değerlendirmelerde bulunuyor. Adalet Divanı'ndan, Türkiye'nin Kıbrıs'a limanlarını ve havaalanlarını açmayı reddetmesi konusunda bir karara  varması istenebilir ve böylelikle Komisyon'a nefes alması  için süre tanıyabilir. Bu karar, Türkiye'de önümüzdeki yıl  yapılacak genel seçimler sonuçlanana kadar müzakerelerdeki  en ihtilaflı bölümün sonraya bırakılmasını sağlayacaktır. Liman tartışmasını mahkemeye taşımak bir ilke imza  atacaktır, çünkü AB'ye katılmayı isteyen hiçbir ülke şimdiye  kadar mahkemeye taşınmamıştı. Bu düşünce, Brüksel'in ifade  ettiği üyelik müzakerelerinde bir ‘tren kazası’ olma  ihtimalinin ne kadar ciddi bir olasılık olduğunu gösteriyor." (Nicholas Watt, 07/09)

 

 

ULUSLARARASI BASINI:

 

Euronews: "Lübnan, Türkiye'nin AB Yolundaki Etabı": "Lübnan'a asker gönderme, Ankara sokaklarında  benimsenmeyen bir karar. Türk kamuoyunun -ABD ve İsrail karşıtı- büyük bölümü,  bu görevin Yahudi Devletinin işine geleceğini düşünüyor  ve askerlerin Hizbullah'ın milislerine karşı ateş açmak  zorunda kalmalarından korkuyor. (…) Lübnan'a askerlerini göndermekle Türk yöneticiler,  Avrupalılara, Avrupa Birliği'nin bağrında çoğunluğu Müslüman  olan büyük bir ülkeye sahip olmanın çıkarlarını hatırlatarak,  ülkelerinin jeostratejik önemin ön plana çıkarıyor. Sadece Kıbrıs dosyası, Ankara ve Brüksel arasındaki  müzakereleri usulen bloke etmeye devam ediyor. Lübnan konusunda uluslararası topluluğun talebine  olumlu yanıt veren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, önsezi  ve pragmatizm dersi vermeye çalıştı." (07/09)

 

 

YUNANİSTAN BASINI:

 

Alpha TV: "Türkiye'de Lübnan'a Asker Gönderilmesi ve Kürdistan Konularında Gerginlik": "Erdoğan hükümetinin Lübnan'a asker göndermesi  kararının yarattığı gergin siyasi havaya ek olarak,  ABD'nin hoşgörüsüyle Kürt devletinin kurulacağı  yönündeki senaryolar, Ankara'da büyük rahatsızlık  yaratıyor. Muhalefetin, hükümetten, Güneydoğu'da  Kürtlere karşı operasyonların arttırılmasını istediği  ve Lübnan'a asker gönderilmesini engellemeye çalıştığı  TBMM'nin salı günkü toplantısında hararetli tartışmalar  yaşandı. (…) Bu arada yeni yapılan kamuoyu araştırma sonuçlarına  göre, Türkiye'nin AB sürecine olumlu bakanların sayısında  ani bir düşüş gözlemlenirken İran'a sempatiyle yaklaşanların  oranında artış kaydedildi. AB ile Türkiye arasında yeni  bir kriz çıkması olasılığı karşısında, AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, Türkiye'nin Kıbrıs'la ilgili  yükümlülüklerinin Avrupa Adalet Divanı'na taşınmasını  hedefliyor. Böylece, en azından Türkiye'deki seçimlere  kadar, AB-Türkiye ilişkilerinde kopma yaşanmaması sağlanmış  olacak." (07/09)

 

Kathimerini: "Kesinlikle Emin Olmak": "Türkiye’den Ermeni, Süryani ve Karadeniz bölgesindeki  Pontusluların soykırımını tanımasını talep eden ve bu taleple  Ankara’yı rahatsız eden AB Komisyon raporu, AB politikalarının  çerçevesini oluşturmaktan çok uzakta bulunuyor. Bir temsil organı olarak AB Parlamentosu, Türkiye’nin  Birliğe katılımıyla ilgili olarak AB halkının ihtiyatlı  yaklaşımını yansıtıyor. Ancak, AB ülkeleri siyasi liderleri,  yıllarca kamunun hislerine karşı görüşler benimsediler. Geleneksel düzenin ve hükümetin, kamu mantığına karşı  hareket ettiği Türkiye’de de, buna benzer bir durum yaşanmakta.  AB’nin cazibesi azalıyor, Türk halkının bir bölümü de, (İran,  Suriye, Lübnan’ın Hizbullah'ı gibi) Batı'nın hedefinde olan  ülkelere doğru yakınlaşıyor. (…) Gündemdeki konu, AB Komisyonu’nun ekim ayında Türkiye ile  ilgili yayımlanacağı raporun içeriği. Raporun, Ankara’nın  hoşuna gitmeyecek ‘vurgular’ taşıyacağı kesin. Ancak, AB  politikası Ankara-Avrupa yaklaşımına ilişkin prosedürü hiçbir  şekilde engellemeyecek. AB siyasi yönetimi (özellikle de Yunanistan’da),  Türkiye’nin AB’ye katılıma kararından o kadar emin ki, hiçbir  şey bunu sarsamaz. Siyasi liderler bugün, gerçeklerin  sakıncalarını temel alarak değil, ‘vizyon’ları temelinde  hareket ediyorlar." (Kostas İordanidis, 07/09)

           

Kathimerini: "Türkiye Kritik Dört Yol Ağzında": "Avrupa Komisyonu’nun uyum raporunun yayımlanma tarihi  (ekim ayı) yaklaştıkça, Türkiye'nin kritik bir dört yol  ağzında, Batı ile Doğu arasında sallandığı görülüyor. Ankara  AB'ye karşı yükümlülüklerini yerine getirmekten özenle  kaçınırken, halk gözlerini Müslüman dünyasına doğru çevirdi. BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Ankara'yı ziyaret  etti ve Kıbrıs sorununun çözümü konusunda aralık ayında  görev süresinin sonuna kadar bir sorumluluk alınmayacağını  ifade etti. Kofi Annan, Türkiye'ye tutum değiştirmesi yönünde  hiçbir baskı yapmadan, halefinin ‘daha başarılı’ olması  temennisinde bulundu. (…) Alman Marshall Fund araştırma  enstitüsü yayımladığı bir raporda, kamuoyunun İran'a daha  sıcak ABD ile AB'yi daha soğuk baktığını ve Türkiye'nin Batı  yanlısı yönelimden Müslüman dünyasına kaydığını ortaya koydu." (07/09)

 

 

 

 

NOT: Bu bülten, 07 Eylül 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve  yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 

 

 

ESKİ SAYILAR